banner6

Çevrenin korunması için çevre bilinci kazandırılmalı

banner37

Çevrenin korunması için çevre bilinci kazandırılmalı
banner151 banner143

Ahmet UÇAR

   Tüm dünyada görülen çevre felaketleri ülkemizde de kendini gösterirken, birçok sorunu da beraberinde getiriyor.

   Atıklardan dolayı doğadaki canlıların hayatını kaybetmesi, denizlerin atıklarla dolması, insanların kanser gibi ölümcül hastalıklarla boğuşması gibi sorunların yanında, özellikle iklim krizi de durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.

   Çevre konusunda kanayan bir yara haline gelen bu sorunların önüne geçilebilmesi için çevre eğitimleri büyük önem arz ediyor.

   Çevre eğitimlerinde öncelikle çevre bilincinin oluşturulması hedeflenirken, ülkemizde de bu konuda birçok faaliyetin gerçekleştirildiği belirtiliyor.

   KIBRIS’a konuşan Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanlığı, Çevre Koruma Dairesi Doğal Hayat Şubesi’nde görev yapan Biyolog ve Çevre Eğitimi Uzmanı Doç. Dr. Nazım Kaşot, çevre eğitiminde kişilere çevre bilincinin kazandırılmasının amaçlandığını belirterek, çevre bilincinin çevresel bilgi, tutum ve davranışların toplamı olduğunu kaydetti.

   Kaşot, çevre eğitimlerinin çocuk yaşlarda verilmesi gerektiğini ve ülkemizde verilen bu eğitimlerin “doğa temelli çevre” modeliyle yürütüldüğünü dile getirerek, bu eğitimlerin doğanın geleceği konusunda önemli olduğunu ifade etti.

   Ülkemizde 2016 yılından bu yana çeşitli çevre eğitimi projelerinin söz konusu olduğunu söyleyen Kaşot, okul öncesinden ortaokula, liseden öğretmenlere kadar çeşitli kesimlere çevre eğitimi verildiğini bildirdi.

Çevre eğitimleriyle öncelikle çevre

bilinci kazandırılmak hedefleniyor

   Nazım Kaşot, çevrenin korunmasını sağlayabilmek için çevre eğitiminin olmazsa olmaz olduğunu belirterek, buradaki en önemli amacın çevre bilinci oluşturmak olduğunu kaydetti.

   Kaşot, çevre bilinci kavramının basında doğru bir ifadeyle kullanılmadığını dile getirerek, kavramın içinin boşaltılarak kullanıldığını savundu.

   Çevre bilincinin, çevresel bilginin, tutumların ve davranışların toplamı sonucu ortaya çıktığını ifade eden Kaşot, işin temelinde çevreyle ilgili bir bilgi düzeyinin olması gerektiğini anlattı.

   Kaşot, bu bilginin daha sonra çevresel hissiyatların olumlu olmasını sağladığına işaret ederek, “Örneğin çevrenin temiz olduğunu düşünme ya da çevreye çöp atılmasının yanlış olduğunu düşünme… Yani, davranışın düşünülmesi, bu bir hissiyattır. Hissiyat kısmı da çok önemli çünkü o bilgiyle şekilleniyor” şeklinde konuştu.

   Bu hissiyatın daha sonra çevreye yönelik istenilen eylemlerde bulunulmasına olanak sağladığını söyleyen Kaşot, bu hissiyatın çevreye çöp atmamak, çevreyi korumak, çevreyi kirletmemek, çevreyi kirletenleri uyarmak gibi davranışlara dönüştüğünü vurguladı.

   Kaşot, çevresel bilgi, tutum ve davranışlar şeklinde bu üç mekanizmasının çevre bilincini oluşturduğunu yineleyerek, bunların düşük olmasının çevre kirliliğini, yüksek olmasının ise çevrenin korunmasını beraberinde getirdiğinin altını çizdi.

Çevre eğitimleri çocuk yaşlarda başlamalı

   Kaşot, çevre eğitimlerinin çocukluk döneminde başlaması gerektiğini belirterek, “ ‘Çünkü ağaç yaşken eğilir’ diyoruz. Çevre eğitimi, daha büyük yaşlardaki kişilerde de etkili olur ancak küçük yaştaki bir kişiye göre daha etkili olmaz” dedi.

   Çocukluk döneminde başlayan çevre eğitiminin ömür boyu süren bir etkinlik olduğunu kaydeden Kaşot, bu eğitimlerde “doğa temelli çevre eğitimi” modelinin uygulandığını söyledi.

   Kaşot, ana rehberin doğa olduğunu dile getirerek, şu an yaşanan sıkıntıların, insanın doğayla olan bağını koparmasından kaynaklandığını ifade etti.

   Doğayla bağın kopmasının ardından doğayla ilişkilerin kötü yönde gelişmesinin ortaya çıktığına işaret eden Kaşot, günümüzde yaşanan tüketim çılgınlığının, okyanusların plastik çorba şekline dönüşmesinin, küresel iklim krizi gibi konuların insanın doğayla bağının kopması sonucu yaşanan sorunlar olduğuna dikkat çekti.

   Kaşot, tüm bunlar düşünüldüğünde en önemli noktanın insan ile doğa arasındaki bağın güçlendirilmesi olduğunun altını çizdi.

   Çevre eğitiminde genel ekoloji, genel çevre bilgisi, biyolojik çeşitlilik, çevre sorunları gibi konuların bulunduğunu bildiren Kaşot, ancak çevre eğitiminin sadece ekoloji ve çevre bilgisinin anlatıldığı eğitimler olmadığını anlattı.

   Kaşot, çevre eğitiminin içerisinde estetik eğitimi, vatandaşlık eğitimi, demokrasi ve insan hakları gibi kavramların da önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, çevrenin sadece bitki ve hayvanları kapsamadığını, kültürel mirasın da bunun içerisinde yer aldığını kaydetti.

   Çevre kirliliğinin doğada gelecek yüzyıllarda da sorunlar yaşanmasına yol açacağı üzerinde duran Kaşot, bunun önüne geçilebilmesi için çevre eğitimleriyle insanlara bunun anlatılması, bu nedenle çevre eğitimlerinin çocuk yaşlardan başlaması gerektiğini yineledi.

   Kaşot, çevrenin geleceğini şekillendiren mimar, doktor, öğretmen gibi birçok meslek dalının bulunduğunu dile getirerek, bu kesimlerde de çevre bilincinin oluşması gerektiğini ifade etti.

   Bunlar yapılmadığında tüm dünyada görülen çevre politikalarının sürdürülemez olması sonucunun ortaya çıktığına işaret eden Kaşot, “Biliyoruz ki yaşayabileceğimiz başka bir gezegen yok. İklim krizi artık o dayanılmaz eşiği de geçmiş durumda. Dünya bu şekilde ısınmaya devam ederse birçok sorun ortaya çıkacak. Bunları yaşadık, yaşamaya da devam edeceğiz. Birçok hastalık kendini gösterdi, bunlardan birisi de Covid- 19. Bunun gibi birçok şeyden bahsedebiliriz” dedi.

Ülkemizde çevre eğitiminde güzel gelişmeler var”

    Kuzey Kıbrıs’taki çevre eğitimiyle ilgili güzel gelişmelerin olduğunu belirten Kaşot, 2016’de Biyologlar Derneği, Milli Eğitim Bakanlığı ile Turizm ve Çevre Bakanlığı işbirliğinde 9. Sınıflara ekoloji ve denge dersi konduğunu anımsattı.

   Kaşot, daha sonra temel eğitim programı geliştirildiğini kaydederek, bunun 8. Sınıflara kadar uygulandığını ifade etti.

   Şu anda Talim Terbiye Dairesi ile Çevre Koruma Dairesi’nin işbirliğinde hayata geçirdikleri Çevre Eğitimlerinin Yaygınlaştırılması Projesi’nin bulunduğunu dile getiren Kaşot, bu proje kapsamında okul öncesinden ortaokula kadar eğitim verildiğini anlattı.

   Kaşot, bu proje kapsamında yine eğitim programlarının öğrenme çıktılarına göre öğretmenlere kaynak kılavuz kitapçıkları ve çevreyle ilgili eğitimler içeren bir kitapçık oluşturduklarını bildirdi.

   Okulların seviyelerine göre kitapçıklar hazırladıklarına dikkat çeken Kaşot, öğretmen eğitimleri verdiklerini açıkladı.

   Kaşot, Çevre Koruma Dairesi tarafından iki farklı çevre eğitimi projesinin daha bulunduğu üzerinde durarak, bunların Yaban Hayatı Fark Ediyoruz ve İklim Değişikliğini Fark Ediyoruz projeleri olduğunun altını çizdi.

   Yaban Hayatı Fark Ediyoruz projesinin 6. Sınıflara, İklim Değişikliğini Fark Ediyoruz projesinin ise 9. Sınıflara verilen çevre eğitim projesi olduğunu vurguladı.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104