Endişelenmek normal, panikten uzak durun

banner37

Psikiyatrist Ece Uslu, Koronavirüs konusunda endişenin dozunda olması gerektiği uyarısında bulundu:

banner87
Endişelenmek normal, panikten uzak durun
banner90
banner99

“AŞIRI KAYGILI BİR KESİM VAR”… Psikiyatrist Ece Uslu, bir kısım insanın Koronavirüsü nedeniyle aşırı kaygılı olduğunu söyleyerek, sürekli bu konuyu okuyup düşünerek kişilerin kendini hasta ettiğini belirtti. Uslu, hastalıktan korunmak için uyulması gereken kurallar olduğunu ifade ederek işin ciddiyetini kavrayamayan, daha doğrusu ölüm ihtimali ile yüzleşmeyi göze alamayan grubun hem aileleri, hem de hastalığın yayılması açısından risk oluşturduğuna dikkat çekti. Uslu, “Endişe yapalım çünkü ortada bir kriz var ve önlem almak için endişelenmeliyiz. Ama bu dozunda olmalı. Yani bizi hataya sürükleyecek panikten uzak duralım” dedi.

Eniz ORAKCIOĞLU

   Dünya’da binlerce ölüme neden olan, ülkemizde de görülen ve üst düzey tedbirleri beraberinde getiren Koronavirüs salgını, herkesi tedirgin etti.

   Psikiyatrist Ece Uslu, dünyada virüs dolayısıyla ölümlerin artması haberlerini duyan, okuyan insanların sürekli ölüm gerçeğiyle yüzleştiğine dikkat çekerek endişenin önlem almak için önemli olduğunu ancak bu endişenin dozunda olması gerektiğini, kişileri hataya sürükleyecek panikten uzak durulmasının önemine değindi.

   Uslu, işin ciddiyetini kavrayamayan, ölüm ihtimaliyle yüzleşmeyi göze alamayan yani inkar mekanizması ile yaşayan grubun hem aileleri, hem de hastalığın yayılması açısından risk oluşturduğuna dikkat çekti.

   Uslu, ülkemizde insanların günlerdir evde olduğunu, pek çok kişinin de gelişmeleri sosyal medyadan, internetten takip ettiğini belirtti.

“Bizi hataya sürükleyecek

panikten uzak duralım”

   Uslu, bir kitaptan alıntı yaparak, sürekli ölüm ile yüzleşmenin sürekli güneşe bakmaya benzediğini de aktararak, bu durumun bir süre sonra insanları yakıp, kavurduğunu söyledi.

   Uslu, bu duruma maruz kalan insanların bir süre sonra gerçekleri görmezden gelmeye başladığını, mantıklı düşünemez hale geldiğini ve bitmez bir kaygıyla yaşamaya başladıklarını aktardı. Uslu; sözlerine şu şekilde devam etti:

   “Kaygı ile beraber olayın negatif tarafını daha çok görmeye başlarsınız. Akılcı ve gerçekçi değerlendiremez, öyle davranamazsınız. Hep diyorum endişe yapalım çünkü ortada bir kriz var ve önlem almak için endişelenmeliyiz. Ama bu dozunda olmalı. Yani bizi hataya sürükleyecek panikten uzak duralım”.

“Doğru bilgiye ulaşın,

önerilere uyun”

   Uslu, Koronavirüs vakalarının ülkemizde ilk görülmeye başladığı günlerde insanların bir kısmının eve kapanarak telaşa kapıldığını, bir kısmının da “bize bir şey olmaz” diyerek sokaklarda gezmeye devam ettiğini vurguladı.

   Başta bu ayrımın çok daha belirgin olduğunu ifade eden Uslu, günler geçtikçe insanların giderek (hala istenilen düzeyde olmasa da) daha çok bilinçlendiğini belirtti.

   İki eylemin de bir düzlemin iki farklı ucu olduğuna ve ikisinin de sağlıklı olmadığına dikkat çeken Uslu,     “Temiz bilgiyi takip etmemek ortaya kaygı bozukluklarını ve obsesyonları çıkarıyor. Sürekli bu konuyu okuyup düşünerek kendinizi hasta edersiniz. Ortada bir gerçek ve hastalıktan korunmak için uyulması gereken kurallar var. Bunlara uymaktan fazlası elimizden gelmez. Doğru bilgiye ulaşın ve önerilere uyun” dedi.

“Ciddiyeti kavrayamayanlar risk oluşturuyor”

   Uslu, işin ciddiyetini kavrayamayan, daha doğrusu ölüm ihtimali ile yüzleşmeyi göze alamayan, yani inkar mekanizması ile yaşayan grubun hem aileleri, hem de hastalığın yayılması açısından risk oluşturduğunu kaydetti.

   Uslu, bir kısım kişinin kendine ev hapsi uygularken, bir kısmın özgürce dolaşabilmesinin kutuplaşmayı doğurduğunu vurgulayarak, özgürlüklerini kısıtlayanların serbest dolaşanların bu süreci uzatacaklarını, hastalığı yayacaklarını yani karantina hali ve ölüm risklerini arttırabileceklerini düşünerek öfkelendiğine dikkat çekti.

“Sakin kalmak önemli”

   Uslu, sözlerine şu şekilde devam etti:

   “Öte yandan evde kalmak zorunda olmamız sürekli negatife odaklanmamıza neden olmakta, hastalık karşısında kendimizi korumak dışında yapabilecek bir şeyimizin olmaması da çaresizlik hissi ile beraber öfkeyi doğurmakta.

   Bu noktada ayrışmak, suçlu aramak, panik yapmak bizi bir yere götürmez. Ancak birlik olursak, empati yapar ve öfkemizi kontrol ederek karşımızdakini anlamaya çalışırsak başarılı oluruz. Öfke ile karşımızdakini suçlarsak karşıdaki sizi duymaz, sadece kendini savunur veya inatlaşır. Orta yolda buluşmak mümkün olmaz.”

   Kimsenin hasta olmak istemediğini, kimsenin ortada böyle bir salgın varken çocuklarından, ailesinden ayrı olmak istemediğini söyleyen Uslu,  kimsenin hiç bilmediği bir ülkede hastalanmak istemediğinin altını çizdi. Uslu, “Saldırmadan önce benim başıma gelse ne yapardım diye düşünmek lazım” diyerek, sakin kaldıkça karşımızdaki insanların daha çok dinlenebileceklerini ve suçlamaktan öteye gidip çözüm aramaya başlayabileceklerini kaydetti.

“Karamsarlığa kapılmayın”

   Bir süredir çalışamayan vatandaşın ekonomik açıdan endişelenmelerini, haklı bir endişe olarak görmediğini aktaran Uslu, bu noktada unutulmaması gerekenin hemen herkesin aynı konumda olduğu ve hal böyle iken elbette ki devletin ona göre halkını koruyucu tedbirler alacağını belirtti.

   Uslu, hiçbir şey olmasa bile bu dünyayı yoktan var eden insanoğlunun, zorlansa da mücadele ile bir süre sonra tekrardan yaşam kalitesini yükselteceğini ve zorlukları aşmayı başaracağını söyleyerek, vatandaşları karamsarlığa kapılmamaları için uyardı.

   Ülkemizde yaşanan mülteci dramını da değerlendiren Uslu, “Mülteci konusu uzun zamandır dünyada devam eden bir şey. Bizim ülkemizde kurtarılan mültecilerin evveline dönecek olursak Türkiye’nin Suriye vatandaşlarına ülkesini açış şekli ve kendi vatandaşlarına tanımadığı pek çok ayrıcalığı onlara sunması, Türkiye askeri şehit olurken onların savaşabilecek durumda olanlarının dahi ülkelerinde bulunmaması, medyada bazılarının sergilediği şımarık hava gibi büyük bir önyargıyı beraberinde getirmiştir” şeklinde konuştu.

   Uslu, savaş yaşamış bir millet olarak savaş anında nasıl can havliyle kaçıldığını önce bizlerin bilmesi gerektiğini söyleyerek, ülkemizde de bu durumun örneğinin yaşandığına dikkat çekti. Empati yapabildiğimizi vurgulayan Uslu,  aynı durumda kalan herkesin yaşama şansının daha yüksek olacağına inandığı taktirde kaçabileceğini aktardı.

   “Herkes kaçar” diyen Uslu, insan doğasının bunu gerektirdiğinin altını çizerek, bu durumda insan psikolojisinin ve insanların çoğunun göstereceği tepkiyi anlatmaya çalıştığını belirtti. Uslu, vatandaşımızın genelinin mülteciler konusunda empati yeteneğini koruduğunu ve insanca olanı yaparak onlara destek olmayı tercih ettiğini vurguladı.

  Uslu, vatandaşlara tavsiyelerde bulunarak, karşımızdakinin yanlış bir şey yapması halinde bile kendi doğrumuzla hareket etmemiz gerektiğini söyledi.

   Uslu, bu durumda herhangi bir yanlış olmadığına vurgu yaparak, “hayatta kalmaya çalışan insanlar var, günahsız çocuklar var. Bu noktadaki birlik ve dayanışma Kıbrıs Halkı olarak bizi yüceltir. Son günlerde yaşananlardan da anlaşılacağı gibi yarın başımıza ne geleceği belli olmuyor. Zorda kalanı sevgiyle kucaklamazsak zorda kaldığımızda sevgi ile kucaklanmayı bekleme hakkımız olmaz” dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner75

banner108