Devlet, mobbinge karşı yasa çıkarmalı

banner37

Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel ve Psikolog Ayla Kahraman, işyerlerinde çalışanlara karşı yapılan, psikolojik taciz, şiddet, bezdirme veya zorbalık olarak tanımlanan mobbinge karşı, ciddi anlamda mücadele verilmesi gerektiğini söyledi:

banner87
Devlet, mobbinge karşı yasa çıkarmalı
banner99

Ahmet KARAGÖZLÜ

İşyerlerinde çalışanlara yönelik yapılan psikolojik taciz veya zorbalık olarak adlandırılan mobbing, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizdeki birçok kurum ve kuruluşta da yapılıyor.

Uzmanlar, bu tür zorbalıklara maruz kalan kişilerin işlerini, hatta ailelerini bile kaybetme riski altında olduğuna dikkat çekerek, devletin, mobbinge karşı mücadele kapsamında yasa çıkarması gerektiğini vurguladı.

Psikolog Ayla Kahraman, mobbinge uğrayan kişinin ruhsal ve bedensel sağlığının tehdit altında olduğuna işaret ederek, depresyon, endişe ve kaygı bozuklukları, içe kapanma, kendine güvenini kaybetme gibi sıkıntıların meydana gelebileceğini, bu yüzden de işlerini ve ailelerini kaybetme riskleri olduğunu kaydetti.

Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel de, özel sektörde sendikalaşmaya gidilmesi ile çalışanların özlük haklarını kazanacağına dikkat çekerek, sendikalaşma ile mobbinge uğrayan kişilere karşı önlem alınabileceğini dile getirdi.

Kahraman: Mobbing, işyerinde çalışana uygulanan zorbalıktır

Psikolog Ayla Kahraman, mobbingin işyerinde çalışana uygulanan zorbalık olarak tanımlandığını belirterek, söz konusu zorbalığın bir veya birden fazla kişi tarafından yapılabileceğini belirtti.

Kahraman, mobbingin, işyerinde hakaret, aşağılama, fazla iş yükü vermek veya iş vermeyerek dışlama, yalnız bırakma, damgalama, ayırma gibi bezdirici davranış silsilesinin kişiyi tehdit etmesi olduğuna dikkat çekerek, mobbingi, gelip geçici iş gerginlikleri ve çatışmalarından ayırmak gerektiğini, bunun için de bilim adamlarının bu konu hakkında belli ölçütler geliştirdiğine vurgu yaptı.

Ayla Kahraman, mobbingin, bir çeşit psikolojik şiddet olarak kabul edildiğini, ancak bir davranışın mobbing olarak kabul edilebilmesinin de şartları olduğunu dile getirdi.

Uzmanların, mobbingin, bir süre aynı kişiler arasında devam etmesi gerektiği görüşünde olduğunu belirten Kahraman, “Yani iş durumundan kaynaklanan bir gerginlik, tek bir örnek olarak mobbing olduğunu kanıtlamamakta” şeklinde konuştu.

“Sürekli olarak zorbalığa maruz kalan çalışanın ruhsal ve bedensel dengesi bozulur”

Psikolog Kahraman, mobbingin, belli bir süre devam etmesi ve çalışanın üzerinde psikolojik bir baskı bırakması gerektiğini söyleyerek, bununla karşılaşan kişilerin, iç huzuru ve duygusal dengesinin sarsıldığını belirtti.

Mobbinge uğrayan kişilerde bedensel ve ruhsal arazlar oluştuğunu kaydeden Kahraman, “Duygusal çatışmalar, çalışanı, işinden ayrılma riskiyle karşı karşıya bırakır. Sürekli olarak zorbalığa maruz kalan çalışanın ruhsal ve bedensel dengesi bozulur ve bu nedenle de işinden ayrılma kararı alır. Mobbingin esas amacı da bezdirme yolu ile çalışanı dışlayarak işi bırakmasını sağlamaktır” ifadelerini kullandı.

Kahraman, mobbingin sanıldığının aksine sadece amirin astına yönelttiği bir bezdirme hareketi olmadığını belirterek, aynı statüdeki çalışanlar arasında da oldukça yaygın olduğunu, buna örnek olarak da sevilmeyen, sindirilemeyen veya gitmesi istenen amire yönelik de yapılabileceğine dikkat çekti.

Mobbingin her halükarda kasıtlı olarak yapıldığını ve kişiyi dışlamaya veya zarara uğratma amacı taşıdığını söyleyen Kahraman, “Mobbing uygulayan kişi veya kişilerin uyguladıkları, çalışanı incitmek, bezdirmek ve yıkmak amacı güderler. Onlara zarar vermek isterler. Bu nedenle de her düzeyde yapılan mobbing, ahlaki ve hukuki açıdan yanlıştır ve suçtur” dedi.

“Mobbinge uğrayan kişilerin işlerini ve ailelerini kaybetme riski var”

Kahraman, mobbinge uğrayan kişinin ruhsal ve bedensel sağlığının tehdit altında olduğuna dikkat çekerek, depresyon, endişe ve kaygı bozuklukları, içe kapanma, kendine güvenini kaybetme gibi sıkıntıların meydana gelebileceğini, bu yüzden de işlerini ve ailelerini kaybetme riskleri olduğunu kaydetti.

Mobbinge uğradığını düşünen kişinin bir noktada hakkını aramak veya şikayet etmek gibi davranışlarının sindirildiğini belirten Kahraman, “Mobbinge uğrayanlar ya devam edip kurban olacak, ya da her şeyini kaybedecektir. Bu nedenle de mobbinge uğrayanlardan çok azı yasal harekete geçmektedir” şeklinde konuştu.

Kahraman, mobbinge uğrayanların bozulan sağlıklarını toparlama arzularının çok güçlü olmadığını söyleyerek, bu nedenle iş performansının da bu durumdan etkilendiğini ve verimin düştüğünü kaydetti. Kahraman, bu durumun da mobbing uygulayıcı için istenen bir durum olduğunu anlattı.

Mobbinge uğrayan çalışanların rapor veya izin yollarıyla işe gelmemeye başladığına dikkat çeken Kahraman, “Böylece istifa etme veya kovulma sürecide başlar ve mobbinge uğrayan kişi yenilir” dedi.

Kahraman, bir iş yerinde mobbingin varlığını tespit edip gereğini yapmanın, hem hukuki, hem de insani açıdan görevimiz olduğuna vurgu yaparak, seçilmiş kişilerin, bilinçli asimilasyonundan farklı olmayan bu durumun, insani değerlere çok uzak bir zorbalık olduğunu ve hukuki yaptırımın bir an önce işlevsel hale gelmesi gerektiğini kaydetti.

Başel: Devlet, mobbinge karşı yasa çıkarmalı

Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, devletin, mobbinge karşı yasa çıkarmak zorunda olduğunu belirterek, içinde bulunduğumuz ekonomik krizde bunun daha çok gözle görünür bir hale geleceğini söyledi.

Başel, dıştan göç alan bir ülke olduğumuz için ülkemizdeki en önemli sorunun işsizlik olduğunu ifade ederek, “Kimi çalışan günlük 50 TL’ye, kimisi ise 100 TL’ye çalışır. Ancak işveren, günlük 180 TL ödemek zorundayken, patron kendisi olduğu için az fiyat söylüyor ve beğenmiyorsan çalışma git diyor” ifadelerini kullandı.

Ülkemizdeki casino ve turizm sektöründeki çalışanlarla, üniversitede çalışanlarının ve sex işçilerinin sendikalaşması gerektiğini kaydeden Başel, ülkeye önceden kimin geleceğiyle ilgili verilen ön izinlerde de daha sık denetiminin sağlanması ve söz konusu mesleki örgütlerde daha eşit sisteme ulaşılması gerektiğini dile getirdi.

“İşverenlerin İLO sözleşmelerinden haberleri yok”

İşverenlerin, İLO (Uluslararası Çalışma Örgütü) sözleşmelerinden haberlerinin olmadığını belirten Başel, söz konusu sözleşmelerin, uluslararası çalışma barışını, asgari ücretli bir kişinin kaç saat çalıştığını, mesai şartlarının ne olduğunu ve sendikal haklarının neleri kapsadığını düzenlediğini ifade etti.

Başel, KKTC’nin, söz konusu sözleşmeleri kabul etmiş bir ülke olduğuna dikkat çekerek, “Maalesef biz görevimizi yerine getirmiyoruz” şeklinde konuştu.

Barış Başel, son dönemlerde, özellikle de inşaatlarda çalışan işçi ölümlerinin aleni bir şekilde yaşanması ve yetkililerin söz konusu ölümlerle ilgili herhangi bir şey yapmamasının kabul edilemez olduğuna vurgu yaparak, İLO sözleşmesine göre yaşanan ölümlerin iş kazası değil, iş cinayeti olduğunu belirtti.

Ülke sisteminin bu noktada mağdur olanı koruma eğiliminde olmadığını savunan Başel, “Ülke sistemi, maalesef güçlü olanı ve sermayeyi koruma yönündedir” dedi.

“Mobbinge karşı özelde sendikalaşmaya gidilmeli”

Özel sektörde sendikalaşmaya gidilmesi ile çalışanların özlük haklarını kazanacağını kaydeden Başel, böylece bir çeşit tampon mekanizmanın oluşacağını ve sendikalaşma ile mobbinge uğrayan kişiler için önlem alınabileceğini dile getirdi.

Mobbingin sadece iş kurumlarında değil, ev işi işçiliğinde de yaşandığına değinen Başel, toplum olarak çalışma hayatı ve çalışma hakları konusunda bilinçlenmemiz gerektiğini söyledi.

İnsanın doğasında şiddet gösterme potansiyeli olduğunu belirten Başel, çocukluk yaşlarından itibaren sosyal yaşam becerisi kazanılması gerektiğini, ancak toplum olarak empati yapmayı bilen bir toplum olmadığımızın altını çizdi.

Şiddet ve şiddet unsurlarının toplum tarafından kavranması gerektiğini söyleyen Başel, “Yetkiyi elinde bulunduran kişilerin, karşısındakini ezebileceğini ve bunun da normalleştirildiği bir toplumda yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

Güncelleme Tarihi: 28 Ekim 2018, 08:42
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner96