banner6

​​​​​​​ Eliçin’den “Kıbrıs Mutfağında Yemek Keyfine Yolculuk” kitabı

banner37

​​​​​​​ Altı ay İstanbul’da, 6 ay da Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan Kıbrıslı Zehra Eliçin, “Bir Kıbrıslının yeme alışkanlıkları farklıdır. Örneğin Kıbrıs dışındayken, benim tavada sucuklu yumurtaya limon sıktığımı gören biri çok şaşırıyor hatta balığa limon sıkmam bile garipseniyor” dedi

​​​​​​​   Eliçin’den “Kıbrıs Mutfağında  Yemek Keyfine Yolculuk” kitabı
banner151

Aliye ÖZENCİ

Kıbrıslı Zehra Eliçin’in “Kıbrıs’ta Denizi Görmeden” isimli ilk kitabının ardından “Kıbrıs Mutfağında Yemek Keyfine Yolculuk” isimli ikinci kitabı yayımlandı.
İkinci kitabının yayımlanmasının ardından KIBRIS Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Eliçin, “Bir Kıbrıslı olarak ağız tadım Kıbrıs yeme alışkanlıklarıyla şekillenmiş olduğundan ne yaparsam yapayım Kıbrıs’tan izler taşıyor. Örneğin ya ekşi, ya nanesi bol, tercihen zeytinyağının tadı öne çıkmış şeyler oluyor. Yılın yarısını İstanbul’da geçiriyorum. Arkadaşlarımı yemeğe davet ettiğim zaman Kıbrıs Mutfağını tanıtmaya gayret ederim” dedi.
Eliçin, kitabının içeriğini de şöyle anlatıyor:

“Yemek öncesi atıştırmalıklar, salatalar, soğuk sebze ve bakliyat yemekleri, çorbalar, sıcak yemekler, hamur işleri, tatlılar, atıştırmalıklar, reçeller, turşular ve son olarak da yardımcı malzemeler şeklinde bölümler yer alıyor. Umarım kitabım, kendi tariflerini geliştirmeye hevesi olan insanlara ilham verir. O zaman gerçekten mutlu olurum”.
 

SORU: “Kıbrıs’ta Denizi Görmeden” gibi bir kitaptan sonra bir yemek kitabı kaleme almanızda neler etkili oldu?
ELİÇİN: Bir yemek kitabı yazma fikri bende uzun zamandır vardı. Mutfağa çok düşkün biriyim. Aynı zamanda yemek yemeyi de, misafir ağırlamayı da çok severim. Ben pişireyim, onlar ağızlarını şapırdatarak “hmm ne güzel olmuş” diye diye yesinler; benim için müthiş bir mutluluk…
Ayrıca kendim yeni şeyler yaratmaya bayılırım. Deney yaparım adeta. Üstelik bu deneyleri birini yemeğe davet ettiğimde bile yapmaktan çekinmem. Eşim bu yüzden ilk evlendiğimiz yıllarda çok heyecanlanır, strese girerdi. Kendi geliştirdiğim bu tariflerden beğenilenler olduğunda, bunları “Evreka” adı verdiğim bir defterde toplarım. Yıllar içinde bu defter hayli kabardı. Arkadaşlarım bu tarifleri bir kitapta toplamam için beni hep yüreklendirdi. Yani kitap fikri böyle ortaya çıktı.

 

SORU: Neden Kıbrıs Mutfağı temalı bir kitap oluşturdunuz?
ELİÇİN: Bir Kıbrıslı olarak ağız tadım Kıbrıs yeme alışkanlıklarıyla şekillenmiş olduğundan ne yaparsam yapayım Kıbrıs’tan izler taşıyor.  Örneğin ya ekşi, ya nanesi bol, tercihan zeytinyağının tadı öne çıkmış şeyler oluyor. Yılın yarısını İstanbul’da geçiriyorum.
Arkadaşlarımı yemeğe davet ettiğim zaman Kıbrıs Mutfağını tanıtmaya gayret ederim. Bunu adeta bir misyon edinmiş gibi davranıyorum çoğu zaman. Bazen de İstanbul mutfağıyla Kıbrıs Mutfağını buluşturan, harmanlayan tarifler geliştiririm. Nitekim kitabımda bundan örnekler bulabilirsiniz.
Yaptığım Kıbrıs yemekleri genelde Türkiye’de çok beğeniliyor. Ve anlıyorum ki Kıbrıs Mutfağı yurt dışında pek bilinmiyor. Ben de Evreka defterimi kitaplaştırma fikrini zenginleştirerek kitabıma Kıbrıs mutfağından en karakteristik olanları dahil etmeye karar verdim.

 

SORU: Kıbrıs Mutfağı yurt dışında ne kadar biliniyor?
ELİÇİN: Maalesef birkaç şey dışında pek bilindiğini söyleyemeyiz. Birkaç kişiye sorsanız hellim ve şeftali kebabı dışında akıllarına bir şey gelmeyecektir. Ayrıca bir Kıbrıslının yeme alışkanlıkları da farklıdır. Örneğin Kıbrıs dışındayken, benim tavada sucuklu yumurtaya limon sıktığımı gören biri çok şaşırıyor. Hatta balığa limon sıkmam bile garipseniyor.

 

SORU: Bu haliyle kitabınızın hedef kitlesi yurt dışındakiler mi oluyor?
ELİÇİN: Hayır, bu doğru değil. Birkaç hedef kitlem var. Birincisi Kıbrıslı gençler. Hem geleneksel yemeklerimizin tariflerini vermek, hem de hazırlaması kolay basit tariflerle onları mutfakta cesaretlendirmek. İkincisi, Kıbrıslı amatör aşçılar. Onlara hem Kıbrıs yemeklerini topluca sunmak, hem de yaratıcılığa teşvik edici farklı tarifler, farklı mutfaklardan örnekler vererek yemek pişirme deneyimlerini zenginleştirme. Üçüncüsü de Kıbrıs mutfağını merak eden Türkiyeliler. Gerçi kitabımı İngilizceye çevirirsem, bu grubu Türkiyeliler değil, Kıbrıslı olmayanlar diye düzeltmem gerekecek.

 

SORU: Kıbrıs’ın yeme alışkanlıklarında sizce neler öne çıkıyor?
ELİÇİN: Her coğrafyanın kendine has yeme alışkanlıkları vardır. Örneğin Orta Anadolu’da katı yağ, hamur işleri, Ege’de otlar ve zeytinyağlılar, Güneydoğu Anadolu’da acılar ve baharatlar ön planda. Kıbrıslıların yeme alışkanlıklarında çok fazla çeşitlilik göze çarpıyor. Kıbrıs insanı bana göre eti çok seviyor.  Öncelikle mangal merakımız çok belirgin. Ayrıca sebze ağırlıklı beslensek de bunların çoğu genellikle kuzu etiyle yapılıyor. Molihiya, kolokas, hostes etsiz düşünülemez. Ama öte yandan pek çok sebzeyi de haşlayarak, üzerine zeytinyağı limon sosu dökerek ve genellikle sıcak olarak yiyoruz. Yabani otlara bayılırız. Ya yumurtayla tavada ya da turşu olarak tüketmeyi severiz. Hamur işlerini de unutmamak lazım. Bir de aromalı şeylere bayılıyoruz. Çiçek suyu, aromalı otlardan golyandro, Türkiyeli olan eşimin ilk başlarda kokuları nedeniyle ilginç bulduğu, hatta bazılarında zorlandığı tatlardı. Özetle bu saydığım çeşitlilik, Kıbrıs Mutfağının zenginliğinin işareti.

 

SORU: Kıbrıs Mutfağını nasıl tanımlarsınız?
ELİÇİN: Kıbrıs Mutfağını tanımlayabilmek için hangi coğrafyalardan, hangi kültürlerden etkilendiğini bilmek lazım. Kitabımda buna ayrı bir yer verdim. Kıbrıs’ta insan yerleşimlerinin M.Ö 9,000 yılına kadar gittiği, ilk yerleşimcilerinin Anadolu’dan gelenler olduğu biliniyor.
Daha sonra yakın coğrafyadan göçler almış. M.Ö. 7000 tarihlerinde Filistin, Lübnan ve Suriye üzerinden de insanların buraya geldikleri tahmin ediliyor. Yakın coğrafya ile ticari ilişkiler ve istilalar nedeniyle adamız sürekli el değiştirmiş. Yakın coğrafyadan göçler dışında farklı farklı hakimiyetler söz konusu olmuş. Bu nedenle Mısır, Hitit, Asur, Pers, Finike, Bizans, Arap, Yunan, Lüzinyan, Ceneviz, Venedik, Türk ve İngiliz gibi farklı kültürlerin etkisi altında kalmış.
Yemek kültürü ve kullanılan malzeme çeşitliliği de bu değişikliklerden etkilenmiş. Lüzinyan etkisini unutmamak lazım. Örneğin şarapçılığın gelişmesinde önemli rolleri olmuş. Bir ada olmasının getirdiği özellikler de söz konusu. Yabani otlar önemli bir yer tutuyor mesela. Sonuç olarak genel bir tanımlamayla Kıbrıs Mutfağını kısaca Akdeniz Mutfağı olarak özetlemeyi ben doğru bulmuyorum. Av etleri, yabani otları, şarapları, zivaniya gibi özgün içkisi, Ortadoğu baharatlarıyla Fransız, Venedik etkisiyle gelen baharatların sentezi bu
mutfağı özel yapan özelliklerden.

 

SORU: Kitabınızın isminde yer alan ‘yolculuk’ sözcüğünü kullanmada bir maksadınız var mıydı?
ELİÇİN: Evet, Yemek Keyfine Yolculuk şeklinde bir tamlama kullandım. Eşimin dünyayı dolaşma merakı nedeniyle bugüne kadar çok farklı coğrafyalarda bulundum. Avrupa dışında Mısır, Ürdün, Umman, Kenya, Peru, Arjantin, Şili, Vietnam, Japonya, Tayland gibi ülkeleri dolaştım. Gittiğim ülkelerin mutfaklarını incelemek, oralardan yeni fikirler kapıp getirmek gibi bir merakım var. Bu fikirlerle yurda döndüğümde, tıpatıp aynı malzemeleri bulamasam da, oralardan esinlenerek yeni tarifler ortaya çıkarıyorum. Kitabımda bunlardan örnekler bulabilirsiniz.

 

SORU: Yemek keyfinden de biraz söz eder misiniz?
ELİÇİN: Yemek yemek başlı başına bir keyif. Ama yemeği hazırlamak da en az onun kadar keyifli. Hele yemek hazırlamayı bir proje olarak görüyorsanız, bunun planlaması var, tedariği var, hazırlaması ve çok iyi bir şekilde sunulması var… Bir projeyi başarılı kılmak için nasıl ki kendinizi tamamen ona adamanız gerekiyor, bir yemek keyfi tatmak için de böyle bir motivasyonunuzun olması lazım. Kitabımda menü planlamasından sofra düzenine ve sunuma ilişkin fikirler verirken yaratıcılığın ortaya çıkması için elimden geldiğince cesaretlendirici açıklamalara yer veriyorum.  Çünkü ortaya çıkacak olan “eser”, ancak sizin özgün dokunuşlarınızla yaratacağınız farklılıklarla değerlenecektir.

 

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110