Devlet kadınların çığlığını duymuyor!

banner37

Bugün 25 Kasım Kadına Şiddetle Mücadele Günü… Tüm dünyada kadına yönelik şiddete karşı seslerin yükseldiği gün… Ancak ülkede kadına yönelik şiddetle ilgili rakamlar devletin kadınların bu sesini duymadığının en büyük göstergesi…

Devlet kadınların çığlığını duymuyor!
banner90

9 YILDA 22 KADIN CİNAYET KURBANI… Ülkede son 9 yılda 22 kadın cinayete kurban giderken, 2017 yılında kurulan Polis Genel Müdürlüğü’ne bağlı Kadına Karşı Şiddete Müdahale Şubesi’ne kurulduğu günden 2019 yılının Eylül ayına kadar olan süre zarfında 883 kadına şiddet olayıyla ilgili şikâyet yapıldı. Tüm bunların bilinmesine rağmen devlet ne kendine ait bir sığınma evi yaptı, ne de Alo 183 hattını daha aktif bir hale getirdi.

RAPOR VAR SONUÇ YOK… Kadın cinayetleri ve kadına karşı şiddet devam ederken, gece kulüpleri konusunda yapılan çalışmalarda bir sonuca bağlanmadı. İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve içerisinde konsomatris olarak getirilen kadınların müşterilerle para karşılığı cinsel ilişkiye girdiği, şiddet gördüğü gibi tespitlerin yer aldığı raporda sadece kâğıt üzerinde kaldı. Kadınlar gece kulüplerinde şiddet görmeye devam etti, gece kulübünde yaşanan birçok şiddet olayı mahkemeye yansıdı.

“İNTİHAR” DENDİ CİNAYET ÇIKTI…  Kadın örgütleri “görünen kadar gün yüzüne çıkmayan kadına şiddet vakası olduğu” konusunda haykırmaya devam ederken bu durumun acı bir örneği yaşandı. Girne’de evinin balkonundan 30 Aralık 2016’da düşerek şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Akile Nacisoy Akdoğan’ın önce “intihar” ettiği söylendi, ardından ailesinin ve kadın örgütlerinin verdiği mücadele sonrasında cinayet olduğu ortaya çıktı.

KADIN ÖRGÜTLERİ DEĞERLENDİRDİ… Baraka Kültür Merkezi Aktivisti Emel Karagözlü Cicibaba, Kadın Eğitimi Kolektifi Eğitmeni Zekiye Şentürkler ve Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi Üyesi Av. Cansu N. Nazlı kadına karşı şiddetin önüne geçilmesi için atılması gereken adımlar hakkında bilgi verdi ve devlet yetkililerini bu konuda bütünlüklü bir politika hazırlamaya davet etti. Nazlı ayrıca, bugün yapılacak yürüyüşe herkesi davet etti.

Ceren ÖZBİL

Bugün 25 Kasım Kadına Şiddetle Mücadele Günü… Tüm dünyada kadına yönelik şiddete karşı seslerin yükseldiği gün…

Ancak ülkede bu konuda verilen mücadeleye ve sonuçlarına bakıldığında tablo hiç de iç açıcı değil… Ülkede son 9 yılda 22 kadın cinayete kurban giderken, 2017 yılında kurulan Polis Genel Müdürlüğü’ne bağlı Kadına Karşı Şiddete Müdahale Şubesi’ne kurulduğu günden 2019 yılının Eylül ayına kadar olan süre zarfında 883 kadına şiddet olayıyla ilgili şikâyet yapıldı.

Tüm bunların bilinmesine rağmen devlet ne kendine ait bir sığınma evi yaptı, ne de Alo 183 hattını daha aktif bir hale getirdi.

Üstüne üstlük gece kulüpleriyle ilgili İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve içerisinde konsomatris olarak getirilen kadınların müşterilerle para karşılığı cinsel ilişkiye girdiği, şiddet gördüğü gibi tespitlerin yer aldığı rapor da kâğıt üzerinde kaldı.

Bunlara ek olarak ülkeye ekmek parası için kilometrelerce uzaktan gelen kadınlar, çalıştıkları işyerlerinde emek sömürüsü ve şiddetle karşı karşıya kaldı. Kimisi dil sorunu, kimisi yabancı bir ülkede olması endişesiyle derdini anlatamadı.

Kadınlar evlerinde, işyerlerinde gece kulüplerinde şiddet görmeye devam etti.

Bu olayların bazıları mahkemelere yansıdı, bazıları ise kadınların kendini savunmasız hissetmesi ve yargıya başvurmaktan korkması nedeniyle gün yüzüne çıkmadı.

Konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne konuşan Baraka Kültür Merkezi Aktivisti Emel Karagözlü Cicibaba, Kadın Eğitimi Kolektifi Eğitmeni Zekiye Şentürkler ve Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi Üyesi Av. Cansu N. Nazlı kadına karşı şiddetin önüne geçilmesi için atılması gereken adımlar hakkında bilgi verdi.

Cicibaba: Kadına karşı şiddet vakaları artıyor

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti Emel Karagözlü Cicibaba ülkede kadın cinayeti, kadına şiddet, taciz ve tecavüz vakalarının gün geçtikçe artmakta olduğunu söyledi ve bu konuda birçok şikâyet, kapanmamış dava ve hatta yasal kurumlar tarafından hiç kayıt altına alınmamış vakanın mevcut olduğunu belirtti.

Kadınlara yönelen şiddetin gün geçtikçe artmakta ve şiddet mağdurlarının da savunmasız hayatlarına devam etmek zorunda kaldığından söz eden emel Karagözlü Cicibaba şu şekilde konuştu:

“Bunun önüne geçilememesinin en önemli nedenlerinden biri ülkemizde mevcut tek sığınma evinin Lefkoşa Türk Belediyesi tarafından açılmış olması ve kapasitesinin çok sınırlı olmasıdır. Devlet, tüm vatandaşların vücut bütünlüğünü korumakla yükümlü olduğundan, her bölgede, yüksek kapasiteli ve sağlam alt yapılı kadın sığınma evleri açmak zorundadır. Bunca yıldır devlet tarafından tek bir kadın sığınma evi dahi açılmaması devletin kadın hakları, kadın sağlık ve güvenliği ve kadın cinayetleri konularını ne denli göz ardı ettiğini gösteriyor!

Bunun yanında polisin şikâyete gelen kadınları “iyi niyetli” bir şekilde dayakçı partnerleriyle barıştırmaya çalışması ve tutanak tutmaktan kaçınması birçok kadını çaresiz ve bu zulme katlanmak zorunda bırakıyor.

Kadına şiddet bir suçtur ve hiçbir suç cezasız kalmamalıdır. Şikâyet başvurusunda bulunan kadın barıştırmaya çalışılmamalı, gözü korkutulmamalı, olay kapatılmaya çalışılmamalıdır. Koru emrine başvuranlar bu haktan hemen yararlanabilmelidir.

Evde, işte, okulda, sokakta erkek egemen sistem anlayışı bir an önce son bulmalıdır ki, insan eşitliği temelli mücadeleler bunun çözüm yoludur.

Bu ve bundan sonraki tüm 25 Kasımlarda, kadın sığınma evleri, kadın erkek eşitliğinin olduğu bir toplum ve tarafsız ve layığıyla görevini yapan bir polis ve yargı sistemi için mücadelemizi vermeye devam edeceğiz.”

Şentürkler: Devlet eli kolu bağlı oturuyor

Kadın Eğitimi Kolektifi Eğitmeni Zekiye Şentürkler ülkede kadına yönelik şiddet, taciz ve cinayet olaylarının gün geçtikçe yaygınlaştığını ve bun karşılık devletin, erkek şiddetini korumaya, sığınma evi yapmak yerine gece kulüplerine izin vermeye, hiç bir yasal düzenleme yapmamaya, toplum huzurunu bozan şiddet yanlısı birliklerin elini sıkmaya devam ettiğini belirtti. Şentürkler şu şekilde konuştu:

“2019 yılının ağustos ayı resmi verilerine göre 1000’e yakın kız kardeşimiz şiddet/darp/taciz mağduru olmuştur. Resmi olmayan en az bir o kadar daha kadının bu durumda olduğunu tahmin etmek hiç de zor değildir. Art arda yaşanan kadın cinayetleri söz konusuyken devletin gereksiz yerlere bütçe ayırması ve büyük harcamalar yapması en büyük ayıplardan biridir. Devlet, alenen işlenen kadın cinayetlerine, tacizlere ve tecavüzlere sığınma evi/şiddet önleme merkezleri konusunu yıllardır öteleyerek suç ortaklığı yapmaktadır. Devletin acilen kadın direnişçiyi destekleyici ve şiddet uygulayanı caydırıcı şekilde cezalandıran mekanizmalar kurması gereklidir. Kadına yönelik şiddet, polisinden yargısına, sığınma evinden sağlık ve eğitim sistemine uzanan geniş bir yelpazede, kadın haklarını ve kadın özgürleşmesini ön plana alan, sürekli bir devlet politikası olarak ele alınmalıdır.”

