banner6

Devlet vergi istemez, devlete vergi verilir

banner37

İsimleri, hemen hemen her yıl olduğu gibi bu yıl da vergi listesinde ilk sıralarda yer alan Emine-Tahir Topal çifti vergi ödemenin önemini anlattı.

Devlet vergi istemez, devlete vergi verilir
banner8

Ceren ÖZBİL

banner134

Serena Mağazaları kurucusu Tahir Topal, Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı vergi listesindeki gerçek kişiler kategorisinde ilk sırada yer aldı. 4 milyon 239 bin 852 TL gelir beyan eden Topal, bir milyon 390 bin 662 TL vergi ödeyecek.

İsimleri bu yıl da olduğu gibi hemen hemen her yıl ki vergi listesinde ilk sıralarda yer alan Emine- Tahir Topal çifti KIBRIS Gazetesi’ne konuştu.

“Devlet vergi istemez, devlete vergi verilir” sloganıyla hareket eden çift, başarı öykülerini anlattı.

Tahir Topal: Adım adım büyüdük

Tahir Topal, şirketin 1992 yılında Serena markası ile 50 metrekarelik bir dükkanda başladığını anlattı ve şu şekilde konuştu:

“Yavaş yavaş şubenin metrekaresini büyüttük. 1995 yılında ikinci şube olarak Mağusa’da hizmete başladık. Bir maraton gibidir iş hayatımız... Eşimle birlikte başladık bu maratona... Mağusa’dan sonrada 1999 yılında Girne şubesini açtık. Bu yedi sekiz yılın içinde şubeleştik. O zaman ki şartlar gayet zordu. Bu nedenle bizi yordu. Çünkü şu anki gibi bir teknoloji yoktu. Zorluklarla üçüncü şubeyi açtık. Bu zorluklar bize işletmenin kurallarını, işletmede olması gereken, yapılması gereken şartları öğretti. 1999’dan sonra bünyemize Türkiye’nin elit markalarını kattık. Serana mağazaları içinde bu markaları satmaya başladık. Bu da bizi içinde bulunan marka bilinirliği ile büyümeye zorladı. Bu süreçte şubelerimizin metrekarelerini büyüttük. Bu metrekarelerin büyümesi iş hacmimizi çoğalttı. İstihdamımızı çoğaltmaya başlattık. Belli bir süreden sonra Kıbrıs şartlarını takip ederek, tekrar 2006 yılında metrekarelerimizi daha büyük department store havasına getirmek için yatırımlar yaptık. Mağusa’daki mağazamızın metrekaresini büyüttük. Daha sonra metrekarelerden aldığımız verimliliğe göre diğer şubelerimizi büyüttük. Bundan sonra ki süreç, yani 2008-2009 yıllarında dünya konjonktürünün değişimini takip ederek, bünyemize yurt dışındaki yani Türkiye’deki bilindik markalarla mağazalaşma yönüne gittik. 2009 yılında eşimle birlikte karar vererek başlattık. 2012 yılında da LCW markasıyla Mağusa’da department store içinde mağaza açtık. Bu bize ivme kattı. Hızlı büyüme kat ettik.”

”Eşim en büyük desteğim oldu”

Bu zorlu kararları verme aşamasında eşi Emine Topal’ın hep en büyük destekçisi olduğunu anlatan Tahir Topal, ona hep  “yap, başarırız” diyerek destek olduğunu söyledi. Tahir Topal şu ifadeleri kullandı:

“Eşimin bu konuda bana büyük desteği oldu. Böyle bir işe girerken enerjiye ihtiyacınız vardır. Ben de bu enerjiyi eşimden alırdım. Her zaman bana “yürü” derdi, “yap” derdi. Kararları eşimle birlikte alırdık. Bu arada aile fertlerimiz büyüdü. Servet ve Göksel adında iki kızım var. Biz bu yatırımları yaparken, onları da bazı eksiklikler yaşayarak büyüttük. Eşimle birlikte çalıştığımız için onlar da işin içinde büyüdüler. Bazı şeylerden tabi ki yoksun büyüdüler. Sonuçta hayatta bir şeyler yapmak lazımdı. Bizde bu nedenle hem iş, hem de çocukların yetişme kısmına bayağı emek sarf ettik. Şimdi kızlarımız büyüdü ve işin başına geldi. Biri muhasebe kısmında, biri lojistik kısmında bizi rahatlatıyor.”

“LCW bize ayrı bir ivme kattı”

2012 yılından sonra LCW markasının kendilerine bir ivme kattığını kaydeden Topal, vizyon ve bakış açılarını geliştirdiğini belirtti. Tahir Topal şu şekilde konuştu:

“Bu arada hızlı hareket ederek, bunları adada büyütmeye karar verdik. Şubeleşmeleri çoğalttık. Şuanda 5 LCW mağazasıyla devam etmekteyiz. Bunlara Serena grup bünyesi altında US Polo, Pierre Cardin markası, Roman markasını da markalaşma sürecine soktuk. Şu an 17 mağazayla hizmet ediyoruz. Merkez bir de depomuz oluştu. Orada da genel anlamda istihdamlarımız vardır. Yönetimsel anlamda da elemanlara da yatırım yapıyoruz. Şu an eleman yatırımına bayağı bir önem veriyoruz. Böyle bir sürecin içinde devam ediyoruz. Bunun verimini de alıyoruz.”

“Vergi vermek vicdani bir mesele

Vergi vermenin vicdani bir mesele olduğunu kaydeden Topal, devlete vergi verilmesi gerektiğinin bilincinde olduklarını anlattı. Topal şu ifadeleri kullandı:

“Devlet vergi istemez, devlete vergi verilir” şeklinde bir sloganım var. Bir de vergi vermek vicdan meselesidir. İş adamlarımız kendi işleri doğrultusunda vergilerini veriyor. Bu konuda tek tavsiyem muhasebesel anlamda, iyi murakıplarla çalışılmasıdır. Bizim iyi bir muhasebe müdürümüz var, iyi bir de murakıbımız var. Onlara da çok teşekkür ederim. Bir parayı kazanma bir de parayı yönlendirme var.”

Emine Topal: Yıllardır bu sektörün içinde

Eşiyle çıktığı mağazacılık sektörü yolunu anlatan Emine Topal ise eşinden övgüyle söz etti. Eşinin işinde disiplinli ve dinamik olduğunu kaydeden Topal şu ifadeleri kullandı:

“Tahir, 1982’den beri tekstil sektöründeydi. 1989’a kadar da toptan satış sektörünün içindeydi. Kumaş ile tanışması çok eskiye dayanır. 1982’den beri sektörün içinde olduğu için sektörü tanıyordu. Her zaman söylediği bir laf var, “büyük düşünmek yerine XXL düşünün” diye... Bize de hep bunu söyler. Ona göre heyecanınızı yitirmemeniz gerekir. Ona göre her gün yeni bir heyecandır. Kendinin canlı olduğu kadar, herkesin etrafında canlı olmasını ister. Herkesin sorunu vardır, ama herkes sorununu bir noktada bitirecek diye düşünür. Şu an en üst noktada tepkisi olan bir şeye, beş dakika sonra ıslık çalarak tepki verebilir. Tabi ki her insan bunu başaracak diye bir şey yoktur. Sonuçta eşim, ama ben de öyle davranamam. O motivasyonunu hemen toparlayıp, kendini motive eden bir kişiliğe sahiptir. Otururken bile bir şeyler düşündüğüne inanıyoruz. Gözünü kapattığı zaman bile mutlaka bir hesabın bir kitabın peşinde olduğunu hissedersiniz.”

“İlk mağazayı açtığımızda çok ağladım”

İlk mağazayı açtıklarında çok ağladığını anlatan Emine Topal şu şekilde konuştu:

“Ben liseyi bitirdikten sonra Türkiye’de okuma kararı almıştım. O dönemler 1980 olayları vardı. O dönemde eşim beden eğitimi öğretmenliği okuyordu, sonra vazgeçti. Yurda dönüş yaptı, sonra da askere gitti. Askerden çıkacağı zaman da benim üniversiteye başlangıç dönemime denk geldi. Arkadaş olup, birbirimize konuştuğumuz için gitmemi istemedi. Beni ikna etti. Nişan olduktan 4 yıl sonra evlendik. Bir yıl sonra büyük kızım dünyaya geldi. Kızım doğduğu süreçte ben çalışmadım ancak eşim toptan ve perakende olarak piyasada satış yapıyordu. Daha sonra küçük bir mağaza açtık. İlk başlarda ben çok gözyaşı döktüm. Ben mağazacılığı hiç bilmiyordum. Ondan sonra içine girdikten sonra sevmeye başlıyorsunuz. 1992’de ikinci kızımız oldu. İkinci kızımız tamamen dükkanla beraber doğdu. Eşimin ihmal ettik dediği nokta herkes gibi istedikleri saat çocuklarımızla olamadık. Bu iş öyle bir iş ki hemen çocuklarımızın yanında olamadık.”

“İşimiz üçüncü çocuğumuz gibi”

İşlerinin şimdi üçüncü çocukları gibi olduğunu belirten Emine Topal, “İki kızımız var. Biri İngiltere’de biri Türkiye’de eğitim gördü. Şua n ikisi de bünyemizde çalışıyor. İkisi de evli. Büyük kızımın bebeği oldu, küçük kızım hamile. Damatlarımız da bizimle çalışan bir grubun içinde. Şu an tamamen ailesel bir şirket gibiyiz. Ama eşimin her zaman dediği gibi “aile de olsak, herkes her zaman işini ve haddini bilir”. İşimiz üçüncü çocuğumuz oldu” şeklinde konuştu.

Güncelleme Tarihi: 17 Kasım 2017, 09:13
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88