Emeğin ve üretimin merkezi; HASDER

banner37

Halk Sanatları Vakfı, el sanatları üretimiyle dikkat çekiyor

Emeğin ve üretimin merkezi; HASDER
banner90
banner99

Aliye ÖZENCİ

Halk Sanatları Vakfı (HASDER), genelde Kıbrıs, özelde Kıbrıs Türk folklorunu araştırmak, yaymak ve zenginleştirmek; toplum yararına eğitsel, kültürel faaliyetlerde bulunmak ve halkın öz değerlerine sahip çıkmayı amaçlıyor. El Sanatları Merkezi de, Kıbrıs’a özgü renk, desen ve motiflerin kullanıldığı el sanatlarını üretmeyi, sergilemeyi, satmayı ve bu alanda kurslar düzenleyerek yaygınlaştırmayı hedefliyor.


Bu alanda, Kıbrıs’a özgü; ahşap oymacılığı, geleneksel dokuma, lefkara, nakış, ipek kozası, bitkisel örücülük (sele, sepet, kamıştan sepet yapımı, sandalye örücülüğü) gibi el sanatları; eski mobilyaların restorasyonu ve kooperatifçilik (köy insanlarının ürettiği ürünlerin pazarlanması) yapılıyor.


Haftanın 6 günü açık olan HASDER El Sanatları Merkezi, başarılı ustalar eşliğinde, yaratıcılık gücüne sahip, üretmeye meraklı ve kendi kültürüne değer veren, öğrenmek isteyen bireyleri bir araya getiren kurslar düzenliyor. Ustaların, kursiyerlerin ürettiği ürünler sanat merkezinde sergilenerek pazarlanıyor.


HASDER El Sanatları Merkezi Müdürü Hasan Çağlıoğlu’yla birlikte atölyeleri ziyaret ettik ve çalışmaları hakkında bilgi aldık.


Atölyeleri gezerken, herkes nostalji yaşıyor… Otantik görüntüsüyle geçmişe yolculuk yaptığımız merkezde, her bir eşya ilginizi çekecek.

Çağlıoğlu, “Kaybolmaya yüz tutmuş el sanatlarımızı gelecek kuşaklara en doğru şekilde aktarabilmek, bunların yaşayabilmesini sağlayabilmek, halkımıza bu bilinci ve farkındalığı yaratmak için çalışıyor” diyor.

HASDER’in kuruluşu…

  Halk Sanatları Derneği, kısa adı ile HASDER, 1977’de farklı meslek gruplarından insanların bir araya gelerek oluşturduğu halk dansları derneğiydi. 2000 yılında Halk Sanatları Vakfı ve buna bağlı olarak El Sanatları Merkezi kuruldu.


HASDER El Sanatları Merkezi Yöneticisi Hasan Çağlıoğlu, bu zaman dilimi içerisinde yapılan çalışmaları ve yaşanan süreci şöyle anlatıyor:


“Dernek kurulduğu zaman ana branşı halk danslarıydı. O dönem Kıbrıs’a ait oynanabilen çok az oyun olduğu için, Türkiye’nin yöresel oyunları oynanırdı. 


Ekipler yurt dışı temaslarında bulunurken, gittikleri bölge halkından ‘Sizin kendinize ait oyunlarınız yok mu?’ sorusuyla sıkça karşılaşıyordu… Bu durum 1977’den 1984’e kadar böyle devam etti.


1984’de HASDER bir kabuk değişimi yaşadı. Yönetimin değişmesi, yeni insanların katılımıyla idealist bir yapı kazandı… Tabii bu benim şahsi görüşüm. İlk olarak sıkça sorulan sorular sorgulandı. Bize ait olan kültür, gelenek görenekler köy köy gezilerek araştırıldı. Bir grup idealist insan kendi imkanlarıyla çıktıkları bu yolda, sadece halk dansları değil Kıbrıs’a özgü olan her alanda (müzik, yiyecek-içecek, kıyafet, bina, inşaat vs.) inceleme yaptı. Geniş kapsamlı bir çalışma olma nedeni ise, her meslek grubundan insanların bu kuruluşta yer almasıydı”. 


“HASDER’de yer alan ve kendi meslek alanlarıyla ilgili sorguladıklarını araştırma imkanı bulan ağabeylerimiz ablalarımız, elde ettikleri bilgileri 1986’da düzenli olarak yazılı bir şekilde yayımlamaya başladı” diyen Çağlıoğlu, HASDER’in bu konuda çok ciddi bir arşivi olduğunu vurguladı.


Çağlıoğlu anlatmaya şöyle devam etti:


“Yapılan tüm araştırmalar bugüne kadar ‘Halk Bilimi’ dergisinde yayımlandı. Bugün bu bilgilerin dijital ortama aktarılması ve halkın internet sayfamız üzerinden rahat ulaşabilmesi için çalışmalarımız devam ediyor.


 1984 sonrası başlayan çalışmalar neticesinde, yirminin üzerinde yeni oyun ve müzik ortaya çıktı… Derlenen bu oyunlar sonucunda, HASDER kendi halk danslarımızı icra etmeye başladı.


İlk başlarda yapılan araştırmalar ve ortaya çıkan kültür kabul edilmese de, günümüz koşullarına baktığımızda HASDER’in yapmış olduğunu çalışmaların büyük bir kısmı bugün kabul gördü. Halk Dansları Federasyonu bu oyunların bir çatı altında yeniden düzenlenmesi ve tek ortamda toplanması amacıyla teknik çalışmalarını sürdürüyor”.

“El Sanatları Merkezi”nin tohumlarının atılması


banner134
 Ekip, o dönemlerde iç ve dış temaslarda verilen hediyelik eşyaların Kıbrıs’a özgü olmaması nedeniyle de sıkıntı yaşadı.


İşte, HASDER ekibi, bu durumu fark edince devreye girdi… Ve Kıbrıs’a özgü el sanatlarıyla ilgili araştırmalar yaparak, El Sanatları Merkezi’nin kurulması için adım attı.


Çağlıoğlu, “Halk Sanatları Enstitüsü olarak proje hazırladık ama ciddi bütçe gerekiyordu. 1998-1999’da UNOPS-UNDP’nin Kuzey’de başlattığı mali destek programları vardı ve oraya başvuru yapıldı. Kabul gören proje, 2000 yılında El Sanatları Merkezi o dönemki adıyla Halk Sanatları Enstitüsü kuruldu. 1 yıl boyunca UNOPS’tan sağlanan mali destekle, tüm ihtiyaçlar karşılandı. Dernek bugün 20’nci yılında ve kendi döner sermayesi ile ayakta duruyor. Kuzeye ve güneye baktığımız zaman bu alanda tek olduğumuzu da söyleyebiliriz” dedi.


Çağlıoğlu, merkezin üreten, eğitim veren, ürünleri pazarlayan ve tüm bunları kar amacı gütmeden yapan bir işletme olduğunu söyledi.


Çağlıoğlu anlatmaya şöyle devam etti:


“Kıbrıs’a özgü el sanatlarını araştırmaya başladığımız zaman fark ettik ki, bizler için en doğru kaynak yaşayan ustalardı. Bunların çoğunu yitirdik, hayatta olanların ise değerini bilemedik ama tüm imkanları kullanarak bizzat kendilerine veya ailelerine ulaşmayı başardık.


Kaybolmaya yüz tutmuş el sanatlarımızı gelecek kuşaklara en doğru şekilde aktarabilmek, bunların yaşayabilmesini sağlayabilmek, halkımıza bu bilinci ve farkındalığı aşılamak için çalışıyoruz.

Atölyeler…

Lefkoşa’nın merkezinde yer alan otantik bina içerisinde Kıbrıs’a özgü; ahşap oymacılığı, geleneksel dokuma, lefkara, nakış, ipek kozası, bitkisel örücülük (sele, sepet, kamıştan sepet yapımı, sandalye örücülüğü) gibi el sanatları; eski mobilyaların restorasyonu yapılıyor.


Ustalar eşliğinde düzenlenen kurslara ilgi çok fazla. Kursiyerlerin yaptıkları el işleri aynı binada sergileniyor ve satılıyor.


 Çağlıoğlu, özellikle restorasyon konusunda çok talep aldıklarını belirtti. Eski mobilyaları değerlendirip yeniden kullanıma sunmak ve bu eşyalarda yaşanmışlıkların olduğunu görmek veya bu mobilyaların sahiplerinden bu hikayeleri dinlemek sizi eskilere götürebiliyor diyerek örnek verdi:


“Sandık dolap ve buna benzer eşyaların çoğu ya ata yadigarı ya da ganimettir. Bunları sorgulayarak o mobilyanın yaşını, motiflerinden hangi döneme ait olduğunu aşağı yukarı tahmin edebiliyoruz. 100 yaşının üzerinde dolaplar gördük, hatta dolapların içerisinde Türkçe, Rumca ve İngilizce yazılarla karşılaştık. Örnek verecek olursam, ailenin isimleri doğum tarihleri, borcu olanların borçları alacakları verecekleri gibi... Bunları mümkün olduğunca resimliyoruz. Bu değerleri koruyan için büyük bir miras, korumayanlar içinse büyük bir kayıp…”

“El sanatlarının düşmanı teknoloji”


Bireylerin boş zamanlarını kaliteli şekilde değerlendirebileceği bir ortam sunan HASDER, katılımcılara üreterek yaratıcılıklarını ortaya koyma imkanı sunuyor.


Yönetici Hasan Çağlıoğlu, “HASDER’e gelen kişiler sadece el sanatı öğrenmiyor, bunun bir de psikolojik yönü var” diyerek, katılımcıların yaptıkları ürünlerle rahatlama ve deşarj olma şansı yakaladıklarını söyledi. 


Çağlıoğlu anlatmaya şöyle devam etti:


“El sanatının yok olmasındaki en büyük etken de teknoloji… Daha az işçilik ve daha az maliyet. Bizim ürettiklerimiz ise hem büyük emeklerden geçiyor hem de maliyeti yüksek. Piyasa ile mücadele etmek mümkün değil. 20 yıldır ayakta durabiliyorsak, bizi destekleyen ve sahip çıkan halkımız sayesindedir. Onlara buradan teşekkür ediyorum”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75