“Canlarını devlete emanet edenler canlarından oldu”

banner37

Yangın Güvenliği Uzmanı, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Uğur Ergün, acil durumlarla mücadelede en etkili yolun acil durumun meydana gelmeden önce alınacak tedbirlere hazırlıklı olmak olduğunu belirtti

banner87
“Canlarını devlete emanet edenler canlarından oldu”
banner90
banner8

Doğan SAMER

Ülke insanının canını emanet ettiği, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde dün yaşanan yangın, hastanenin aktif ve pasif yangın güvenlik önlemlerine sahip olmadığını ortaya koydu.

KIBRIS’a konuşan Yangın Güvenliği Uzmanı, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Uğur Ergün, “Canlarını devlete emanet edip sağlığına kavuşmayı bekleyen insanlarımız canlarından olmuştur, hastalar, yakınları ve sağlık çalışanlarımız zarar görmüştür” dedi.

Ülkemizde tek tam teşekküllü devlet hastanesi olan, “hepimizin sığınacağı son liman olarak tabir edebileceğimiz Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesinde korkunç bir yangın felaketi yaşandığını belirten Ergün, hastanede aktif ve pasif yangın güvenlik önlemlerinin alınmadığını vurguladı. Ergün, acil durum prosedürlerinin, planlarının yapılmadığını ve risklerin görmezden gelindiğini söyledi.

Daha evvel yaşanan acı kayıplardan hiçbir ders çıkarılmadığını belirten Ergün, ‘bana bir şey olmaz’ mentalitesinin yerleşik olarak devam ettiği ülkemizin korkunç gerçeği olduğunun altını çizdi.

Acil durumlarla mücadelede en etkili yolun acil durumun meydana gelmeden önce alınacak tedbirlerle hazırlıklı olmak olduğunu ifade eden Ergün, hastanelerde acil durum meydana geldikten sonra güvenli tahliyeyi sağlamak için çalışmalar yapmak gerektiğine işaret etti.

Acil durum ekipleri söndürme, kurtarma, koruma-haberleşme ve ilk yardım başta olmak üzere enerji kaynakları müdahale ekibi ve ulaştırma ekiplerinin oluşturulması gerektiğini aktaran Ergün, yangın güvenliğine ilişkin şöyle konuştu:

“Yangın güvenliğine ilişkin olarak dünyada iki yaklaşım olduğunu söyleyebiliriz. Biri geleneksel diğeri ise çağdaş güvenlik yaklaşımıdır. Geleneksel yaklaşım reaktif yani tepkisel yaklaşımdır. Burada yaşanan yangınların incelenmesi, alınmayan tedbirlerin tespitinin yapılması ve sistem bozukluklarının ortaya koyulması esastır.

Yangın sonrası inceleme yapılması ve yapının yeniden düzenlenmesine odaklanılır. Kısaca iş işten geçtikten, acı kayıplar yaşandıktan sonra tedbir alınmasına yönelik bir yaklaşımdır.  Ülkemizdeki genel yaklaşım bu yöndedir. İnsanlar bir yangın sonrası maddi manevi kayıplar yaşadıktan sonra ne yapabilecekleri konusunda kafa yorup, tedbir almaya çalışmaktadır”.

“Yangın güvenliğine yönelik yönetmelik maalesef halen yürürlüğe geçemedi”

Ülkemizde halen yangın güvenliğine yönelik herhangi bir yönetmeliğin yürürlüğe geçmediğinin altını çizen Ergün,  “Bunun eksikliği binalarda ve işyerlerinde gözle görülür şekilde fark edilebilmektedir” dedi.

İş sağlığı ve güvenliği konusunda da 35/2008 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın 1 Mart 2009 tarihinden beri yürürlükte olduğuna değinen Ergün, “Dünyada hiçbir yasanın mükemmel olduğunu söylemek mümkün değildir ancak bizim bu yasamızın pratikte uygulanması halinde ülkemizde yaşanan tüm acı kayıpların önüne geçilebileceğini ve güvenli bir ortamda yaşayabileceğimizi söylemek mümkündür fakat ne yazık ki bu yasa pratik uygulamada yer bulamamaktadır” ifadelerini kullandı.

Yapılarda alınacak yangın güvenlik önlemlerinin kendi içinde “Aktif Yangın Koruma” ve “Pasif Yangın Koruma” ve “Yangın Önleme” olarak üç kısma ayrıldığını söyleyen Ergün, Aktif Yangın Koruma’nın yalnızca yapı tamamlandıktan alana yayılmış yangının fark edilmesini, en etkin ve hızlı şekilde kontrol altına alınmasını ve söndürülmesini amaçlayan manual veya otomatik yangın algılama ve yangın söndürme sistemlerini kapsamakta olduğunu belirtti.

Pasif Yangın Koruma sisteminin ise yapının inşa aşamasında kullanılan tüm malzemeler ile binaya entregre edilmiş yangın koruyucu tedbir ve özelliklerinin adı olduğunu aktaran Yangın Güvenliği Uzmanı, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Uğur Ergün, yangın önleme sisteminin ise binada ve/veya yapıda bulunan, orayı kullanan kişilerin yangın konusunda bilinçlendirilmesi, acil bir durum anında tam olarak ne yapacakları, örneğin alarm ve yangın söndürücülerin çalıştırılması, tahliye ve itfaiye gibi acil servislerin derhal haberdar edilmesi konusunda eğitilmeleri olarak özetlenebileceğini söyledi.

Tam anlamıyla bir koruma olması ve yangının çıkma olasılığını daha da azaltmak ayrıca yangın çıkması halinde hızlı yayılmasını engellemek ve vereceği zararı, şiddeti azaltmak için aktif yangın koruma önlem ve sistemlerinin, pasif yangın koruma önlem ve sistemleri ile birlikte olması, tüm bu önlemlerin binaların yapım aşamasında planlanması ve insanların da bilinçlendirilmesi gerektiğini altını çizen Ergün, bu üç koruma yönteminin birbirinden ayrı düşünülemez olduğunu vurguladı.

“Pasif Yangın Sistemi, can ve mal kaybının en aza indirilmesini sağlıyor”

Ergün, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Aktif Yangın Koruma Sistemi yangını söndürmeye yardımcı olurken, Pasif yangın koruma, günümüzde önem kazanan yangın güvenlik önlemi stratejilerinden biri olup yangının ortaya çıkma ve yayılma riskini minimize etme ve yapı içindeki insan ve malzemelerin korunmasını, can ve mal kaybının en aza indirilmesini sağlanmakta büyük önem taşımaktadır.

Pasif yangın koruma önlem ve sistemleri, yangın algılama sistemleri (Duman dedektörleri, alarm sistemleri), otomatik çalışan yangın söndürme sistemleri(Sprinkler sistemleri, lokal ve genel söndürme sistemleri),yangın söndürme cihazları ve ekipmanlarından oluşan Aktif yangın korunmadan farklıdır fakat bu tedbirlerle birlikte çalışması gerekmektedir”.

Pasif Yangın Koruma Sisteminin koruma yöntemlerinden bahseden Ergün, Pasif Yangın Koruma Sisteminin projelerin yapım aşamasında alınan tedbirler ile yapıyı yangına karşı daha güvenli ve dayanıklı yapacağını, yangın durumunda, alev, ısı ve dumanın yayılmasını önlemesi ve sadece meydana geldiği alanda kalmasını sağlayacağını, yangın kaçış rotalarını kurması ve bina içerisinde bulunan insanların yangın durumunda dışarıya çıkış yapmaları için daha fazla zaman sağlaması, yangın anında yapının yıkılması riskini azaltması ve sonrasında yeniden revizyon ve inşa maliyetlerini düşürmesi, izolasyon ve enerji verimliliği sağlaması gibi avantaj sağladığını söyledi.

Pasif ve Aktif Yangın Koruma Sistemlerinin önlem ve sistemleri seçiminin korunacak binanın yapısı, olası yangın riskleri, tahliye için ihtiyaç duyulacak zaman ve söndürme sistemi gerekliliklerine göre yapılması gerektiğini söyleyen Ergün, “Pasif yangın koruma sistemleri, duvar, zemin, tavan ve kanallarda kullanılır ve yapıya göre doğru uygulandığında yangına dayanıklılık yanında bütünlüklü olarak yapının izolasyonunu da sağlar” dedi.

“Halkımızı eğitsek, yangın vakaları neredeyse hiç meydana gelmeyecek”

Ülkemizde genellikle Pasif Yangın Koruma Sistemi yerine Aktif Yangın Koruma Sistemlerinin kullanıldığını aktaran Ergün, “Bunlar da yukarıda belirttiğimiz gibi acı tecrübeler yaşayan vatandaşların tercih ettiği veya denetim sonucu sonradan yapmaya mecbur kaldıkları sistemler ve önlemler olup çoğunun da minimum düzeyde olduklarını söylemek mümkündür” dedi.

Ergün, “Halbuki bizler güvenlikli standardize binalar inşa edip, tüm binalarda yangın söndürücü sistemler kurup bu sistemlerin kullanılması, çevreye cam, sigara izmariti türü atıkların atılmaması konularında halkımızı eğitsek, sürekli yangın ve risk değerlendirme analizleri ve raporlamaları yapılmasını teşvik ve temin edersek tehlike arz eden yangın vakalarının neredeyse hiç meydana gelmeyeceğini söylemek mümkündür” ifadelerini kullandı.

Hastanede yanmış olan bölümlerin tekrar inşası sırasında, Pasif Yangın Koruma Sistemlerinin kullanılması ve yanmaz malzemeler kullanılarak, tüm binaya duman dedektörleri, alarm ve söndürme sistemlerinin kurulacağı aktif yöntemlerle güvenlikli bir hastane oluşturmanın mümkün olduğunu söyleyen Ergün, “Pasif Yangın Korumanın en önemli amacı tüm yangın korumalarında olduğu gibi can güvenliğidir” dedi.

“Devletin güvenlik konularını müfredata dahil edip gelecek nesilleri çok küçük yaşlardan itibaren bu çerçevede eğitip bilinçlendirmesi en çok arzu ettiğimiz husustur” diyen Yangın Güvenliği Uzmanı, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Uğur Ergün, “Ülkemizde Sigorta Şirketleri, yangın sigortası yaptıran müşterilerini yangına karşı tedbirler almaları konusunda telkin edebilirler, bu müşterileri çağdaş güvenlik yaklaşımları konusunda bilinçlendirerek yangın risklerini minimuma indirmeleri konusunda onları teşvik edebilirler. Ülkemizde sigortacılık ve güvenlik sektöründe faaliyet gösteren tüm kurumların inisiyatif alarak toplumsal bilincimizin oluşmasına katkı koymaları gerektiğine inanıyorum” şeklinde konuştu.

Güncelleme Tarihi: 29 Şubat 2020, 10:02
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75