Nazlı: Bütünlüklü bir şekilde konu ele alınmalı

Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi Üyesi Av. Cansu N. Nazlı kadına yönelik şiddetle mücadele ederken devletin bütünlüklü bir şekilde konuyu ele alıp uygulamada bulunması gerektiğini söyledi ve şu şekilde konuştu:

“Örneğin bugün şiddete uğrayan bir kadının bundan kurtulmak için en az 5 merciye müracaatta bulunması gerekiyor. Zaten travmatik ve onun için yabancı kimselere anlatmanın kolay olmadığı şiddet hikayesini, önce polise, sonra doktora, eğer bir yardım talebi varsa Sosyal Hizmetler Dairesi’ne, koruma emri vb müracaatlar için avukatına, bu emrin alınabilmesi için mahkemeye, sığınma evinden yararlanmak istiyorsa sığınma evi yetkililerine anlatması gerekiyor. Ancak neredeyse tüm bu hizmetlerin; polisiyle, hukukçusuyla, hekimiyle, psikolojik danışmanı ile, ve pek tabii sosyal hizmetler görevlisiyle bir merkezden verildiği şiddet önleme merkezleri kurulsa, zaten baskı, tehdit ya da şiddete uğramış kişiler bir de oradan oraya gidip defalarca meram anlatmak zorunda kalmayacak, çifte mağduriyet yaşamayacaktır. Her bölgeye şiddeti önleme merkezleri kurulması bu bakımdan hayatı önemdedir.”

“Her bölgeye kadın sığınma evi”

Nazlı, ülkenin her yerinden gelen kadına yönelik şiddet haberlerinin her bölgede sığınma evi ihtiyacının olduğunu gösterdiğini kaydetti ve “Şu an Lefkoşa Türk Belediyesi’nin özveriyle yürütmüş olduğu sığınma evi de olmasa şiddete uğrayan kadınlara devlet bir çatı açmaktan aciz halde” dedi.

Lefkoşa dışı bölgelerde yaşayan ve özellikle köylerde bulunan kadınların, kamusal toplu taşımacılığın gelişmediği ülkemizde sosyal hizmet ve sığınma evi gibi yardımlara ulaşması oldukça güç olduğundan söz eden Nazlı, bu yüzden hem kadınlara bu hizmetlerin ulaştırılabilmesi için her bölgede bu faaliyetlerin gösterilmesi gerektiğini, hem de kamusal toplu taşımacılığın gelişmesinin önem taşıdığını belirtti.

“Alo 183’e alt yapı kazandırılmalı”

Nazlı, yalnızca kadına değil, çocuğa, engelli bireylere de şiddet durumunda ihbar hattı olarak hizmet veren Alo 183’e 24 saat boyunca yalnızca bir sosyal hizmet görevlisinin bakmakta olduğunu belirtti ve “Böylesi önemli bir hattın daha işlevsel olabilmesi için hem vardiyalı bir çalışma sistemi hem de mesai saatleri dışında gelen ihbarlara sosyal hizmet görevlilerinin girebilmesine olanak sağlayacak alt yapı kazandırılması elzemdir” dedi.

“Sosyal konut projeleri hayata geçirilmelidir”

Nazlı, adli yardım konusunda uzun yıllardır verilen mücadeleler sonucu, son bir buçuk senedir geliri asgari ücretin 1 buçuk katına kadar geliri olan vatandaş kimselere şiddete uğramaları durumunda Sosyal Hizmetler Dairesi ücretsiz avukat tayin edebilmekte olduğunu söyledi ve şu şekilde konuştu:

banner9
“Adli yardım, önemli bir adım olsa da, özel sektörde güvencesiz şekilde çalıştırıldığından birçok kadın koruma emri vb mahkeme süreçlerinde periyodik olarak mahkemeye gelebilmek için iş yerinden izin alamamaktadır. Bu sebeple iş güvencesi bulunması bu konu özelinde dahi sağlanması gereken bir önlemdir. Yahut adli yardım alan bir asgari ücretli kadının yaşamını kurmak için kazandığı parayla bir eve çıkması oldukça güçtür. Çünkü hem kiralar hem de konut fiyatları ülkemizde döviz üzerinden tayin edilmektedir. Bu da bize gösteriyor ki, devlet kadınları şiddet korumak için önlemler alırken daha fazla sosyal konut projeleri hayata geçirmelidir, kira bedelleri etkin şekilde denetlenmelidir. Asgari ücret, bir kimsenin insani olarak yaşamını idame ettirebileceği şekilde belirlenmelidir.

Kadına yönelik şiddetle ilgili gibi görünmeyen ancak şiddete uğrayan kadınların yaşamını doğrudan etkileyen tüm unsurlar beraber ele alındığında kadına yönelik şiddeti önlemek için gerçekçi adımlar atılmış olacaktır.

Tüm taleplerimiz gerçekleşinceye kadar mücadele edeceğimizi duyurmak ve kadına yönelik şiddete hayır demek için 25 Kasım’da sokağa çıkıyoruz. Hangi bölgede yaşıyorsanız orada gerçekleşen yürüyüşlere katılarak tepkinizi ortaya koymaya çağırıyoruz.”

Kadına şiddetle ilgili basına yansıyan haberlerden bazı alıntılar:

Sedef Sevgi Derin’e yapılan otopside darp izine rastlandı

Eski Alayköy – Türkeli anayolu üzerinde bir süre önce meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden 35 yaşındaki Sedef Sevgi Derin’in vücudunda yapılan otopside geçmiş zamana ait darp izlerine rastlanmıştı.

Konuyla ilgili KIBRIS’a açıklamalarda bulunan Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Şube Amiri Müfettiş Mehmet Sözmener; yaşanan ölümlü trafik kazası sonrası Trafik Şubesi’nin tahkikat başlattığını ve yapılan otopsi sonucunda, Derin’in vücudunda geçmiş zamana ait bir takım darp izleri tespit edildiğini söylemişti.

Sözmener ancak Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Şubesi’ne veya herhangi bir polis kurumuna herhangi bir zamanda başvurusu olmadığını vurgulamıştı.

Önce “intihar” dendi,

sonra cinayet olduğu ortaya çıktı

Girne’de evinin balkonundan 30 Aralık 2016’da düşerek şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Akile Nacisoy Akdoğan’ın ölüm nedenine önce “intihar” dendi ancak daha sonra cinayet olduğu ortaya çıktı.

Ailenin ve kadın örgütlerinin bu olayın intihar değil, cinayet olduğu yönünde başlattığı mücadele sonrasında mahkeme 13 Mart 2019’da kararını açıkladı ve Akile Nacisoy Akdoğan’ın eşi Yaşar Akdoğan 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Gece kulübünde darp

L. M. isimli şahıs Alayköy’de faaliyet gösteren bir gece kulübü içerisinde kendisi ile sohbet etmek istemeyen konsomatris kadını ciddi şekilde darp etti. Konu mahkeme taşındı.

2010-2019 KADIN CİNAYETLERİ

1. 8 Mart 2010 Günlera Bekiyeva: Mehmet Kaşık tarafından hastane önünde boğazından, karın bölgesinden, kolundan ve kalçasından bıçaklanarak öldürüldü. Olayın ardından Kaşık kendi canına da kıydı.

2. 13 Nisan 2011 Şükran Sadrazam: Eşi Çetin Sadrazam tarafından zehirlenerek ve boğularak öldürüldü. Çetin Sadrazam 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

3. 18 Kasım 2011 Sibel Dedecan: Eski eşi Ahmet Uysal tarafından av tüfeği ile vurularak öldürüldü. 22 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

4. 1 Eylül 2012 İmrane Sapmaz: Kendisine platonik olarak aşık olan Mehmet Narlı tarafından işyeri önünde vurularak öldürüldü. Narlı olay sonrası kendini de öldürdü.

5. 24 Ocak 2013 Aşkın Şevketoğlu: Eşi Ahmet Şevketoğlu tarafından iki el ateş edilerek öldürüldü. Ahmet Şevketoğlu olayın ardından intihar etti.

6. 26 Haziran 2014 Filiz Sayar: Sokakta yürürken Hüseyin Selçuk Öksüzoğulları tarafından av tüfeğiyle iki el ateş edilerek öldürüldü. Öksüzoğulları olayın ardından kendini de öldürdü.

7. 4 Ağustos 2014 Necla Çağdaşoğluları: Aile kavgasını ayırtmak için araya girmesi ve o esnada eşi Osman Çağdaşoğluları’nın av tüfeğiyle açtığı ateş sonucu eşi tarafından kazayla öldürüldü. Ahmet Çağdaşoğulları 2 yıl hapse mahkûm edildi.

8. 11 Eylül 2014 Siham Benchargiu: Bir buçuk metre yakından ateş edilerek alnından vurularak öldürüldü. Benchargiu ve onun çalıştığı yerdeki güvenlik görevlisini öldüren Kubilay Güler 30 yıl hapse mahkûm edildi.

9. 11 Ağustos 2015 Nilgün Urhan: Eşi Serdal Urhan’ın uyguladığı şiddetten kaçmaya çalışırken 6.8 metre yükseklikteki balkondan düşerek öldü. Urhan 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

10. 10 Aralık 2015 Oleysa Kupriyanova: Boşanmak üzere olduğu eşi Stanislav Kupriyanov tarafından bıçaklanarak öldürüldüğü düşünülüyor. Stanislav Kupriyanov yüksek dozda uyuşturucu alarak canına kıydı.

11. 15 Ocak 2016 Necla Mağracı: Eski eşi Saim Hannas tarafından boğazı sıkılarak öldürüldü. Hannas 16 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

12. 30 Aralık 2016 Akile Nacisoy: Eşi Yaşar Akdoğan tarafından öldürüldü. Önce olaya intihar dendi ancak ailenin olayın üzerine düşmesinin ardından 13 Mart’ta yargı tarafından cinayet olduğuna karar verildi.

13. 18 Nisan 2017 Burcu Okumuş: Eşi Özgür Okumuş tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Özgür Okumuş müebbet hapis cezası aldı.

14. 20 Nisan 2017 Gamze Pehlivan: İmam nikâhlı eski eşi Murat Aşır tarafından 36 kez bıçaklanarak ve ardından da benzin dökülüp yakılarak öldürüldü. Aşır müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

15. 15 Haziran 2017 Zehra Sorver: Eşi ve oğlu tarafından darp edilip, boğularak öldürüldü. Eşi Levent Sorver 35 yıl, oğlu ise 14 ay hapislik cezasına mahkûm oldu.

16. 21 Haziran 2017 Ayşe Yalçın: Eşi Kemal Yalçın tarafından tabanca ile vurularak öldürüldü. Kemal Yalçın eşini vurduğu silahla kendi canına da kıydı.

17. 5 Ekim 2017 Halime Çetin: Eski sevgilisi Hayrettin Özcömert tarafından av tüfeği ile vurularak öldürüldü. Özcömert, 35 yıl hapse mahkûm edildi.

18. 26 Temmuz 2018 Nigar Tevfik Erhalk: Eşi İbrahim Erhalk tarafından av tüfeği ile vurularak öldürüldü. (Yargı süreci devam ediyor. Eşini öldürdüğünü itiraf etti).

19. 31 Ekim 2018 Gülbahar Ulutan: Temizlik için gittiği evde, ev sahipleri evde yokken içeri giren eski sevgilisi Fatih Çıkrıkçı tarafından 13 kez bıçaklanarak öldürüldü. Suçunu itiraf eden Çıkrıkçı, yargılanmayı bekliyor.

20. 19 Kasım 2018 Sevinç Karasalih: Eşi tarafından kablo ile boğularak öldürüldü. (Eşi cinayetin ardından kendi canına da kıydı).

21. 6 Ocak 2019 Dam Thi Hop: Ercan Gaziköy yolunda poşet içerisinde battaniyeye sarılı bulundu (faali belli değil)

22. 31 Mart 2019 Hacer Ulaş: Eşi tarafından öldürüldüğü iddia ediliyor. (Eşi Hüseyin Havalar hükümsüz tutuklu olarak cezaevinde)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96

banner108