banner6

Denetim için Hal Yasası elzem

banner37

Tarım eski Bakanı ayrıca narenciye üreticisi Dayıoğlu, denetlenmeyen piyasalarda ‘orman kanunlarının’ egemen olduğunu iddia ederek sebze ve meyve fiyatlarındaki fahiş artışın ‘serbest piyasa’ diye meşrulaştırılamayacağını vurguladı

Denetim için Hal Yasası elzem
banner99

“SERBEST PİYASA BU DEĞİL”…Tarım ve Doğal Kaynaklar eski Bakanı, üretici Sami Dayıoğlu, piyasa denetiminin ancak resmi kurumlar tarafından yapılabileceğini, bunun için de ‘Hal Yasası’nın’ elzem olduğuna işaret etti. Piyasadaki mal ve hizmet alımlarında gözlenen fahiş fiyatlama ve aynı malda yaşanan birbirinden çok farklı fiyat uygulamasının ise meşrulaştırılamayacağına dikkat çeken Dayıoğlu, serbest piyasanın da girişim ve rekabetin serbestliği üzerinden şekillenen bir yaklaşım olduğunu söyledi.

banner134

“SÜREKLİ TEŞVİK ÇOK SAKINCALI”… Sami Dayıoğlu, elindeki son kuruşu harcayarak üretim yapan ile toprağıyla sadece yaprak ve dal görünecek kadar ilgilenen üreticinin aynı banttan devlet desteği almasının son derece yanlış ve sakıncalı olduğunu vurguladı. Dayıoğlu, “Kim, ne kadar ekip biçtiyse ancak o kadar teşvik ve destek almalı” diyerek dünyanın hiçbir ülkesinde ‘süresiz teşvik’ gibi bir uygulamanın olmadığı da ifade etti.

Ali ÇATAL

Tarım ve Doğal Kaynaklar eski Bakanı Sami Dayıoğlu, piyasaya yansıyan pahalılıkla mücadele edilmesi gerektiğini belirterek bunun da ‘Ayşe ablanın’ işi olmadığını söyledi.


Piyasa denetiminin ancak resmi kurumlar tarafından yapılabileceğini kaydeden Dayıoğlu, bunun için de sürekli dile getirdikleri ‘Hal Yasası’nın’ elzem olduğuna işaret etti.


‘Serbest piyasa’ tabiriyle, piyasadaki mal ve hizmet alımlarında gözlenen fahiş fiyatlama ve aynı malda yaşanan ‘birbirinden çok farklı’ fiyat uygulamasının ise meşrulaştırılamayacağına dikkat çeken Dayıoğlu, serbest piyasanın da ‘girişim ve rekabetin serbestliği’üzerinden şekillenen bir yaklaşım olduğu gerçeğine vurgu yaptı.


Dayıoğlu, regüle edilmemiş her piyasada, Kuzey Kıbrıs’ta şu anda olduğu gibi ‘orman kanunlarının’ hakim olduğunu da söyledi.


Marketlere nazaran görece ucuz olması öngörülen halk pazarlarındaki fiyatların dahi fahiş rakamlara ulaştığına dikkat çeken Dayıoğlu, narenciyenin ortalama 7 TL, domatesin ortalama 15 TL, bir bağ maydanozun bile ‘fiyatı yer yer değişmekle birlikte’ ciddi anlamda pahalı olmasının kabul edilemez olduğunu açıkladı.


Devlet teşviklerinin elden ivedilikle geçirilmesi gerektiğini de belirten Dayıoğlu, ‘sektöre değil; ürüne ve üretime teşvik’ sisteminin uygulanması gerektiğini vurguladı.


Tarlasını veya bahçesini ‘elindekinin son kuruşuna kadar harcayarak’ üretim doğrultusunda değerlendirenle, toprağıyla ‘sadece yaprak ve dal görünecek kadar’ ilgilenen üreticinin aynı banttan devlet desteği almasının son derece yanlış ve sakıncalı olduğunu vurgulayan Dayıoğlu, “Kim, ne kadar ekip biçtiyse ‘ancak o kadar’ teşvik ve destek almalı” şeklinde konuştu.


Ülkedeki akaryakıt firmalarının ortaklarından olduğu halde ‘mazot desteği’ talep edenlere göz açtırılmaması gerektiği gerçeğine de parmak basan Dayıoğlu, bu gerçekten hareketle ‘kimlerin’ devlet desteği ve teşvikine gerçekten ihtiyacı olduğunun belirlenmesinin şart olduğunu kaydetti.


Dünyanın hiçbir ülkesinde ‘süresiz teşvik’ gibi bir uygulamanın olmadığı bilgisini de veren Dayıoğlu, söz gelimi Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde sadece küçük ve orta ölçekli oluşumlara teşvik ve destek verildiği, diğerlerinin ise kapsam dışı bırakıldığını söyledi.

“Sektörler maaşa bağlanıp memurlaştırıldı”

Ekonomik özgürlüğünü kazanmış şirketlere teşvik veya destek verilmesinin, ülkedeki rekabet ortamına da darbe vurduğunu kaydeden Dayıoğlu, ‘ömür boyu destek ve teşvik’ uygulamasına ‘derhal’ son verilmesi gerektiğini belirtti.

Mevcut teşvik sisteminin, sektörleri ‘maaşa bağlayarak memurlaştırdığını’ da aktaran Sami Dayıoğlu, söz gelimi ‘turizme’ teşvik vermek yerine, eko-turizm veya agro-turizm gibi spesifik alanlara yardımın, sektörü daha da derinleştirerek canlandırıcı bir etki oluşturacağını aktardı.

Kuraklığın, bu ülkenin bir gerçeği olduğunun kabul edilmesi gerektiğini fakat bu durumdan kaynaklanan sorunların da kuraklık ödemesi yaparak değil; ‘kuraklığa dayanıklı ürünlerin ekimini teşvik ederek’ mümkün olduğunu belirten Dayıoğlu, KKTC’de bu konudaki mevcut yaklaşımın da çağın gerisinde olduğunu ifade etti.

Dayıoğlu, geçimini tarım ve hayvancılıktan kazananlarla, bu tür uğraşları ‘ikinci iş’ olarak yapanların ayrılması gerektiği de söyleyerek bunun çözümünün ise devlet memurlarına tarım yapmayı yasaklayıp insanları eşleri üzerinden tarım yapmaya yani ‘yanıltıcı beyan vermeye’ zorlamak değil; devlet kademelerinde çalıştığı halde tarım ve/veya hayvancılık yapacakların vergilendirilmesini ‘buna göre’ yapmak olduğunu belirtti.

“Üreticinin brüt maliyeti 70 kuruş”


Sami Dayıoğlu, kendisinin de faaliyet gösterdiği narenciye üretiminde, üreticinin brüt maliyetinin kilogram başına 70-90 kuruş bandında olduğunu belirterek; elektrik, mazot, ilaç, gübre, sulama ve işçilik gibi girdi maliyetleri de hesaplandığında dahi net maliyetin 2 TL olduğu fakat bu miktarın 2,50 TL’yi ‘hiçbir koşulda aşmadığı’ bilgisini verdi.

Markette kilogramına ortalama 7 TL istenen narenciye ürünlerinde yaşanan yüksek fiyatlamanın, ürünün bahçeden çıkışında kayda geçen fiyat üzerine aracı firma ile marketlerin koyduğu ‘kabul edilemez’ kârdan kaynaklandığını da kaydeden Dayıoğlu, bahse konu oluşumların kâr marjını denetleyecek bir mekanizmaya şiddetle ihtiyaç duyulduğunu belirtti.


Dayıoğlu, açık pazarlarda vatandaşlarla yaptıkları sohbetlerde, halkın önemli bir kısmının maaşının ‘ayın ortasında’ bittiğini öğrendiğini de ifade ederek; Hal Yasası hayata geçirilmediği sürece, yurttaşların ayın sonunu getirmesinin mümkün olmadığını aktardı.


Vatandaşların, küçücük bir poşete yüzlerce lira vermesinin kabul edilemez olduğunun altını çizen Dayıoğlu, mevcut durumun kendisini çok üzdüğünü ve Kıbrıslı Türklerin ‘böyle yaşamaya’ layık olmadığını vurguladı.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner104