banner6

Eğitimin önemi lafta kalmamalı

banner37

Pandemi gölgesinde başlayan 2021-2022 Eğitim ve Öğretim Yılı’nın ilk haftası tamamlanırken, okullarda tespit edilen vakalar hem öğretmenleri hem öğrencileri hem de velileri tedirgin etti. Eğitim sendikalarına göre ise bu sorunu çözmenin yolu eğitim için bütçe ayırmaktan geçiyor:

Eğitimin önemi lafta kalmamalı
banner99

Ceren ÖZBİL

Pandemi gölgesinde başlayan 2021-2022 Eğitim ve Öğretim Yılı’nın ilk haftası tamamlandı. Bu süre zarfında sadece Vadili İlkokulu’nda çıkan vakalar nedeniyle eğitimde aksama oldu.  Diğer vaka görülen okullar ise alınan önlemlerle eğitime devam etti. Ancak alınan önlemlerin yetersiz olduğu görüşünde olan öğretmenlerin de, öğrencilerin de, velilerin de tedirginliği sürüyor.

Bilindiği üzere özellikle orta eğitiminde neredeyse 50 öğrencinin yer aldığı sınıflar bulunuyor ve bu öğrencilerin bir bölümü de test olmaması nedeniyle okula PCR ve antijen testlerini yaptıramadan başladı.

Konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne konuşan Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Eğitim Sekreteri Burak Maviş ve Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası Başkanı Ozan Elmalı, yeni eğitim yılının ilk haftasının nasıl geçtiği ve yüz yüze eğitimin sürdürülebilmesi için neler yapılması gerektiği konusunda değerlendirmelerde bulundu.

Maviş, eğitimin aksamadan devam etmesi için vaka görülen sınıflarda eğitimin online olarak devam etmesi ya da geçici bir öğretmen kadrosu oluşturularak, öğretmenin pozitif çıkması durumunda bu öğretmenlerden birinin pozitif çıkan öğretmen yerine geçici bir süreliğine görevlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Elmalı ise bazı sınıflardaki öğrenci sayısının 50’ye dayandığına dikkat çekerek bu sayıyı 25’e düşürmek için 174 öğretmene ihtiyaç olduğunu ve bunun da 12 milyon TL’lik bir bütçeye denk geldiğini belirtti.

Maviş: Önemli olan vaka sayısı değil, eğitimi nasıl etkilediğidir

KTÖS Eğitim Sekreteri Burak Maviş, Vadili İlkokulu, Atatürk İlkokulu ve 9 Eylül İlkokulu’nda vaka görüldüğünü söyledi ve şu şekilde konuştu:

“Vadili İlkokulu’ndaki vaka sayısı okul sekreteri ile birlikte 9’dur. Bu vakalardan 8’i öğretmen 1’i ise sekreterdir. Önceki gün itibarıyla da Atatürk İlkokulu’nda iki vaka çıktı. Bu okuldaki iki öğretmenimiz de daha önce pozitif olup, negatife döndüler. Şehit Tuncer İlkokulu’nda bir hademe bir öğretmen temaslıdır. 9 Eylül’de bir öğrenci pozitiftir. Bir de Osman Ahmet İlkokulu’nda bir öğretmen temaslıdır. Bu eğitimi etkiledi mi önemli olan budur. Vadili İlkokulu dışında diğer okullarımızda eğitim etkilenmedi. Vadili’de vaka sayısı yoğun, yakın temaslı sayısı da yoğundur. Öğretmenler bölgenin öğretmenleridir ve Vadili’de oturan, İnönü’de oturan, Akdoğan’da oturan, Paşaköy’de oturan var. Köy içinde eşleri ve çocukları var.”

“Eğitimin devam etmesi için geçici öğretmen kadrosu oluşturulmalı”

Bu okulda ayrı bir eğitim programı uygulanması gerektiğini savunan Maviş, burada yapılabilecek olanın da eğitime online olarak devam etmek ya da geçici öğretmen kadrosu oluşturarak öğretmenlerin pozitif çıkması durumunda bu geçici öğretmenlerin eğitime devam etmesini sağlamak olduğunu belirtti. Maviş, şu şekilde konuştu:

“Eğer semptomlar ağır değilse ve bildiğimiz de semptomların ağır olmadığı yönündedir, uzaktan eğitime başlama ile ilgili bir inisiyatif alınması gerekiyor. Tabi ki tüm öğretmenler evde değildir, bazıları da yurtlarda tutuluyor. Diğer bir yöntemi de Eğitim Bakanlığı’nın bünyesinde geçici öğretmenler olmasıdır. Yalnız Vadili İlkokulu değil, bütün okullara cevap verecek şekilde temaslı veya pozitif olan öğretmenlerin de yerine geçici olarak gönderebileceğimiz öğretmenler olmalıdır. Bununla ilgili de kadro çalışması yapılması gerekiyor. Şu an için Eğitim Bakanlığı’nın Vadili İlkokulu’ndaki sürece çok dahil olduğunu söyleyemem.”

“Atatürk İlkokulu ile 9 Eylül İlkokulu’ndaki sistem farklı”

Pozitif vaka görülen Atatürk İlkokulu ile 9 Eylül İlkokulu’nun eğitime devam etme şekillerinin farklı olduğundan söz eden Maviş, bunun nedeninde Atatürk İlkokulu’ndaki öğrenci sayısının daha az olup, orada tekli sıraların olması olduğunu belitti. Burak Maviş, şu şekilde konuştu:

“Atatürk İlkokulu’nda iki öğretmen pozitif çıkınca okuldaki tüm personele ve öğrencilere test yapıldı. Toplamda 140 kişiye test yapıldı. Burada herhangi bir öğrenci ya da öğretmende pozitif vakaya rastlanmadı. Eğitim burada devam ediyor. Buradaki beklentimiz 3 gün sonra yapılacak testlerin de negatif çıkması durumunda Atatürk İlkokulu’nda eğitme devam edilmesidir. 9 Eylül İlkokulu’nda ise seyreltilmiş eğitim uygulanıyor. A ve B grubu olarak sınıflar şekillendirildi. B grubunda bir vaka görüldü. Vaka görülmesinin ardından bu gruptaki öğrenci ve öğretmenlerin testlerini tamamlayıp devam edebilmesi için o grup uzaktan eğitime geçti. Öğretmenimizin testi negatif çıkmasıyla birlikte dün (önceki gün) itibarıyla A grubu ile eğitime devam etti. Eğer yapılacak test sonuçları negatif çıkarsa pazartesi günü de B grubu eğitime devam edecektir. Atatürk İlkokulu ile 9 Eylül İlkokulu arasındaki fark var. Atatürk İlkokulu’nda tekli sıralar vardır, sınıflar geniştir ve öğrenci sayısı da 19-20 civarıdır. Yani sosyal mesafe kurallarını uygulamak kolaydır. 9 Eylül İlkokulu’nda ise seyreltilmiş eğitim uygulanıyor. Sosyal mesafe kuralları uygulanamayacağı için sınıflar ikiye bölündü. Eğer normal şartlarda eğitime devam edilseydi bir sınıfta 30 tane öğrenci olacaktı, yan yana oturacaklardı ve bunun sonucu farklı olacaktı. Bu da bir şanstır ve Eğitim Bakanlığı’na mesajdır. Bir an önce bu okullarda da tekli sıraya geçilip, öğrenci sayısının da azaltılması, fazla öğrencilerin başka okula kanalize edilmesi gerekiyor. Böylece normal eğitime geçilecek. Vaka olması, temas olması halinde eğitim öğretim faaliyetleri devam edebilecek.”

“Kafa karışıklıkları var”

Okullarda bir kafa karışıklığı yaşandığından söz eden Burak Maviş, temaslı ya da pozitif olması durumunda sürecin nasıl işleyeceği noktasında kafa karışıklığı olduğunu ifade etti.

Öğrencileri okulda tutsanız bile öğretmenin pozitif olması halinde o öğretmenin okul içerisindeki sorumluluklarını okul içerisinde kimin idame ettireceğinin belirsiz olduğunu söyleyen Maviş, “diğer öğretmenler çıkıp, bu sınıflara girdiğinde istemediğiniz çoklu hareket söz konusu olacak ve herhangi bir vaka olması halinde daha çok temaslı olacak. Bu da doğru bir yaklaşım olmayacak” dedi.

Maviş, en doğrusunun yine online geçici öğretmen havuzu oluşturup, ihtiyaç olan okullara günü birlik haftalık ya da daha farklı sürelerde bu öğretmenlerin yönlendirilmesi olacağını kaydetti.

Burak Maviş, bir an önce eğitime gerekli yatırımın yapılması gerektiğini söyledi ve şu şekilde konuştu:

“Eğitim öğretim faaliyetlerine başladıkları için öğretmenlerimiz mutlu, öğrencilerimiz mutludur. Özellikle 18 okulumuzda sosyal mesafe kurallarını uygulayacak bir ivme kazandığımız için velilerde daha güvenli hissediyor. Bu durumda çok sürdürülebilir bir durum değildir, bir an önce gerekli yatırımların yapılıp, gerekli yasal önlemlerin alınması gerekiyor. Bu okulların da daha düşük nüfuslu sınıflar haline ve normal eğitim sürelerine dönmesi gerekiyor. Buradan medyaya da bir çağrı yapmak istiyorum. Okulların hangi koşullarda daha sağlıklı ve güvenli eğitime devam edebileceğini haber olması gerekiyor. Şu anda kolay bir şekilde kaç tane pozitif vaka çıktığı haberi yapılıyor. Bu da yapılınca ailelerdeki panik havası, okullara güven duyma meselesinde sıkıntı oluşacak. Burada da basına görev düşüyor. Sıfır vaka ile okulları kapatmamız mümkün değildir. İlk açıldığı günden beri hemen hemen her gün bir okulda vakalar çıkıyor.”

“Okulların gayretleri ile önlem alınıyor”

Maske, mesafe ve hijyen kuralına uymanın önemine işaret eden Maviş, bunların şu anda okulların kendi gayretleri ile sürdürüldüğünü belirtti. Maviş, şu şekilde konuştu:

“Maskesini şu anda öğrenci kendisi tedarik ediyor. Deterjanını, el dezenfektanını okullar kendi tedarik ediyor.  Birçok okulumuzda ateş ölçümü yapılıp, çocuklar öyle içeri alınıyor. Velileri okula kabul etmiyorlar. Bakanlık ailelerden PCR ve antijen testlerinin istenmesi ile ilgili herhangi bir genelge göndermemiş olsa bile okullar yine inisiyatif kullanarak bunu istiyor. Bunların sorumluluğunu okulların değil, Eğitim Bakanlığı’nın üstlenmesi gerekiyor. Bazı noktaları da ücretsiz yapabiliriz. Okullara bir genelge gönderip, ailelerin de eğitime katkısı noktasında PCR ve antijen testlerinin yasal olarak istenmesi gerekiyor. Yine ailelerden taahhütnameye imza atmasının bakanlık tarafından talep edilmesi gerekiyor. Yani çocuk bir rahatsızlık gösteriyorsa evde aile refakatinde kalması gerekiyor. Bunlar ücretsiz yapılabilecek, bakanlığın iradesi ile oluşabilecek durumlardır. Ücret isteyenler bellidir. Bunlar da ek derslik, ek okul ve temizlik malzemeleridir.”

Elmalı: Sınıfların kalabalık olması tedirgin ediyor

KTOEÖS Başkanı Ozan Elmalı, uzun bir süreden beri okullarda sorunlar olduğunu ve bunlara ek olarak pandemi süreci de başlayınca yeni sorunlar eklendiğini söyledi.

Bu dönemde belli okullarda çok büyük yığılma ile karşı karşıya olduklarını ifade eden Elmalı, “pandemiyi ve sosyal mesafeyi düşündüğümüz zaman durumun tedirginlik verici bir noktaya ulaştığını görüyoruz” dedi.

Sınıfların kalabalık olduğunun kamuoyu ile paylaşıldığını belirten Elmalı, birçok noktada öğrenci açısından da öğretmen açısından da olumsuzluk yarattığını ifade etti.

Elmalı, ayrıca şu ana kadar bakanlığın bu konu ile ilgili adım atmadığını da belirtti.

“Ekstra planlama yapılması gereken dönemdeyiz”

Eğitim için bütçe ayrılması gerektiği konusunda ortaya koydukları öneriler olduğundan söz eden Elmalı, bu dönemin normal bir dönem olmayıp, ekstra planlama yapılması gereken bir dönem olduğunu belirtti. Elmalı, şu şekilde konuştu:

“Bütçeleme ile ilgili de yapmamız gereken bu çalışmayı yapıp, bütçeyi eğitime doğru şekilde aktarıp kullanmak zorundayız. Sadece laf ola eğitim ve sağlık ön planda olmamalıdır. Olması gereken bütçe ile altyapının oluşmasını sağlamaktır. Ancak bu anlamda maalesef bütçe ayrılmadı. Bu nedenle de yaptığımız uyarılar da dikkate alınmadı. Kolejlerde dahil birçok okulda öğrenci yoğunluğu vardır. Kolejlerde bu rakam 37’lere diğer okullarda ise 50’lere kadar ulaşmıştır. Hâlâ bu noktada bir adım atılmadı. Tabi bu durum kaygı verici bu durumdur. Öğretmenler bu noktada kaygılıdır. Öğrencilerin risk altında olduğunu düşünüyoruz. Günün sonunda bu kalabalık sınıflarda başlayacak bir salgın çok çok hızlı bir şekilde sınıfların okulların eğitimi aksatmasına neden olacaktır.”

“Öğrenciler test yapamadan okula gitti”

Orta eğitimdeki öğrencilerin test yapamadan yeni eğitim ve öğretim yılına başladığını söyleyen Elmalı, birçok öğrencinin salı gününe kadar test kalmaması nedeniyle test yapamadığını anlattı. Elmalı, şu şekilde konuştu:

“Bakanlık son dakika öğrencilerin test yapması gerektiği yönünde bir açıklama yaptı. Pazartesi günü yoğun bir şekilde testler yapıldı ardından salı günkü eğitim için test kalmadı. Birçok öğrenci ve veli test yapamadı. Dolayısıyla da öğrenciler okula test yapmadan da gitti. Pozitifleşen öğrenciler olduğu bilgileri bize geliyor. Öğretmenler de var. Ancak net bir şekilde kontrol söz konusu olmadığı için kesin bir rakam veremiyoruz.

banner134

Biz mayıs ayında Tabipler Birliği ve KTÖS ile toplantılar yaptık. Bu anlamda da hazırladığımız sürdürülebilir eğitim kılavuzunu kamuoyu ile paylaştık. Orada da alternatifleri ve sürecin nasıl planlanması gerektiğini ortaya koyduk. Son olarak da bu kalabalık sınıflarla ilgili önerileri ortaya koyduk.”

“174 öğretmene ihtiyaç var”

Ozan Elmalı, orta eğitimde sınıflarda en fazla 25 öğrenci olup, 5 gün eğitim yapılabilecek bir sistem kurulması için 174 öğretmene ihtiyaç olduğunu ve bunun için de 12 milyon TL’lik bütçe gerektiğini ifade etti.

Ancak 26 dış temsilcilik için 132 milyon, siyasi partiler için 34 milyon, Din İşleri için 42 milyon ve hız tespit kameraları için de 12 milyon TL ayrılırken, eğitim için bu bütçenin ayrılamadığından söz eden Elmalı, ayrıca geçen yıl taşımacılık için ayrılan ve yüz yüze eğitim olmaması nedeniyle de büyük kısmı kullanılamayan 89 milyon TL’nin de bakanlığın bütçesinde durmuş olması gerektiğinden söz etti.

Ozan Elmalı, bu paranın da eğitim için kullanılabileceğini belirtti ve şu şekilde konuştu:

“Burada ihtiyaç duyduğumuz öğretmen sayısının 174 olduğunu ifade ettik. 174 öğretmenin sözleşmeli olarak alınması halinde sınıflardaki öğrenci sayısının 25’e çekilebileceğini ve çocukların da 5 gün eğitim almasının sağlanabileceğini söyledik. Bunun için de 12 milyon TL’lik bir bütçeye ihtiyaç olduğunu belirttik. Bu bütçede eğitimin yıllık olarak tam gün ve sağlıklı olarak sürdürülebilmesini sağlayacak bir bütçedir. Bazı kalemler de belirledik. Kısıtlamaya gidilebilecek kalemler vardı. 26 tane dış temsilcilik vardır ve bunlara ayrılan bütçe 132 milyon TL’dir. Eğer buralara 132 milyon TL ayrılabiliyorsa, eğitime de bir yıl 12 milyon TL ayrılabilir. 34 milyon TL partilere ayrılıyor, 12 milyon TL neden eğitime ayrılmıyor. 42 milyon TL Din İşleri Dairesi’ne ayrılıyor, 12 milyon TL eğitime ayrılmıyor. Hız tespit kamerası için 12 milyon TL ayrıldı. En önemlilerden bir tanesi de Eğitim Bakanlığı’nın bütçesinde duran 89 milyon TL vardır. Bu taşımacılık için ayrılan bütçesidir. Bu bütçenin büyük bir bölümü de geçen yıl taşımacılık ve yüz yüze eğitim yapılamadığı için bakanlığın bütçesinde duruyor olması gerekiyor. Bu kalemleri çoğaltabiliriz. Yani kısıtlama yapıp eğitimdeki sorunları aşacak bütçe bulunabilir. Ancak önemli olan niyettir. Ne yazık ki hâlâ kalabalık sınıflarda eğitim devam ediyor.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104