banner6

“Çocuklar, cezaevinde yeni suç modelleri öğreniyor”

banner37

Ülkemizde rehabilite merkezleri veya ıslah evlerinin bulunmamasından dolayı bir şekilde suça itilen ve yargılanma sürecinden geçip tutuklanan çocuklar, kendilerinden yaşça büyük kişilerin bulunduğu cezaevine gönderiliyor 

“Çocuklar, cezaevinde yeni suç modelleri öğreniyor”
banner99

Ahmet UÇAR

Ülkemizde rehabilite merkezleri veya ıslah evlerinin bulunmaması nedeniyle bir şekilde suça itilen ve yargılanma sürecinden geçip tutuklanan çocuklar cezaevine gönderiliyor. 

Cezaevinin de kapasitesinin üzerinde mahkum barındırması ve çeşitli suçlardan hüküm giyen yaşça büyük kişileri bir arada bulundurması, cezaevine gönderilen suça itilmiş çocukların yeni suç modelleri öğrenmesine yol açıyor.

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Başkanı Güven Bengihan, 21 yaşına kadar olan kişilerin çocuk ve genç mahkum olarak adlandırıldığını, Merkezi Cezaevi’nde şu an 48 çocuk ve genç mahkumun bulunduğunu vurgulayarak, ülkemizde ıslah evinin olmaması nedeniyle bu kişilerin büyük bir mağduriyet yaşadığına dikkat çekti.

 Evrensel Çocuk Hakları Derneği Başkanı Avukat Laden Asilzade, çocukları suça iten unsurların bulunup ortadan kaldırılmasının en temel çözüm olduğunu dile getirerek, Fasıl 157 Çocuk Suçlular Yasası’na göre 16 yaşına kadar olan çocukların yargılanmaları durumunda ıslah evine gönderilmesi gerektiğini ancak ülkemizde ıslah evi olmadığını söyledi.

Asilzade, ayrıca ıslah evlerinin çağ dışı olduğunu ifade ederek, çocukları rehabilite edici rehabilite merkezlerinin oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.

 Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel ise çocukların suçlu olarak doğmadığını, bir şekilde suça itildiğini belirterek, çocukların suçla okul döneminde tanıştığını, devlet kurumlarının bu suçlardan haberdar olduğunu, ancak gereken girişimlerde bulunmadığı için potansiyel suçlu yarattığını kaydetti.

Başel, suça itilen çocukları rehabilite edici uygulamaların yapılması gerektiğine işaret etti.

Bengihan: Cezaevine giren çocuklar yeni suç modelleri öğreniyor

  KTAMS Başkanı Güven Bengihan, ülkemizde ıslah evi olmaması nedeniyle suç işleyen ve tutuklanan çocukların mağduriyet yaşadığını belirterek, tüm ülkelerde çocuklar için ıslah evleri yapılırken, bizim ülkemizde böyle bir uygulamanın bulunmadığını kaydetti.

Bengihan, Merkezi Cezaevi’nde 598 tutuklu bulunduğunu, bu sayının cezaevinin kapasitesini çok aştığını dile getirerek, suç işleyen çocukların da kendilerinden yaşça büyük mahkumlarla aynı yerde kaldığını ifade etti.

Merkezi Cezaevi’nde 21 yaşına kadar olan kişilerin çocuk ve genç mahkumlar olarak adlandırıldığına işaret eden Bengihan, şu an cezaevinde 48 çocuk ve genç mahkumun bulunduğunu vurguladı. 

Çocuk suçluların Merkezi Cezaevi’nde diğer mahkumlarla aynı yerde kalmalarından dolayı yeni suç modelleri öğrendiğine işaret eden Bengihan, bu çocukların dışarıya potansiyel suçlu olarak çıktığını anlattı.

Bengihan, Merkezi Cezaevi’ndeki kapasitenin aşılması nedeniyle sinema salonunun, atölyenin ve mescidin koğuşa çevrildiğine dikkat çekerek, çocuk suçluların böyle bir ortamda yaşadığını bildirdi.

Merkezi Cezaevi’nde şu an sadece suçlu kişileri alıkoyma ve toplumdan uzaklaştırma davranışı sergilendiğini belirten Bengihan, bu kişileri topluma geri kazandırma ve rehabilite etme gibi bir durumun söz konusu olmadığını, bu nedenle çocuk suçluların da yeni suç modelleri öğrenmiş potansiyel suçlu olarak dışarıya çıktığını söyledi.

Merkezi Cezaevi’nde şu an bir adli psikologun bulunduğunu söyleyen Bengihan, bu psikologun tüm mahkumlara hizmet ettiğini, çocuklara özel bir tarafının bulunmadığını belirtti.

Bengihan, Merkezi Cezaevi’nde bir sosyal hizmet uzmanının bile bulunmadığını anlatarak, yeni Merkezi Cezaevi’nde de durumun farklı olmayacağını vurguladı.

banner134

Bengihan, Merkezi Cezaevi’ne giren çocuk suçluların hayatının karardığına vurgu yaparak, bu durumun defalarca dillendirildiğini ancak hükümetin bu noktada bir kararının bulunmadığını kaydetti.

Yasaya göre 18 yaşından küçük kişilerin çocuk olarak kabul edildiğini dile getiren Bengihan, Merkezi Cezaevi’nde ise 21 yaşına kadar her bireyin çocuk kategorisinde görüldüğünü ancak Merkezi Cezaevi’nin kapasitesinin yeterli olmaması nedeniyle çocuk suçlulara özel yaklaşımda bulunulmadığını ifade etti.

Bengihan, sorunun sadece kapasiteyle sınırlı olmadığının ve ıslah evinin büyük önem arz ettiğinin altını çizerek, yeni cezaevinde 68 kapasiteli çocuk suçlu alanının bulunduğunu ancak bunun bir çözüm olmadığını, çocuklar için ıslah evi gerektiğini söyledi.

Ülkemizde işlenen suçların ekonomik ve sosyal sıkıntılardan kaynaklandığını belirten Bengihan, bunun yanı sıra ülkemize giriş çıkışların çok kolay olması nedeniyle de suç oranlarının arttığını kaydetti.

Asilzade: Çocukları cezalandırıcı değil, tamir edici bir sistem oluşturulmalı

Evrensel Çocuk Hakları Derneği Başkanı Avukat Laden Asilzade, ülkemizde suça sürüklenen çocuklar ile ilgili özel bir yasanın bulunduğunu belirterek, Fasıl 157 Çocuk Suçluları Yasası’nın, 16 yaşına kadar olan çocukların yargılanmaları ile ilgili usulü ve cezaları içerdiğini kaydetti.

Asilzade, mahkemenin yaş grupları tanımı hakkında bilgi vererek, “Yasaya göre “Çocuk”, on dört yaşından  küçük bir kişiyi anlatır; “Çocuk Mahkemesi”, bir çocuk veya genç kişi ile bir erginin aleyhine müştereken getirilen  ithamlar  dışında, çocukların veya genç kişilerin aleyhine getirilen  ithamları  dinlemek için oturum yapan kaza mahkemesinin herhangi bir üyesini anlatır; “Genç kişi”, on dört yaşında veya daha büyük ve on altı yaşından küçük olan bir kişiyi anlatır” şeklinde konuştu.

Bu düzenleme ele alınarak konu incelendiğinde evrensel düzenlemelere göre 18 yaş altındaki herkesin çocuk sayılması kuralının ihlal edildiğini dile getiren Asilzade, ilk problemin 16-18 yaş arasındaki çocukların yetişkin gibi yargılanmaları olduğunu ifade etti.

Asilzade, bir diğer problemin ise 14-16 yaşın 14 yaştan ayrı tutularak “çocuk” ve “genç” şeklinde 2’ye bölünmesi olduğuna işaret ederek, öncelikle bu yasal değişikliklerin yapılarak 18 yaş altındaki tüm kişilerin “çocuk” olarak kabul edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

 Asilzade, bu düzenlemenin ardından “ceza takdiri”nin suçun işlendiği tarihteki yaş ve koşullar dikkate alınarak gündeme alınması gerektiğine dikkat çekti.

Cezalar

Yasada mahkemenin ne şekilde cezalar verebileceğinin düzenlendiğini söyleyen Asilzade,  Çocuklara Uygulanacak İşlemlerde Yöntemler başlıklı 12. Madde’de bu düzenlemelerin yer aldığını açıkladı.

  Asilzade, şöyle konuştu:

“12. Madde’nin 1. Bendinde  “Herhangi bir suçla itham edilen çocuk veya genç kişi, herhangi bir mahkemece yargılandığında ve bu mahkeme,  çocuk veya genç kişiyi suçlu olduğu hususunda tatmin olduğu durumlarda, bu Yasa kuralları veya başka herhangi bir yasa kuralları uyarınca veya başka şekilde meseleyi karara bağlamasını olanaklı kılan aşağıdaki yöntemleri dikkate alarak kararını verir;

(a) Davayı reddeder; (b) davayı, Suç İşleyenlerin Gözetim Altında Bulundurulması Yasasının çeşitli kuralları uyarınca karara bağlar; (c)             Suç işleyeni bir akrabasının veya başka uygun kişinin bakım ve gözetimi altına verir;

(d)Suç işleyeni bir ıslah okuluna gönderir; (e)Suç işleyen bir çocuk olduğunda kırbaçlanmasını emreder;

(f)Suç işleyenin, Yasanın çarptırılabileceğini öngördüğü bir para cezasını, zarar ziyanı veya masrafı ödemesini emreder;(g)Suç işleyen genç bir kişi olduğunda, suç işleyeni o suç için Yasada öngörülen  bir süreyle hapis cezasına çarptırır.

12. Madde’nin 2. Bendinde  “Hiçbir çocuk, hiçbir halde hapis cezasına çarptırılamaz ve hiçbir genç kişi de, meselesi  bu maddenin (1)’inci fıkrasının (b), (c), (d) veya (f) bentlerinde gösterilenden başka herhangi bir şekilde, uygun olarak karara bağlanabilirse,  hapis cezasına çarptırılamaz.

Aynı maddenin 3. bendinde “Çocuklar sadece kırbaç cezasına çarptırılırlarsa verilen ceza istinaf edilemez”  ve 4. Bendinde “ Mahkeme, bu madde uyarınca çalınmış eşyanın sahibine verilmesi veya iadesi amacıyla bir emir verdiğinde, Emir, mahkemenin, eşyanın sahibine geri verilmesine veya teslimine ve bu geri verme veya teslim üzerine ve onlarla ilgili olarak, para ödenmesine ilişkin bir emir verebilmesi amaçları bakımından, mahkumiyet gibi aynı etkiyi taşır”.

“Yasada çocuklar için tehdit içeren unsurlar var”

Asilzade, bu düzenlemede çok ciddi sıkıntıların bulunduğunu dile getirerek, uygulamada olmasa bile yasada hâlâ “kırbaç cezası” düzenlemesinin bulunduğunu ve bunun çocuklar için büyük bir tehlike oluşturduğunu ifade etti.

Suça sürüklenen çocukların bu maddeye göre ıslah evine gönderilebileceğine işaret eden Asilzade, ancak ülkemizde herhangi bir ıslah evinin bulunmadığını anlattı.

Asilzade, öte yandan ıslahevi modelinin çağ dışı bir uygulama olduğuna dikkat çekerek, yeni düzenlemeler ile “Çocuk Rehabilite Merkezleri” modelinin baz alınması gerektiğini vurguladı.

Çocuğun cezaevine gönderilmesi durumunda yetişkinlerle bir araya gelme tehlikesinin bulunduğu söyleyen Asilzade,  uygulamada “mümkün mertebe” bu konuya dikkat edilse de bu konunun yasal düzenlemelerle garanti altına alınmaması sebebiyle yine çocuklar için tehdit oluşturduğunu bildirdi.

“Temel çözüm çocukların suça sürüklenmesini engellemek”

Asilzade, bu sorun için en temel çözüm önerisinin çocukların suça sürüklenme nedenlerini araştırarak bunlar için mücadele etmekle başladığını belirterek,  önleyici tedbirler ile çocuğun suça karışmasının önüne geçilebileceğini ve bu durumun en aza indirilebileceğini kaydetti.

“Çocuklar söz konusu olduğunda sistem cezalandırıcı değil tamir edici olmalıdır” diyen Asilzade, bunun yolunun da çocuk rehabilite merkezlerinin oluşturulması, denetimli serbestlik koşullarının sağlanması ve çocuğu tekrar kazanmak için çeşitli çalışmalar yapılmasından geçtiğini vurguladı.

“Çocuk adalet sisteminin olmaması çocuğu olumsuz etkiliyor”

Asilzade, model olarak ağır suç ve hafif suça karışan kişilerin ayrı yerlerde bulundurulması gerektiğini belirterek, 18 yaş altı ve üzeri kişilerin de bir arada tutulmaması gerektiğini kaydetti.

  16-18 yaş arasındaki mahkumlar ile 14-16 yaş arasındaki çocuk mahkumlar arasındaki yasal düzenlemelerin de değiştirilmesi gerektiğini dile getiren Asilzade, “Psikoloji benim alanım olmadığından bu konu ile ilgili yorum yapmam doğru olmaz. Ancak 14 yıldır çocuk hakları çalışan bir avukat olarak şunu söyleyebilirim ki suça sürüklenen çocukların zaten süreç içerisinde sağlıklı bir ruh halinde kalmaları mümkün değil” şeklinde konuştu.

Asilzade, ülkemizde çocuk adalet sistemi bulunmaması nedeniyle bu süreçte çocuğun etkilenmemesinin mümkün olmadığını ifade ederek, Çocuk Adalet Sistemi’nde çocuk polisi, çocuk avukatı ve geliştirilmiş sosyal hizmet desteklerinin bulunduğunu ancak ülkemizde çocuk birimi ya da çocuklarla ilgili adli yardım, yani devlet tarafından görevlendirilmesi gereken avukat uygulamasının bulunmadığını söyledi.

Bu unsurların sürecin sağlıklı ilerlemesi için büyük önem arz ettiğine işaret eden Asilzade, bunun yanı sıra mahkemelerde görevlendirilmek üzere çocuk psikologları ve mahkeme personeli olarak sosyal hizmet yetkililerinin bulunması gerektiğine dikkat çekti.

“Çocuğun gelişimi ve yeniden kazanımı için eğitim ve sosyal- sanatsal aktiviteler önemli”

Asilzade, eğitimin kademeli olarak planlanması gereken bir konu olduğunu, cezaevindeki çocukların hangi eğitim seviyesinde olduğunun belirlenmesi ve buna uygun eğitim modellerinin tasarlanması gerektiğini belirterek, “Örneğin okuma-yazma bilmeyen bir çocuk olabilir veya ortaokul seviyesinde ya da mesleki öğrenim gören bir çocuk aynı eğitimi alamaz” dedi.

 Mahkum eğitiminin topluma yeniden kazandırma ve cezaevine yeniden dönüşün önlenmesi konusunda çok önemli ve etkili olduğunu dile getiren Asilzade, bu durumun da dikkate alındığında devletin kendi kurumları arasındaki işbirliğinin birinci derecede önem taşıdığını ifade etti.

Asilzade, böyle bir durumda Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı’nın ortak bir sistemde buluşması gerektiğine işaret ederek, öte yandan sivil toplum örgütleri ile  üniversitelerin araştırma birimleri arasındaki işbirliğinin çocuk için en önemli işbirliği anlamına geldiğini anlattı.

Asilzade, cezaevindeki çocukların gelişimi ve yeniden kazanılması için sanat aktivitelerinin, resim, müzik gibi sosyo-kültürel aktivitelerin büyük önem taşıdığının altını çizdi.

Başel: Suça itilen çocukları rehabilite edici uygulamalar yapılmalı

Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, çocukların suçlu bir şekilde doğmadığını, bir şekilde suça itildiğini belirterek, 18 yaşın altında olan herkesin çocuk olduğunu ve cezalandırmak amaçlı uzun süre gökyüzünün maviliğini görmekten alıkonulmaması gerektiğini kaydetti.

Başel, suça itilen çocukların rehabilite edilmesi gerektiğini dile getirerek, topluma yeniden kazandırılmasının önem arz ettiğini ifade etti.

Çocukların disiplin suçlarıyla 11- 15 yaş aralığında okulda tanıştığına işaret eden Başel, çocukların bu dönemde işlediği suçların dikkate alınmadığını ancak ilerleyen zamanlarda bu çocukların daha büyük suçlar işleyebildiğini anlattı.

Başel, devlet kurumlarının suça itilen çocuklardan haberdar olduğu üzerinde durarak, gereken girişimlerde bulunmadığı için kendi eliyle suçlu yarattığını söyledi.

Başel, çocukların suça itilmesinin önüne geçilebilmesi için çocuk koruma sisteminin oluşturulması gerektiğini belirtti.

Suça itilen çocuklar için rehabilitasyon programı, psikoterapi hizmeti sunulması gerektiğini kaydeden Başel, çocukların bu süreci atlattıktan sonra izlenip takip edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Başel, suça itilen bu çocukların topluma yeniden kazandırılması için sicil affının uygulanması gerektiğini ifade ederek, çocuk yaşta tecavüz ve cinsel saldırı dışında suç işleyen kişilerin ömrü boyunca işe girme sırasında sicilinden dolayı sorun yaşadığını anlattı.

Sosyal hizmet ağının büyük önem taşıdığına ancak ülkemizde yetersiz olduğuna dikkat çeken Başel, alan dışı atamalar yapılması nedeniyle sosyal hizmetlerde sorun yaşandığını açıkladı.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner104