Cumhurbaşkanı devre dışı kalır mı?

banner37

Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile Rum Lider Anastasiadis’in görüşmesi, ‘Akıncı süreçten dışlanıyor mu?’ iddiasını gündeme getirdi… Ülkemizdeki siyasi parti temsilcileri, söz konusu görüşmede abartılacak bir durum olmadığını söyledi

banner87
Cumhurbaşkanı devre dışı kalır mı?
banner99

Ali ÇATAL

TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Rum Lider Nikos Anastasiadis’le, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın dahil olmadığı bir görüşmede bir araya gelmesi, çözüm müzakerelerinde ‘Akıncı’nın dışlanmaya başladığı’ iddialarını da beraberinde getirdi.

Ülkemizdeki siyasi parti temsilcileri ise, bu iddiayı gerçekçi bulmadı ve “Diplomaside böyle bir görüşme ilk kez yapılmadı” yorumunda bulundu.

Parti temsilcileri, Akıncı’nın süreçten dışlanması gibi bir durum olması halinde “kendi ayağımıza kurşun sıkmış oluruz” değerlendirmesinde bulunarak buna Türkiye’nin de izin vermeyeceği vurgusu yaptı.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Mağusa Milletvekili Asım Akansoy, Halkın Partisi (HP) Genel Sekreteri Yenal Senin, Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Mağusa Milletvekili Hüseyin Angolemli, Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri Afet Özcafer, Ulusal Birlik Partisi (UBP) Mağusa Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Genel Başkanı Erhan Arıklı, Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Sekretarya Üyesi Alpay Durduran, Toplumcu Kurtuluş Partisi-Yeni Güçler (TKP-YG) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Çakıcı, Sol Hareket kurucularından Abdullah Korkmazhan, Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Genel Başkanı İzzet İzcan, Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP) Genel Sekreteri Mehmet Birinci, Çavuşoğlu ile Anastasiadis görüşmesini KIBRIS’a değerlendirdi.

 

Akansoy: Siyasette temel kuraldır; bütün siyasilerle görüşülebilir

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Mağusa Milletvekili Asım Akansoy, Kıbrıs sorununun çözümünün, hem Kıbrıslı Türkler hem de Türkiye için devlet politikası olduğuna dikkat çekerek tarafların, istişare ve koordinasyonla, sorunları daha da büyütmeden çözmeye çalıştığını söyledi.

Türkiye’nin Kıbrıs sorununa yaklaşımında, Cumhurbaşkanları Rauf Raif Denktaş, Mehmet Ali Talat ve Derviş Eroğlu dönemlerinde ‘hassasiyetlerin değişimi’ nedeniyle farklı duyarlılık ve yaklaşımlar olduğuna değinen Akansoy, “Siyasette bir temel kural vardır. O da bütün siyasilerle görüşülebilir. Sayın Çavuşoğlu, dünyanın dört bir yanında, pek çok siyasetçiyle zaten sürekli görüşüyor ve kendisinin duraklarından bir tanesinin Kıbrıs olması da gayet doğal. Kaldı ki, garantör ülkeler de kendi aralarında sürekli görüşüyor. Bu konudaki en büyük hassasiyetimiz, son derece önemli bir aşamaya gelen Kıbrıs sorununda, toplum liderimiz ve aynı zamanda baş müzakerecimiz sıfatını taşıyan cumhurbaşkanımızın yol haritası dahilinde adımların atılması” dedi.

Akansoy, diplomaside ilk kez yaşanan bir durumdan bahsedilmediğini ifade ederek önemli olanın ‘federal Kıbrıs’tan geri adım atılmaması olduğunu söyledi.

 

Senin: Türkiye’yle ipleri koparacak değiliz

Halkın Partisi (HP) Genel Sekreteri Yenal Senin, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Çavuşoğlu-Anastadiadis görüşmesinin kendisinin bilgisi dahilinde olduğunu söylediğini anımsadığını ifade ederek bir sorun da varsa, şimdikinden sağlıklı bir diyalog ortamı oluşturulup, karşılıklı istişarelerle bu problemlerin ‘basına yansıtılmadan’ çözülmesi gerektiğini belirtti.

