Cinsel saldırı olayları tedirgin ediyor

banner37

Ülkede yaşanan şiddet, taciz, tecavüz olayları gün geçtikçe artarken, toplumda da buna paralel huzursuzluk tırmanıyor. Uzmanlar, bu olayların temelinde çocukluk travmaları ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yattığını vurguluyor

banner87
Cinsel saldırı olayları tedirgin ediyor
banner90
banner8

ÇOCUKLUK TRAVMALARI… Uzman Sosyolog Nihal Salman, taciz ve tecavüz olaylarının kaynağını, kişilerin çocukluğunda yaşadığı travmalara bağlarken, “Kişinin bu suçlara yeltenmesinde çocukken bu tür olaylar yaşaması, değer yargısı, kadına bakış açısı, sapkın bir kişiliğe sahip olması gibi etkenler sayılabilir. Kişinin travmalı çocukluk dönemi, yetişkinliğine bu şekilde yansıyor” dedi

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ… KAYAD Aktivisti Avukat Mine Atlı ise bu tür olaylarda toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortaya koydu. Atlı, kadınlara yönelik cinsel saldırıların ve ev içi şiddetin kaynağında, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yattığını belirterek, bu konuda caydırıcı cezaların yürürlüğe girmesi gerektiğini söyledi

Ahmet UÇAR

Ülkede yaşanan taciz ve tecavüz olayları gün geçtikçe artarken, toplumda da buna paralel huzursuzluk tırmanıyor.

Mahkemelerde görülen birçok cinsel saldırı duruşması gazete sayfalarında sürekli yer tutarken, vatandaşlar da toplumun nereye gittiğini sorguluyor.

Konuyla ilgili görüştüğümüz uzmanlar, bu olayların altında çocukluk travmaları ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yattığını anlattı.

Uzman Sosyolog Nihal Salman, ülkede nüfus artışıyla birlikte taciz olaylarının artış gösterdiğini belirterek, kişilerin cinsel saldırı eyleminde bulunmasının altında birçok etkenin söz konusu olduğunu dile getirdi.

Cinsel saldırıya uğramış kadınların geçmiş dönemlerde “namusu kirlendi”, “hayatı bitti” gibi söylemlerle toplum tarafından baskı altına alındığını anımsatan Salman, günümüzde ise toplumun artık bilinçlendiğini, eski değer yargılarının değiştiğini bildirdi.

Kadından Yaşama Destek Derneği Aktivisti Avukat Mine Atlı ise kadınlara yönelik cinsel saldırıların ve ev içi şiddetin kaynağında, toplumsal cinsiyet adaletsizliğinin yattığını belirterek, bu konuda caydırıcı cezaların yürürlüğe girmesi gerektiğini söyledi.

Atlı, cinsel saldırıları önleme noktasında politikalar geliştirilmesi gerektiğine işaret ederek, toplumsal cinsiyet eşitliğinin küçük yaşlardan itibaren eğitimin bir parçası olması gerektiğini dile getirdi.

Nüfus artışı etkili

Uzman Sosyolog Nihal Salman, ülkemizde taciz ve tecavüz olaylarında artış olduğunu, buna paralel bu tür olayların medyada görünür kılındığını anlattı.

Ülkede yoğun bir şekilde yaşanan nüfus artışının bu noktada etkili olduğuna işaret eden Salman, bunun sadece ülkeye yerleşenlerden kaynaklanmadığını, bunda “öğrenci, sürekli işçi, dönemlik işçi, devamlı giriş- çıkış yapan kesimlerin” de payının olduğunu ifade etti.

Salman, ülkede çok sayıda öğrenci bulunduğuna dikkat çekerek, taciz ve tecavüz gibi vakaların birçoğunda öğrencilerin yer aldığını kaydetti.

“Kişilerin bu suçlara yeltenmesinin altında çocukluğu yatıyor”

Kişilerin taciz ve tecavüz gibi suçlara yeltenmesinde birçok etmenin söz konusu olduğunu belirten Salman, “Kişinin bu suçlara yeltenmesinde çocukken bu tip olaylar yaşaması, değer yargısı, kadına bakış açısı, sapkın bir kişiliğe sahip olması gibi etkiler sayılabilir. Kişinin travmalı çocukluk dönemi, yetişkinliğine bu şekilde yansıyor” dedi.

Salman, “Her şeyin başında eğitim gelir” söyleminin her zaman geçerli olmadığına dikkat çekerek, taciz, tecavüz, pedofili gibi suçlarda kimi zaman eğitimli kişilerin de özne olarak yer alabildiğini ifade etti.

Mağduriyet yaşayan kişiler zor günler geçiriyor

Tacize ve tecavüze uğrayan kişilerin ruh hali üzerinde de duran Salman, tecavüzün kişiler için çok sarsıcı bir durum olduğunu anlattı.

Nihal Salman, bu eylemler sonucunda mağdur olan kişilerin zor dönemler geçirdiğini belirterek, kişilerin bu travma sonucunda kendinden tiksinme noktasına geldiğine vurgu yaptı.

Kadınlar geçmiş dönemlerde büyük baskı gördü

İnternetin hayatımıza girmesiyle taciz, tecavüz ve pedofili gibi sorunların medyada daha görünür hale geldiğini ifade eden Salman, geçmiş dönemlerde bu tür travmaları yaşayan kadınların sessiz kaldığını kaydetti.

Salman, geçmiş dönemlerde tecavüze uğrayan kadınlara “namusu kirlendi”, “hayatı bitti” gibi söylemlerle yaklaşıldığını anımsatarak, büyük bir mağduriyet yaşayan kadınların karşı tarafın işlediği bir suç nedeniyle toplum tarafından baskı gördüğünü, hatta tecavüzcüsüyle evlendirildiğini hatırlattı.

Toplumsal değer yargıları artık değişti

Birçok kadının geçmiş dönemlerde bu baskılar nedeniyle intihar ettiğini de hatırlatan Salman, günümüzde ise bu toplumsal değerlerin değiştiğini, insanların daha bilinçli hale geldiğini dile getirdi.

Salman, günümüzde tecavüz gibi bir vakada baskı gören tarafın bu eylemi gerçekleştiren kişiler olduğunu belirtti.

Bu vakalara maruz kalan kadınların tedavi süreci üzerinde de duran Salman, bu kişilerin özgüvenlerini kaybedebileceğine, bu yüzden uzman desteği almalarını gerektiğine dikkat çekti.

Salman, medyaya yansıyan vakaların buz dağının sadece görülen kısmı olduğunu belirterek, su altında kalan birçok travmatik olayın da mevcut olabileceğini bildirdi.

Mağdurları koruyacak bir sistem oluşturulmalı

Cinsel taciz ve saldırılarla mücadelede devlet politikalarının geliştirilmesi gerektiğine işaret eden Salman, şunları kaydetti:

“Öncelikle kadınları ve çocukları merkeze alan bir sistem kurmak ve adalete erişimleri önündeki mevcut engelleri kaldırmak gerek. Cinsel suçlarla mücadele, etkili politikaları fiilen hayata geçirmek ile mümkün olur. Kadınların ve çocukların şiddete maruz kaldıklarında başvuracakları merkezler kurulabilir.

Çocuğun istismara maruz kaldığını fark edip desteklemek isteyen ebeveynini, okulda durumu fark eden öğretmeni, sağlık kurumunda istismarı tespit eden sağlık çalışanını destekleyecek mekanizmalar yok.

Mevcut mekanizmaların işleyişi ise şikâyetlerin ‘başımıza iş açılmasın’ diye örtbas edilmesi üzerinden işliyor”.

Salman, cinsel saldırıların ve çocuğun cinsel istismarının önlenebilmesi adına şiddete maruz kalanların ikincil haksızlıklarla karşılaşmayacağı bir sistemin oluşturulması gerektiğine dikkat çekerek, mevcut yasaların uygulanması ve özellikle sosyal hizmet sunan merkezlerin bir an önce oluşturulması gerektiğine vurgu yaptı.

“Aile bakanlığı kurulmalı”

Cinsel istismara karşı koruyucu, önleyici kapsamlı cinsel sağlık ve cinsiyet eşitliği eğitiminin başta tüm çocuklar olmak üzere herkes için erişilebilir hale gelmesinin en acil önlemlerden biri olduğunu dile getiren Salman, “Aile bakanlığı olmayan bir ülkeyiz. Artık aile bakanlığının kurulup, boşanmaların önlenebilmesi için eğitimler, cinsel şiddete maruz kalan çocuklar ve yetişkinlerin ses çıkarabileceği ve mevcut kanunların uygulanmasını sağlayacak koşulları yaratmasını talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

Toplumsal cinsiyet adaletsizliği söz konusu

Kadından Yaşama Destek Derneği Aktivisti Avukat Mine Atlı, kadına karşı şiddet ve ev içi şiddetin kaynağında toplumsal cinsiyet adaletsizliğinin yattığına dikkat çekerek, yasaların yürürlükte olmasının cezaların caydırıcı olmasını sağlayacağını kaydetti.

Türkiye, İngiltere, Ürdün ve Güney Kıbrıs gibi ülkelerde mevcut olan ev içi şiddet yasasının KKTC’de mevcut olmadığın belirten Atlı,  KAYAD olarak ev içi şiddet noktasında bir yasa taslağı sunmalarına rağmen bu yasanın hâla yürürlükte olmadığını ifade etti.

Politikalar yürütülmeli

Şiddeti önleyebilmek adına bu yönde politikaların yürütülmesi gerektiğine işaret eden Atlı, bunun yanında toplumsal cinsiyet eşitliğinin küçük yaşlardan itibaren eğitimin bir parçası haline getirilmesi gerektiğini bildirdi.

Atlı, kadına karşı şiddete çözüm üretilebilmesi adına bu noktada neler yapılabileceğinin düşünülmesi gerektiğini belirterek, değişime katkı koyacak adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

Taciz suçlarında ispat külfeti çok ağır bir durum

Cinsel taciz noktasında mevcut olan ispat külfetinin çok ağır olduğuna işaret eden Atlı, önemli olan unsurun kaç kişinin şikayetinin mahkemeye gittiğini tespit etmek olduğunu ifade etti.

Atlı, masumiyet karinesinin evrensel bir değer olarak önem arz ettiğini belirterek, ancak cinsel suçlarda özellikle mahrem alanda işlenilen suçlarda ispat külfetinin ağır olduğunu kaydetti.

Atlı, bu durumun sadece KKTC’de değil, tüm ülkelerde cinsel saldırı mağdurlarına gereken desteği vermediğini savundu.

Toplumsal cinsiyet rollerinin korunması noktasında basının işlevine de dikkat çeken Atlı, basının çoğu zaman şiddet kültürünün yanında yer aldığını iddia etti.

Toplum taciz noktasında artık bilinçli

Atlı, geçmiş dönemlere kıyasla günümüzde cinsel saldırıya uğrayan bireylerin sessiz kalmamasının cezai yaptırımlarla hiçbir ilgisinin olmadığını dile getirerek, kadınların bu saldırıları dile getirmesinin altında bilinçli bir toplumun mevcut olmasının söz konusu olduğunu belirtti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75