Çözümsüzlük, Kıbrıslıları azınlık duruma düşürecek

KIBRIS’a konuşan DİSİ Genel Başkanı Averof Neofitu, federal çözümün masadan kaldırılması halinde, gün geçtikçe durumun daha kötüye gideceğini, ülke gençlerinin daha büyük hayal kırıklıklarına uğrayacaklarını ve kendi memleketlerinden ayrılacaklarını söyledi:

Çözümsüzlük, Kıbrıslıları  azınlık duruma düşürecek
  • 06 Kasım 2018, Salı 9:24

Ahmet KARAGÖZLÜ

Rum iktidar partisi DİSİ’nin Genel Başkanı Averof Neofitu, hem Kıbrıslı Rumların, hem de Kıbrıslı Türklerin yaşam seviyesinin ancak iyi bir çözümle yükselebileceğini söyledi. Kıbrıs’ta barış ortamı sağlanmadıkça kimsenin iki halkın güvenliğini sağlayamayacağını belirten Neofitu, “Müzakere masasından BM müzakere çerçevesi ortadan kaldırılırsa o zaman başımıza bir tsunami gelecek” dedi.

Averof Neofitu, “İki bölgeli ve iki toplumlu bir federasyon belki de hem Kıbrıslı Türkler, hem de Kıbrıslı Rumlar için en ideal çözüm olmayabilir ama çözüme odaklanan sürecin dengesini tutan tek uygulanabilir çerçevedir” diyerek, bunun kaybedilmesi halinde Kıbrıs halklarını kötü şeyler beklediğini söyledi.

Neofitu, çözümden yana olmayan Kıbrıslı Rumların hayal ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüşün ve çözüm istemeyen Kıbrıslı Türklerin hayal ettiği iki ayrı cumhuriyetin de olmayacağını söyledi.

Federal çözümün masadan kaldırılması durumunda, bir tarafın batıya, diğer tarafın da doğuya bakacağını belirten Neofitu, gün geçtikçe durumun daha kötüye gideceğini, ülke gençlerinin daha büyük hayal kırıklıklarına uğrayacaklarını ve kendi memleketlerinden ayrılmak zorunda kalacaklarını söyledi. Neofitu, “Sonunda da öyle bir noktaya varacağız ki; hem Kıbrıslı Rumlar, hem de Kıbrıslı Türkler kendi memleketlerinde azınlık durumuna düşecek” dedi.

Neofitu, eğer Kıbrıslı Rumlar siyasi eşitliği kabul etmezse, Kıbrıslı Türkler de garantiler ve askerlerin varlığı konusunda ısrar ederse hiçbir yere varılamayacağını kaydetti. 

Averof Neofitu, Kıbrıs’ta ortaya çıkacak en ufak bir riskin bile hem ekonomik hem de genel olarak Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler olmak üzere bütün Kıbrıslıların yaşam seviyesinde çok büyük sıkıntılar yaratacağını vurguladı.

Her iki tarafın liderliğinin, diğer taraftaki verileri de dikkate alması gerektiğini belirten Neofitu, masaya dengeli, herkesin yararına ve herkesin endişelerini giderecek bir çözüm konulması gerektiğini söyledi.

Kıbrıs sorununun çözülmesi durumunda Kıbrıs’ın kuzeyinin de direkt olarak AB’nin bir parçası olacağını, AB’nin oluşumunun içinde yer alacağını belirten Neofitu, “Eğer Kıbrıs sorununda çözüme varabilirsek, bu sayede Kıbrıslı Türk vatandaşlarımız da yaşam seviyeleri ile ekonomilerinin iyileşebilmesi için AB’nin verdiği maddi desteklerden ve fonlardan faydalanabilecek. Bu da onlar için tabii ki çok önemli bir şeydir” dedi.

Hidrokarbonlar konusunun Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türk, Ermeni, Maronit ve Latin gruplarından oluşan tüm Kıbrıs halkı için bir bereket olduğunu belirten Neofitu, “Fakat bu bereket bir lanete de dönüşebilir. Doğalgaz, tüm Kıbrıs halkına aittir. Kimsenin bizim işimize müdahale etmesine müsaade etmememiz gerekir” dedi.

Neofitu, Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türkleri daha aşağıda gördüğü iddialarına katılmadığını, özellikle DİSİ olarak buna karşı durduklarını belirterek, “Biz DİSİ olarak her zaman tek bir halktan bahsediyoruz. Biz Kıbrıslı Rumları, Kıbrıslı Türkleri, Maronitleri, Ermenileri ve Latinleri, Kıbrıs halkı olarak görüyoruz. DİSİ olarak da her zaman siyasi eşitliği destekledik. Biz buna inandıktan sonra Kıbrıslı Türkleri kendimizden nasıl daha aşağıda görebiliriz ki? Bu söz konusu bile olamaz.  Bizim için Kıbrıslı olan herkes hem toplumsal hem de siyasi olarak eşittir” diye konuştu.

DİSİ Başkanı Averof Neofitu, KIBRIS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ali Baturay ile Yazı İşleri Müdürü Emin Akkor’un sorularını yanıtladı.

“Oluşturucu devletlere daha fazla yetki verecek olan güçlü bir federasyon sorun değil fayda getirir”

SORU: Hem Güney Kıbrıs’ta hem de kuzeyde bir süreden beridir Rum Lider Anastasiadis’in önerisi olan ‘Gevşek Federasyon’ sistemi tartışılıyor. Kurucu devletlerin yetkilerini artıran “gevşek federasyon” önerisine DİSİ nasıl bakıyor?

NEOFİTU: Biz DİSİ olarak hep federal bir çözüme inandık ve hep buna göre hareket ettik. Birleşmiş Milletler parametreleri çerçevesinde yapılan müzakereler yoluyla iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyonla çözümü bulmak için yapılan çalışmaları takip ediyor, destek veriyoruz. Federal çözümün güçlü bir varlık ortaya çıkarması gerekiyor.

Bizim hedefimiz bu yeni çözümle “tek egemenlik, tek uluslararası temsiliyet, tek vatandaşlık, tek ekonomi, tek para birimi, tek merkez bankası, tek münhasır ekonomik bölge, tek uçuş bilgi bölgesi (FIR hattı) içeren” güçlü bir devlet kurulmasıdır. Kurulacak devlette bunlar güvence altına alınıyorsa o zaman, sözünü ettiğiniz “gevşek federasyon” değil, oluşturucu devletlere vatandaşların günlük yaşamı ile ilgili meseleler konusunda daha fazla yetki verecek olan güçlü bir federasyondan bahsediyoruz. Böyle bir yetkinin verilmesinin sorun olacağını düşünmüyorum.

 

“Müzakere masasından BM müzakere çerçevesi kaldırılırsa başımıza bir tsunami gelecek”

SORU: Ekim ayının başlarında bir konuşmanızda Kıbrıs sorununda ‘Tsunami’den bahsetmiştiniz. Bu konu gazetelerde Sayın Anastasiadis’le ters düştünüz şeklinde değerlendirilmişti. Neydi bu endişeniz? Hatta ‘tutku azaldı’ ve ‘bıkkınlık görüyorum’ demiştiniz. Bunu her iki liderde mi görüyordunuz, yoksa toplumlarda mı?

NEOFİTU: “Çözüm için tutku azaldı” sözlerini kullandığım zaman hem Kıbrıslı Rumlardan, hem de Kıbrıslı Türklerden bahsetmiştim. Yani Kıbrıs halkını kastetmiştim. Ayrıca bu sadece benim tespitim değil. Uluslararası aktörler de aynı kanaattedir. Buna örnek olarak size bir soru sorayım. Eğer Kıbrıslı Türk topluluğundaki federasyon çözümünü destekleyen güçler halka sokağa çıkma çağrısında bulunsa, 2003 yılında gördüğümüz o kalabalığı sizce tekrar görür müydük? Aynı şeyi tabii ki Kıbrıslı Rum topluluğundaki çözüm yanlıları için de söyleyebiliriz. Kıbrıslı Rum topluluğunda da çözümü destekleyen bazı örgütler tarafından halk sokağa çağrılsa katılım pek yüksek olmaz.

Şu anda her iki tarafta da bir hareketsizlik ve durgunluk var. Müzakere masasından BM müzakere çerçevesi ortadan kaldırılırsa o zaman evet başımıza bir tsunami gelecek. Tsunami derken size ne demek istediğimi de açıklayayım; iki bölgeli ve iki toplumlu bir federasyon belki de hem Kıbrıslı Türkler, hem de Kıbrıslı Rumlar için en ideal çözüm olmayabilir ama çözüme odaklanan sürecin dengesini tutan tek uygulanabilir çerçevedir. Bunu da kaybedersek işte o zaman tsunamiye tutulabiliriz.

Kıbrıslı Rum topluluğunda bazı kesimler, iki toplumlu ve iki bölgeli federasyonun masadan, ortadan kaldırılması durumunda tekrardan 1960 yılında kurulan tek devlete geri döneceğimizi zannediyorlar. Hatta 1960 anayasasında zaten var olan birçok iki toplumluluk unsurlarını kaldırarak. Aynı zamanda Kıbrıslı Türk topluluğunda bazı kesimler iki bölgeli, iki toplumlu federasyondan uzaklaşırsak Avrupa Birliği içinde iki devletli bir çözüme ulaşabileceğine inanır. Her ikisi de mümkün değildir ve asla uluslararası aktörler tarafından kabul edilmeyecektir.

 

“Federal çözümden uzaklaşırsak, gençlerimiz göç edecek, ülkemizde azınlık duruma düşeceğiz”

 

SORU: Yani bir daha Kıbrıs Cumhuriyeti’ne geri dönüş olamaz mı?

NEOFİTU: Konu sadece Kıbrıs Cumhuriyeti’ne geri dönmek değil. Geriye dönmeyi düşünen Kıbrıslı Rumlar, bu cumhuriyetin içinde garantörlerin ve Türkiye askerlerinin olmadığı ve Kıbrıslı Türk başkan yardımcısının veto hakkının olmadığı bir düzen hayal ediyorlar. Yani öyle olacağını zannediyorlar. Onlar eğer bu federasyon fikri ortadan kaldırılırsa, yapısı 1960 yılında oluşan, 1964'ten beri oluşan hükümeti olan Kıbrıs Cumhuriyeti’ne geri döneceğimizi zannediyorlar.

Öte yandan Kıbrıslı Türk topluluğunda da federasyon çözümüne olumlu bakmayan kişiler, federasyon olmazsa artık iki ayrı devletli bir çözüme gideriz sanıyorlar. İki tarafın da hayalleri gerçekleşmeyecek. Tüm bu söylediklerimden sonra hepimiz, bu dengeyi oluşturan federasyon çözümünün masadan kaldırılması durumunda, bir tarafın batıya, diğer tarafın da doğuya bakacağını anlayabiliyoruz. Gün geçtikçe durum daha kötüye gidecek. Gençlerimiz daha büyük hayal kırıklıklarına uğrayarak kendi memleketlerinden ayrılmak zorunda kalacak. Sonunda da öyle bir noktaya varacağız ki; hem Kıbrıslı Rumlar, hem de Kıbrıslı Türkler kendi memleketlerinde azınlık durumuna düşecek.

 

“Hem Kıbrıslı Rumların, hem de Kıbrıslı Türklerin yaşam seviyesi ancak iyi bir çözümle yükselebilir”

 

SORU: Yani çözüm Kıbrıslı Rumlar için de çok önemlidir diyebilir miyiz?

NEOFİTU: Kıbrıs’ta çözüm her iki taraf için de çok önemlidir. Eğer güvence altına alınabilecek bir geleceğimiz olmazsa, bunun bedelini hem Kıbrıslı Rumlar, hem de Kıbrıslı Türkler olmak üzere tüm Kıbrıslı gençlerimiz ödeyecek.

 

SORU: Tabii bu söylediklerinizi her iki topluma kim anlatacak? Özellikle Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumların dünyaca tanınmış, düzenini kurmuş, ekonomik olarak daha iyi durumda olduğu için çözüme motivasyonun düşük olduğunu düşünüyor.

 

NEOFİTU: Her şeyden önce ben bir ekonomi uzmanıyım. Daha sonra siyasetçi oldum. Hem Kıbrıslı Rumların, hem de Kıbrıslı Türklerin yaşam seviyesi ancak iyi bir çözümle yükselebilir. Şunu da çok iyi anlamamız gerekiyor ki, bu ülkede barış ortamı sağlanmadıkça kimse bizim güvenliğimizi güvence altına alamaz.

 

“Bizim için Kıbrıslı olan herkes hem toplumsal hem de siyasi olarak eşittir”

 

SORU: Dış güçler mi Kıbrıslıları güvence altına alamaz?

NEOFİTU: Kıbrıs sorunu çözüme varmadığı sürece, kimse güvenliğimizi güvence altına alamaz, güvenliğimizden söz edemez. Bu konudaki en ufak bir risk bile hem ekonomik hem de genel olarak Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler olmak üzere bütün Kıbrıslıların yaşam seviyesinde çok büyük sıkıntılar yaratır.

Birkaç soru önce sorduğunuz Sayın Anastasiadis’le aramızdaki duruma gelince; bizim aramız onunla katiyen kötü değil. Aramızda bir çatışma, bir anlaşmazlık da söz konusu olamaz. Biz onunla aynı hedefi, Kıbrıs sorununun çözülmesi hedefini paylaşıyoruz. Sadece zaman zaman hedefe nasıl varılacağı konusunda farklı yorumlarımız olabilir.

 

SORU: Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Türk halkını daha aşağıda gördüğünü düşünüyor. Kıbrıslı Rumların bunu kendilerine hissettirdiğini söylüyorlar. DİSİ’nin bu tür yaklaşımlara bakışı nasıldır? DİSİ Kıbrıslı Türkleri, Kıbrıslı Rumlarla eşit görüyor mu?

NEOFİTU: Biz DİSİ olarak her zaman tek bir halktan bahsediyoruz. Peki bu ne demektir? Biz Kıbrıslı Rumları, Kıbrıslı Türkleri, Maronitleri, Ermenileri ve Latinleri Kıbrıs halkı olarak görüyoruz. DİSİ olarak da her zaman siyasi eşitliği destekledik. Biz buna inandıktan sonra Kıbrıslı Türkleri kendimizden nasıl daha aşağıda görebiliriz ki? Bu söz konusu bile olamaz. Bizim için Kıbrıslı olan herkes hem toplumsal hem de siyasi olarak eşittir. Kıbrıs sorununun gerçekten çözülmesini ve ülkenin tekrardan birleşmesini isteyen herkes, bunu çok iyi anlamalıdır. Biz bunu ancak Kıbrıslı Türkleri siyasi olarak, eşit olarak görürsek yapabiliriz. Kıbrıs sorununu da ancak bu ilkeye dayanarak çözebiliriz. Bu çok önemlidir. Fakat şunu da belirteyim; siyasi eşitlik rakamsal eşitlik anlamına gelmez.

 

SORU: Daha önce “Siyasi eşitlik birleşmenin temel ilkesidir” demiştiniz...

NEOFİTU: Eğer Kıbrıslı Türk vatandaşlarımız da Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesini ve normal bir devlette yaşamayı istiyorsa, adada yabancı askerler, garantiler ve hangi ülke olursa olsun adaya üçüncü ülkelerin müdahalesinin olmaması gerektiğini çok iyi anlamalıdır. Eğer Kıbrıslı Rumlar siyasi eşitliği kabul etmezse, Kıbrıslı Türkler de garantiler ve askerlerin varlığı konusunda ısrar ederse maalesef hiçbir yere varamayacağız.

2004 yılında aslında Kıbrıs halkı tarihi bir başarıya imza attı. Kıbrıs Cumhuriyeti, Avrupa Birliği’nin üyesi oldu.

 

“Masaya dengeli, herkesin yararına ve herkesin endişelerini giderecek bir çözüm koymalıyız”

SORU: DİSİ, Annan Planı referandumu döneminde çözüme evet demişti. DİSİ çözüm istenci bakımından yine aynı noktada mıdır?

NEOFİTU: Ben Avrupa Birliği’nden bahsediyordum ama mademki bu konuyu atçınız size söyleyeyim. Birazdan bu konuya geri dönerim. Siyasetçiler halkın iradesine bakmalı ve onu ciddiye almalıdır. Eğer Kıbrıslı Rum siyasetçiler olarak masaya bizim algıladığımız şekilde ideal bir çözüm koyarsak, Kıbrıslı Rumlardan yüzde 100 ‘evet’ alırız. Aynı durum Kıbrıslı Türkler içinde geçerlidir ama Kıbrıs sorununun çözümü için bize iki tane ‘evet’ lazım. Bu yüzden de her iki tarafın liderliği, diğer taraftaki verileri de dikkate almalıdır. Masaya dengeli, herkesin yararına ve herkesin endişelerini giderecek bir çözüm koymalıyız. Tabii ki DİSİ, Kıbrıs’ta çözüm istiyor, bu konuda hiçbir tereddüdü yoktur.

Deminki konuya dönecek olursak, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye girmesi aslında Kıbrıslı Türk vatandaşlarımız için de çok büyük bir silahtır. Kıbrıs sorununun çözülmesi durumunda Kıbrıs’ın kuzeyi de direkt olarak AB’nin bir parçası olarak, AB’nin oluşumunun içinde yer alacak. Kıbrıs Cumhuriyeti olarak AB’ye girebilmek için çok şey feda etmemiz gerekiyordu. Bunun için çok büyük çaba gösterdik. Eğer Kıbrıs sorununda çözüme varabilirsek, bu sayede Kıbrıslı Türk vatandaşlarımız da yaşam seviyeleri ile ekonomilerinin iyileşebilmesi için AB’nin verdiği maddi desteklerden ve fonlardan faydalanabilecek. Bu da onlar için tabii ki çok önemli bir şeydir.

 

“Hem DİSİ’nin hem de Anastasiadis’in çözüm istencinde bir azalma yoktur”

SORU: Kıbrıslı Türkler, Sn. Anastasiadis’in 2004’teki çözüm istenci noktasında olmadığını, zaman zaman bundan saptığını, hatta güven artırıcı önlemleri yeterince ortaya koymadığını ve yeterli çaba göstermediğini düşünüyor. En azından DİSİ’de değilse bile Anastasiadis’te bunu gördüklerini söylüyorlar. Sizce bu tespit doğru mudur?

NEOFİTU: Hem DİSİ, hem de Cumhurbaşkanımız Sayın Anastasiadis, Annan Planı’nın tekrardan geri dönmesini istemiyor. Çünkü o plan daha önce reddedildi ve bu bize sadece zarar ve tekrardan ‘hayır’ getirecek. Annan Planı döneminden beri yapılan görüşmeler çerçevesinde daha iyi bir devlet kuracak noktalara vardık. Bu da süreç olarak tabii ki çok önemlidir. Ayrıca her iki taraftın da federal çözümün AB ilkelerine saygı duyarak ve AB ilkelerini uygulayarak oluşacağı yönünde bir şekilde anlaştığımızı söyleyebilirim. Bu da bizim için çok olumlu oldu. Hem DİSİ’nin hem de Anastasiadis’in çözüm istencinde bir azalma yoktur.

 

“Guteres çerçevesine dayanarak, tüm yabancı asker birlikleri geri çekilmeli”

SORU: İdeal bir çözüm için siyasi eşitliğin olduğu, ancak garantörlük ve askerin olmayacağı bir yapı öneriyorsunuz. Her iki topluma da bunu anlatmak için önümüzde bolca zaman var. Yani olası bir çözüm planının önümüze gelip onu oylama döneminde bunu toplumlara anlatıp onları ikna etmenin yerine, şimdiden anlatmak daha iyi olmaz mı? Bu noktada DİSİ ne yapılmasını öneriyor? Ayrıca Kıbrıslı Türkler, garantörlerin olmadığı, askersiz bir Kıbrıs’ta güvende yaşayabileceklerine nasıl ikna edilebilir?

NEOFİTU: Bir toplumun güvenliği, diğer toplumun güvenliğine karşı olmamalı. Eğer varacağımız çözüm AB’nin çerçevesinin içinde olacaksa, bunun her iki topluluğun da güvenliğini sağlayacak en iyi çözüm olduğuna inanıyorum. BM Genel Sekreteri Guterres de altı noktadan bahsetmişti ki DİSİ olarak biz bu konuda hemfikiriz. Eğer bu altı nokta uygulanırsa artık garantörlere ve yabancı ülkelerin müdahalelerine ihtiyacımız kalmayacak. Ayrıca çözümün uygulanmasını denetleyecek ve adadaki tüm askerlerin geri çekilmesini sağlayacak uluslararası bir mekanizmanın oluşacak olması da çok önemlidir. 1960 yılının anayasasına göre, Yunanistan ve Türkiye askerinin belli bir rakamı Kıbrıs’ta kalıyordu. Guteres çerçevesine dayanarak, tüm yabancı asker birlikleri geri çekilmeli ve Yunanistan Silahlı Kuvvetleri ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kalıp kalmayacağı konusunda üç garantör ülkenin katılımıyla karar verilecek. Yani ya üç garantör ülkenin liderleri tarafından az sayıdaki askerlerin ne zaman çekileceğine dair kesin bir tarih verileceği, ya da her birkaç yılda bir, söz konusu askerlerin adadaki varlığına ihtiyacın olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılacağı konusunda…

 

“Sonu olmayan müzakerelerin de takvimli müzakerelerin de faydası yok”

SORU: “Takvimli mi takvimsiz mi müzakere?” konusu olası başlayacak müzakereler için önümüzdeki en büyük sorunlardan birisi olarak görülüyor.  Cumhurbaşkanı Akıncı, “Biz artık ucu açık müzakerelere evet demeyiz” diyor.  Rum tarafı da “takvimi müzakere” kabul etmiyor. Bunu nasıl aşacağız?

NEOFİTU: BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in de dediği gibi sonu olmayan müzakerelere girmenin bir faydası yok. Ancak aynı zamanda da takvimli müzakereler dediğimiz ya da sıkı zaman çerçevesi olan müzakerelere girmenin de bize göre bir faydası yok. Sayın Anastasiadis de aynı şeyi söylüyor. Sonu olmayan ve sonuca varmayan müzakere sürecine girmenin hiçbir anlamı yok. Bize göre müzakere sürecine girmeden önce müzakerelere hazırlıklı olmamız gerekiyor ki bıraktığımız yerden devam edebilelim.

 

“Kıbrıs halkları için bereket olan hidrokarbonlar lanete de dönüşebilir”

SORU: Basından takip ettiğimiz kadarıyla DİSİ’nin, BM Genel Sekreteri’nin raporundaki hidrokarbonlar bölümüne bir itirazı oldu. Neden raporundaki hidrokarbonlar bölümüne çekince gösterdiniz?

NEOFİTU: Bana göre hidrokarbonlar konusu Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türk, Ermeni, Maronit ve Latin gruplarından oluşan tüm Kıbrıs halkı için bir berekettir. Şu anda öyle bir doğalgaz miktarı var ki bu önümüzdeki 10 yıllar içerisinde tüm Kıbrıs halkının seviyesini yükseltecek ve geliştirecek miktardadır. Fakat bu bereket bir lanete de dönüşebilir. Kıbrıs sorununda yapılan görüşmeler çerçevesinde, doğalgaz gelirinin “merkezi hükümete” ait olma konusu, antlaşmaya varılmış bir konudur. Ayrıca doğalgaz gelirinin merkezi hükümet tarafından iki oluşturucu devlete nasıl aktarılacağı konusunda da neredeyse antlaşmaya varıldı.

İlk bulunan doğalgaz miktarı, 2011 yılında keşfedildi. Bundan en çabuk dört veya beş yıl içerisinde gelir alabileceğiz. Şimdiki dönemde yapılan sondajların gelirini ise en az 10 sene içerisinde alabileceğiz. Eğer önümüzdeki 4-5 sene içerisinde Kıbrıs sorununa bir çözüm bulmayı başarmazsak, başımıza ne gelirse artık bizim yüzümüzden olmuş olacak. Doğalgaz konusunda şu anda gelir almıyoruz. Şu anda tek olan şey masraftır. Yani gelir konusu geleceğe ait bir konudur. Bari bu gelir olasılığı hepimizin faydası için ve çözüm için bir itici güç olsun.

 

“Anastasiadis’in Çavuşoğlu ile direkt görüşmesi Akıncı’yı dışlama anlamına gelmez”

SORU: Hidrokarbonlar meselesiyle ilgili bir taraftan Kıbrıs Cumhuriyeti, diğer taraftan da Türkiye çalışmalar yapıyor. Kıbrıslı Türkler arasındaki en ciddi endişe ise bu sürecin bizi bir savaş ortamına götürme riskidir. DİSİ bu yapılan çalışmalara nasıl bakıyor?

NEOFİTU: Doğalgaz, tüm Kıbrıs halkına aittir. Kimsenin bizim işimize müdahale etmesine müsaade etmememiz gerekir. Çünkü Türkiye, Kıbrıslı Türklerin haklarını korumak istediğini söylerken, Kıbrıs’ın Münhasir Ekonomik Bölgesi’nin belirli parsellerinin kendisine ait olduğunu iddia ediyor. Doğalgaz zenginliği, sadece bütün Kıbrıs halkına aittir. Doğalgaz Türkiye’ye, Yunanistan’a ya da başka bir ülkeye ait değildir. Bu zenginlik bizimdir. Herkesin bunu çok iyi anlaması gerekiyor. Kıbrıslıların iki şeyi çok iyi koruması gerekir; birincisi münhasır ekonomik bölgemizi, ikincisi de doğalgaz geliri.

   Bize göre Türkiye illegal olarak, bütün dünyanın Kıbrıs’a ait olduğunu tanıdığı parsellerin kendine ait olduğunu iddia ediyor. Türkiye tarafından yapılan bu hareketin sadece Kıbrıslı Rumların değil, Kıbrıslı Türklerin de zararına olduğunu düşünüyorum.

 

SORU: Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Rum lider Anastasiadis’le direkt görüşmesi Kıbrıs Türk tarafında biraz endişeyle karşılandı. Hatta Kıbrıslı Türkler arasında ‘Akıncı devre dışı mı bırakılıyor?’ denildi. Bu konudaki görüşünüz nedir?

 

NEOFİTU: Biz Türkiye’yle direkt olarak temas yapılmasına olumlu bakıyoruz ama bu da Sayın Akıncı’nın dışlanması anlamına gelmez. Sayın Anastasiadis zaten bu yüzden Sayın Akıncı ile bir görüşme gerçekleştirdi.

Beğendim 1 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 1 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 8 8 0 0 18 24
2 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 8 6 1 1 10 19
3 BAF ÜLKÜ YURDU 8 5 2 1 12 17
4 CİHANGİR GSK 8 4 2 2 2 14
5 TÜRK OCAĞI LİMASOL 8 4 1 3 8 13
6 GÖNYELİ SK 8 4 1 3 2 13
7 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 8 4 0 4 6 12
8 BİNATLI YSK 8 3 1 4 -3 10
9 GENÇLİK GÜCÜ TSK 8 2 3 3 -2 9
10 LEFKE TSK 8 2 3 3 -4 9
11 ÇETİNKAYA TSK 8 2 3 3 -6 9
12 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 8 2 2 4 -4 8
13 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 8 1 5 2 -8 8
14 GİRNE HALK EVİ 8 2 0 6 -5 6
15 ESENTEPE KKSK 8 1 1 6 -13 4
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 8 0 3 5 -13 3
yukarı çık