banner6

Denktaş: 11 Şubat ortak belgesinden imzamızı çektik

banner37

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, 11 Şubat 2014 ortak belgesi etrafında şekillenen müzakere sürecinin kendilerine göre bittiğini kaydederek, DP olarak imza attıkları ortak belgeye desteklerini çektiklerini duyurdu.

Denktaş: 11 Şubat ortak belgesinden imzamızı çektik
banner99

Denktaş, “Bu belge bizim için artık yok hükmündedir, bağlayıcı değildir” dedi.

Serdar Denktaş, Kıbrıs konusunda gelinen son aşamayı bu sabah DP Genel Merkez Binası’nda düzenlediği basın toplantısıyla değerlendirdi.
Denktaş, bu akşam hem Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya, hem de TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na daha önce sözlü olarak da dile getirdikleri önerileri yazılı olarak sunacaklarını söyleyerek,  “Amaç tüm siyasi partilerle ve Cumhurbaşkanı ile bunların altını doldurmak ve uygulamaya geçirmektir” dedi.

Basın toplantısında hükümetle ilgili soruları da yanıtlayan Denktaş, “Hükümette kriz var yorumlarını anlayamıyorum. Hükümet çalışmaya devam ediyor” şeklinde konuştu.

KKTC’nin Türkiye’nin 82’nci vilayeti olacağı yönündeki iddiayı içeren soruyu da yanıtlayan Denktaş, “Devletimizi ortadan kaldırılmasına, böyle bir şeye onay vermeyiz” dedi.

Toplantıda Denktaş’a, DP Genel Sekreteri Afet Özcafer, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Özdemir Berova, Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Meclis Başkan Yardımcısı Hüseyin Avkıran Alanlı ile DP Lefkoşa milletvekili Mustafa Arabacıoğlu eşlik etti.

DP önerilerini bu akşam yazılı olarak sunuyor

Serdar Denktaş, Kıbrıslı Türklerin hedeflerini, yerleşmiş ancak çalışmayan, sonuç üretmeyen ve üretemeyecek olan “Kıbrıs sorunun çözüm kriterleri” dışına çıkartarak, genişletmesi ve derinleştirmesi gerektiğini belirtti.

Denktaş, “Bu, Kıbrıs sorununun çözümünden bir kaçış önerisi değildir. Bu öneri umutlarımızı, ideallerimizi, hedeflerimizi Kıbrıs sorunun çözümünden bağımsızlaştırmak önerisidir. Bu kendimize olan öz güvenimizi güçlendirme önerisidir” dedi.

Önerilerini bu akşam yazılı olarak hem cumhurbaşkanı, hem de Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na sunacaklarını söyleyen Denktaş, önerilerin yeni olmadığını, geçmiş önerilerin geliştirilerek sunulacağını kaydetti.

Denktaş, “Önerilerimiz içerik itibarı ile hem kendimize hem de AB’ye çağrı kapsamındadır. Amacımız ortaya koyduğumuz düşünceleri önce kapalı kapılar ardında kendi içimizde müzakere ederek olgunlaştırmak ve sonrasında hep birlikte uygulamaya koymaktır” diye konuştu.

 “Başlanan noktaya geri dönüldü”

“11 Şubat 2014 Ortak Açıklama Belgesi” etrafında şekillenerek devam eden son görüşme sürecinin 7 Temmuz tarihinde Crans-Montana’da sonlandığını belirten Denktaş, “DP olarak bu sürece ilk günden itibaren tüm kaygı ve tedirginliklerimize rağmen desteğimizi verirken bunun bir son olması gerektiğini de sürekli belirttik.  Süreç içerisinde de yapıcı desteğimizi sürdürdük” dedi.

Süreç sonunda başlanan noktaya geri dönüldüğünü söyleyen Denktaş, sonucun KKTC açısından kayıp bir üç buçuk yıl daha, toplumsal hayal kırıklığı, tedirginlik ve yeni siyasal gerginliklere gebe bir ortama yol açtığını kaydetti.

