Elindeki pankartı vermeyince darp edildi

banner37

Ahmet Kaptan… KTAMS Genel Başkanlığı ve Genel Sekreterliği yaptı… Bu sürede birçok grev ve eyleme katıldı, tutuklandı, darp edildi, hastanede müşahede altına alındı ancak emin adımlarla inandığı yolunda yürümeye devam etti

Elindeki pankartı vermeyince darp edildi
banner90

EN ZORU VÜCUDUNDAKİ MORLUKLARI AİLESİNİN GÖRMESİYDİ… Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası Genel Sekreterliği ve Genel Başkanlığı yapan Ahmet Kaptan, aktif sendikacılık hayatı boyunca şiddetten, nezarete atılmaya kadar birçok zorlukla karşılaştı. Ancak Kaptan’ı, hiç biri, polis tarafından darp edilmesi nedeniyle vücudunda oluşan morlukları eşi ve çocuklarının görmesi kadar zorlamadı. Kaptan o günü “KTHY binası önünde eylem yapıyorduk. Elimizde bir pankart vardı. Polis pankartı istedi, vermedik ve beni darp etti. Bir gece hastanede müşahede altında kaldım. Gerisi de hayatımın en zor 15 günüydü” sözleriyle anlattı

Ceren ÖZBİL


Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Genel Sekreterliği ve Genel Başkanlığı yapan Ahmet Kaptan, aktif sendikacılık hayatı boyunca birçok zorlukla karşılaştı.


Yeri geldi polis tarafından şiddet gördü, polis nezaretine atıldı, yeri geldi o ve arkadaşlarının başlattığı grevler, “anti demokratik” bir şekilde yasaklandı.


Ancak inandığı yolda yürümekten hiç vazgeçmedi. Kaptan’ı, bu mücadele dolu yıllarda en çok zorlayan şey ise polis tarafından darp edilmesi nedeniyle vücudunda oluşan morlukları ailesinin görmesi oldu.


KIBRIS Gazetesi’ne konuşan Ahmet Kaptan,  mücadele dolu yıllarını anlattı.

KIBRIS: Kendinizi tanıtır mısınız?


Ahmet Kaptan: Ben 18 Temmuz 1961 Lefkoşa doğumluyum. 6 Mayıs 1985 yılında ilk kez kamuya istihdam edildim. İstihdam edildiğim günden beridir de Sivil Havacılık Dairesi Hava Kontrol Bölümü’nde çalıştım.

KIBRIS: Sendikacılıkla tanışmanız nasıl oldu?


Ahmet Kaptan: Ben kamuya girdiğim günden itibaren hep sendikalıydım. Ancak önce başka bir sendikanın üyesiydim. Yılın sonunda ise Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası’na üye oldum. Benim dünya görüşümle örtüşen KTAMS’tı.


Benim duruşum yıllardan beridir biliniyor. Birleşik Federal Kıbrıs’ı savunan bir düşünceye sahibim ve bana en uygun olan sendikada KTAMS’tır. 


Ben 21 Nisan 1994 tarihinde, o zaman KTAMS Başkanı olan Ahmet Uzun’un “sendikada beraber çalışalım” daveti ile KTAMS yönetim kuruluna girdim.


28 Aralık 1994 yılında sendikanın yürütme kuruluna devam ettim. 1994 yılından 2004 yılına kadar sendikada sadece arada 3 aylık bir kesinti dışında yürütme kurulunda yer aldım.


2004 yılından, başkan olduğum tarih olan 7 Ekim 2006’ya kadar sendikanın genel sekreterliğini yaptım. 7 Ekim 2006’dan, ayrıldığım tarih, yani aday olmadığım tarih olan 17 Mart 2018’e kadar sendikanın kesintisiz başkanlığını yaptım.

KIBRIS: Sizce bir sendikacı nasıl olmalıdır?


Ahmet Kaptan: Eğer sendikacı iseniz herhangi bir şekilde beklentiniz olmayacak. Sendikacılığı tam olarak yapmak isteyen insanların kendilerine dönük olarak bir istekleri olmaması gerekir.


Şayet sizin herhangi birinden ya da bir partiden bir siyasi beklentiniz olursa, sendikada olmanız gereken noktalarda olmanız mümkün değildir. Çünkü her zaman mücadelenizin önünde bir engel olur. Bir tehdit unsuru olur.


“Sen bunu yapmazsan ben da sana bunu yapmam” diye bir tehdit unsuruna dönüşür.


Kendim ve örgütüm adına şunu söyleyebilirim ki hiçbir zaman, hiçbir partide, kendi siyasi duruşum olmasına rağmen kendi duruşuma yakın olan siyasi partilerle bile hep seviyeli, mesafeli ve kontrollü bir şekilde ilişkilerim oldu.


Bu nedenle hiçbir zaman sıkıntı yaşamadım. Hiç kimse ile benimle ters düşündüğü için kavga etmedim. Siyaseten benimle farklı olan sağ görüşlü kişilerle bile seviyeli ilişkilerde bulundum, kişilikleri ile hiçbir zaman uğraşmadım, hep fikirleriyle ve yapmış oldukları icraatları eleştirerek ve emeğe verdiği zararla konuştum.


En temel noktada ise ülkeme vermiş olduğu zararla uğraştım ve mücadele ettim.


Bunu, ben, bireysel olarak yaptım demek doğru değildir, yanlıştır. Bunu örgütsel olarak ve birlikte çalıştığım yönetim kurulu ve yürütme kurulu arkadaşlarımla en doğruyu bulmak adına her zaman tartışarak yaptık.


Zaman zaman tabi ki tüm arkadaşların yani 30 kişinin aynı düşüncede olması mümkün değildir.
Farklı düşünenleri saygı ile karşılayarak saygı çerçevesi içerisinde karar aldık. Dışarı çıkıldığında da farklı düşünenler de olsa herkes tek bir vücut, tek bir kalem oldu. Mücadelemiz de hep bu yönü ile gitti.

KIBRIS: Aktif sendikacılık hayatınız boyunca birçok eylem ve greve katıldınız. Hatta bunlardan birinde darp edildiniz. Bu olay nasıl yaşanmıştı?


Ahmet Kaptan: Sendikal yaşamımda birçok kez ifadeler verdim, birçok kez savunmalar verdim. Hatta darp da edildim.


Eski Kıbrıs Türk Hava Yolları binası önünde açmış olduğumuz bir pankartla ilgili olarak darp edildim. Çünkü o günlerde Kıbrıs Türkü’ne karşı Türkiye yönetimi tarafından bir tabir kullanılmıştı. Bu tabir de “besleme” idi. Buna karşı biz örgütsel olarak değil, sendikal platformu olarak tek bir vücut halinde hareket edip, direnmiştik. Bununla ilgili açıklamalar yapıp pankartlar açmıştık.


O günlerde Kıbrıs Türk Hava Yolları da kapatılmıştı. “İflas etti” diye açıklanıp, oradaki emekçilerin de sokağa atıldığı günlerdi. Onların ayrı mücadelesi oluyordu. Onun da anlam katması adına Kıbrıs Türk Hava Yolları önünde bir eylem düzenlemiştik.

banner9

Bu eylemi sendikal platform düzenlemişti. Biz o eylemde polisin çevik kuvveti ile karşı kaldık. Bizim eylemimizi engellemeye çalışmışlardı. Pankartımızı elimizden almaya kırmaya çalışmışlardı, biz de buna karşı direndik.


Her zaman polisin istediğini vereceksek, o zaman direnmenin de bir anlamı yoktur. Kuzu kuzu yaşamı seçmedik.


Benim hayatım boyunca böyle bir tarzım olmadı. Doğru bildiğimi söyledim, karşımdaki kişinin kişilik haklarına dokunmadan ancak kendi doğrularımı da hiçbir zaman saklamadan, karşımdaki ile medeniyet çerçevesi içerisinde tartıştım ancak şiddete başvurmadım.


O gün ben şiddete maruz kaldım. Orada ben darp edildim ve hastaneye kaldırıldım. 24 saat müşahede altında tutuldum. Daha sonrada hayatımın en zor 15 gününü yaşadım. Çünkü yediğim darbeler nedeniyle vücudumun birçok yerinde morluk olmuştu.

KIBRIS: Bu olaydan sonra aileniz, sendikacılığı bırakmanızı istedi mi?


Ahmet Kaptan:  Bu benim için sendikal yaşamımda çok kötü günlerdi. Çünkü eve gittiğiniz zaman iki çocuğunuzun yüzüne bakıyorsunuz ve soyunduğunuz zaman da vücudunuzda morluklar görülüyor.


Evet sendikal yaşam güzeldir ancak hayatınız sendikal yaşam değildir. Ailenize karşı da sorumluluklarınız vardır.


Özellikle eşim bu durumdan çok etkilenmişti. İnsanı sevmek, ülkeye değer vermek çok önemlidir. Ancak sonuç itibariyle de memlekete olan sorumluluklarınız, sevdanız vardır, ancak beraberinde de ailenize karşı olan sorumluluklarınız vardır.


Dünyaya eşimle birlikte getirdiğim iki çocuğumuz vardır. O çocukları yapmak önemli değildir. Önemli olan geleceklerini hazırlamak ve onlarla birlikte olmak önemlidir. Kadınlar daha hassas bir yapıya sahiptir. Erkeklere nazaran kadınlar daha hassastır ve eşlerinin bu durumlarını gördükleri zaman tepkileri daha hassas olur. O zaman bayağı sıkıntı çektim.


Ancak eşimin olgunluğu, eşimin benim severek yaptığım işe saygı duyması ile kolay atlattım.

KIBRIS: Hiç tutuklandınız mı?


Ahmet Kaptan: Yine bir Annan Planı dönemiydi. Meclis önünde protestolarımız vardı. O dönemde de sendikal platformun üyesi olan tüm sendikaların başkanları ve genel sekreterleri tutuklanmıştı. Bizi gece de  polis karakolunda hücrede tuttular. Orada kaldık.

KIBRIS: Bizimle paylaşmak istediğiniz bir anınız var mı?


Ahmet Kaptan: Benim için KTAMS bir okuldur. 6 yaşında ilk kez ana okula gidip birlikte paylaşmayı, birlikte oynamayı nasıl öğrenirse bir çocuk veya ilk birinci sınıfa başladığı zaman alfabeyi öğrenip daha sonra yazmayı öğreniyorsa, KTAMS’ta örgütlü hayat da aynı durumdadır.


Ben de KTAMS’ı buna benzetiyorum. Benim hayatım 1970’lerden beri örgütlerde geçti. O hep bir ideoloji uğrunaydı. Ancak sendikal yaşam öyle değildir. Sendikal yaşam kozmopolitik bir yapıdır. Her türlü siyasi görüşe sahip olan insanların bir arada olmasıdır ve yaptığınız bir hareket ya da söylem, asla belli bir ideolojiye sahip olmaz. Herkesi kucaklayan, her kesimin düşüncelerini içerisinde barındıran bir yapıdır. Bunlar olmazsa yalnızlaşırsınız. Hiçbir zaman sürükleyici olamazsınız.


KTAMS’ın yapısı ise sadece belli bir ideolojik yapı değildir. Beni en çok etkileyen, örgütüm için yapılan övgülerdir. Onların iyi ki varsın, iyi ki dertlerimizi dile getiriyorsun demeleri beni mutlu ediyor.


İnsanların güvenmesi ve bunu dile getirmesi beni çok etkileyendir. Zaman zaman yine bazı televizyon programlarına katılırım ve insanların şikayetlerini dile getiririm. Çünkü ne yazık ki bizim ülkemizdeki siyasi yapı ve hükümetçilik oynamadır. Sadece koltuğa oturalım, “ben bakan olayım”, “ben müsteşar olayım” düşünceleri vardır. 

 KIBRIS: Hiç greviniz yasaklandı mı?


Ahmet Kaptan: Yüzlerce eyleme ve greve katıldım. Sayısız süresiz grevlere başladık. Süresiz grevlerin içerisinde uzlaşarak kaldırdıklarımız olduğu gibi, yasaklanarak da kaldırdıklarımız, daha doğrusu kaldırmak zorunda olduklarımız da oldu. En anti demokratik bir davranış, konuşmak yerine yasaklamaktır.


Özellikle sağlık alanında yapılan, hava limanlarında yapılan grevler yasaklandı.


1 Ocak 2011’de Göç Yasası diye tabir ettiğimiz yeni yasa geçirilirken yüzde 32’lere varan daha düşük ücretlerle insanların çalıştırılması konusunda üç kurumda greve başladık.

  Öncesinde grevler yapmıştık, daha sonra süresiz grevler başlattık. Bu süresiz grevlerin 68. gününde grev yasaklandı. Nedeni, niçini konuşulmadan, ucuz emek gücü yaratmaya çalışan UBP iktidarına karşı verilen kavga yasaların arkasına saklanılarak yasaklandı.


Grev yasaklamak ancak sorunu çözmek için yapılır, sendika ile masaya oturulur. Yasa gereği de budur. Ancak bu yapılmadı. Bu da antidemokratik bir uygulamadır. Polisin ve yasaların arkasına saklanmadır.

KIBRIS: Eklemek istediğiniz bir şey var mı?


Ahmet Kaptan: Ülkemizde birikmiş birçok sorun vardır. Bunları çözmek adına hükümet misyon üstlenmelidir. Her kesime eşit davranmalıdır. Her kesimle diyalog kurmalıdır.


Ülkenin iş yaşamında olsun, sosyal yaşamında olsun, trafikten sağlığa her alanda özel komisyonlarla ve sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışması gerekir. Her öneriyi dikkate alması gerekir.

  Bizim ülkemizde maalesef Kıbrıs sorunundan da kaynaklanan sıkıntılar var. Bizim ülkemizde gelir düzeyleri çok dengesizdir. Bu gelir düzeylerinin dengesizliğinden ötürü uçurumlar oluştu. Özellikle gençler çok düşük ücretlere çalıştırılmaktadır. Bugün mahkemelerimizde görülen boşanma davalarındaki artışın da başlıca nedeni budur. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96

banner108