Eğitim fakültelerine tarihi yetki verildi

banner37

YÖK’ün aldığı tarihi karar çerçevesinde, üniversitelerde öğretmen yetiştiren eğitim fakülteleri artık ders, müfredat, kredi gibi konularda öznel şartlarını göz önünde bulundurarak tek başına karar verebilecek

Eğitim fakültelerine tarihi yetki verildi
banner90
banner8

“DENETİM YAPILACAK”… Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı Yüksek Öğrenim ve Dış İlişkiler Dairesi Müdürü Ziya Öztürkler ve Eğitim Bilimci Salih Sarpten, YÖK’ün almış olduğu bu kararın olumlu sonuçlar doğuracağı gibi, olumsuz sonuçlar da doğurabileceğini söyleyerek, YÖK’ün denetimler yaparak bilimsel müfredata uymayan üniversitelere müdahale edebileceğini vurguladı.

Ahmet UÇAR

Yüksek Öğretim Kurumu’nun (YÖK) aldığı tarihi karar çerçevesinde, üniversitelerde öğretmen yetiştiren eğitim fakülteleri, ders, müfredat, kredi gibi konularda öznel şartlarını göz önünde bulundurarak tek başına karar verebilecek.


Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 10 Ağustos 2020 tarihinde yaptığı toplantı sonucunda 12 Nisan 2018 tarihli karar iptal edilerek, öğretmenlik programlarındaki derslerin, müfredatların ve kredilerin belirlenmesinde, yükseköğretim kurumlarının ilgili kurullarının yetkilendirilmesine karar verildi.


Bu karar kapsamında üniversiteler ders kategorileri ile ilgili “Alan Eğitimi Dersleri, Öğretmenlik Meslek Bilgisi Dersleri ve Genel Kültür Dersleri” şeklindeki gruplandırmayı göz önünde tutarken, “ders sayısı, ders saati / kredi sayısı ve yoğunluğu” konusunda da yine bu gruplandırmadaki sıralamaya dikkat edecek.


YÖK, resmi internet sitesinde yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:


“Eğitim Fakülteleriyle ilgili bu düzenleme, üniversitelerimize çok geniş bir hareket serbestisi tanımakta olup bu “yetki devri”, Eğitim Fakülteleri ve öğretmenlik programlarıyla ilgili tarihi bir karar olarak değerlendirilebilir. Yeni YÖK olarak, üniversitelerimizin ehliyet ve kabiliyetlerine, hocalarımızın alanlarına ilişkin akademik ve mesleki hassasiyetlerine, öğrencilerimizin de öğretmenlik aşklarına güveniyoruz.”


Yüksek Öğrenim ve Dış İlişkiler Dairesi Müdürü Ziya Öztürkler, YÖK’ün aldığı bu kararla üniversitelerdeki eğitim fakültelerinin daha özgür yapıya kavuşacağını belirterek, üniversitelerin bilimsel formasyonla devam etmesi durumunda hiçbir sorunun ortaya çıkmayacağını kaydetti.


Eğitim Bilimci Salih Sarpten ise öğretmen yetiştirme programlarının sürekli kendini yenileyen, dinamik ve çağın ihtiyaçlarına dönük olmasının nitelikli öğretmen yetiştirme açısından büyük önem taşıdığını dile getirerek,  bu kararın okul uygulamalarının ve diğer önemli unsurların günün koşullarına göre güncellenmesine imkan tanıdığını ifade etti.


Öztürkler ve Sarpten, YÖK’ün almış olduğu bu kararın olumlu sonuçlar doğuracağı gibi, olumsuz sonuçlar da doğurabileceğini söyleyerek, YÖK’ün denetimler yaparak bilimsel müfredata uymayan üniversitelere müdahale edebileceğini vurguladı.

Öztürkler: Fakülteler daha özgür olacak

Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı Yüksek Öğrenim ve Dış İlişkiler Dairesi Müdürü Ziya Öztürkler, YÖK’ün üniversitelerin daha aktif ve yetkin olmasını talep ettiğini belirterek, öğretmen yetiştiren fakültelerin alınacak olan kararlarda daha özgür olmasını sağlayan bir karar ürettiğini ancak bu noktada bazı endişelerin de söz konusu olduğunu kaydetti.


Öğretmen yetiştirmenin çok hassas bir nokta olduğunu dile getiren Öztürkler, yetişen öğretmenlerin topluma yön verdiğini anımsattı.


Öztürkler, YÖK’ün üniversitelere öğretmen yetiştirme programlarıyla ilgili bilimsel çerçevedeki müfredattan hazırlanma yetkisi verdiğine vurgu yaparak, herhangi bir üniversitenin bilimsel formasyondan uzaklaştığı durumda YÖK’ün denetimleri sonucu söz konusu müdahale görebileceğini ifade etti.


Üniversitelere verilen bu yetki devrinin izlenilmesi gerektiğini söyleyen Öztürkler, “Ben bunun olumlu sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Bilimsel formasyon ve metotların dışında bir yaklaşımda bulunulursa YÖK gereken denetimi yapıp müdahaleyi gerçekleştirir. Ben şu an bu konuda herhangi bir olumsuzluk görmüyorum” şeklinde konuştu.


banner134
Öztürkler, dünyanın birçok yerinde de kısıtlayıcı ve belirleyici anlayış yerine daha esnek bir anlayışın söz konusu olduğunun altını çizerek, üniversitelerin eğitim felsefinde birtakım farklılıkların olabileceğini ama bunun büyük bir sorun yaratmayacağını anlattı.


Dünyadaki eğitim felsefesi kapsamında eğitimde aynı tip insanlar yaratmak yerine belirli bir kalite, vizyon ve eğitim seviyesine hakim ama birbirinden farklı insanlar yaratmayı hedeflediklerine dikkat çeken Öztürkler, “Aynı tip insanlar yerine farklı insanlar yaratmanın vizyonudur bu, olaya öyle bakmak lazım. Diğer yandan sen bir bilim insanısın ve öğretmenin bir meslek alanında öğretmen yetiştirebilmek için o öğretmenin hangi ders niteliklerine ihtiyacı olduğu bellidir. Bunun dışında bir bilim insanı olarak senin o öğretmene temel derslerin dışarısında eklemen gereken şeyler vardır. Seçmeli dersler vardır. Derslerin içeriği anlatılacak olan derslerin metoduyla ilgili olacaktır” dedi.

Sarpten: Üniversitelere önemli bir özgürlük alanı sağlanacak

Eğitim Bilimci Salih Sarpten, eğitim fakültelerinin YÖK’ün bu kararını uzunca bir süredir talep ettiğini belirterek, bu sistemin eğitim fakültelerine önemli bir özgürlük alanı sağladığını kaydetti.


Öğretmen yetiştirme programlarının sürekli kendini yenileyen, dinamik ve çağın ihtiyaçlarına dönük olmasının nitelikli öğretmen yetiştirme açısından büyük önem taşıdığını dile getiren Sarpten, bu kararın çağdaş eğitim kuramı yaklaşımlarının öğretmen yetiştirme programlarına dahil edilmesine ve okul uygulamalarının ve diğer önemli unsurların günün koşullarına göre güncellenmesine imkan tanıdığını ifade etti.


Sarpten, öte yandan ülkedeki üniversiteler açısından da düşünüldüğünde sadece YÖK’ün öngördüğü koşullara göre düzenlenen öğretmen yetiştirme programlarının, ülkenin öznel koşullarının programların dışında kalmasına yol açtığını anımsattı.


Bu kararın olumlu yanlarının yanında, ciddi kaygılara da neden olduğuna işaret eden Sarpten, “Öğretmen yetiştirme programları, yüksek öğretimin en önemli programları başında gelir. Bu programların içeriklerinin, hangi unsurları taşıması gerektiğinin, sadece fakültelere bırakılması öğretmen adaylarının istenilen yeterlilikte yetiştirilmemesine de zemin oluşturabilir. Bilindiği gibi her eğitim fakültesi aynı standartlarda olmadığı gibi aynı eğitimsel hassasiyeti göstermediği açıktır.


Bu karar, öğretmen yetiştirme programlarının çağdaş eğitim kuramları veya çağın ihtiyaçlarına göre değil de, dogma bilgilerin ve geleneksel uygulamaların daha baskın olduğu içerikleri taşımasını da gündeme getirmektedir. İşte tam bu noktada, eğitim fakültelerinin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor ve bu günkünden çok daha nitelikli bir yükseköğretim denetim mekanizmasına ihtiyaç duyulduğunu gözler önüne seriyor” şeklinde konuştu. 


Bu kararla birlikte eğitim fakültelerinin denetiminin çok daha büyük bir önem taşıdığına vurgu yapan Sarpten, eğitim fakültelerinin hem kurumsal olarak hem de oluşturacakları programlar açısından herkes tarafından bilinen açık, anlaşılır, net bir denetim mekanizmasından geçmesi gerektiğine dikkat çekti.


Sarpten, bunun yanında eğitim fakültelerine bazı uluslararası akreditasyonları alması koşulu getirilmesi gerektiğini de söyleyerek, böylelikle öğretmenlik programlarının dünya standartlarında olmasının sağlanacağını anlattı.


Eğitim fakültelerindeki öğretmen yetiştirme programlarının niteliklerini artırmanın yanında bu programları tercih eden öğrencilerin hazır bulunuş düzeylerinin mümkün olan en yüksek düzeyde olmasının da büyük önem taşıdığının altını çizen Sapten, “Başka bir ifadeyle, liselerden mezun olan en iyi öğrencilerin öğretmenlik programlarını seçmesi, hem öğretmenlik meslek statüsünü yükseltecektir hem de toplumun geleceği için nitelikli bireyler yetişmesinin temel argümanı olacaktır. Bunun için de eğitim fakültelerinin kurumsal ve programsal olarak en iyi şekilde yapılanmaları kaçınılmazdı” dedi.


Sarpten, YÖK’ün kararının bu yapının kurulması için önemli bir fırsat olduğunu belirterek, kararın anlamlı ve önemli dönüşümlerle adım atılması gibi olumlu unsurları beraberinde getirmesiyle birlikte olumsuz durumlar da yaratabileceğini kaydetti.


Farklı bir anlayışla dogma bilgi ve geleneksel içerikte ısrar etmenin ciddi olumsuzlukları ortaya çıkarma riskini de gözler önüne serdiğini ifade eden Sarpten, “Şimdi eğitim fakültelerinin önünde önemli iki seçenek vardır: Ya nitelikli, çağdaş öğretmenler yetiştiren kaliteli bir fakülte olacaklar ya da öğretmen olma yeterliliği gösteremeyen öğretmenler yetiştirip vasat fakülteler olacaklar” dedi.

Güncelleme Tarihi: 13 Eylül 2020, 12:37
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner75