banner6

Crans-Montana'ya taslak belge ile gidiliyor

banner37

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin Crans-Montana’daki görüşmelere kılavuzluk etmek için hazırlayıp, sunduğu belgenin taslak olduğu ifade eidldi.

Crans-Montana'ya taslak belge ile gidiliyor
banner8

Politis “Ortak Belge Olmadan Gidiyoruz”  başlıklı manşet haberinde Eide’nin hazırladığı belgenin ortak belge olamadığını, taslak kaldığını ve müdahil tarafların Crans-Montana’ya bu taslak metinle gideceğini yazdı.

Rum tarafının Eide’nin taslağıyla ilgili “yönetilebilir itirazlarını” BM’ye güçlü şekilde ilettiğini, kamuoyu önünde susma stratejisi uygulayan Kıbrıs Türk tarafının da ciddi itirazları olduğunu savunan gazeteye göre taraflar, 28 Haziran’da başlayacak konferansın 11 Şubat 2014 Ortak Açıklaması, BM Genel Sekreteri’nin 4 Ocak 2017 açıklaması ve Mont Pelerin 3’te kaydedildiği şekliyle tarafların önceki tezleri temelinde yapılacağı görüşünde birleşiyor.

Habere göre diplomatik kaynaklar BM’nin Rum tepkilerinden ve Kıbrıs Türk tarafının, Eide taslağının 1960 sistemini değiştirmeye yönünde olduğu itirazından çok rahatsız olduğunu, konferansın kritik üç gününü yönetecek olan Genel Sekreter’in siyasi konulardan sorumlu yardımcısı Jeffrey Feltman’ın, bütün tarafların ciddiyet göstermesi gereğine çok net vurgu yapmasının beklendiğine işaret etti.

Belgeye itirazlar

Bu arada Eide’nin, görüş ve yorumlarını almak üzere taraflara sunduğu belgeye gelen itirazlar, özellikle de Rum ve Yunan itirazları gündem yarattı.

Kıbrıs Türk tarafının da itirazları olmasına karşın kamuoyu önünde suskunluğunu koruduğu savunulan haberlerde Rum tarafının 15-35 itiraz noktası bulunduğu, Yunanistan’ın ise Eide’nin “Türkiye’nin tezlerine yer vermesine karşın belgede kendi tezlerine yer vermediği gerekçesiyle sert dille eleştirdiği” haber verildi.

Haftalık Kathimerini “Crans-Montana Öncesinde Belge Konusunda Kavga” başlıklı haberinde, Rum tarafında endişe ve patırtı koparan noktalar bulunduğuna dikkat çekti. Bunlardan birinin çözümün Uygulama Antlaşması ile ilgili olduğuna dikkat çekilen haberde bu antlaşmanın uygulama alanı ve süresiyle ilgili soru işaretleri olduğu belirtildi.

Habere göre müzakerelerden ve diplomatik perde gerisinden haberdar bir Rum kaynak “Uygulama Antlaşması, toprak ve mülkler ile ilgili ise sorun yok. Ancak Anayasa’nın korunması ile ilgiliyse mesele var. Ortak belgede, askerlerin çekilmesiyle ve Uygulama Antlaşması’nın yürürlük süresiyle ilgili cevaplanmayan sorular var. Mesele de budur”  dedi.

Uygulama antlaşması, antlaşmanın yürürlük süresi ve uygulamasından kimin sorumlu olacağı noktaları endişelendirdi

Rum tarafının, İsviçre’de ilerleme kaydetme iradesi olmasına karşın itiraz noktalarının sayıca fazla olduğuna dikkat çeken gazete, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, Eide’nin belgesine itirazlarının 15’ini ilettiği, bu itirazlara bir 15 daha eklenebileceğini belirtti.

Belgedeki önerilerin usule atıf yapmadığını veya köprü kurucu nitelikte olmadığını ancak iki taraf ile üç garantörün tezlerini içereceği ortak anlayışına ters yönlendirmeler yer aldığı savunulan haberde Rum kaynakların, Uygulama Antlaşması’nda da böyle bir etki görerek antlaşmayı “Mutand Garanti Antlaşması” olarak nitelediklerine dikkat çekildi.

Habere göre bütün bunların kaygılandırdığı Rum tarafı şu iki olguyla karşı karşıya kalıyor: 1-Anastasiadis en azından bu aşamada ve müzakereden önce Uygulama Antlaşması çerçevesinin ortaya çıkmasını istemiyordu, 2- Uygulama Antlaşması’nın yürürlük süresi (Türkiye’ye de hayati rol vermesi hasebiyle). Burada, Uygulama Antlaşması’nın uygulanmasından kimin sorumlu olacağı sorusu da ortaya çıkıyor.  Bunlara ilaveten belgedeki, ‘reassessment’ (yeniden değerlendirilmesi) ifadesi aracılığıyla Kıbrıs’taki askeri varlığa yapılan atıf konusunda devam eden büyük bir tartışma var.

Eide belgesi “Kocas’ı çılgına döndürdü”

Fileleftheros Atina’nın, Eide belgesi yüzünden “çılgına döndüğünü” Yunan hükümetinin, Dışişleri Bakanı Nikos Kocas aracılığıyla, Eide’nin rolünü resmen şikayet ettiğini, belgeyle ilgili yorumlarını Eide dışında BM Güvenlik Konseyi 5 daimi üyesine ve AB’ye de göndereceğini yazdı.

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’nın Türk tezlerinin yer almasına karşın kendi tezlerine yer verilmemesinden ve Eide’nin Uygulama Antlaşması fikrini sunmasından çok rahatsız olduğunu ve Eide’yi -uyarılara rağmen- Yunan tezlerine kulak tıkayıp belgesinde yer vermemekle suçladığını yazan gazete “Kocias Eide’yi Genel Sekreter’e şikayet ederken Lefkoşa’da ‘partiyi bozduğu’ için tepki gösteriliyordu. Olgular, Nikos Kocas’ı doğruluyor” ifadelerine ver verdi.

“Kendi elimizle kendi gözümüzü çıkartıyoruz”

banner134

Alithia “Kendi Elimizle Gözümüzü Çıkartıyoruz” başlıklı manşet haberine “Crans- Montana’ya birkaç gün kala, partisel ihtiraslara hizmet için kendi elimizle gözümüzü çıkartmaya çalışıyoruz” yorumuyla giriş yaptı.

Haberde dün sabah itibarıyla Rum tarafındaki ve Yunanistan’daki sosyal medyada Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias’ın belgesine sinirlendiği Eide’ye, Yunan tezlerini içeren 10 sayfalık belge gönderdiği ve Eide belgesinin özü ve şekline dair itirazlarını ortaya koyduğu şeklinde (gazeteye göre) “gerçeği çarpıtan” ve konunun Atina-Lefkoşa anlaşmazlığı olarak servis edilen haberler yayımlandığı belirtildi.

Rum devlet televizyonu RİK’in de bu haberi dün sürekli verdiğini ve bu nedenle, “retçi muhalefet cephesi” diye nitelediği siyasi partiler tarafından kullanılmaya çalışıldığını yazan gazeteye göre Nikolas Papadopulos sosyal medyada, “Kocias’ın, ciddi suçlamalarla Eide’yi çılgınca dışladığına” dair üçüncü şahısların yorumlarını paylaştı.

Dayanışma Hareketi Başkanı Eleni Theoharus da açıklama yayımlayarak “Yunan Dışişlerinin Güvenlik ve Garantilerle ilgili Eide belgesine ‘BM Rum tarafının tezlerini ya sildi ya da tahrif etti diyecek noktaya varan sert tepkilerinin, belgedeki bir dizi ifadeden kaynaklanan gerçekçi kaygılara dayandığı” görüşünü ortaya koydu.

AKEL ise Rum tarafında bir çarpıtma ve prosedürü şeytanlaştırma çabası bulunduğuna dikkat çekerek çarpıtmalardan ve Kıbrıs sorununun çözülmesi ve ülkenin yeniden birleştirilmesi çabalarının şeytanlaştırılmasından üzüntü belirtti.

“Helen tarafının itirazları Anastasiadis-Çipras görüşmesinin ürünü”

Habere göre Rum hükümet çevreleri ise “hiçbir Atina-Lefkoşa çatışması olmadığı ve Eide taslak belgesine Helen tarafının cevabı ile itirazlarının, perşembe sabahı Brüksel’de gerçekleşen Anastasiadis-Çipras görüşmesinin ürünü olduğunu” söyledi.

Haberi iç sayfasında detaylandıran gazete Rum tarafının ve Yunanistan’ın Eide’ye gönderdiği yorumların, saptadıkları boşluklara dair iki taraf arasında uzlaşılmış yorumlar olduğunu yazdı ve “saptanan boşlukları” şöyle aktardı:

“1- Atina ve Lefkoşa’nın, garantilerin kaldırılması tezine dair kesin ifade yok, 2-Atina ve Lefkoşa’nın; Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin, çözüm planını garanti edecek ülke ve örgütler arasında yer almaması gerektiği tezi belgede yok.”

Gazeteye göre Rum yönetiminin yapmadığı, Yunanistan’ın yaptığı tek yorum, Nikos Kocias’ın önerisi olarak sunulan; askeri nitelik taşımayan Dostluk Paktı ile ilgilidir. Yunan Dışişleri Kıbrıs’ta askeri güç kalmasını haklı göstermek için askeri boyut kazandırılmaya çalışıldığı kanaatinde.

Yunan Dışişleri Bakanlığı’ndan New York’a Kocias’ın belge konusunda Eide’nin şahsına kızgın olduğu bilgisinin sızdırıldığına da dikkat çeken gazete, Kocias’ın aksine Yunan Başbakanlığının, meseleye daha ılımlı ve Anastasiadis’le tam uzlaşı içerisinde yaklaşıyor göründüğünü belirtti.

Habere göre Rum Başkanlık Sarayı’ndan yetkili bir kaynak “kinayeli bir üslup” kullanarak “Daha Cenevre’ye gitmeden prosedürü tehlikeye sokmamak için ses tonlarının düşük tutulması iyi olur. Kıbrıs için en iyisini başarabilmemiz için hedef, Türkiye’nin Güvenlik ve Garantiler konusunda sorumluluklarıyla karşı karşıya getirilmesidir” dedi.

“Müzakere zemininde değişiklik” iddiası

Haftalık Simerini “Müzakere Zemininde Değişiklik” başlıklı haberinde “yeni güvenlik sistemiyle ilgili prosedürün ve Eide belgesinin; garantör güçlerin ötesinde, 11 Temmuz 2014 Ortak Açıklaması’nda belirlendiği üzere egemenliğin Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlardan eşit kaynaklanacağı federal devlet sisteminin de katılacağı yeni bir Antlaşmaya dayanmakta olduğunu” yazdı.

Gazete bu durumun Türkiye’ye, iki halk, ayrı self determinasyon (kendi kaderini tayin) hakkı ve egemenlik yorumu yapma olanağı tanıdığının altını çizdi.

Haberde Eide’nin Anayasa ve Devlet başlığını, incelenmesi gereken güvenlik ayaklarından biri olarak kaydettiği, ancak Türkler ve Yunanlar arasında denge mantığıyla Türk vatandaşlarına dört özgürlük verilmesine dair Türk tezinin artık müzakere masasına girmesinin, müzakere zemininde değişiklik şartlarını gündeme getirdiğine işaret edildi.

Kuzey’in ilanihaye Türk kalacağını yerleştirdikten sonra, şimdi bu formülle Ada’ya hem nüfus hem de ekonomik açıdan tamamen el koymak istediğini savunan gazete “çünkü bu tez sadece Türk vatandaşlarıyla değil Türk şirketleriyle de ilgilidir” görüşünü ortaya koydu.

Güncelleme Tarihi: 25 Haziran 2017, 13:07
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner104