Çözüm, kapıları kapatmakta değil ortak önlemler almakta aranmalı

banner37

Rum Hükümeti’nin, “Korona Virüsü’nden korunma” gerekçesiyle dört sınır kapısını geçici olarak kapatma kararı pazartesine kadar uzatıldı. Uluslararası ilişkiler uzmanları, Rum Hükümeti’nin bu kararına tepki gösterdi:

banner87
Çözüm, kapıları kapatmakta değil ortak önlemler almakta aranmalı
banner90
banner99

6 GÜNDÜR GEÇİŞ YOK… Rum Hükümeti’nin, “Korona Virüsü’nden korunma” gerekçesiyle kapattığı Lokmacı, Derinya, Aplıç ve Bostancı kapıları hâlâ geçişe açılmadı. Üstünde üstlük kapıların kapalı olacağı süre, pazartesine kadar uzatıldı. Bu 4 kapıdan 6 gündür geçiş yapılamıyor. Bilindiği üzere Rum Hükümeti, tek taraflı olarak Lokmacı, Derinya, Aplıç ve Bostancı kapılarının kapatılmasına karar vermiş ve kapılar, 29 Şubat itibariyle tek taraflı olarak geçişlere kapatılmıştı

“KAPI KAPATMAK ÇÖZÜM DEĞİL”… GAÜ Siyasal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi Direktörü Dr. M. Sadık Akyar, Kıbrıs’ın bir ada olduğuna dikkat çekerek, “Korona virüsünden korunma” adına alınacak önlemlerin çift taraflı kararlar doğrultusunda olması gerektiğini belirtti. Akyar, “Siyasi olaylar ne olursa olsun, burası bir adadır ve burada ortaya çıkacak en ufak salgın her iki tarafı da etkileyecektir” dedi

“ÖNLEM, ADAYA GİRİŞLERDE ALINMALIYDÜ Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şevki Kıralp, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis’in, şubat ayı başlarında İki Toplumlu Sağlık Komitesi’nin Korona Virüs salgını konulu toplantısına katıldığını hatırlattı. Kıralp, bu toplantıda da uzmanlar tarafından adaya, güneyden ve kuzeyden girişlerde önlem alınması durumunda olası salgın riskinin ortadan kaldırılabilineceğini belirterek, kuzeyle güney arasındaki geçiş noktalarında her hangi bir önleme gerek olmadığının saptandığını kaydetti

Ceren ÖZBİL

Rum Hükümeti’nin, “Korona virüsünden korunma” gerekçesiyle kapattığı Lokmacı, Derinya, Aplıç ve Bostancı sınır kapıları hâlâ geçişlere açılmadı.

Üstüne üstlük kapıların kapalı olacağı süre pazartesine kadar uzatıldı. Söz konusu karar, Rum Yönetimi tarafından pazartesi yeniden değerlendirilecek. Bu 4 kapıdan 6 gündür geçiş yapılamıyor.

Rum Hükümeti, tek taraflı olarak, Lokmacı, Derinya, Aplıç ve Bostancı kapılarının kapatılması kararı almıştı ve kapılar, 29 Şubat itibarıyla tek taraflı olarak geçişe kapatılmıştı.

Rum Hükümeti’nin bu kararının ardından Kıbrıslı Rumlar Lokmacı Sınır Kapısı’nda eylem yapmış ve engelleri kırmıştı.

Konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne konuşan Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Siyasal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi Direktörü Dr. M. Sadık Akyar ve Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şevki Kıralp, Rum Hükümeti’nin tek taraflı aldığı kararı değerlendirdi.

Akyar, yapılması gerekenin kapıları kapatmak yerine ortak önlemler alma yoluna gitmek olduğunu belirtirken, Kıralp da benzer bir açıklama yaptı ve “İki toplumlu bir toplantı yapıldı. O toplantıda kuzeyle güney arasındaki geçiş noktalarında her hangi bir önleme gerek olmadığı da saptandı” dedi.

Akyar: Durum, Kuzey Kıbrıs’ın lehine yansıdı

GAÜ Siyasal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi Direktörü Dr. M. Sadık Akyar, Rum Yönetimi’nin dört kara kapısının kapatılması kararını Korona Virüsü ile ilgili olarak algıladığı ya da en azından o şekilde yansıtıldığını belirtti.

Rum Yönetimi’nin bu konuda başka gizli bir ajandası var mı bilemediğini kaydeden Akyar, şöyle konuştu:

“Bu durum aslında Kuzey Kıbrıs tarafına olumlu olarak yansıdı.

Daha önceden de kapılar kapatılıyordu ve bundan genellikle kuzeyde yaşayanlar etkileniyordu. Bu gösteriler kuzeyde yapılıyordu. Ancak bu kez etkilenen güneyde yaşayanlar oldu.

Rum Yönetimi bu kararı hafta sonu uygulamaya başladı. Halbuki hafta sonu birçok insan güneyden kuzeye geçiyor, burada daha uygun fiyata hafta sonu geçiriyordu. Bu da beraberinde tepkilerin güneyden gelmesini getirdi. Birçok insan bu karar nedeniyle kapıları kırdı. Bu çok önemli bir noktadır”.

“Ortak önlemler alınmalı”

Sadık Akyar, yaşanan bu gelişmelerin Kuzey Kıbrıs’ın artık kendi ayakları üzerinde durduğunu gösterdiğini ifade etti ve “Siyasi olaylar ne olursa olsun burası bir adadır ve burada ortaya çıkacak en ufak bir salgın, her iki tarafı da etkileyecektir. Bu nedenle herhangi bir salgın durumunda işleyecek mekanizmalar kurulmalıdır. Yani kapıyı kapatmak yerine önlemler ortak olarak alınmalıdır” şeklinde konuştu.

Akyar, kapıların kapatılmasının tek taraflı bir önlem olduğunu ve yeterli de olmadığını kaydetti. Bu uygulamanın güneyde yaşayanları mağdur edecek bir uygumla olduğundan söz eden Akyar, bu tür konularda alınacak önlemlerin çift taraflı olması gerektiğine vurgu yaptı.

“Virüsün güneye ulaşma ihtimali,

kuzeye ulaşma ihtimalinden daha yüksek”

Akyar, aslında Korona Virüsü ile ilgili kapılar kapatılma yoluna gidilecekse, bunu yapanın Türk tarafı olması gerektiğini ifade ederek, adanın kuzeyine direkt uçuş olmadığını söyledi.

Direkt uçuş olmaması nedeniyle adanın kuzeyine gelecek kişilerin Türkiye vasıtası ile geldiğini hatırlatan Akyar, bu doğrultuda da zaten yolcuların Türkiye’den kontrol edilerek geldiğini belirtti.

Akyar, mevcut durumda güneye direkt uçuşlar olduğunu ve onlar için durumun daha farklı olduğunu ve bulaşma riskinin daha fazla olduğunu kaydetti.

“Misilleme olarak yapıldı”

Kapıların kapatılmasının bir misilleme olduğunu kaydeden Akyar şu şekilde konuştu:

Anastadiasis’in en son açıklaması bize göstermiştir ki, bu karar, Türkiye’nin sınırlarını sığınmacılara açmaları nedeniyle, Yunanistan’ın etkisiyle misilleme olarak alınmıştır. Bu nedenle; kapıların oradaki esnafın zararı, Güney taraftan Kuzeye, kapıların kapalı olması nedeniyle yapılan rezervasyon iptalleri kayıt altına alınmalı ve bu zararların karşılığı, hukuki olarak; Güney Kıbrıs Rum Yönetimini, AB ve BM’den talep edilmelidir. Eğer Rum tarafı bu inadına devam ederse, KKTC de yeni tedbirler alabilir.  Sonuç olarak; Eğer bu Koronavirüsü nedeniyle alınmışsa, Önlemler çift taraflı alınabilir, yok Yunanistan’ın telkiniyle misilleme olarak alınmışsa, yeni tedbirler geliştirilebilir.

Kıralp: İki toplumlu toplantı yapılmıştı

YDÜ Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şevki Kıralp, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis’in, şubat ayı başlarında iki toplumlu sağlık komitesinin Korona Virüs salgını konusundaki toplantıya birlikte katıldıklarını söyledi ve o toplantıda uzmanların olası bir salgına karşı alınacak önlemlerin adaya girişlerde, yani her iki tarafın deniz limanlarında ve hava limanlarında alınması gerektiğini belirttiğini hatırlattı.

Kıralp, uzmanlara göre, adaya güneyden ve kuzeyden girişlerde önlem alınması durumunda olası salgın riskinin ortadan kaldırılabilineceğini ifade etti ve o toplantıda, kuzeyle güney arasındaki geçiş noktalarında her hangi bir önleme gerek olmadığının da saptanmış olduğunu kaydetti.

Şevki Kıralp, “Toplantıda ortaya konan bilimsel görüşlere ve adanın kuzeyinde ya da güneyinde o gün itibariyle her hangi bir Korona Virüs vakasına rastlanmamış olmasına rağmen Anastasiadis yönetimi dört sınır kapısını kapatma, açık kapılardaysa insanları çok uzun süre kuyruklarda bekletecek önlemler alma kararına vardı” dedi.

“Tek taraflı böyle bir karar alınması düşündürücüdür”

Kıralp, Kıbrıs Rum Sağlık Bakanlığı’nın bu önlemlerin “her iki toplumun ve tüm adanın halk sağlığı için” alındığını açıkladığını hatırlattı ve şunları kaydetti:

“Bu önlemler geçici bir süreliğine de olsa Anastasiadis yönetiminin iki toplumlu sağlık komitesindeki toplantıda ortaya konan uzman görüşlerinde belirtilmeyen bir adımı, Kıbrıs Türk tarafına danışmadan, tek taraflı olarak atması oldukça düşündürücüdür.

Güneydeki siyasi partilerin konuya ilişkin tepkilerine baktığımız zaman DİKO ve EDEK, Anastasiadis yönetiminin kararını desteklediler ve kuzeyden gelebilecek olası bir virüs salgınının güney otoriteleri tarafından başka bir şekilde kontrol edilemeyeceğini öne sürdüler.

ELAM ‘karar doğru ama yetersiz, tüm kapılar süresiz olarak kapatılmalıdır’ dedi.

Anastasiadis yönetiminin bu kararını eleştiren tek parti AKEL oldu. AKEL, Anastasiadis yönetiminin Kıbrıs Rum toplumundaki siyasal güçlerle ve Kıbrıs Türk tarafıyla istişare etmeksizin böyle bir karar almasının yanlış olduğunu açıkladı.

Şunu da vurgulamak lazım ki Anastasiadis yönetiminin bu kararı, Kıbrıslı Rumlar arasında da tepki yarattı ve barış yanlısı Kıbrıslı Rumlar, hükümetlerinin bu kararını Lokmacı geçiş noktasındaki barikatları devirerek protesto ettiler”.

“Salgın paniğinin ekonomik yansımaları olacaktır”

Korona Virüsü’nün şu an dünya siyasetinin gündeminde en üst sıralarda yer aldığından söz eden Kıralp, şöyle devam etti:

“Bu virüsü ve salgın tehlikesini asla küçümsemiyorum. Ancak bulaşma hızı yüksek, ölüm oranı düşük olan bu virüse karşı önlem alınması konusunda tüm insanlığı seferber eden ABD başta olmak üzere büyük güçlerin aynı duyarlılığı milyonlarca insanın ölümüne yol açan savaşları bitirip dünya barışı sağlamak noktasında da sergilemeleri lazım.

Salgın paniğinin ekonomik yansımaları da olacaktır. Örneğin, Fransız Ekonomi Bakanı Bruno le Maire “virüs salgını kendimizi Çin’e özellikle ilaç sektöründe akılsızca ve sorumsuzca bağımlı hale getirdiğimizi görmemizi sağladı” şeklinde bir açıklama yaptı.

2 Mart tarihli OECD Ekonomik Görünüm ara değerlendirme raporuna baktığımız zamansa Çin, Japonya, Türkiye, Avustralya, Hindistan ve Güney Afrika gibi ülkelerin ekonomik büyüme hızlarında ciddi gerilemeler gerçekleşmesi öngörülüyor.

Bu öngörülerde, bu ülkelerin kendi ekonomik sorunları da pay sahibi ancak korona virüs paniğinin bu ekonomilerde ilave sorunlar yaratması da bekleniyor.

Ekonomik büyüme hızı en az zarar görecek ülkelerin başındaysa ABD geliyor”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75