banner6

Dibe vurduk!

banner37

Türkiye Merkez Bankası'nın faiz indirimi kararı sonrası döviz kurlarında başlayan dalgalanma dün yeni rekorlara imza attı. Sterlin 18 TL’yi;Euro 14.99 TL’yi; dolar da 13.32 TL’yi gördü; döviz kurları günü birkaç puan aşağıda kapattı. Döviz kurundaki yükselişin enflasyonu tetikleyeceği belirtildi

Dibe vurduk!
banner99

Ali ÇATAL

Türk Lirası, döviz karşısında sürekli değer kaybediyor; döviz kuru yükseldikçe halk fakirleşiyor, ekonomik kriz derinleştikçe derinleşiyor.

Türkiye Merkez Bankası’nın faiz indirimi kararı sonrası döviz kurlarında başlayan yükseliş, dün yeni rekorlara imza attı.

Sterlin 18 TL’yi; Euro 14.99 TL’yi; dolar da 13.32 TL’yi gördü. İnişli çıkışlı seyir izleyen döviz kurlarındaki rekor fiyatlamaları görenler, şok üstüne şok yaşadı. Kuzey Kıbrıs’ta dün Amerikan Doları ortalama 12,4031 TL, Euro 13,9714 TL ve sterlin 16,6351 TL’den işlem kapattı.

Dövizdeki dalgalanmadan dolayı bazı döviz büroları işlemleri günün yarısında durdurdu, bazı bankalardan da online işlem yapmak zorlaştı.

Uzmanlar, son günlerde döviz kurunda yaşanan yükselişin enflasyonu da tetikleyeceği uyarısında bulundu.

TL’nin değer kaybı

TL'nin, Amerikan Doları karşısında 2021 yılının başından bu yana değer kaybı yüzde 70’i buldu.

1 Ocak 2021’de Türkiye serbest piyasalarında 7,30 düzeyinde olan Amerikan Doları/TL paritesi 12,50 seviyesine kadar yükseldi.

TL’nin, Amerikan Doları karşısındaki net kaybı ise dün yüzde 18’i buldu ve parite ‘tüm zamanların rekorunu’ test etti. Euro/TL kuru da rekor tazeledi.

Hatırlanacağı üzere, Eylül 2021 döneminde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB)politika faizinde indirime başlaması ile gelişen ülke paralarından negatif ayrışan TL, Ekim 2021 periyodunda kaybını daha da artırırken; bu ay ise yüzde 32 bandında düşüşle ‘en çok değer kaybeden para birimi’ oldu.

Ekonomide yaşanan mevcut durumu, önceki günkü konuşmasında “Ekonomik kurtuluş savaşı” olarak niteleyen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bahse konu açıklamasında, faizlerin düşürülmesiyle ilgili de “Karşımızdaki bu tablo, bizi bir tercihe zorlamıştır. Ya ülkemizden eskiden beri hakim olan anlayışı sürdürecektik ya da kendi önceliklerimize göre yolumuza devam ederek tarihi bir mücadeleyi göze alacaktık. Biz, mücadeleyi tercih ettik” ifadelerini kullandı.

Muhtaroğlu: Faiz, enflasyonun altında kaldı

Devlet Planlama Örgütü (DPÖ) eski Müsteşarı Ödül Muhtaroğlu, Amerikan Doları’nın uluslararası piyasalarda son günlerde değer kazandığını ve gelişmekte olan ülke paralarının değer kaybettiğini söyledi.

En fazla değer kaybeden gelişmekte olan ülke parasının ise TL olduğuna işaret eden Muhtaroğlu, bu durumu da TCMB’nin faizle ilgili indirim kararlarının tetiklediğini kaydetti.

TCMB’nin aldığı faiz kararlarının hiçbir ekonomik gerekçeyle açıklanamadığını belirten Muhtaroğlu, dünyada gelişmekte olan ülkelerde merkez bankaları doların değer kazanması ve kendi ulusal para birimlerinin değer kaybetmesi karşısında faiz artırımına giderken, Türkiye’de ‘ısrarla’ faiz indirimine gidilmesinin, TL’nin değer kaybını diğer ülkelere göre çok fazla artırdığını aktardı.

TCMB’nin geçen haftaki faiz indiriminin de buna tuz biber ektiğini vurgulayan Muhtaroğlu, “Son üç ayda toplamda yüzde 4 faiz indirimi yapıldı. Şu anki faizler, Türkiye’deki enflasyon oranının altında kaldı. TL faizinin getirisi şu anda eksi durumda ve TL’den dövize hızlı bir kayış başladı” ifadelerini kullandı.

Bu durumun da dövize talebi ve döviz kurlarının yükselişini tetiklediğini kaydeden Muhtaroğlu, dün bir ara kurların günlük yüzde 17’ye yükseldiğine ve daha sonra yüzde 11’le günü kapattığına dikkat çekerken, “Tarihi rekorla karşı karşıyayız” şeklinde konuştu.

Öte yandan, TCMB Başkanı’nın, Aralık 2021 döneminde yapılacak yılın son PPK toplantısında da faiz indirimi olabileceği mealindeki açıklamasının ve geçen gün de Türkiye Cumhurbaşkanı’nın faiz indirimlerinin olması gerektiğine dair yaklaşımının da piyasaları huzursuz ettiğini söyleyen Muhtaroğlu, döviz artışlarınında bahse konu süreç neticesinde yeni tarihi zirveleri gördüğünü açıkladı.

banner134

“Döviz değer kazandığında, her türlü mal ve hizmete zam gelir, pahalılık günden güne artar ve halkımız günden güne yoksullaşır” diyen Muhtaroğlu, faiz düşünce yatırımların artacağının ve kredi borçlarının daha kolay ödeneceğinin düşünüldüğünü fakat ihracatın artacağı ve cari işlemler açığının azalacağı beklentisinin uzmanlar tarafından geçerli bulunmadığını bilgisini verdi.

Diğer taraftan, döviz artışı ile ithal edilen her şeyin yükseldiğini ve oluşan pahalılıkla da dar gelirlilerin daha da fakirleştiğini hatırlatan Muhtaroğlu, “Kısaca atılan taş, ürkütülen kurbağaya değmiyor” dedi.

“TCMB piyasalara güven vermiyor”

Ödül Muhtaroğlu, TL’deki zayıflığın devam edeceğe benzediğini çünkü faiz indiriminin sonuna gelindiğine dair ‘piyasaları rahatlatacak’ net bir mesajın Türkiye ekonomi yönetimi tarafından verilmediğini de söylerken, ekonomi yönetimi ve TCMB’nin açıklamalarının piyasalara güven vermediğini ve kurlardaki yükselişin de önlenemez şekilde sürdüğünü kaydetti.Yapılan faiz indirimlerini herhangi bir ekonomik gelişme, gösterge ve gerekçe ile açıklayamadığını belirten Muhtaroğlu, yaşanan gelişmelerin de ekonomi bilimi için ‘bir deneyi’ çağrıştırdığını aktardı.

Özellikle gıda ve enerji olmak üzere ithal edilen tüm malların fiyatları artarken, ‘faizi indirip kuru fırlatarak’ tüm mal ve hizmetlerin fiyatlarını ve enflasyonu daha yükseltmenin mantığını anlayamadığını da söyleyen Muhtaroğlu, “Bizim hükümet de yaşananları halk gibi seyretmemeli” dedi ve şu önerilerde bulundu:

“İthalatta kur sabitlemesine derhal gidilmeli. Gıda, ilaç ve temizlik malzemelerindeki tüm vergiler belli bir süre için sıfırlanmalı. TL kiralarda stopaj indirimi, döviz kiralarda ise stopaj artışı yapılmalı.

Özel okul harçlarında okullar ya kur sabitlemesine gitmeli ya da TL ile harç almaya başlamalı. Bu yılki bütçede dar gelirlilere, işsizlere, yoksul ve muhtaçlara daha fazla katkı yapacak düzenlemeler yapılmalı.

Esnaf ve işletmelere hibe destekleri verilmeli. Döviz borcu olanlar için mutlaka uygun faiz ve vade ile yeniden yapılandırma yapılmalı.”

Brooks: Enflasyonist baskı artabilir

Uluslararası Finans Enstitüsü (IFF) Baş Ekonomisti Robin Brooks, TL'nin Amerikan Doları karşısındaki ‘gerçek’ değerinin 9.50 olduğunu savundu ve yaşanan mevcut yükselişi de yanlışta ısrar edilmemesi durumunda ‘geçici’ gördüğünü açıkladı.

Brooks, sosyal medya hesabında dün yaptığı çözümlemede, TL'nin gerçek değerinin 9,50 seviyesinde olması gerektiğini söyledi. Dün yaşanan sert değer kaybının, Ağustos 2018 döneminde yaşanan ‘kur şoku’ durumu ile paralellik gösterdiğini de belirten Brooks, Türkiye'nin sonuç itibarıyla cari açık veren bir ülke olduğuna dikkat çekti.

Türkiye'yi yakından takip etmesiyle bilinen İngiliz ekonomist Timothy Ash de Türkiye Merkez Bankası'nın faiz indirimine en sert tepki gösterenlerin başında geliyor. Mevcut durumda faiz indirimini “Delilik” olarak niteleyen Ash, bunun arkasında ise ‘siyasi baskının’ olduğunu savundu.

Türkiye'nin 2017-2019 yılları arasında yaşanan benzer duruma yine TCMB rezervleriyle müdahalede bulunduğunu hatırlatan Ash, şu an ise müdahale aracının kalmadığını iddia etti.

Renaissance Capital Küresel Baş Ekonomisti Charlie Robertson ise Pakistan'ın faiz artışı ve Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yaptığı anlaşmaya dikkat çekerek, “Erdoğan, aslında ekonomi politikaları konusunda Imran Khan'dan bazı dersler çıkarabilir” dedi. Robertson, ayrıca, “Enflasyonist baskı artabilir” derken, Amerikan Doları/TL kurunun 12'nin üstünde kalmasının, Kasım 2021 dahili enflasyonun da yüzde 7 civarı geleceği varsayılırsa, TL’nin uzun yıllar sonra reel anlamda en büyük değer kaybına neden olabileceğini vurguladı.

Döviz büroları tahta kapattı

Öte yandan, dolar/TL kurunda günlük yüzde 10'u bulan artış ve paritenin sadece bir haftada ürkütücü derecede yükselmesi, döviz bürolarının işlem yapmasını da zorlaştırdı.

Türkiye medyası, piyasadaki anlık dalga boylarındaki öngörülemezlik nedeniyle bazı döviz büroları tahtalarını kapattığını yani‘sadece döviz alımı yönünde’ işlem yaptığını, döviz satışı yapmadığını yazdı.

Piyasada çok fazla TL olduğunu belirten işlemciler, “İstikrar olmadığı için tahtayı kapatmak zorunda kaldık. Ne müşteri ne biz mağdur olalım” dedi.

KKTC’de de döviz bürolarının tahta kapatarak döviz bazında satış işlemlerini süreli engellediği haber verildi.

Döviz büroları, hatırlanacağı üzere en son 2018 yazında Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ilişkilerinin gerilmesi ve ‘Rahip Brunson’ krizi sonrası kurda yaşanan sert hareketler nedeniyle tahta kapatmak zorunda kalmıştı.

Yüksek belirsizlik nedeniyle TL, dün yüzde 18 gerilerken, dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın yaptırım tehdidinde bulunduğu Ağustos 2018'deki görülen hızlı yükselişi ve oynaklığı da dün itibarıyla aştı.

Bu bağlamda, yıllık bazda yüzde 72 artan kurdaki değişim oranı ise 20 yılın en yüksek seviyesinde.

Erdoğan ve Kavcıoğlu görüştü

TCMB’den dün yapılan bir açıklamada ise uygulanan dalgalı kur rejimi altında kur seviyesine ilişkin bir taahhüdünün olmadığı belirtildi. Döviz kurlarının, serbest piyasa dinamiklerince arz ve talep koşullarınca belirlendiği ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Merkez Bankası belli koşullar altında kalıcı yön amacı taşımadan sadece aşırı oynaklığa müdahale edebilmektedir. Döviz piyasalarında gerçekçi olmayan ve iktisadi temellerden tamamen uzak, sağlıksız fiyat oluşumları gözlemlenmektedir. Şirketlerimiz ve vatandaşlarımızın aşırı oynak piyasa koşullarında iktisadi temellerden tamamen uzak değerlerden işlem yaparak olası kayıplara karşı uyarılması lüzumu üzerine bu açıklamaya gerek duyulmuştur."

Recep Tayyip Erdoğan ise konuya yakın bir kaynağın, Türkiye menşeli bir ekonomi portalına verdiği bilgiye göre, TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu ile dün Ankara’da bir araya geldi.

Görüşme, Amerikan Doları/TL kurunun geçen haftadan bu yana devam eden sert değer kayıplarının ardından gerçekleşti. Görüşmeye ilişkin detay paylaşılmazken, TCMB de konuya ilişkin yorum yapmadı.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner104