Ekonomik kaosa, kamplaşmaya ve gerginliklere doğru gidiliyor

banner37

İşadamı Mete Boyacı, Gazimağusa, İskele ve Yeniboğaziçi emirname taslağının, yaratılan istihdam ve bölgedeki değer artışı önemsenmeden, ekonomik akıldan yoksun hazırlandığını söyledi:

Ekonomik kaosa, kamplaşmaya ve gerginliklere doğru gidiliyor

İşadamı Mete Boyacı, Gazimağusa, İskele ve Yeniboğaziçi emirname taslağı hazırlanırken, ekonomik akıldan, yaratılan istihdam ve bölgedeki değer artışı önemsenmeyerek, ekonomik verilerden yoksun bir tutum izlendiğini söyledi.

Boyacı, dün yaptığı yazılı açıklamada, ülkemizin bahse konu bölgelerinin iç ve dış yatırıma en fazla ihtiyacı olduğu bir dönemde bunun önünün tıkanarak, yeni bir ekonomik kaosa, kamplaşmaya ve gerginliklere doğru gitmekte olunduğunu vurguladı.

“Bölge, yatırımcı ve çalışan için hayati önem taşıyor”

Ülkemizin yatırım ve yatırımcıya, özellikle dışarıdan istikrarlı bir döviz girişi sağlayan, katma değeri çok geniş kesimlere dağılan inşaat sektörüne ne kadar çok ihtiyacı olduğunu hiç kimsenin inkar edecek durumda olmadığını belirten Boyacı, şöyle konuştu:

“Birkaç yıl öncesine dek ülkedeki toplam yatırımlardan payını alamamış, büyük bir eşitsizlik yaşayan Yeni İskele’nin son yıllarda en büyük gelir kaynağı inşaat sektörü yatırımlarıdır. Özellikle dış bireysel yatırımcıların buralardan konut satın alarak kimi zaman tatillerini kimi zaman ise yaşamlarının bir kısmını buralarda geçirmeleri, diğer zamanlarda ise konutlarını turistlere kiraya vermeleri sayesinde oluşan nüfus, bölge ekonomisine ve sosyal yaşamına büyük katkı koymaktadır. Kısa veya uzun bu tür konaklamalar esnasında bakkal ve marketlerde, kahve ve restoranlarda, emlak ve seyahat acentelerinde ve bunlar gibi onlarca işyerinde yapılan harcamalar ise bölgeye çok önemli gelir sağlamaktadır.”

Boyacı, ayrıca bölgedeki gelişmeye servis ve hizmet sağlayan inşaatçı ve taşeron ekipleri, inşaat malzemesi satıcıları, sanayi ve imalat tesisleri ve buralarda istihdam edilmiş binlerce çalışan için hayati bir durumun söz konusu olduğunu ifade etti.

“Bölge halkına ve esnafa sorup cevap almak zor değil”

Mete Boyacı, “Tüm bunların tespiti bölge halkına ve esnafına sorup cevabını almak kadar basit iken taslağı hazırlayan yetkililerin gerekli hassasiyeti niye göstermediği anlaşılır bir yaklaşım değildir” dedi.

Boyacı şu görüşleri de ortaya koydu:

“Çok garip bir ironi ise bu emirname taslağını önümüze koyan devletin kendisi daha bir yıl önce,  Nisan 2017’de, İskele’yi birinci kalkınma bölgesi ilan etmişti. Oysa bugün bu emirname taslağı ile bunun tam tersi bir durum yaratılmaya çalışılmakta ve Gazimağusa’dan Karpaz’a çok geniş bir bölgede maksadını aşan, sosyal ve ekonomik aktiviteleri büyük ölçüde sekteye uğratacak bir durum yaratılmaya çalışılmaktadır. Devlet kararlarına ve uygulamalarına güven duyulamayan bir ortamda yatırım ikliminin gelişmesini beklemek söz konusu olamaz.”

“Bölgenin tarıma uygunluk araştırmasını kim yaptı?”

Mete Boyacı, bölgenin durumu ile ilgili olarak, şu bilgileri de verdi:

“Büyük oranda tarımsal arazi diye ilan edilerek gelişime kapatılmak istenen Gülseren, Long Beach, Glapsides gibi bölgelerin tarıma uygunluk araştırmasını kim yaptı? Çukurova Üniversitesi mensubu Prof. Dr. Suat Şenol’un yaptığı çalışma çok farklı bir tablo ortaya koyuyor; KKTC genelindeki toprakların tarıma elverişlilik oranlarını sulama yöntemleri açısından incelediğinde emirname taslağı ile sınırlandırılan bölgelerin ‘tarıma az uygun’ veya ‘uygun değil’ olduğu görülüyor. KKTC’nin %56.71’i tarım arazisi, diğerleri orman, mera ve kullanılmayan arazi. Sadece %10.69’u yerleşim, dere ve gölet. Tarıma uygun olmayan bu kadar önemli bir ekonomik bölgeyi tarımsal arazi ilan etmek hangi amaca hizmet ediyor? İşimize geldiği zaman Avrupa’nın kalkınmışlığını örnek göstereceğiz, gelmediği zaman ise Avrupa’nın kalkınmasını sağlayan gerçeklere sırtımızı döneceğiz ve ‘bizim durumumuz farklı’ diyeceğiz. Konuya göre Avrupa’nın istediğiniz ülkesini veya şehrini seçmek de serbest.

Bu haksız emirnameyi uygulamaya koymak isteyenlerin bu ülkenin kendi ayakları üstünde durması için yatırımın önüne engeller koyma değil, önünün açılması ve birlikte daha refah dolu günler için çalışmamız gerektiğine inanmalarını bekliyoruz. Eğer ülke ekonomisini büyütmenin ve halkın refah seviyesini artırmanın yolu Türkiye Cumhuriyeti ile defalarca imzalanan üç yıllık kalkınma planlarını bir kenara koyarak sürekli Anavatan’dan para istemek olarak görülüyorsa o zaman kalkınma politikamızın bu olduğu açıkça ortaya konmalıdır.”

“Kişi, kurum ve işletmeler talihsiz şekilde suçlanıyor”

Mete Boyacı, uzun yıllar ülkemizde haklı veya haksızlığı tam sorgulanmadan, suçlu veya suçsuzluğu tam araştırılmadan kişilerin, kurumların ve işletmelerin, bahse konu toplantıda Şehir Planlama Dairesi Müdürü’nün yaptığı gibi talihsiz bir şekilde suçlandığını ve haklarında olumsuz imaj yaratılmasına neden olunduğunu belirtti. Boyacı, “Kişi ve kurumların hataları olabilir, devletin de hataları olduğu gibi, ancak haklılığımızı göstermek veya siyasi görüşümüzü savunmak için sürekli günah keçisi aramaya devam edeceksek, imrendiğimiz ülkeleri her zaman imrenerek izlemeye devam edeceğiz. Bu tür yaklaşımların artık son bulmasını ve böyle karalamaların kimseye ve ortak geleceğimize bir katkısı olmadığının bilinmesini istiyoruz” dedi.

“Kazandıklarımızı bu ülkede yatırıma dönüştürdük”

Levent Şirketler Grubu olarak bugüne değin yatırımlarının tamamını bu ülkede halkımızla birlikte yaşadıkları topraklarda yaptıklarını belirten Mete Boyacı, şöyle konuştu:

“Kazandıklarımızı bu ülkede yatırımlara dönüştürdük ve binlerce kişiye doğrudan daha fazlasına ise dolaylı iş ve gelecek sağladık. Birkaç istisna hariç tüm bu faaliyetlerimizi ve yatırımlarımızı kendi arazilerimiz üstünde gerçekleştirdik. İnşaat sektörü sayesinde var olan sanayi yatırımlarımızın ürünlerini devletten teşvik almadan üreterek tüm dünyaya ihraç eder duruma geldik. Hiçbir zaman devletten bir ayrıcalık ve finansal kaynak istemedik. Halkımızın ve çalışanlarımızın desteği ile böyle olmaya ve ülkemizin geleceğine ve refahına elimizden geldiğince katkı koymaya devam edeceğiz.”

“Türkmen Yiğitcan’a dava açmayacağım, özür de beklemiyorum”

19 Kasım Pazartesi günü Gazimağusa’da yapılan sunumda Şehir Planlama Dairesi Müdürü Türkmen Yiğitcan’ın kendisine yönelik ifadelere de dikkat çeken Boyacı, şahsına ve ailesine karşı yapılan ‘hükümet getiren, hükümet değiştiren ailenin mensubu’ şeklinde ithamda bulunan Türkmen Yiğitcan’a o gece söylediğinin aksine herhangi bir dava açmayacağını vurguladı.

Mete Boyacı, “Sayın Türkmen Yiğitcan’a dava açacak değilim ve şahsıma bir özrü de gerekli görmüyorum. Çünkü Sayın Yiğitcan’ın gecenin o gergin ortamında dile getirdiği düşünceye sahip biri olduğuna inanmıyorum. Benim isteğim, sadece grubumuza karşı değil, her şeyini bu ülkeye adamış çalışan, üreten iş insanları ve işletmeler hakkında yıllar boyunca bu denli haksız düşünce ve yargıların oluşmasına sebep olanların Sayın Türkmen Yiğitcan’dan özür dilemesidir. Saygı ile kamuoyuna duyurulur” dedi.

Güncelleme Tarihi: 26 Kasım 2018, 09:40
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER