Çözüm için mücadele etmek ‘eziklik’ değil

CTP Gençlik Örgütü Dışilişkiler Sekreteri, AB Genç Sosyalistler ve Uluslararası Sosyalist Gençlik Birliği Koordinatörü Barış Önel, Kıbrıslı Türklerin, Rumlara göre daha çok çözüme ihtiyaç duyduğunu anlattı ve bu konuda yapılması gerekenlerle ilgili görüşünü paylaştı:

Çözüm için mücadele etmek ‘eziklik’ değil
  • 04 Ekim 2018, Perşembe 10:00

Ceren ÖZBİL

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Gençlik Örgütü Dışilişkiler Sekreteri, Avrupa Birliği (AB) Genç Sosyalistler ve Uluslararası Sosyalist Gençlik Birliği Koordinatörü Barış Önel, Kıbrıs’ta çözüm olması için siyasilere, sivil toplum örgütlerine ve halka düşen görevleri anlattı.

KIBRIS Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Önel, çözüm için çabalamanın bir eziklik olmadığını ve iki toplumlu, iki kesimli, tek uluslararası kimliğe sahip, siyasi eşitliğe dayalı bir devlet modeliyle oluşacak çözüm için ümitsizliğe ve umutsuzluğa kapılmadan çabalamaya devam edilmesi gerektiğini söyledi.

Önel ayrıca, Kıbrıslı Türklerin Avrupa Parlamentosu’nda kendilerine ayrılan iki koltuğa da sahip çıkması gerektiğini ifade ederek, böylece Kıbrıslı Türklerin Avrupa’ya sesini daha kolay duyurabileceğini belirtti.

KIBRIS: Kıbrıslı Türklerin Avrupa Parlamentosu’ndaki iki koltuk hakkına sahip çıkılması gerektiğini daha önce de dile getirdiniz. Bunun Kıbrıslı Türkler için önemi nedir?

BARIŞ ÖNEL: Avrupa Parlamentosu’ndaki iki Kıbrıslı Türk temsilci Annan Planı’nda öngörülen bir şeydi. Lobi çalışması öncelikle bunun için yapılmalıdır, bu hakkın Kıbrıs Cumhuriyeti’nden olan Kıbrıslı Türklerin olduğunu her yerde dile getirmemiz gerekir ki bu hakkımızı bizden başkası kullanmasın ve kendi ajandasını ileriye sürmek için enstrümantalize etmesin. Genelde Avrupa Parlamentosu’na gidilir ve Kıbrıslı Türkler doldurmadığı için Kıbrıslı Rumlar doldurur ve kendi enstrümanları olarak kullanırlar bu koltukları. Bu koltuklardaki hakkımızı savunmak çok önemli bir noktadır ki ondan sonra da kendi meramımızı anlatabilmek için bir araç olarak kullanabilelim.

KIBRIS: Avrupa Parlamentosu’nda sesimizi duyurmak bize ne kazandıracak?

BARIŞ ÖNEL: Avrupa Parlamentosu’nda olmak ve orada sesimizi daha yüksek duyurmak bir elzemdir. Çünkü bu ekonomik krizde Avrupa Birliği’nden çıkan bütün fonların yönetildiği mecralardan birinde bir sesimiz olması çok büyük bir şeydir. Rum tarafı Avrupa Birliği Konseyi’nde Avrupa Birliği Parlamentosu’nda, Avrupa Birliği’nin bütün mecralarında Kıbrıslı Türklere yönelik bütün fon yardımlarının önüne geçmeye çalışıyor. Kıbrıslı Türklere gelen fonlar daha çok tarım ve çevre üzerinedir. Çünkü tarımsal bir hastalık olduğunda her iki tarafı da etkiliyor. Örneğin Kapalı Maraş’taki babutsaların hastalanması gibi.

KIBRIS: Şu anda Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıslı Türklerin olmaması bizi nasıl etkiliyor?

BARIŞ ÖNEL: Avrupa Birliği’nin 2004’te Annan Planı Referandumu sonrasında söz verdiği Doğrudan Ticaret tüzüğü var. Bu Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün hayata geçmemesinin tek nedeni Kıbrıslı Rumlardır. Kıbrıs Rumlar Avrupa Birliği’nin kara mekanizmasına girdiği andan itibaren Kıbrıslı Türklerin doğrudan ticaret etmesini veto etme gibi bir şans buldu. Düşünmemiz gereken bunları nasıl iyileştirebilirizdir. İngiltere referandumla birlikte Avrupa Birliği’nden çıkıyor. Biz nasıl İngiltere ile birlikte daha doğru bir ilişki kurabiliriz. Nasıl İngiltere’ye mal sağlayabiliriz doğrudan bunları düşünmemiz gerekir. Konvansiyonel olan her şeyi Kıbrıs Türk halkı tüketti. Konvansiyonel olan bütün araçları, malzemeleri tükettik. Kıbrıslı Türklerin çok yetenekli diplomatları vardır. Onlar bunları defa defa araştırdı ve bunların lobisi yapıldı. Kıbrıs’ın Kuzeyinde herhangi bir siyasi statü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararından dolayı kabul edilmiyor. Çünkü BMGK kararı orada ve 5 üyenin ortak kararı… Bu nedenle biz kendi hayatımızı nasıl daha stabil bir şekilde idare ettirebiliriz bunlara bakmak lazım. Konvansiyonel olmayan metotlara geçmek lazım…

KIBRIS: Konvansiyonel olmayan metotlar nelerdir?

BARIŞ ÖNEL: Yeni söylemler gerekiyor. Bu yeni söylemlerden kastım KKTC’nin egemenliği üzerinde bir tartışma yaratmak değil. Niyetim nasıl biz milliyetçi akımın limitlerine takılmadan toplum olarak kendi kendimizi kendi dünyamız içinde zihinsel sınırlarla sınırlamadan nasıl daha öteye gidebiliriz bunların konuşulması gerekir. Kıbrıs sorunun çözümü, iki toplumlu, iki kesimli, tek uluslararası kimliğe sahip, siyasi eşitliğe dayalı çözüm en başta duran alternatiftir. Çünkü federal Kıbrıs olduğunda bunların hepsi ortadan kalkmış olacak. Ancak bunların haricinde AB Parlamentosu’na dahil olunabilir, çeşitli yeni kurumlar yaratılabilir. Örneğin Tayvan’da Taytra Modeli var. Ticari temsilcilik gibi bir şeydir. Her yerde Taytra temsilcileri vardır, onların görevleri vardır. Örneğin Tayvan Almanya’ya gönderir bir temsilci ve der ki “sen Tayvan’a 30 tane Alman yatırımcı getireceksin ve bağlayacaksın Tayvan ürünlerini satsın 20 kişi İngiltere’ye”. Bu Dışişleri Bakanlığı’nın yapabileceği kapasitededir. Gerekli kurumların yeniden organize edilmesiyle birlikte… Bu gibi komisyonları kamu reformu ile birlikte yapabiliriz. Daha sonuç alıcı adımlar atabiliriz. Ayrıca Başbakanlıkta Avrupa Birliği Komisyon Merkezi var. Burada AB Komisyon Merkezi ile nasıl koordineli çalışılabilir diye incelemelerde bulunulabilir. AB’den gelen fonlara, taleplere nasıl daha iyi bakılabilir bunlar değerlendirilebilir.  Bunlar için çalışmak, çözüm için çabalamak bir eziklik değildir, bu tarafını belli etmektir. Bizim tarafımız iki toplumlu, iki kesimli, tek uluslararası siyasi eşitliğe dayalı bir çözümdür. Bizim tarafımızı belli etmek gibi lüksümüz yoktur. Çünkü ezilen Kıbrıs Türk toplumudur. Sağcısından solcuna ezilen Kıbrıslı Türklerdir. Bu sistemde yaşayan herkes sistemin sıcak nefesinde ensesinde hisseder. Gençler bugün ne olduğunu bilemediği bir geleceğe doğru gidiyor. Gençler artık buradan gidiyor. Muazzam bir entelektüel kapasite birikiyor. Hocalar çok kaliteli… Öyle kalifiye insanlar var ya adaya dönmemeyi tercih ediyor ya da döndüğünde sistemin ellerini boğazında hissediyor. Çünkü sistem kendisini oto kontrol mekanizması ile kısıtlıyor. Kişisel tabularımızı yıkamıyoruz. Bizim bunun için tarafımızı belli etmemiz gerekir.

KIBRIS: Kıbrıs’ta çözüm olması için yapılması gereken nedir?

BARIŞ ÖNEL: Kıbrıs sorunundaki durumda bence ideal olan bu durumun ya tamam ya da devam olması için BM Genel Sekreteri’nin artık ciddi bir inisiyatif alarak Bürgenstock tipi zirve modeli çağırması gerekir. Burada liderler girerler bir odaya ve çözülene kadar orada kalırlar. Belki Kıbrıs Türk tarafının korkusu olan hakemlik olmayabilir.

KIBRIS: Çözüm için Kıbrıs Türk tarafına düşen görev nedir?

BARIŞ ÖNEL: Bize düşen görev artık kendi sınırlarımızı, tabularımızı, ekonomik halimizin verdiği o ruhsuzluk ve umutsuzluğu bir kenara bırakıp, çözüm isteğimiz dile getirmek. Eğer Anastiadis çözüm istemiyorsa Cumhurbaşkanı Akıncı farklı modeller aramalıdır. Buna ara anlaşmalar da dahildir. Cumhurbaşkanlığı personeli, Dışişleri Bakanlığı personeli farklı modellemeler üzerinde çalışmalıdır. Türkiye ile de lobi çalışmaları yaparak daha ileriye nasıl gideriz bunlar düşünülmelidir. Bu arada da tabi ki sokakta bir talep olması gerekir. Cumhurbaşkanı Akıncı’ya ciddi bir destek vermeliyiz. Burada ciddi bir destekten kastım sendikaların gidip, Cumhurbaşkanlığı önünde açıklama yapması değil. Sendikaların gidip de Cumhurbaşkanı önünde açıklama yapması yeni bir şey değil. Biz yeni bir şeyler arıyoruz. Sivil inisiyatifler, gençlik örgütleri, partiler, bağımsız insanlar çözüm istemiyle sokağa çıkmalıdır. Sürekli bir şekilde liderlere baskı yapılmalıdır. Özellikle Kıbrıslı Türkler… Çünkü Rumlar zaten rahattadır. Bizim gençlerimiz göç eder, ekonomik hayatımız zordadır. Döviz bile yükseldiğinde enflasyon rakamları tavan yapıyor. Bize yansıyan şekil zincirlemedir. Bu nedenle bizim çözümü talep etmemiz lazım. Bunu yaparken de umutsuzluk ya da ümitsizlikle değil, “bir şey üretin” talebi ile olmalıdır. Çözümü talep etmek eziklik değildir.

KIBRIS: CTP Gençlik örgütü olarak siz ne gibi çalışmalar yaptınız?

BARIŞ ÖNEL: CTP Gençlik Örgütü olarak muazzam bir efor sarf ettik. Güneydeki muhataplarımız ile bir inisiyatif kurduk. İlk önce o inisiyatifte insanları aldık topladık ve dedik ki “siz birbirinizin evinde kalacaksınız”… Kuzeyden gidenler güneyde, güneyden gidenler kuzeyde hiç tanımadığı insanların evinde kaldı. Ne olacağını dahi bilmiyorduk. Ortak kültür ve ortak verilen mücadelelere yönelik hedefler koyduk. Örneğin Lefke’de verilen maden direnişi ortak verilen mücadelelerden biridir. Maden direnişine dahil bir konu verdik ve araştırmalarını istedik. Bunun devamında ortak kamplar yaptık. Bu kamplardan biri kuzeyde biri güneyde gerçekleşti.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 1 İnanılmaz 1 Üzgün 0 Kızgın 1

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 12 10 1 1 17 31
2 YENİCAMİ AK 12 9 2 1 18 29
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 12 7 0 5 9 21
4 CİHANGİR GSK 12 6 3 3 2 21
5 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 6 2 4 9 20
6 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 12 6 2 4 1 20
7 GÖNYELİ SK 12 6 1 5 4 19
8 BAF ÜLKÜ YURDU 12 5 3 4 8 18
9 LEFKE TSK 12 5 3 4 0 18
10 ÇETİNKAYA TSK 12 5 3 4 0 18
11 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 12 2 7 3 -10 13
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 12 2 4 6 -8 10
13 BİNATLI YSK 12 3 1 8 -10 10
14 GİRNE HALK EVİ 12 2 1 9 -9 7
15 ESENTEPE KKSK 12 2 1 9 -15 7
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 12 1 4 7 -16 7
yukarı çık