banner6

Eğitimde “sosyal mesafe” endişesi

banner37

İlköğretimde 2021-2022 Eğitim ve Öğretim Yılı iki gün sonra başlıyor. Pandeminin gölgesinde başlayacak bu eğitim yılında okulların fiziki alt yapı eksiklikleri nedeniyle sosyal mesafe kurallarına uyulamayacağından endişe ediliyor

Eğitimde “sosyal mesafe” endişesi
banner99

“OKULLARIN YÜZDE 78.7’SİNDE TEKLİ SIRA İHTİYACI VAR”… Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Eğitim Sorumlusu Burak Maviş, okulların yüzde 78.7’sinin tekli sıra ihtiyacı olduğunu ve bunun sosyal mesafe için büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca yaptıkları araştırmada okulların yüzde 42.6’sında sosyal mesafe kurallarının uygulanmaya uygun olmadığını kaydeden Maviş, bakanlığın aldığı seyretilmiş eğitim kararını ise sevindirici bulduklarını ve bunun sorunu bir nebze olsun çözeceğini düşündüğünü ifade etti.

“SOSYAL MESAFE ÖNEMLİ”… Kıbrıs Türk Tabipler Birliği Başkanı Özlem Gürkut, kendi yaptıkları öneriler arasında sınıflarda çocuklar arasında 1 metre mesafe olması, maske takılması, tarama yapılması, ateş ölçümleri yapılması olduğunu belirtti. Gürkut, “Sınıflarda yani çocukların ve öğretmenlerin maske takacağı ortamda 1 metrelik sosyal mesafe istedik. Kantin yemekhane gibi maske takılmayacak yerlerde ise 2 metrelik sosyal mesafe olması gerektiğini belirttik. Biz bunları hazırlarken dünyada hazırlanan kılavuzları örnek aldık. Ancak bunların bazıları bakanlık tarafından hazırlanan kılavuzda yer almadı” dedi.

“BİR KİŞİ BİLE POZİTİF ÇIKSA SINIF İZOLE EDİLMELİ”… 23 Nisan İlkokulu Okul Aile Birliği Başkanı Gülşah Erdoğdu Öney, velilerin olarak ciddi endişe yaşadıklarını söyleyerek kendisi ve ailesinin kısa süre önce Covid-19’a yakalanıp, atlattığını ifade etti. Bazı okullarda önlem alınırken bazı okullarda alınmamasının riskli olduğunu kaydeden Öney, “Bence bir sınıfta 3’ten az kişinin pozitif çıkması durumunda eğitimin devam etmesi doğru değildir. Bir kişinin bile pozitif çıkması otomatik olarak herkes temaslıdır anlamına geliyor. Bence bir kişi pozitif çıkıyorsa bütün sınıf komple izole edilmelidir” dedi

Ceren ÖZBİL


İlköğretimde 2021-2022 Eğitim ve Öğretim Yılı pazartesi başlıyor.Ancak pandemi gölgesinde başlayacak bu yüz yüze eğitim ilgili sosyal mesafe kurallarının uygulanıp, uygulanamayacağı yönünde endişeler var.

Bilindiği gibi bazı sınıflardaki öğrenci sayılarının fazla olması, okullarda yeteri kadar tekli sıra olmaması hem öğretmenleri hem öğrencileri hem de velileri tedirgin ediyor.


Ayrıca sınıflarda 3’ten az kişinin pozitif çıkması durumunda eğitime devam edileceği yönündeki karar da bu endişeleri artırıyor.


Konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne konuşan Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Eğitim Sorumlusu Burak Maviş konunun eğitim, Kıbrıs Türk Tabipler Birliği Başkanı Özlem Gürkut sağlık kısmını değerlendirdi.

23 Nisan İlkokulu Okul Aile Birliği Başkanı Gülşah Erdoğdu Öney ise Covid-19 hastalığı geçirmiş bir veli olarak değerlendirmelerde bulundu.

banner134


Maviş, okulların yüzde 78.7’inin tekli sıra ihtiyacı olduğunu ve bunun sosyal mesafe için büyük önem taşıdığını söylerken, Gürkut da benzer bir açıklamada bulunarak ayrıca okullarda gösterilen hassasiyetin diğer alanlarda da gösterilmesi gerektiğini belirtti. Ancak her ikisi de Milli eğitim Bakanlığı’nın kalabalık sınıfların ikiye bölünmesi kararını sevindirici olarak karşıladı.


23 Nisan İlkokulu Okul Aile Birliği Başkanı Gülşah Erdoğdu Öney ise kısa bir süre önce aile olarak Covid-19 hastalığını atlattıklarını söyledi ve “bence bir sınıfta 3’ten az kişinin pozitif çıkması durumunda eğitimin devam etmesi doğru değildir. Bir kişinin bile pozitif çıkması otomatik olarak herkes temaslıdır anlamına geliyor. Bence bir kişi pozitif çıkıyorsa bütün sınıf komple izole edilmelidir” dedi.

Maviş: 19 okulda öğrenci yoğunluğu var


Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Eğitim Sorumlusu Burak Maviş, 13 Eylül’de okulların açılacağını söyledi ve okullar açılmadan önce de sendika olarak 3 farklı çalışma yaptıklarını belirtti.


İlk çalışmalarının Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği ve Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası ile birlikte sürdürülebilir bir yüz yüze eğitim kılavuzu hazırlamak olduğundan söz eden Maviş şu şekilde konuştu:

“Bu kılavuzu içeriği sağlıklı ve güvenli okullar oluşturmak için hangi önemlerin alınması gerektiği ile ilgiliydi. Öğretmenlerle, Eğitim Bakanlığı ile tartışıldı. İkinci olarak okullar için bir eğitim simülasyonu çalışması yaptık. Okullarımızı dörde ayırdık. Sınıflarında 25 ve üzeri öğrenci olan okulların sayısı 19 ve bunların öğrenci yoğunluğu yani sınıf başına düşen öğrenci sayısı oranı yüzde 24.6’dan 32.7’ye kadardır. Bu sayılar ise haziran itibari ile geçerlidir. Eylül itibari ile bu sayıların artacağını tahmin ediyoruz. Özellikle Girne bölgesinde sosyal mesafeden kaynaklı öğrencileri sınıfa yerleştirme noktasında sıkıntılar yaşanıyor.

İkinci grup olarak bazı sınıflarında 25 ve üzerinde öğrencisi olan okullarımız var. Bu durumda 19 tane okulumuz var. Bunlarla ilgili de Eğitim Bakanlığı’na farklı varyasyon önerilerimiz oldu. Bunlar dışında 7 tane özel eğitim okulu, 67 tane de sınıflarındaki öğrenci sayısı 20’nin altında olan okulumuz var. 19 okulumuzun öğrenci sayısı 9 bin 67’dir. Bu da toplam öğrenci sayımızın yüzde 45’ine denk gelmektedir. Yoğunluk bu okullarımızdadır. Öğrenci yoğunluğunun büyük bir bölümü bu okullardadır. Bunlarla ilgili çözüm önerileri aradık.”

“Okullarımızın yüzde 42.6 sosyal mesafe kuralların uygulamaya uygun değildir”


Burak Maviş, sendika olarak tüm okullarla ilgili bazı tespitleri olduğundan söz etti ve özellikle sosyal mesafe noktasında sınıfların büyüklüğü ile ilgili sıkıntılar olduğunu ifade etti.


 Okulların yüzde 42.6’sında sosyal mesafe kurallarının uygulamaya uygun olmadığını söyleyen Maviş, sosyal mesafe kurallarının olması halinde okulların içerisinde ne gibi sorunlar olacağını da sorguladıklarını ve bu yönde anket hazırladıklarını kaydetti. Maviş, bunda da okulların yüzde 78.7’sinin tekli masa ihtiyacı olduğunu öğrendiklerini belirtti ve şu şekilde konuştu:


“Öğrencilerin yüzde 31’i taşımacılık hizmetlerinden yararlanmaktadır. Bu da 6 bin 200 öğrenciye denk geliyor. Bu otobüslerde tam kapasite çalışacağı için taşımacılıkta da sosyal mesafe kurallarının uygulanamayacağı görülmektedir. Bu yoğun 19 okulun dışında da aynı sorunlar vardır.


Küçük okullarda çözümler bulundu, sınıflara daha fazla masa taşındı ya da tekli masa bulabilen okullar oldu. Ancak büyük okul dediğimiz 19 okulda bu sorunlar çözülmedi. Bu sorunları farklı bir yöntemle çözdük. Yaptığımız anket sonuçlarını paylaştıktan sonra Eğitim Bakanlığı ile toplantılar yaptık. Sosyal mesafe kurallarının uygulanması zor olan okullarda seyreltilmiş eğitim uygulaması kararı alındı. Bunun sayısı da artabilir de, azalabilir de… Buralarda 3’e 2 eğitim uygulanacak. Bu yapıldığında bu okullarda sosyal mesafe kuralı daha iyi uygulanacak.

Taşımacılık yüzde 50 kapasiteye düşecek ve oradaki sorunlar da ortadan kalkacak. Virüsle mücadele noktasında da okulların eli güçlenecek. Bu sevindirici bir haberdir. Bizim istediğimiz her okulun kendi koşuluna göre pandemi sürecine hazırlanmasıdır. Tek bir merkezden değil, her okulun kendi merkezinden farklı eğitim programlarına sahip olarak eğitime başlamasıydı. Bununla birlikte pazartesi günü okullar açılıyor.

Bazı okullarımız seyreltilmiş, bazıları da tam zamanlı eğitime ve öğretime başlayacaktır. Çocuklarımızın güvenliği de bir nebze olsun sağlanacaktır. Ancak güvenlik bir yere kadardır. Okul dışı ortamlarda da belli güvenlik önlemlerinin alınmasını istiyoruz. Sadece öğretmenin, okul yöneticilerinin okullardaki çabası değil, ailelere ve devletin diğer organlarına düşen görevlerde vardır. Sürdürülebilir yüz yüze eğitim kılavuzu referans alınmalıdır. Bugün itibariye okullarda eksik öğretmenler, eksik hademeler var. Temizlik malzemesi eksiklikleri var. Okullar içerisinde bu tarz eksiklikler de var. Hademelerin yüzde 39.4’ü şirketlerden gelmektedir. Ancak bu ihale süreci zamanında tamamlanmadığı için halâ okullara hademeler gönderilmemiştir. Bu önemli bir rakamdır.

“Okullar bütçe olarak salgınla mücadeleye hazır değil”


Okulların fiziki durumlarında da eksiklik olduğundan söz eden Maviş, gerek hijyen gerekse de fiziki eksikliklerin giderilmesi için her okula 50 bin TL’lik bütçe ayrılması gerektiğini söyledi. Maviş şu şekilde devam etti:


“Bu da hem sosyal mesafe hem de yoğunluk açısından sorundur. Kapalı spor salonları ve branş sınıfları eksiklikleri de gözümüze çarpan noktalardır. Okul güvenliği ile ilgili güvenlik kameraları ve gece bekçisi eksiklikleri var. Ayrıca bütçe noktasında sıkıntılar var. Okulların bütçesi yok. Bu konuda Eğitim Bakanlığı ile görüşme yapıldı. Ancak ne Eğitim Bakanlığı ne de devlet bu konuda adım attı. Okullarımızın büyük bir bölümünün yıl içerisinde pandemi ile mücadele edebilmesi ya da diğer faaliyetlerini yürütebilmesi için 50 bin TL’ye kadar ihtiyaçları vardır. 111 tane okulumuz var. Şu anda kasada para yok. Okullarda kantin gibi gelirlerle bu bütçeyi yıl içinde toparlamaya çalışacaktır. Bu noktada okul aile birliklerinin faaliyetleri ve hayırseverlerin bağışları da önemlidir. Halbuki böyle önemli bir dönemde okulların bütçe olarak desteklenmesi önemliydi. Salgınla mücadelede önemli bir yer tutacaktı.”

“Aileye sorumluluk vermemiz gerekiyor”


Burak Maviş, önemli olanın sosyal mesafe sorununu acil bir şekilde çözülmek olduğunu belirtti ve “Okullara tekli sıralar gönderilerek çocukların korunmasını sağlamak gerekiyor. Belki bu konuda bakanlık geç kaldı ancak pazartesi eğitim başladıktan sonra da düzenlemeler yapılabilir” dedi.


Tekli sıraların bu mücadelenin en önemli bacağını oluşturduğundan söz eden Maviş şu şekilde konuştu:


“Bu sorunun çözülmesi okulların yüzde 90’ının sosyal mesafe sorununu çözecektir. Ayrıca tüm ailelerin bir taahhütname imzalaması gerekiyor. Bu taahhütnamenin çocuklarının ateş öksürük, burun akıntısı solunum sıkıntısı gibi benzeri şikayetleri olması durumunda okula göndermeyeceklerini içermesi gerekiyor. Bu durumda da okula bilgi verilmelidir. Eğer okuldan iki günden fazla uzak kalan bir çocuk olursa da doktor raporu, antijen ya da PCR testi yapılması gerekiyor. Aileye bu anlamda sorumluluk vermemiz gerekiyor.

Eğitimin ilk ayağı evde başlar, ikinci ayağı yolda ya da taşımacılıkta ve üçüncü ayağı da okuldadır. Okula ulaşana kadar ailenin sorumluluklarını yerine getirmesi için bir taahhütname imzalamasını istiyoruz. Bunu eğitim Bakanlığı’nda da talep ettik, okullarımızdan da istiyoruz. Düzenli testlerin yapılmasını istiyoruz. 21 günlük süre virüsün tespit edilebilmesi açısından yeterli değildir.


En azından aşılılar 14 gün, aşısızlara da 7 günde bir test zorunluluğu getirilmelidir. Öğretmenlerin büyük bir kısmı aşılandı, ancak ilkokullarda öğrencilerin aşılanmasına yönelik bir çalışma başlatılmadı. Dünyada da bu süreç yavaş işlemektedir. Öğretmenlerimizi ve çocuklarımızı burada düzenli testlerle koruyabiliriz. Burada ailelerin sıklıkla test yapması ve toplumda yüzde 40 olan aşılama oranının artırılması önemlidir. Okulda çocuğu olan aileler arasında aşı oranının artırılması önemlidir. Öğretmenin tek başına aşılı olması korunacağı anlamına gelmiyor.


Öğrencilerin ailelerinin de aşılanması bizler için önemlidir. Aşı koruyucu bir noktadır. PCR testleri bu süreci ortaya çıkarıp, daha sıkı önlemler alınmasını sağlayacaktır. Ailelere biz de aşı olmaları yönünde çağrı yapıyoruz. Şu anda okullara maske ve hijyen malzemeleri tam anlamıyla gönderilmiş değildir. Sosyal mesafe noktasında da sıkıntılar vardır. 1 metrelik masada iki kişi oturacaktır. Seyrekleştirilmiş eğitim dışında eğitim verilecek okullardaki en büyük sıkıntı çiftli sıralardır. Bu konuda adım atılması önemlidir. Belediyelere de buradan çağrı yapmak istiyorum. Okullara sahip çıksınlar. Tadilat ve tamirat noktasında inisiyatif alıp okullara katkı yapsınlar. Bu bizim için önemlidir. Eğitim Bakanlığı veya hükümetin bürokratik becerisi ile belediyelerin arasında bir fark vardır. Bu belediyelerin daha hızlı hareket etmesidir. Çünkü bürokrasiye çok da takılmıyorlar.”

“3 vaka çıkmasını beklemenin anlamı yok”


Sınıflarda üçten az kişinin pozitif olması durumunda eğitime devam edilmesi mümkün olmayacağından söz eden Burak Maviş, hazırlamış olduğumuz pandemi kılavuzunda bu konulardaki düzenlemelerin yer aldığının altını çizdi.


Maviş, “Okul içinde bir tek düzelik yoktur. Sürekli hareket vardır. Öğrenciler sınıfta, beden eğitiminde, fen laboratuvarındadır yani farklı kişilerle de temas halinde oluyorlar. Bir vaka çıkması halinde 3 vakayı beklemenin bir anlamı yoktur. Bir vakada müdahale edilmesi gerekiyor” dedi.

Gürkut: Rehber hazırlandı


Kıbrıs Türk Tabipler Birliği Başkanı Özlem Gürkut, online eğitim nedeniyle de çocukların yaşadığı sağlık sorunları olduğundan söz etti ve bu nedenle yüz yüze eğitim çalışmalarına sağlık yönünden katkı koyduklarını ifade etti. Gürkut şu şekilde konuştu:

“Okulların kapalı kaldığı sürede çocuklar tabii ki öğretim kayıplarına uğradı. Bu sürede biz onları online eğitimde tutarak onlarda ciddi sağlık problemlerine de yol açtık. Çocukların depresyonları, stresleri arttı, psişik bazı sıkınlar görüldü, ayrıca fiziksel sağlıkları ile ilgili de sorunlar yaşandı. Var olan bir sorunu öğretmenin fark etme ve onu erken tedaviye yönlendirme şansını da yitirdik.


O yüzden de Tabipler Birliği’ne üye özellikle çocuk doktorlarımız ve çocuk psikiyatristi arkadaşlarımızdan uyarılar geldi. Bütün bundan hareketle bizler okulların açılmasıyla ilgili eğitim ayağı yönünden değil ama sağlık ayağı yönünden çalışma yapmak istedik. Bu doğrultuda da öğretmenlerimizle ortak bir çalışma yürüttük. Bir rehber hazırladık. Bu rehberde okullar hangi şartları yerine getirirse açılabilir ve açık kalmasının sürdürülebilir olmasının nasıl sağlanabileceği yer alıyor. Ayrıca bir vaka çıkarsa hangi yolun izleneceği yer alıyor. Biz bu hazırladığımız çalışmayı Eğitim ve Sağlık Bakanlıklarına sunduk. Onlarda kendi rehberlerini hazırladı.”.

“Farklı noktalar var”


Gürkut kendi yaptıkları öneriler arasında sınıflarda çocuklar arasında 1 metre mesafe olması, maske takılması, tarama yapılması, ateş ölçümleri yapılması olduğunu belirtti ve şu şekilde konuştu:


“Ateş ölçümlerini sadece Covid için değil, diğer bulaşıcı kış hastalıkları için de istedik. Ayrıca sınıflarda yani çocukların ve öğretmenlerin maske takacağı ortamda 1 metrelik sosyal mesafe istedik. Kantin yemekhane gibi maske takılmayacak yerlerde ise 2 metrelik sosyal mesafe olması gerektiğini belirttik.

Biz bunları hazırlarken dünyada hazırlanan kılavuzları örnek aldık. Ancak bunlara dikkat edilmedi. Bazı sınıflarda tekli sıralar olmadığını öğrendik. Bizi sevindiren şey ise sınıfların ikiye bölünüp, eğitimin yapılacak olmasıdır. Böylece daha az öğrenci, diğer öğrencilerle temas edecek. Ayrıca dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de hem sınıfta hem toplu taşımalarda öğrencilerin hep aynı yere oturmasıdır. Böylece temaslı kontrolü daha kolay yapılabilir ve temaslı sayısı da artmaz.


Özlem Gürkut bugüne kadar yapılan çalışmaların okullarda saptanan vakaların okullardan değil, toplumdan kaynaklı olduğunu gösterdiğini ifade etti ve okullarda hassas olduğumuz kadar diğer alanlarda da hassas olmamız gerektiğini söyledi.


Gürkut, “Okul içinde gösterdiğimiz hassasiyeti toplumsal yaşamda da göstermemiz gerekiyor. Çünkü okullar açıldıktan sonra karşılaşacağız bütün vakalar belli ki toplum kaynaklı olacak. Yani biz dışarıda maske takmamaya, bu şekilde yaşamaya devam edersek, okullarda harfi harfine kurallar uygulansa bile çocuklarımız okullarda pozitif çıkmaya devam edecek. Böylece eğitimde aksamış olacak” dedi.

Öney: Endişeliyiz


23 Nisan İlkokulu Okul Aile Birliği Başkanı Gülşah Erdoğdu Öney, veliler olarak ciddi endişe yaşadıklarını söyledi ve kendisi ve ailesinin kısa süre önce Covid-19’a yakalanıp, atlattığını ifade etti.


Bazı okullarda önlem alınırken bazı okullarda alınmamasının riskli olduğunu kaydeden Öney şu şekilde konuştu:

“Ben ailemle beraber yeni Covid atlattım. İnanılmaz zor bir süreç yaşadım. Oğlum astım hastası ve annem de 15 gün yoğun bakımda yattı. Tabii ki biz bu süreci geçirdik diye bir kez daha geçirmeyeceğiz diye bir durum söz konusu değildir. Bunu 3, 4 ay sonra yeniden yaşayabiliriz. Benim çocuklarımdan biri 23 Nisan İlkokulu’nda… Diğer çocuğunda Atatürk Meslek Lisesi’ne gidiyor. İkisi de çok yoğun bir okulda.

Tekrar bu sıkıntıyı yaşamamak adına biz çocuklarımızın yarım gün ya da A ve B grubu şeklinde eğitim alması için birçok adım attık. Aslında sonuç aldık. Milli Eğitim Bakanı bugün bir açıklama yaptı ve bazı okulları A ve B grubu yaptığını söyledi. Oğlum 23 Nisan İlkokulu’nda bu durum bizi kapsıyor. Ancak kızımı kapsamıyor. O lise öğrencisi… O bize hastalığı getirmeyecek mi? Onun da kalabalık bir sınıfta okuması yanlış. En çok bulaşan yaş grubu bunlar. Biz temaslı olarak pozitife döndük. Bir sınıftan 1 kişinin ya da 3 kişinin pozitif çıkması bir şey değiştirmiyor. Bir kişinin bile pozitif çıkması otomatik olarak herkes temaslıdır anlamına geliyor. O yüzden yanlış bir karar. Bence bir kişi pozitif çıkıyorsa bütün sınıf komple izole edilmelidir.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88