“Rumların Kıbrıslı Türklerle eşitlik temelinde ortak bir devlet oluşturma kaygıları yok”

İki tarafın siyasi eşitliği ve iki eşit Kurucu Devletin oluşturacağı yeni ortaklık temelinde Kıbrıs sorununa adil, kalıcı ve yaşayabilir bir çözüm bulunmasının yıllardır Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye’nin hedefi olduğunu dile getiren Denktaş, Kıbrıslı Rumların bu vizyonu paylaşmadığını, Kıbrıslı Türklerle eşitlik temelinde ortak bir devlet oluşturma kaygıları bulunmadığını ifade etti.

Denktaş, şunları kaydetti:

“1964’ten beridir her geçen gün biraz daha Helenleştirdikleri,  AB içerisinde Yunanistan’la ortak geleceklerini şekillendirebildikleri ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’,  onlar açısından tarihsel misyonunu büyük oranda yerine getirmektedir. Oluşturdukları yapı içerisinde Kıbrıslı Türklere, kendi toplumsal kimlikleriyle ‘siyasal eşit’ bir yer yoktur. Kıbrıs Cumhuriyeti,  Kıbrıslı Rumları, Devlet-Millet-Coğrafya kapsamında ‘Helenlikle’ buluşturan bir yapıdır. Dili Yunanca, hakim dini Ortodoks, kültürü Kıbrıslı Rum ve milleti Helen olan bir yap haline dönüştürülmüştür. Hedefleri bu yapıyı tüm Kıbrıs coğrafyasına yaymaktır. Onlar açısından tarihi misyonları ancak bunu başarabildikleri ölçüde gerçekleşecektir. Maalesef önümüzde duran, gerçeklik ve yapı budur. Bu ne kadar çağdışı bir yapı ve zihniyet olsa da AB içerisinde dahi yerini alabilmiştir.”

“Tarihsel hata”

AB’nin Kıbrıs konusundaki tarihsel hatasının da burada yattığını dile getiren Denktaş, “Bu büyük hata, Annan Planı döneminde AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Verhaugen tarafından da ‘1996 yılında Rum tarafının, AB üyeliği sonrasında çözüme engel olmayacakları sözüne güvenmemiz en büyük hatamız olmuştur’ açıklaması ile perçinlenmiştir” dedi.

“AB, Kıbrıs adasının bütününü, tüm uyarılarımıza rağmen,  Kıbrıslı Türklerle müzakere etmeden, üyelik koşullarını bizimle tartışmadan, hassasiyetlerimizi dikkate almadan, yani bize rağmen,  Birliğin parçası ilan etmiştir” diyen Denktaş, “Biz esasında onlar açısından bir oldu-bitti ile müzakere etmekteyiz. Bir benzetme yapacak olursak, terzi ölçümüzü alarak bize elbise dikeceğine, dikilmiş olan bir elbiseye bizim girmemizi istemektedirler” ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği’nin de Kıbrıs’la ilgili stratejik önceliğinin Akdeniz’deki enerji kaynaklarına ulaşım ve ortak güvenlik ve savunma politikasının gelecekteki şekillenmesi olduğunu belirten Denktaş, AB’nin de öncelikli hedefinin iki tarafın siyasi eşitliği ve iki eşit kurucu devletin oluşturacağı yeni ortaklık temelinde Kıbrıs sorununa adil, kalıcı ve yaşayabilir bir çözüm bulunması olmadığını belirtti.

Denktaş, “Ancak bu başarılabilse AB açısından kabul edilebilir bir yapı ortaya çıkmış olurdu” dedi.

Kıbrıs’la ilgili hemen herkesin bir önceliği bulunduğunu dile getiren Denktaş, herkesin kendi önceliğini, hedeflerini gerçekleştirmek istediğini vurguladı.

“Kendimize olan öz güvenimizi güçlendirme önerisi”

Kıbrıslı Türklerin de hedeflerini,   yerleşmiş ancak çalışmayan, sonuç üretmeyen ve üretemeyecek olan “Kıbrıs sorunun çözüm kriterleri”  dışına çıkartarak genişletmesi ve derinleştirmesi gerektiğini belirten Denktaş, “Bu, Kıbrıs sorunun çözümünden bir kaçış önerisi değildir. Bu öneri umutlarımızı, ideallerimizi, hedeflerimizi Kıbrıs sorunun çözümünden bağımsızlaştırmak önerisidir. Bu kendimize olan öz güvenimizi güçlendirme önerisidir” dedi.

Denktaş, “Bu, devletimizi daha demokratik, daha yaşanabilir, toplumsal refahın daha adil paylaşıldığı, insan haklarına daha da saygılı, daha hesap verebilir adil bir yönetim anlayışına ulaştırabilmek için yaptığım bir toplumsal uzlaşı çağrısıdır” diye konuştu.

“Ortak açıklamaya verdiğimiz desteği geri çekiyoruz”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Crans-Montana görüşmeleri için “bu son duraktır”  dediğini anımsatan Denktaş, “Bizce de 11 Şubat 2014 belgesi etrafında şekillenen süreç bitmiştir. Hayali umutlar peşinde koşma sürecinin sonlandırılması adına, biz DP olarak, 11 Şubat 2014 ‘Ortak Açıklaması’na verdiğimiz desteği geri çekiyoruz.  Bu belge bizim için artık yok hükmündedir, bağlayıcı değildir” ifadelerini kullandı.

11 Şubat 2014 belgesi etrafında şekillen müzakere süreci sonlanırken, ciddi yeni hedefler koymak gerektiğini dile getiren Denktaş, bu hedeflerin toplumda  “daha güzel bir ülke mümkündür”  heyecanını yaşatması ve bunların gerçekleştirilebilmesi gerektiğini belirtti.

Denktaş, şöyle devam etti:

“Gün gele Kıbrıslı Rumlar bizimle Kıbrıs adasını eşit ortak olarak beraber yönetmek arzusunu dile getirirler ve buna gerçekten inandıklarını izleyecekleri politikalarla da kuşku bırakmaz şekilde bizleri ikna ederlerse, iki eşit arasında olmak kaydıyla yeni bir görüşme sürecine de kapalı değiliz. Ancak onlar bu konuma gelene kadar da oturup bekleyecek halimiz yoktur. Ülkemizde büyük işler başarmak küçük adımlarla başlayabilir.  Atılmasını önerdiğimiz tüm adımların öznesi kendi insanlarımız olmalıdır. Önceliğimiz kendi devletimizin daha iyi hale gelmesidir. Bu iki öncelik hiçbir zaman Kıbrıs sorununun çözümüne de engel değildir. Aksine Kıbrıs adası üzerinde tarihsel olarak gelişen sosyolojik durumla daha uyumlu çözüm önerilerini ve modellerini doğurabilecek önerilerdir”

“Önerilerimizi bu akşam cumhurbaşkanına sunacağız”

Denktaş, bu düşüncelere bağlı olarak detaylarına ve nasıl olabilecekleri konusundaki mekanizmalara değinmeksizin, toplumsal konsensus yaratma maksadı ile önerilerini sözlü olarak Cumhurbaşkanına sunduklarını, bu akşam da yazılı olarak hem cumhurbaşkanı hem de Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na sunacaklarını söyledi.

Söz konusu önerilerin yeni öneriler olmadığını, geçmiş önerilerin geliştirilerek sunulacağını söyleyen Denktaş, “Hedefimiz, bu düşünceleri kamuoyu ile paylaşıp bundan siyasi rant elde etmek olmadığı içindir ki, bu önerilerimizi konu başlıkları ile de olsa bu an için sizlerle paylaşmaktan uzak duruyorum” dedi.

“Önerilerimiz içerik itibarı ile hem kendimize hem de AB’ye çağrı kapsamındadır. Amacımız ortaya koyduğumuz düşünceleri önce kapalı kapılar ardında kendi içimizde müzakere ederek olgunlaştırmak ve sonrasında hep birlikte uygulamaya koymaktır” diyen Denktaş, tüm siyasi partiler ve Cumhurbaşkanı ile birlikte önerilerin altını doldurmak ve uygulamaya geçirmek istediklerini vurguladı.

Denktaş, “Üzüm yemek istiyorum, bağcıyı dövmek değil” dedi.

“Çalışmalarınımız sonlandırmak en önemli sorumluluğumuz”

Cumhurbaşkanına sunacakları görüşlere ek olarak hükümet programı içerisinde de yer alan ancak yaptıkları çeşitli temaslarda gözlemledikleri gibi üzerlerinde toplumsal uzlaşı sağlanabilecek konulardaki çalışmalarını da sonlandırmanın en önemli sorumluluk ve öncelikleri olduğunu söyleyen Denktaş, “Bunlar; Toplumsal refahın ve zenginliğin daha adil dağılımıyla ilgili yeni bir vergi sistemi, ilk ve orta eğitimin yerinden yönetim ve demokratikleştirme çalışmaları, yüksek öğrenimin toplumsal faydalarını genişletmek, akademik özgürlüklere hukuksal güvence sağlanması olarak tanımlanabilir” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti içinde vilayet olmayı kabul etmiyoruz

Serdar Denktaş, “Kıbrıs Cumhuriyeti içinde eyalet olmayı istemezken, Türkiye Cumhuriyeti içinde vilayet olmayı da kabul etmediklerini” kaydederek “Devletimize sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi. Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun, “KKTC’nin Türkiye’ye bağlanması konusunda bir açıklama yaptığının Güney Kıbrıs’tan da buna Kıbrıs’ı Türkiye’ye hediye etmemiz söz konusu değil” şeklinde değerlendirme geldiğinin söylenmesi üzerine Denktaş, şunları kaydetti:

“Kıbrıslı Rumların bu konuda söz söyleme hakkı yok. Kıbrıs sorunu görüşülürken, bu devleti ortadan kaldıracak, eyalete dönüştürecek noktada olmamak için DP olarak mücadelemizi verdik, görüşlerimizi ortaya koyduk. Kıbrıs Cumhuriyeti içinde eyalet olmayı istemezken, elbette Türkiye Cumhuriyeti içinde vilayet olmayı da kabul etmeyiz. Sayın Ertuğruloğlu’nun söylediği sanırım bu değil.”

“Hükümette sorun yok...”

Serdar Denktaş, “hükümette kriz var” yorumlarıyla ilgili şunları söyledi:

“Hükümette zaman zaman değişik konularda görüş ayrılıkları olabilir. Bu koalisyon hükümetidir. Tek parti hükümetlerinde bile bunlar yaşanıyor. ‘Hükümette kriz var, döküldü, dökülüyor, bozuldu, bozuluyor’, bu yorumlara nerden, nasıl ulaşıyorlar bunu anlamam pek mümkün değil, o nedenle de bunlara hiç cevap vermedim. Hükümet çalışmaya devam etmektedir. Daha sıkı çalışma temposu içine girmemiz gerektiği doğrudur, bunu da zaten yapmaya çalışıyoruz. Hükümette bir sorun yoktur. Daha önceden belirlediğimiz gibi en erken seçim Nisan 2018’dir. Bunun altını çizelim.”

“Federasyon iki eşit ülke arasında olur”

Başbakan Yardımcısı Denktaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Hep bize soruyorlar, ‘Kıbrıs sorunu Crans-Montana’da sonlandı. Şimdi ne olacak?’ Söylediğimiz şudur; federasyon iki eşit ülke arasında olur. Bu iki eşiti sağlayacak olan üçüncü dünya ülkelerdir. Birleşmiş Milletler’dir, Avrupa Birliği’dir, İngiltere’dir. Eğer bize eşit davranmıyorsanız, bu federasyon olmaz, taraflardan biri yama olur. Eğer, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yeniden restore etme misyonuyla görevlendirilmiş Genel Sekreter o cumhuriyetin iki parçasından birini legal, birini illegal olarak görüyorsa, burada bir çatışma, uyuşmazlık vardır. Tüm bunların değişmesi gerek. Yeniden masaya oturmamız öncesindeki yaklaşımımız budur.

“DEVLETİMİZİ ORTADAN KALDIRIP VİLAYET HALİNE DÖNÜŞTÜRME YAKLAŞIMINA DP OLARAK ONAY VERMEYİZ, VEREMEYİZ”

Kısa dönemde Türkiye ile hiçbir şekilde buna ulaşmak mümkün olmayacaksa yapılabilecek uluslararası anlaşmalar vardır. Bunlar çerçevesinde dış temsiliyetin Türkiye üzerinden yapılmasını bir anlaşma ile gündeme getirebilirsiniz. Savunma ve işbirliği anlaşması imzalayabilirsiniz. Serbest ticaret anlaşmasını yıllar önce imzaladık.

Askıda duruyor. Bunu yürürlüğe koyabilirsiniz ama devletimizi ortadan kaldırıp vilayet haline dönüştürme yaklaşımına DP olarak onay vermeyiz, veremeyiz. Bu devlet bize göre, geleceğimizin en önemli teminatıdır. Bunu Crans-Montana’da bir kez daha gördük. Devletimize sahip çıkmaya devam edeceğiz.”

“YAPTIĞIMIZ ÖNERİLER, BİZİ YOK SAYAMAYACAKLARI ÖNERİLERDİR”

Sunacağı önerilerin ne olacağıyla ilgili soru üzerine Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, şunları kaydetti:

“Yaptığım öneriler geçmiştekilerle benzeri önerilerdir. Bu öneriler o günlerde de bir paket olarak masadaydı. Kapıların açılması bunun bir parçasıydı. Bunun üç adımı daha vardı, orada iş durdu. O günlerde bu önerileri sunduğumda gerek Türkiye’den gerek buradan karşı tepkiler görmüştüm. Şimdi artık zamanıdır. Yaptığımız öneriler, bizi yok sayamayacakları önerilerdir.”

“RUM TARAFINI DÜŞMAN OLARAK GÖRMEKTEN ÇOKTAN VAZGEÇTİM”

Denktaş, konuşmasının devamında şunları söyledi:

“Bizim yapmamız gereken, kendi insanımızı, kendi ekonomik yapımızı canlandırabilecek, uluslararası hukuka uygun, üstelik Rum tarafına da avantajlar sunabilecek ekonomik zeminin yaratılması yönünde hareket etmektir. Bu yaparken şundan vazgeçmek zorundayız onu da söyleyeyim; ben Rum tarafını düşman olarak görmekten çoktan vazgeçtim. Düşman ilan etmiyorum kendilerini… Bizi istemeyen, adanın bütününe sahip çıkmak isteyen, adaya sahip çıkmak isterken bizim de sahibimiz olduğunu iddia eden bir komşumuz var. Bu komşuya daha iyisini bildiğimi göstermek zorundayım. Onlara da vereceğim avantajlar... 40 mil ötemizde 80 milyonluk pazara sahipken, hakimken, bu pazarı kendimize açmak şartıyla tabi, diyorum ya Mersin kapısı açılmalı… Hep taleplerim bunlara yönelik. Zamanı şimdidir. Bütün bunları başarabilmek, bizim hükümetimizin, sivil toplum örgütlerimizin, muhalefetimizin elindedir.”

“TÜRKİYE BENİM DURACAĞIM NOKTANIN ÇOK ÖTESİNE GEÇEN ÖNERİLER SUNDU”

Denktaş, konuşmasının devamında, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya çeşitli kesimlerden saldırılar olduğuna işaret etti ve şunları kaydetti:

banner134

“Bunlar yanlıştır. Cumhurbaşkanı, ben görüşlerine katılmasam da, samimiyetle kendi kafasındaki çözüm için uğraş ortaya koydu. Türkiye benim duracağım noktanın çok ötesine geçen öneriler sundu. Ama bu Rum tarafınca kabul edilmedi. Bu bile kabul edilmediyse, Crans-Montana’da ortaya konanlar bile kabul edilmediyse, bu zeminde Rum ile çözüm peşinde koşmanın anlamı yok. Biz kendi adımlarımızı atarız. Bunlardan onların da yararlanma fırsatını veririz, kullanırlar, kullanmazlar, kendi bilecekleri iştir. Türkiye ile aramızdaki ilişkiyi bahsettiğim 3 öneri ile daha farklı bir noktaya taşırız. Ondan sonra göreceksiniz, gün gelecek Rum kendisi gelip, ‘bu adanın iki sahibiyiz, birlikte Türkiye, Avrupa, dünyaya da açılalım’ diyecek.”

“TÜRKİYE RUMLAR İÇİN DE FIRSAT”

DP olarak, iki kesimli iki toplumlu federasyon tezinden desteklerini çektiklerini yineleyen Denktaş, şöyle dedi:

“11 Şubat metninin altına imza atmıştık, imzamızı geri çekiyoruz. Ne zaman ki dünya hatasını anlar, iki eşit arasında bir federasyon kurulabileceğini ve yaşayabileceğini, hem Rumlara hem diğer ilgili ülkelere gösterir, o zaman ada üzerinde bir çözüm bulma şansı doğar. Şimdi yapacağımız tek taraflı adım atmak. Bu adımlar hem ekonomik, hem sosyal olarak bize fayda sağlasın, hem Rumlara fırsat versin, böylelikle onlar da belki bu yolla Türkiye’nin kendileri için bir tehdit değil, fırsat olduğunu görmüş ve anlamış olur... Rumlar kapılar açıldıktan sonra buraya geçti ve ilk söyledikleri şu oldu: ‘Siyasilerimiz bize yalan söyledi, siz bize anlatıldığı gibi fakir fukara değilsiniz, köylerinize izin alarak girmek zorunda değilsiniz, mağaralarda yaşamıyorsunuz, bunu gördük. Teşekkür ederiz.’ Elimde Rumlardan gelen bu şekilde binlerce mesaj var. Şimdi başka bir miti ortadan kaldırmalıyız: ‘Türkiye tehdittir’. Değildir! Türkiye Rumlar için de fırsattır. Bunu ispat edebilmenin yolu bizden geçer. Biz kendi kendimizi ortaya çıkarmak durumdayız. Kendi içimizde Cumhurbaşkanımızı, birbirimizi suçlayarak değil, ilk kez belki de sadece bu konuda bir araya gelip, kol kola girerek bunu başarabiliriz. Yaptığım çağrı aslında budur.”

“Tek yanlı olsa da Maraş önemli bir adımdır”

Kapalı Maraş’la ilgili soruları da yanıtlayan Denktaş, “Kapalı Maraş’ın bizim yönetimimizde eski sahiplerine kullandırılması önerisi 2003 yılında sunduğum paketin bir parçasıdır. İşin doğrusu biraz da seviniyorum çünkü geçmişte bunu önerdiğimde hiç taraftar bulamazken şimdi artık bu düşüncenin taraftarı da var. Doğru adımları atarak bunu istediğimiz noktaya taşıyabiliriz. Tek yanlı bir adım olsa da bu çok önemli bir adımdır” dedi.

 

 

Güncelleme Tarihi: 18 Temmuz 2017, 11:22
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner104