Cenevre'de sorun çözülene kadar kalmayı önerdim

banner37

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Anastasiadis, dün akşam yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında Kıbrıs sorununu gerçekten çözmeyi istediğini savunurken, Türk askerini ve garantileri kabul etmeyeceklerini yineledi.

banner87
Cenevre'de sorun çözülene kadar kalmayı önerdim
banner90
banner99

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümü için ne kadar gerekirse o kadar süre Cenevre’de kalmayı önerdiğini, ancak, önerisinin kabul edilmediğini söyledi. Anastasiadis, dün akşam Kıbrıs müzakereleri konusunda yaptığı ulusa sesleniş konusunda mevcut kabul edilemez durumun esas kaynağını da teşkil eden önemli başlığın, “Kıbrıs’taki Türk askeri varlığının devamı ve Garanti Anlaşmaları” olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Cenevre’de iki tarafın al-ver süreci içerisinde ilerleme sağlanmasına bağlı olarak esas isteklerini sunacakları yeni bir toplantı gerçekleştirilmesi önerisini sunduğunu hatırlatan Anastasiadis bu öneriyi reddetmediğini savundu. Rum lider, önerisinin, Cenevre'de yapılacak konferansat, “Güvenlik ve Garantiler” başlığına öncelik verilmesini, bunun görüşülüp tamamlanmasını ve kapatılması olduğunu kaydederek, Cenevre’de sadece özlü ilerleme değil, sorun tamamen çözülene kadar kalmayı önerdiğini anlattı.

Nikos Anastasiadis’in dün akşam yaptığı halka yönelik açıklamanın tam metni şöyle:

“Mevcut durum ve geçtiğimiz hafta müzakere masasında sunduğum öneri ile ilgili olarak size bilgi verme ihtiyacı hissediyorum.

Başka ifadeler karşısında, amacımın, ne sorumluluk yükleme oyununa girmek, ne de Türkiye’nin, Kıbrıs Türk tarafının ve yazık ki Kıbrıs Rum toplumundaki siyasilerin benimle ilgili söylediklerini yorumlamak olmadığını netleştirmek istiyorum.

Amacım, benimsenmesi halinde, mümkün olan en kısa zamanda olumlu bir sonuç elde edilmesi konusunda iyimser olabilmemiz için dayanaklı perspektifler yaratacak bir öneri ile ilgili gerçeğin itibarının iade edilmesidir.

Garanti anlaşmaları büyük sorun

Hemşerilerim,

Herkesin çok iyi bildiği gibi, Yönetim, Ekonomi, Mülkiyet, AB ve haritaların uzlaşılmış çerçevede ilk kez teati edilmesiyle toprak konusu da dahil, beş başlıkta ilerleme sağlanmasına rağmen, anlaşmazlıklar var olmaya devam ediyor ya da anlaşmaya varılan noktalarda geri adımlar atılıyor.

Mevcut kabul edilemez durumun esas kaynağını da teşkil eden önemli başlık, işgal askerlerinin varlığının devamı ve Garanti Anlaşmaları’dır.

Kıbrıs Türk tarafının, Mont Pelerin’de toprak konusunda harita sunmayı reddetmesinden ve bunu yapmak için çok taraflı konferansın gerçekleşmesi gerektiği yönündeki ısrarından, ancak Kıbrıs Rum tarafının Türkiye’nin sorumlulukları ile karşı karşıya gelmesi gerektiğine ilişkin arzusundan sonra, 1 Aralık 2016 tarihinde Cenevre’de Kıbrıs ile ilgili Konferans’ın gerçekleşmesi konusunda karar aldım.

Cenevre’de, uzlaşılmış çerçeve içinde harita teati edilmesi ile Kıbrıs ile ilgili konferans gerçekleşti ve burada sonuç elde edilemedi.

Bunlara rağmen, Birleşmiş Milletler’in 12 Ocak 2017 tarihli bildirilerinde de kaydedildiği gibi, toplantıya politik düzeyde devam edilmesine ön hazırlık için bir grup teknokratın oluşturulmasına karar verildi.

Teknokratların 18 Ocak 2017 tarihindeki toplantısından sonra, iki lider Cenevre’de anlaşılanların sonucu olarak 1 Şubat 2017’de Birleşmiş Milletler’den garantör güçlerle anlaşarak, Kıbrıs için toplantının mart başlarında politik düzeyde devamı için ön hazırlık yapılmasını istemeye karar verdiler.

Aynı zamanda üç boyutlu bir belge hazırlanmasını da önerdim:

(a) O ana kadar başarılan yakınlaşmalar ve görüş birliğinin kaydedilmesi,

(b) İki taraf arasındaki mesafenin az olduğu askıda olan konuların kaydı,

(c) O zamanki görüşmeye kadar ortaya çıkan konularda iki taraf arasında var olan özlü görüş ayrılıklarının kaydedilmesi.

“Halka bilgi vermeyi önerdim, reddedildi”

Aynı zamanda Kıbrıs Türk liderine, eğer her noktada anlaşılmadı ise anlaşılmış sayılmayacağı ilkesine tamamen saygılı kalarak ortak bir basın toplantısı yapmayı, Kıbrıs halkını o zamana kadar başarılan ilerleme ile ilgili olarak bilgilendirmeyi önerdim.

Kıbrıs Türk tarafının tepkisi her iki talepte de olumsuzdu.

Diyaloğun iki ay nedensiz bir şekilde kesilmesinden sonra, 11 Nisan’da görüşmelerin tekrarlanması ile 17 Mayıs’ta sonuçların değerlendirileceği, yeni bir dizi görüşme gerçekleştirilmesinde görüş birliğine varıldı. 17 Mayıs 2017 tarihindeki son görüşmede Kıbrıs Türk lideri ilerleme eksikliğine atıfta bulunarak Cenevre’de iki tarafın al-ver süreci içerisinde ilerleme sağlanmasına bağlı olarak esas isteklerini sunacakları yeni bir toplantı gerçekleştirilmesi önerisini sundu.

Aynı zamanda Kıbrıs Cumhuriyeti’nin enerji planlarının ertelenmesini de istedi.

Enerji ertelenemez

Zamanın kritikliğinin bilincinde olarak ve tek amacım ortaya çıkacak bir çıkmazı önlemek olarak, enerji planlarımızın ertelenmesi talebini reddettikten sonra, 12 Ocak’ta Cenevre’de ve 1 Şubat’ta Kıbrıs’ta ortak bir şekilde anlaşılanların sonucu olarak, somut sonuçlar alınmasına bağlı olarak derhal Cenevre’ye gitmeyi önerdim:

Birincisi: Güvenlik ve Garantiler Başlığındaki görüşmenin tamamlanması ve kapatılmasına yönelik olarak Toplantı gerçekleştirilmesi.

İkincisi: Sonuç olduğu sürece toprak konusunu görüşme ve çözmekte ilerlemeye ve

Üçüncüsü: Sadece özlü bir ilerleme değil, ayrıca Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümü için ne kadar gerekirse o kadar süre Cenevre’de kalma.

Türk ve Kıbrıs Türk tarafından ve ne yazık ki Kıbrıs Rum toplumu çevrelerinden de önerimin güya süreç konularına odaklandığı iddiası ileri sürülüyor. Bunun, BM’nin 1 Aralık 2016, 12 Ocak 2017 ve 1 Şubat 2017 tarihli bildirilerinde not edildiği üzere, Kıbrıslı Türk liderle ortaklaşa anlaşmaya varılanlarla tamamen tutarlı olduğunu yinelemek isterim.

Bir kez daha özlü bir diyalog yoluyla ve herhangi kişisel çıkarlardan uzakta ilerlemek ve kabul edilemez mevcut durumu nihai bir şekilde sonlandıracak bir çözüm istediğimi yinelemek isterim.

Böyle bir çözüm, vatandaşların tamamının haklarının güvence altına alınmasıyla modern bir Avrupa devleti oluşturacak ve Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin barış içinde bir arada yaşamalarını sağlayacak.

Bir kez daha Türkiye’yi ve Kıbrıslı Türk liderini, iddia ettikleri gibi gerçekten Kıbrıs sorununun çözümünü isterlerse, sunduğum öneriyi ciddiyetle yeniden incelemeye davet ediyorum. Bu önerinin, diyalogda karşılaştığımız sorunlara yanıt verebileceğini düşünüyorum.

Aynı zamanda, ülkenin siyasi güçlerine de çağrıda bulunmak istiyorum; Meydan okumalar, tehditler ve aşmaya çağrıldığımız sorunlar kişisel ya da diğer istekler tarafından dikte edilen kişisel çıkarların üzerindedir.”

 

 

Güncelleme Tarihi: 23 Mayıs 2017, 08:16
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner75

banner108