Senin, “Bir sıkıntı gerçekten varsa dahi, Kıbrıslı Türkler olarak, Türkiye’yle ipleri koparacak değiliz. Olası bir rahatsızlık söz konusuyla, taraflar, bunu kendi aralarında çözebilir. Ayrıca, New York’ta da böylesi görüşmeler, bildiğiniz üzere zaten yapılmıştı” dedi.

 

Angolemli: Kendi ayağımıza kurşun sıkacağımızı sanmam

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Mağusa Milletvekili Hüseyin Angolemli de, gayriresmî görüşmelerin ilk defa yapılmadığını vurgulayarak Kıbrıs Türk toplumunun cumhurbaşkanının süreçten dışlandığına yönelik iddiaların doğruysa, bunun “kendi ayağımıza kurşun sıkmak” anlamına geldiğini söyledi.

“Bunu da Türkiye’dekiler de dahil hiçbir arkadaşın yapabileceğini sanmıyorum. Şayet bu iddialar doğruysa, Kıbrıslı Türklerin özgürlüğü, bağımsızlığı ve eşitliği gibi pek çok değeri ellerimizle yıkarız” diyen Angolemli, görüşme resmiyet taşısaydı, bu tarz eleştirilerin haklılık payı olabileceğini belirtti.

Angolemli, Çavuşoğlu-Anastasiadis görüşmesinin resmî temaslara yardımcı olması amacıyla gerçekleştirilmiş gayriresmî bir sohbetten ibaret olduğunu söyledi.

İnsan haklarına yönelik belgeler başta olmak üzere uluslararası birçok belgede Kuzey Kıbrıs’ın ‘Türkiye’nin alt yönetimi’ olarak geçtiğini ifade eden Angolemli, şöyle devam etti:

“Bu, hoşumuza gitmese de bir gerçeklik. Kıbrıslı Türklerin seçilmiş cumhurbaşkanını, Kıbrıs’a yönelik müzakere sürecinden dışlamak, bu iddiaları da doğrulamak anlamına gelecektir. Bazen çeşitli platformlarda ‘sahne gerisinde’ bu tarz toplantılar yapılır ki, biz de bunları zaman zaman yapıyoruz. Resmî bir görüşme olmadığı sürece, hiçbir sorun yok. Ha resmî içerikli görüşmelerde de bu yöntem izlenecekse, taraflar anlaşsın ve Kuzey Kıbrıs’ın da Yunanistan’la direkt temas kurmasına izin verilsin.

Türkiye, bugün ‘Güney’i tanımıyorum’ diyor ama futbol başta olmak üzere pek çok organizasyonda resmen tanıyor. Güney Kıbrıs bayrağı bile Türkiye’de göndere çekilebilir, bunların hepimiz şahidiyiz.

Söylediğimin aksi bir durum asla kabul edilemez ve Türkiye de böyle bir hatayı asla yapmaz.”

 

Özcafer: ‘Tekrar tekrar’ gündeme getirmek yanlış

Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri Afet Özcafer, Çavuşoğlu-Anastasiadis görüşmesinin Akıncı’nın süreçten dışlandığı iddiasıyla ilgili “Bu gibi söylemler, bildiğiniz üzere sürekli gündeme getiriliyor fakat bize göre böyle bir sorun kesinlikle yok. Kaldı ki Sayın Akıncı da Sayın Çavuşoğlu da müzakereleri istişareyle yönettikleri bilgisini kamuoyuyla defalarca paylaştı. Bu hatalı yorumları ‘tekrar tekrar’ gündeme getirmek son derece yanlış” dedi.

Hasipoğlu: Cumhurbaşkanı’nın geri plana atılması söz konusu değil

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Mağusa Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, Türkiye’nin Kıbrıs’taki müzakere sürecinin parçası olduğunu ifade ederek Crans- Montana’da da birbirine paralel iki masa olduğunu ve ‘Güvenlik ve Garantiler’ başlığının -ki ana 6 maddedendir- burada iki ülke tarafından görüşüldüğünü anımsattı.

Mevlüt Çavuşoğlu ve Nikos Anastasiadis’in görüşmesini özel kılanın, o zamandan bu yana bu tarz bir temasın kurulmaması olduğunu ifade eden Hasipoğlu, “Gayriresmî de olsa, bu tarz bir diyaloğun kurulması önemli. Gayriresmî diyorum çünkü BM Genel Kurulu’nda yapılmış bir ‘sohbet toplantısı’ndan bahsediyoruz. Yani önceden planlanmış bir görüşmeyi tartışmıyoruz. Ayrıca bundan önce Kudret Özersay da kendisi henüz parti başkanı değilken bu tarzda bir görüşmeyi gerçekleştirmişti” dedi.

Hasipoğlu, Türkiye ve KKTC arasındaki istişarenin korunmasının önemli olduğunu belirterek “Anastasiadis, Sayın Çavuşoğlu’na yeni bir şeylerden de belki bahsetmiş olabilir fakat bunlar da KKTC makamlarıyla zaten paylaşılacaktır, belki de paylaşılmıştır. Yani Sayın Cumhurbaşkanı’nın geri plana atılması gibi bir durum söz konusu değil” şeklinde konuştu.

 

Arıklı: Saygı duyup sabırla beklenmeli

Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Genel Başkanı Erhan Arıklı, “Cumhurbaşkanımız dahil oradaki herkes bu temasların faydalı olabileceğini söylemişti. Bu sebeple Çavuşoğlu-Anastasiadis görüşmesi bizler için sürpriz olmadı. Önemli olan, Sayın Anastasiadis'in telaffuz etmeye başladığı ‘gevşek federasyon’ fikrinin altının nasıl doldurulacağı veya bunun zaman kazanmak için bir manevra olup olmadığının anlaşılması” dedi.

Arıklı, şöyle devam etti:

“Bizim için önemli olan ise yarım asırdır devam eden federasyon temelli müzakerelerin artık bir sonuç vermeyeceğinin ve yeni arayışlara girmek gerektiğinin Rumlar dahil tüm paydaşlar tarafından anlaşılmaya başlanmasıdır. Merkezi devletin yetkilerinin azaltıldığı bir ‘gevşek federasyon’ altı iyi doldurulmak ve Türkiye’nin etkin ve fiili garantisini sulandırmamak kaydı ile bizim de konuşulabileceğimiz bir formüldür. Türkiye yetkililerinin çözüm yolunda yapmış olduğu bu gibi girişimleri saygı ile karşılamak ve sabırla sonucunu beklemek de elzemdir.”

 

Durduran: Akıncı, merkezde olup olmadığını netleştirmeli

Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Sekretarya Üyesi Alpay Durduran, Kıbrıs konusundaki bütün konuşmaların ve tartışmaların, yüzeysel olduğunu ifade ederek hayal aleminde yaşadığımızı, hayali tartışmalarla yaratılan algıların tartışıldığını savundu.

Kimsenin sorunun temeline inip, BM başta olmak üzere uluslararası arenada verdikleri sözlere ve yüklendikleri misyona uyan bir eyleme girişmediğini belirten Durduran, BM müzakereleri başta olmak üzere kurulan temasların da tarafların birbirini suçlayarak dağıldığı görüşmelerin kayda geçtiğini söyledi.

Durduran, şöyle dedi:

‘İyi çocuk’ muamelesine nail olabilmek için yapılan çalışmalara ihtiyacımız yok. ‘Her şey önce Kıbrıs Türklerine sorulmalı, Esas rolü biz oynamalıyız’ gibi iddialar da hiçbir anlam ifade etmez zira Kıbrıs Türkleri olarak kaderimize hakimsek, bunun aksine çalışmalardan da zaten etkilenmemeliyiz.

‘Kendi kaderine hakim olmayan’ ve kendisini kullandırdığı sürece pohpohlanan bir halktan söz ediyoruz. Altlarında bizim de imzamız olan BM kararlarına ve kriterlerine tamamen ters bir hayalin peşinden tam 40 yıldır koşuluyor. Yani bu görüşmeye de bu görüşmeye yönelik eleştirilere de bir değer atfetmiyoruz. Federatif bir çözüm öngörülüyorsa ve Güney’de artık bu çözümün ‘kanatları’ falan ‘güya’ tartışılıyorsa, Akıncı da bu sürecin neresinde olduğunu, daha doğru bir ifadeyle ‘merkezinde olup olmadığını’ netleştirmeli ve bunun tablosunu da ortaya koymalı.”

Çakıcı: Görüşmeler ‘liderler üzerinden’ yapılmalı

Toplumcu Kurtuluş Partisi-Yeni Güçler (TKP-YG) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Çakıcı, Kıbrıs konusuyla ilgili bütün görüşmelerin ‘her iki tarafın liderleri üzerinden’ yapılması gerektiğini belirterek sadece Akıncı’nın süreçten dışlanması yaklaşımını doğru bulmadıklarını söyledi.

Çakıcı, Kıbrıslı Türk liderin müzakerelerden dışlanmasının, sürece kesinlikle zarar verdiğini ifade ederek “Dikkatimizi çeken bir diğer konu da, ikili ilişkilerde, son zamanlarda, Cumhurbaşkanı’ndan ziyade Dışişleri Bakanı’nın ön plana ‘çıkarılmaya çalışıldığı’ gibi bir intibanın oluşmaya başlaması. Bu konulara son derece titizlikle yaklaşılmalı ki süreç zarar görmesin. Kıbrıs Türk tarafının liderini dışta tutmak, ne Türkiye’ye fayda sağlar ne de Kıbrıs sorununun çözümüne” dedi.

 

Korkmazhan: Temas olumlu fakat…

Sol Hareket kurucularından Abdullah Korkmazhan, “Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin doğrudan görüşme gerçekleştirmesi ve ilişkileri normalleştirmeleri, çözüm sürecine olumlu yansıyacaktır. Bu bağlamda TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Sayın Anastasiadis’le gerçekleştirdiği görüşme olumludur ancak bu, Kıbrıslı Türk toplumunu ve onun iradesi Sayın Akıncı’yı devre dışı bırakacak şekilde değil; sürece Yunanistan’ı da dahil ederek genişletecek şekilde olmalıdır” dedi.

Kıbrıs Türk toplumunu yok sayacak her türlü sürecin, kesinlikle reddedilmesi gerektiğini ifade eden Korkmazhan, şöyle devam etti:

“Çavuşoğlu-Anastasiadis görüşmesi çerçevesinde gündeme gelen gevşek federasyon-konfederasyon tartışmalarına değinmekte fayda var.

BM Genel Sekreteri, Cran- Montana zirvesinin ardından üzerinde anlaşmaya varılan konuların -ki yönetim ve güç paylaşımı konusunda Talat-Hristofyas döneminden bu yana neredeyse tamamen uzlaşıya varılmıştır- ve federasyon temelindeki çözüm zemininin tekrar müzakere edilmeden, müzakerelerin kaldığı yerden ve Guterres çerçevesinde devamını talep etmiş, liderleri bu yönde irade göstermeye, görüşmeye davet etmişti. İki lider ve garantör ülkeler bunu yapmadı.

Şu an yapılan, Genel Sekreter’in isteğinin tam tersidir. Üzerinde anlaşmaya varılmış konular ve çözüm zemini 15 Ekim'de sunulacak rapor ve Genel Sekreter’in müzakerelerle ilgili alacağı karar öncesi yeniden tartışmaya açılıyor. Gevşek federasyon veya konfederasyon adı altında tartışmalar yürütülüyor.

Bu çok tehlikelidir ve Genel Sekreter’in müzakere sürecinin yeniden başlaması konusunda girişim üstlenmesini engelleyip, süreci belirsizliğe terk edebilir. Korkarım, gevşek federasyon ve konfederasyon tartışmasına girişenlerin amacı, benimsemedikleri Guterres Çerçevesi’ni yok etmek ve müzakerelerin yeniden başlamasını engellemektir. Kaldı ki, gevşek federasyon veya konfederasyon, en çok Kıbrıslı Türklerin aleyhinedir.

Bu, yetki ve gücü paylaşmak istemeyen Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk statükocu ve çözüm karşıtlarının işine gelir. Esas olan, böylesi kritik bir aşamada BM Güvenlik Konseyi’nce de karar altına alınmış, üzerinde uzlaşılmış, tek egemenliği, tek vatandaşlığı ve tek uluslararası temsiliyeti olan iki toplumlu, iki bölgeli birleşik federal Kıbrıs zeminine sıkı sıkıya sahip çıkmaktır.”

 

İzcan: Akıncı’nın dışlanması kabul edilemez

Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Genel Başkanı İzzet İzcan, Kıbrıs Türk toplumunun, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı, Kıbrıs sorununu BM parametreleri temelinde, halka verdiği taahhütlere uygun çözmesi için yetkilendirdiğini söyledi.

Bunun dışındaki davranışların kabul edilemez olduğunu ifade eden İzcan, Türkiye’nin Kıbrıs Rum tarafı ile sürdürdüğü görüşmelere, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da dahil olması gerektiğini belirtti. İzcan, “Bu yapılmadığı takdirde, süreç, Kıbrıs Türk toplumunu dışlayarak devam eder. 4’lü koalisyon hükümetinin hükümet programında, Kıbrıs sorunuyla ilgili hiçbir şey bulunmadığı, bu görevin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı tarafından yürütüleceği açıkça yazılmışken, Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın, AKP hükümeti tarafından öne çıkarılması, yeni bir stratejinin parçasıdır. Özersay’ın, toplum adına görüşme sürecini yürütme yetkisi yoktur” dedi.

İzcan, Ankara’daki AKP hükümeti, BM görüşme sürecinin dışına çıkarak, iki devletli bir zemin yaratmaya çalışırken, Özersay’ı bu projede görevlendirdiğinin anlaşıldığını belirterek Cumhurbaşkanı Akıncı ve Kıbrıs Türk toplumunun görüşme sürecinden dışlanmasının kabul etmeyeceklerini söyledi.

Birinci: Akıncı’nın bilgisi dışında gerçekleştiğini sanmıyorum

Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP) Genel Sekreteri Mehmet Birinci, Akıncı’nın müzakere sürecinden dışlandığı iddialarına katılmadığını belirterek Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ın zaten her konuda içli dışlı olduğunu söyledi. “Kuzey Kıbrıs, zaten yönetimsel açıdan Türkiye’ye bağlıdır. Türkiye de Kıbrıs’ta bir çözüm çalışmasını terk edemeyeceğinden, Kuzey Kıbrıs yönetimiyle sürekli istişare halindedir” diyen Birinci, Mevlüt Çavuşoğlu ile Nikos Anastasiadis görüşmesinin, Akıncı’nın bilgisi dışında gerçekleştiğini sanmadığını belirtti.

Sorunun Akıncı’nın dışlanıp dışlanmaması değil; söz konusu görüşmenin içeriği olduğuna işaret eden Birinci, bütün görüşmelerin şeffaf ve kitlelerin içeriğini bileceği bir tarzda yapılması gerektiğini fakat konu görüşmenin içeriğine dair elde hiçbir veri olmadığını söyledi. Birinci, şöyle dedi:

“Sadece tahminler vardır. Bazı iddialara göre doğal gaz konusu görüşüldü, bazı iddialara göre de Güney Kıbrıs’ta yeni yeni dillendirilen ve Türk tezi konfederasyona yakın yeni çözüm konsepti tartışıldı. Halbuki halkın, bunlar gibi görüşmelerin bütün içeriğini bilmeye hakkı vardır, Yani bu konuda önemli olan da tartışılması gereken de budur.

Şunu da belirtmeliyim ki ülkenin garantör güçlerinden Türkiye’nin, geçmişte yaptığının aksine, uluslararası hukuku ihlal eden ‘öyle bir ülke tanımıyorum’ yaklaşımını bir kenara bırakarak Kıbrıs Cumhuriyeti’yle doğrudan temas kurması da çok önemli bir gelişmedir. Kaldı ki, Akıncı da böylesi bir teması ‘Kıbrıs’taki iki cemaatin bir tekinin temsilcisi olarak’ söz gelimi Çipras’la pekalâ kurabilir fakat ‘KKTC Cumhurbaşkanı’ sıfatıyla böyle bir eyleme girişirse, ‘olmayan bir ülkenin cumhurbaşkanı olduğu’ iddiasıyla bir şey yapması mümkün değil. Sürecin ‘aynen bu şekilde’ ilerlemesi durumunda da Akıncı’nın dışlandığı yine söylenemez çünkü belirttiğim üzere iki taraf birbirini zaten sürekli bilgilendiriyor. Hatta ‘danışıklı dövüş’ yaşanıyor bile olabilir.”

Güncelleme Tarihi: 14 Ekim 2018, 12:20
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner96