banner6

Çocuklar çikolata istiyor ‘şimdi olmaz’ deyip, yalan söylüyoruz

banner37

Çocuklar çikolata istiyor  ‘şimdi olmaz’ deyip,  yalan söylüyoruz
banner151 banner143

“ÇOĞU ZAMAN CANIMIZIN ÇEKTİĞİNE UZAKTAN BAKIYORUZ”… KIBRIS, dün Lefkoşa’da kurulan pazar yerini ziyaret ederek, ülkedeki ekonomik şartlarla ilgili halkla sohbet etti, görüşlerini dinledi. Yaşadıkları sıkıntıları KIBRIS’a anlatan özellikle asgari ücretli çalışanlar, piyasadaki pahalılık karşısında çaresiz kaldıklarını belirterek “Geçinemiyoruz” vurgusu yaptı. Kira ve fatura ödemelerinin yanı sıra mutfak giderini karşılayamadıklarını ifade eden asgari ücretli çalışanlar, “Artık gıdamızdan da kesmek zorunda kaldık” dedi. Ucuz fiyatlı sebzeleri alıp, et yemediklerini belirten halk, “Zaman oluyor canımızın çektiğine uzaktan bakıyoruz ama en acısı çocuğumuzun istediklerini alamamak” dedi.

Cemre CEMALİ

   Ülkemizde jet hızında yükselen fiyatların ardından alım gücü de yerle bir oldu…

   Her geçen gün artan hayat pahalılığı karşısında kıt kanaat geçinmeye çalışan vatandaşlar, hemen her gün yeni bir zam haberiyle güne başlıyor ve bu zamlar karşısında artık nasıl geçineceğini bilemiyor.

   Özellikle ‘asgari ücrete’ talim ettirilen vatandaşlar evine ekmek dahi götüremeyecek durumda… 6 bin 90 TL’lik net asgari ücretle bir evi geçindirmek artık büyük bir hayal… Bir asgari ücretle 4 kişilik bir ailenin kira, fatura ve diğer ihtiyaçları hariç, sağlıklı bir şekilde beslenebileceği aylık yiyecek alışverişini bile karşılamak mümkün değil.

   KIBRIS, dün Lefkoşa’da kurulan pazar yerine gitti, hem alışveriş yapan halkla hem de esnafla sohbet etti.

   Piyasadaki pahalılık karşısında alım gücü düşen asgari ücretli çalışan, yaşadıkları sıkıntıları anlattı, “Geçinemiyoruz” vurgusu yaptı.

   Kira ve fatura ödemelerinin yanı sıra mutfak giderini karşılayamadıklarını ifade eden çalışanlar, “Artık gıdamızdan da kesmek zorunda kaldık” dedi.

   Ucuz fiyatlı sebzeleri alıp, et yemediklerini belirten vatandaşlar, “Zaman oluyor canımızın çektiğine uzaktan bakıyoruz ama en acısı çocuğumuzun istediklerini alamamak” şeklinde dert yandı.

   Yeni asgari ücrete enflasyon oranında artış yapılmasını isteyen vatandaşlar, market alışverişini en aza indirdiğini anlattı, daha uygun fiyata alışveriş için pazarı tercih ettiğini söyledi.

   Asgari ücretle geçimini sağlayan çalışanların ekonomik anlamda yaşadığı sıkıntıları anlatırken kullandığı ifadeler ise yürekleri dağladı. Çalışanlar, “Çocuklar çikolata istiyor, ‘şimdi olmaz’ deyip, yalan söylüyoruz” dedi.

Vatandaş adetle ürün alıyor

   Lefkoşa Açık Pazar, dün dopdoluydu… Ancak pahalılık karşısında alışveriş yapmaya çalışan vatandaşlar fiyatları görünce ürünleri “kiloyla” almak yerine “adetle”  almaya yöneldi.

   Açık pazarda deyim yerindeyse “ucuz” sayılabilecek neredeyse hiç meyve-sebze kalmadı.

   En ucuz sebzenin fiyatı 8 TL’yle salatalık…

   Sofralarımızın vazgeçilmezi domates ise 15-20 TL arasında değişiyor.

Yemeklik sebzelerin yanına yaklaşılmıyor

   Pazardaki fiyatları incelediğimizde, yemeklik sebze fiyatları dudak uçuklatıyor.

   Yemeklik sebzelere baktığımızda bamya 50-60 TL, barbunya 40 TL, börülce ise 35 TL.

   Diğer ürünlere baktığımızda acı biber 20-30 TL, patates 18 TL, pancar 10 TL, limon 30 TL, patlıcan 10 TL, soğan 12 TL, sarımsak 50 TL’den tezgahlardaki yerini aldı.

Vatandaş meyveyi de taneyle alıyor

   Pazardaki meyvelerin yanına ise hiç yaklaşılmıyor. Meyve fiyatları adeta cep yakıyor.

   Vatandaşlar meyve fiyatları görünce meyveyi de taneyle almaya başladı.

   Pazardaki Elma 25 TL, erik 35 TL, muz 20 TL, kiraz ise 75 TL. Yaz aylarının vazgeçilmezi ve bir zamanlar herkesin rahatlıkla satın alabildiği karpuzun kilosu ise 7 TL. Bir adet karpuzun minimum 4 kilo olduğu göz önünde bulundurulduğunda karpuz tüketmek bile artık lüks oldu.

Vatandaş ne dedi?... Vatandaş ne dedi?... Vatandaş ne dedi?

Kadime Oğuz:.

   “Pahalılık almış başını gidiyor, her şey çok pahalı… Ay sonuna paramızı zor yettiriyoruz, geçinmek artık çok zor. Ucuz olan sebzelerden az az alıyoruz. Asgari ücretle çalışıyoruz. Asgari ücret bu şartlarda bize yetmiyor. Fiyatlar biraz daha ucuzlatılsın, bize de günah!”

Ömer Oğuz:

   “Şu anki duruma göre evde bir kişi çalışıyorsa ve asgari ücret 12-13 bin TL bile olsa ancak kıt kınat geçiniriz. Biz sosyal hayat istemiyoruz, sadece geçinmek istiyoruz.

   Şimdiki bütçemizle canımızın istediği hiçbir şeyi alamıyoruz. Her şeyden kısmak zorunda kalıyoruz.

   Aylık bir tane mutfak tüpü gidiyor, onun da fiyatı 255 TL olmuş! İşe gitmek için aylık bin TL sadece yakıt masrafım var. Kira fiyatı da 3 bin 500 TL! Evimizde klima kullanmıyoruz ona rağmen 350-380 TL arası elektrik giderimiz var.

   Bunları hesapladığımız zaman aldığımız aylığın giderlere gittiğini görüyoruz. Hanım da çalışmasa eve su bile alamayız.

   Benim maaşım sadece elektrik, su, kira ve tüp gibi harcamalarına gidiyor ama o da yetmiyor. Hanımın maaşının bin-bin 500 TL’sini de bu harcamalar için kullanıyoruz.

   Geriye kalan parayla da pazara gelip buradan alışveriş yapıyoruz, marketlere giremiyoruz.

   Çocuklar kola ya da çikolata istediğinde, ‘şimdi markete giremeyiz’ diyerek, onlara yalan söylemek zorunda kalıyoruz. Geçinmek gerçekten çok zor oldu.”

Ahmet Çalışkan:

   “Gıda fiyatları o kadar arttı ki aldığımız maaşı kıt kanaat harcamaya çalışıyoruz. Petrol fiyatları nakliye ve taşımacılık fiyatlarını da etkiliyor,  bu da ülkeye gelen gıda fiyatlarının yükselmesine sebep oluyor.

   Çiftçinin üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Bu yapılırsa zincirleme olarak her şeye yansır.

   Üretici desteklendikçe maliyetleri azalacak. Ancak bu şekilde vatandaşın alım gücü artar.

   Maliyetler arttıkça bize verilen paranın bir değeri kalmadı. Asgari ücretin en az 10 bin TL olması gerekiyor. Çünkü ülkede 4-5 bin TL’den aşağı kira kalmadı. Temel ihtiyaçlarımıza yetişebilmek için giyim, tatil ve dışarıda yemek yemeyi kısıtladık. Artık hayatın ucuzlaması gerekiyor.”

Nusret Bağrıaçık:

   “Alım gücü eskisi gibi değil… Bizim eve bir asgari geçiyor bunun 2 bin TL’si kiraya gidiyor. Ailelerimizin desteği olmazsa ayın sonunu getirmek imkânsız.

   Eskiden evin haftalık ihtiyacını alırken şimdi günlük alışveriş yapıyoruz.

   Domatesi, patlıcanı üçer tane almaya başladık… Bunun sebebi enflasyon.

   Yememizden içmemizden kısmaya başladık. Vatandaşın alım gücünü toparlayabilmek için devletin üreticiyi desteklemesi gerekiyor. Üreticiye köstek olunmaz. Petrol fiyatları yükselince zam yaptılar, şimdi fiyatlar 108 dolara düştü ama bir anda 5 TL zam yapanlar 1 TL indirim yaptı! Bu halkla dalga geçmektir!

   5-6 sene öncesine kadar ülkemizde yakıt ucuzdu… Türkiye’de 6 TL olan yakıt burada yarı fiyatındaydı. Ama ne yazık ki ülkemize ‘kopyala-yapıştır’ zihniyeti uygulandı.

   Halkın cebinden para almak için birileri yol mu gösterdi? Vatandaşına acıma mı denildi? Ne oldu da buradaki şartlar Türkiye ile aynı noktaya geldi? Bunun tek bir sebebi var, demek ki vergiler yükseltildi!”

Muhammed Sert:

   “İthal ürünler dolara endeksli olduğundan fiyatlar daha yüksek. Onlara kıyasla ülkemizde üretilen yerli ürünler daha ucuz.

   Biz dışa bağımlıyız… Bir ürünü herkes 5 TL’ye alıyorlarsa, bizim ülkemizde 8 TL’ ye satılıyor.

   Evime et-tavuk girmeyeli aylar oldu.

   Pandemiden önceki şartlarımız artık yok. Eskisi gibi randımanlı gitmiyor.

   Şu an hayat şartları çok zor. Kimse inkâr edemez.”

Hasan Bezgin:

   Ay sonunu getiremiyoruz. Her şey çok pahalı.

   Asgari ücretle geçinen vatandaş nasıl karşılayacak giderlerini?

   Evimizin kirası 3 bin TL! 450-500 TL elektrik faturası geliyor. Su desen 200 TL…

   Asgari ücret geçinebilmemiz için en az 15 bin TL olmalı. Ne tavuk alabiliyoruz, ne yumurta, ne de yoğurt… Daha ucuz alışveriş yapmak için pazara geliyoruz.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104