“Çaresizlik” ve “sevgisizlik” intihara sürüklüyor

Uzmanlar, ülkede giderek artan ve günden güne daha da ürkütücü bir hal alan intihar vakalarının nedenini değerlendirdi

“Çaresizlik” ve “sevgisizlik” intihara sürüklüyor
  • 13 Temmuz 2018, Cuma 9:25

Ceren ÖZBİL

Ülkede kısa süre içerisinde iki kişinin intihar ederek, hayatına son vermesi, intihar nedenlerinin yeniden sorgulanmasına neden oldu.

Ayrıca ölümle sonuçlanan intiharlar dışında birçok kişinin de intihar girişiminde bulunduğu biliniyor.

KIBRIS Gazetesi’ne konuşan uzmanlar intihar nedenlerini değerlendirdi. Uzmanlara göre intiharların başlıca nedenleri arasında, “sevgisizlik”, “hoşgörüsüzlük” ve “kendini çaresiz hissetme” yer alıyor.

Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, intiharın sebeplerinin yaş gruplarına göre değişim gösterdiğini, ancak sonuç olarak hepsinin de “sevgisizlik”, “şiddet kültürünün yerleştiği bir toplum olma”, “hoşgörüsüzlük” ve “öfke” gibi başlıklar altında toplandığını anlattı.

Psikolog Ayla Kahraman ise intiharlar toplumsal bir olgu olarak ele alınsa da, bireysel bir girişim olduğunu söyledi ve kendi hayatını sona erdirme eylemine adım adım yaklaşan kişinin, çaresizlik ve dayanılmaz ruhsal acılar içinde olup, geleceğe yönelik güzel düşlerinin bittiğini söyledi.

“Ruh sağlığı hizmetlerinden faydalanmalıyız”

Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, birçok kişinin ruh sağlığı hizmetlerinden yararlanmayı acizlik olarak gördüğünü söyledi fakat ihtiyaç duyan herkesin bu hizmetlerden yararlanması gerektiğini kaydetti.

Başel, değersizlik duygusu, aşırı öfke, kendini kontrol edememe, ağlama krizleri, iştahsızlık, aşırı iştahlılık, uykusuzluk ya da aşırı uyuma gibi sorunlar yaşayanların, mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğini söyledi ve devletin de bu konuda gerekli yasaları hazırlaması gerektiğini belirtti.

Barış Başel, bu yasalar arasında psikologların meslek yasası geldiğini ifade ederek, koruyucu ruh sağlığı politikalarının da oluşturulması gerektiğini anlattı.

“Çocuk haklarının ihlali önlenmeli”

Başel, çocuk hakları ihlalinin önlenmesi gerektiğini belirtti ve sağlıklı yetişen çocuklarla, sağlıklı ve daha güçlü kişilikler oluşacağını söyledi.

Küçükken horlanan, baskı altında yetişen çocukların ciddi psikolojik sorunlar yaşadığını ifade eden Başel, bunun için çocuk haklarının ihlal edilmemesinin önemini yineledi.

“Şiddet kültürünün yerleştiği bir topluma dönüştük”

Barış Başel, toplum olarak şiddet kültürünün yerleştiği bir topluma dönüşüldüğünü söyledi ve bunun kadınlara, çocuklara ve hayvanlara uygulanan şiddetten, rahatlıkla görülebildiğini belirtti.

Bu şiddetin diğer bir boyutunun saldırganlık olduğunu ifade eden Başel, “Şiddetin yaygın olduğu toplumlarda intihar vakalarını görmek şaşırtıcı olmaz. Bu bir şiddet ürünüdür. Bu kişiler, bir başkasına zarar verebildiği gibi direkt ya da dolaylı olarak kendine de zarar verebilir. İntihar etmek, direkt kendine zarar vermek olsa da, sigara içmek, uyuşturucu kullanmak, aşırı süratli araç kullanmak da kendine şiddetin bir şeklidir. Kişi bunları yapmanın da zararlı olduğunu biliyor ancak yapmaya devam ediyor” şeklinde konuştu.

“Şiddet normalize ediliyor”

Şiddetin aslında popüler kültürde yaygınlaşan dizilerle de normalize edildiğini kaydeden Başel, ailelerin tam sofraya oturacağı vakitlerde bu dizilerin başlayıp, dizilerde intihar, şiddet, birinin çocuğunu kaybedip ağlaması gibi acı içerikli konular olduğunu belirtti.

Bu konuların evlerin içine kadar sirayet ettiğini söyleyen Başel, böylece bireylerde değersizlik duygularının oluştuğunu kaydetti.

“Anonim kimlikler sergileniyor”

Sosyal medya kullanan kişilerin, sosyal medya hesaplarında, anonim kimlik sergilediğini belirten Başel, “Sosyal medya kullanan bireylerin, sosyal medya hesabında, anonim kimlikler sergilediğini görüyoruz. Hep mutlu fotoğraflar, toplum değer ve yargılarına uyan paylaşımlar yapılıyor. Ancak bunu yaparken de gerçek, özde kimlikleriyle aslında çelişiyorlar” dedi.

“Ülkenin sosyal politik durumunun da etkisi var”

Ülkenin tanınmamış, dışa bağlı bir ülke olması nedeniyle burada yetişen bireylerin kendini güvende hissetmeme duygusu yaşadığını belirten Başel, bunun da ülkede artan şiddet olaylarının nedenlerinden olduğunu ifade etti.

Kahraman: İntihar bireysel bir girişimdir

Psikolog Ayla Kahraman, intiharlar toplumsal bir olgu olarak ele alınsa da, bireysel bir girişim olduğunu söyledi ve yaşamak için geçerli olan her nedenin aynı zamanda hayattan kopmak için de bir neden olduğunu ifade etti.

İntihar girişiminde bulunan kişinin, genellikle en son düşüncesinin ölmek olduğuna değinen Kahraman, öncelikli ihtiyacının içinde bulunduğu incinmişlik ve çaresizlik durumundan kurtulmak ve kaçmak olduğunu belirtti.

Kahraman, intihar etmeyi düşünen kişinin yaşadığı umutsuzluk ve onu inciten, canını yakan, hayatını karartan her şeyden kaçma düşüncesinin ölüme kadar gidebilecek bir yolculuğun başlangıçtaki adımları olduğunu söyledi ve “intihar girişiminde bulunan kişi ya önceden de denemiş ya da yakın çevresine çeşitli sinyaller vermiştir. Bu yüzden, her intihar girişimi, bir yardım çığlığıdır. Bu yardım çığlığı zamanında duyulmadığında, sonuç trajik olur” dedi.

“Enerjisini sürdürmesini sağlayan etkinliklerden uzaklaşır”

Kahraman, intihar eğilimi gösteren kişinin, önce yaşamla olan ilişkisini sürdürmede zorluk çekmeye başladığını ve günlük hayatta ona mutluluk veren ya da yaşam enerjisini sürdürmesini sağlayan etkinliklerden uzaklaştığını anlattı.

İntihar eğiliminde olan kişinin olay ve durumlara önceden gösterdiği tepkileri göstermediğini ifade eden Kahraman, “örneğin, çok sevdiği bir yemek çeşidi sofraya getirildiğinde, farkında bile olmaz. Okula giden bir genç ise, sınav ve ödevlerine ilgisiz, sevdiklerine umarsız davranmaya başlar. Takımının son maçının sonucunu bilmez. Genç ve bakımlı bir kadın olarak tanıdığınız kişi; özensiz, cansız, kederli bir görünüme bürünür. Aslında bütün bunlar, kişinin çevresine verdiği sinyalleridir: ‘İmdat! Yardım edin!’“ şeklinde konuştu.

“Ölüm dışında bir çözüm görmezler”

Kahraman, kendi hayatını sona erdirme eylemine adım adım yaklaşan kişinin, çaresizlik ve dayanılmaz ruhsal acılar içinde olup, geleceğe yönelik güzel düşlerinin bittiğini anlattı.

Ayla Kahraman bu kişilerin, yaşadığı sorunları çözmek amacıyla attığı adımların başarısız olduğundan; ölüm dışında bir çözüm bulamama noktasına geldiğini belirtti ve her şey için kendini suçlarken; her olumsuzluğun onun başına geldiğini ve gelecekte de böyle olacağını düşündüğünü kaydetti.

Bu kişilerin yakın ilişkilerinde, çevre ile olan ilişkilerinde ve en önce kendi benliklerinde bunu yaşadığını ifade eden Kahraman, bu düşünme biçiminin, kişinin kendini çaresiz, sorunlarını çözmede yetersiz görmesini sürekli kıldığını belirtti.

Kahraman, sorun çözme konusunda gelinen bu kritik noktanın, intihar girişiminin tetiğinin çekildiği nokta olduğunu söyledi.

“Yaşamında oluşan olumsuzluklarla mücadele edilmeli”

Kahraman, çaresizliğin, intihar olgusunun merkezindeki değişmez karakter olduğunu söyledi ve bundan dolayı, öncelikle yapılması gerekenin bu durumla ve buna bağlı olarak kişinin yaşamında oluşan olumsuzluklarla mücadele etmek olduğunu anlattı.

İntihar eğilimli ya da ölmekten başka çaresi kalmadığını düşünen kişiyi yaşama döndürmenin kolay olmadığına değinen Kahraman, psikologların uyguladıkları bilişsel ve problem odaklı terapilerle bu kişilerin düşünce yapılarını değiştirmeyi amaçladıklarını söyledi.

Kahraman, geleceğe yönelik olumlu düşünceler ve beklentiler geliştirmeleri, sorun çözme becerisi edinmeleri, aşırı mükemmeliyetçilikten vazgeçip hatalarının sonuçlarıyla yaşamayı başarmaları gibi olumlu davranış değişikliklerinin bu terapi programlarının içeriklerinden bazıları olduğundan söz etti ve “öncelikli destek kişinin çevresinden gelmelidir. Kişideki değişimi fark eden herkes (ailesi, arkadaşları, okulu, iş çevresi) farkı ortaya koymalıdır. Ancak o zaman ona, onu umursadığınızı gösterebilirsiniz. Acı ve sıkıntılarını size açmasını sağlayabilirsiniz. Ona fark ettiğiniz her olumsuz durumun nedenini sorun. Mutlaka konuşacaktır. İçtenlikle dinlerken onu ve sorunlarını önemseyin ama “hayatta her şeyin mutlaka bir başka çözümü, alternatifi olduğu düşüncenizi sıklıkla konuya getirin. Ölüm konusunda konuşmaktan ve soru sormaktan kaçınmayın. Böylece yapmayı düşündüğü eyleme ne kadar yakın olduğunu anlarsınız ve profesyonel yardım isteyebilirsiniz” şeklinde konuştu.

“Çaresizlik duygusundan kurtulmalıdır”

Yaşamını sonlandırmaya doğru giden kişinin en değerli armağan olan “yaşam hakkından” vazgeçtiğini ifade eden Kahraman, hayatını geri istemesi için ilk yapılması gereken, bu durumu yaratan “çaresizlik” duygusundan kurtulmasını sağlamak olduğunu belirtti.

Kahraman, kişinin yarınlarından umudu kestiği zaman, kendini çaresiz hissettiğini ve olumlu gelecek beklentisi gerçekleştiği takdirde ise, yaşamına en değerli armağan olarak sarıldığını söyledi.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık