Dereler imara açıldıkça ağlayacağız

banner37

Selden en büyük zararı gören bölgelerden olan Dikmen halkı, perişan durumda… Bölge insanı, derelere yapılan müdahalelerden dert yandı:

Dereler imara açıldıkça ağlayacağız

Ali ÇATAL

 

   Ülkemizde son yılların en büyük sel ve su baskını felaketi yaşandı… Bu felaketten en fazla etkilenen bölgelerden biri ise Dikmen oldu…

   Dikmen sakinleri, perişan durumda… İnsanlar yaşadıkları felaketin izlerini silmeye çalışıyor ancak üstesinden nasıl gelecekleri konusunda da kara kara düşünüyor.

   Dikmenliler, “Dereler imara açıldıkça ağlayacağız. Ne evimiz, ne arabamız, ne hayvanlarımız kaldı. Hatalar yüzünden mahvolduk, halimiz harap ” dedi.

 

Dikmen halkı ne dedi?

 

Emete Yorgancıoğlu:

“İş yerimiz ve parti örgütümüz başta olmak üzere ciddi anlamda zarar gördük. Her şeyimiz sırılsıklam oldu. Neyse ki şu an biraz olsun toparlandık.”

 

Hasan Yorgancıoğlu:

“Altyapı eksikliği, dere yataklarının imara açılması hatasıyla birleşince, ortaya böylesi bir felaket çıktı. Dere yataklarına imar izni verilmemeli, yoksa daha çok ağlarız.”

 

Ali Piro:

“İki evim de zarar gördü. Evlerimde sağlam battaniye bile kalmadı. Sel suyu, oturduğum evin önünden girip arkasından çıktı. Taşkın sular, adeta dere gibi akıyordu. Battaniyeler vasıtasıyla, akan sulara yol yaptım fakat diğer evim berbat durumda. 64 yaşındayım ve şimdiye kadar böyle bir doğal afet görmedim. Tavuk ve tavşanlarım öldü. Bereket versin ki kuzularımı eve alarak kurtarabildim. Dereler yükseltilip, dere yataklarına imar izni verildi. Bütün bunların kaynağı bu.”

 

Kıvanç Demirtaş:

“İkisi Dikmenli olmak üzere dört evladımızı, sel felaketinde yitirdik. Yanlış yapılandırmanın yanı sıra plansız ve projesiz inşaat yapmanın bedelini ödüyoruz. Bunlara dikkat edilseydi, bu afetin zararı yarı yarıya düşürülebilirdi. Aşağı ve Yukarı Dikmen arasındaki dereye 13 yıldır kimse dokunmadı. İlkokulun arkasındaki bu derenin de ıslah edilmesi şart. Doldurulan derelerin bulunduğu alanlara inşaat izni verilmesi uygulamasına derhal son verilmeli. Köyümüzde neredeyse 150 evi su bastı. Şunu da söylemeliyim ki insanlar, afetten gördükleri zararı, kendi imkanlarıyla onarmaya çalışıyor çünkü belediye başkanımız, ‘rozete göre’ iş yapıyor. Belediyenin halka tek yardımı, dağıttığı 100-150 kum torbası oldu, ki bana ‘bunu bile’ çok gördüler.”

 

Cengiz Topel Ak:

“Evimin konumu nedeniyle inanılmaz bir zararın içerisindeyim. Bütün bunların nedenini de söyleyeyim… Dağdan gelen dere, köyde bitiyor. Bu derenin ıslahına yönelik bir proje hazırlanmıştı fakat mal sahipleri, projenin hayata geçmesine ne yazık ki izin vermedi.”

 

Niyazi Bürgül:

“Felaket gecesinde şahsi traktörümle sabaha kadar halka yardımcı olmaya çalıştım. Arabaları çektim ve insanları evlerine bıraktım. Öyle aman aman bir zararım olduğunu söyleyemem, hele yitip giden canların yanında.”

 

Turan Meral:

“Korkunç bir geceydi. Girne Elektrik Kurumu’nda gece bekçisiyim. O gece iş çıkışı, üzücü kazanın olduğu yerden geçip eve gelmeye çalıştım. Köyün halini gördüğümde de kahroldum. Kendi açımdan, işin daha da üzücü boyutu, bu sorunların düzeleceğine zerre inanmamam.”

 

Alican Özkoçat:

“Özellikle Yukarı Dikmen’in hali harap. Hükümet, ‘malın ilk sahibinin’ devlet olduğu gerçeğine uygun bir bilinçle hareket etmeli. Bazı bölgelerdeki bazı yerler, şayet istimlak edilmek zorundaysa, parası neyse verilip ‘derhal’ kamulaştırılabilmeli. Kimse, kendi inadı yüzünden diğer insanlara zarar verme hakkına sahip değil.”

Güncelleme Tarihi: 08 Aralık 2018, 12:44
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER