Eteklerdeki taşlar dökülürken, siyasi eşitlik

banner37

Kıbrıs müzakerelerinde siyasi eşitliliğin halen sorgulanıyor olması, süreci raydan çıkaran en önemli unsur oldu. Herkesin eteğindeki taşları döktüğü bugünlerde, “azınlık toplumunun çoğunluk toplumla eşitlenmesinin istenemeyeceği” söylemi, aslında yıllar önce Kıbrıs Türk tarafının kabul edilen siyasi eşitliğinin görmezden gelindiğini net ifadelerle ortaya koymuş oldu.

Eteklerdeki taşlar dökülürken, siyasi eşitlik
banner87

ANALİZ  - Emine DAVUT YİTMEN

1968 yılından bu yana devam eden müzakereler, süreç içerisinde ortaya çıkan yerleşik BM parametreleri olan, siyasi eşitlik ve iki kesimlilik temelinde devam ediyor. İleride kurulacak federasyonun, azınlık-çoğunluk ilişkisi çerçevesinde değil, iki eşit kurucu devlete dayanan, siyasi eşitlik temelinde olacağı varılan mutabakatlarla da kayıt altına alındı.

İki yıllık müzakere süreci içerisinde hiçbir zaman söylenmeyen “azınlık” kavramının bugün ifade edilmesi, her şeyi en başa, yani 1963 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasıyla ilgili değişiklik taleplerinin yer aldığı noktaya geri götürüyor.

1963’te Anayasa’da değişiklik talebi siyasi eşitliği hedef alıyordu

1960 yılında bir ortaklığa dayanarak kurulan Kıbrıs Cumhuriyetiyle ilgili anlaşmaların temelinde yatan anlayış, Kıbrıs Türk ve Rum halklarının eşitliğidir. Ortaklık yapısının dayandığı Anayasa hükümleri, taraflar arasında müzakere edilmiş ve temel noktalarını Zürih ve Londra Anlaşmaları’ndan almıştı.

Bu bağlamda, siyasi eşitlik çerçevesinde, Rum tarafı ne ölçüde egemenlik haklarına sahipse Kıbrıs Türk tarafı da aynı ölçüde egemenlik haklarına sahipti. İki toplum arasında, hak ve menfaatler bakımından eşitliğe dayanan dengeler sistemi kurulmuştu.

1963 yılında Makarios’un önerdiği 13 maddelik değişiklik önerileri aslında siyasi eşitliğe karşı atılan bir adımdı. Bu değişiklik talepleri, devletin ortaklık yapısını sona erdirmeyi ve Kıbrıs Türk toplumunu azınlık haline getirme amacı taşıyordu. Nitekim değişiklik önerisinde yer alan birinci madde, bugün üzerinde tartışılan siyasi eşitliği hedef alıyordu.

İlk madde, “Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Muavini’nin veto haklarının kaldırılmasını” içeriyordu. Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’na göre, Başkan ve Yardımcısı, Bakanlar Kurulu ve Meclis’in Dış İlişkiler, Savunma ve Güvenlik konularındaki kararlarını veto etme hakkına sahipti. Bu da siyasi eşitliğin bir güvencesi olarak kabul ediliyordu.

1963’ten itibaren fiilen Kıbrıslı Rumların eline geçen hükümet, Kıbrıslı Türk cumhurbaşkanı yardımcısını tanımaktan vazgeçti. 1965’te ise Kıbrıslı Türklerin Anayasa’da güvence altına alınmış siyasi eşit statülerini zayıflatan belirli Anayasa değişiklikleri ve yasal düzenlemeleri kabul etmedikleri sürece, Kıbrıs Türk Temsilciler Meclisi üyelerinin görevlerine geri dönüşleri olanaksız hale getirildi.

BM raporlarında siyasi eşitlik

2004 Annan Planı’nda siyasi eşitlik yer almıştır. Ayrıca, BM Genel Sekreteri İyi Niyet Misyonu ve müzakere sürecine ilişkin 2004 yılındaki raporunda,  Kıbrıs’ta kalıcı bir çözümün siyasi eşitlik ve ortaklık temeline dayalı olması gerektiğini vurgulamıştı. Genel Sekreter, Çözüm Planı’nın başarısızlığa uğramasıyla ilgili Rum tarafının tutumunu sorgulamış ve gerçekten siyasi eşitliğe, ortaklığa dayalı çözümü istemeleri halinde Rum tarafının bunu söylemelerinin yeterli olmayacağını, aynı zamanda eylemleriyle de göstermeleri gerektiğini belirtmişti.

2007 yılında, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki Barış Gücü’ne ilişkin raporunda ise adada varılacak çözümün iki kesimli ve iki toplumlu federasyon ile siyasi eşitlik ilkelerine dayanacağı vurgulanmıştı.

11 Şubat belgesinde siyasi eşitlik kavramı taraflarca kabul edilmişti

11 Şubat 2014 tarihinde, dönemin liderlerinin üzerinde uzlaştığı Ortak Açıklama mutabakatında siyasi eşitlik ilkesine özellikle vurgu yapılmıştı.

Bu açıklamayı kabul eden lider, yine bugün Rum toplumunun lideri olan ve Kıbrıslı Türkleri azınlık olarak değerlendiren Nikos Anastasiadis’ti.

Açıklamanın, siyasi eşitlikle ilgili kısmına bakılığında, Kıbrıs’ta bulunacak çözümün “ilgili Güvenlik Konseyi kararlarında ve Doruk Antlaşmalarında belirlendiği üzere, iki toplumlu ve iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon zemininde olacağı” ifadelerine yer verilmektedir.

Ortak belgeye, Kuzey Kıbrıs’ta parlamentoda temsil edilen partilerin tümü destek vermişti.

Çoğunluk-azınlık ilişkisi değil, siyasi eşitlik ilişkisi

Annan Planı’nın ana maddesinde bir çoğunluk azınlık ilişkisi değil, hiçbir tarafın diğeri üzerinde yetki veya hakimiyet iddiasında bulunamayacağı siyasi eşitlik ilişkisi olduğu kabul ediliyordu. Ayrıca, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti diğer ilkeler yanında, siyasi eşitlik ilkesi çerçevesinde düzenlenmişti. Buna göre:

Ana maddeler iii. Yekdiğerimizin özgün kimliğini ve bütünlüğünü ve ilişkimizin bir çoğunluk ve azınlık ilişkisi değil, hiçbir tarafın diğeri üzerinde yetki veya hakimiyet iddiasında bulunamayacağı bir siyasi eşitlik ilişkisi olduğunu kabul ederek,

Madde 2: Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti, Federal Hükümeti ve Kurucu Devletleri

1. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti, Federal Hükümeti ve Kurucu Devletlerinin statüsü ve ilişkilerinde, İsviçre’nin Federal Hükümeti ve kantonları ile olan ilişkisi ve statüsü model olarak alınmıştır. Buna göre:

a. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti, feshedilemez ortaklık yapısıyla, Kıbrıs Rum Devleti ve Kıbrıs Türk Devleti olmak üzere iki eşit Kurucu Devletten oluşan, federal bir hükümete sahip bağımsız bir devlettir. Kıbrıs Birleşmiş Milletlerin üyesidir ve tek bir uluslararası tüzel kişiliğe ve egemenliğe sahiptir. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti, Anayasası uyarınca hukukun üstünlüğü, demokrasi, temsili cumhuriyet hükümeti, siyasi eşitlik, iki kesimlilik ve Kurucu Devletlerin eşit statüsü temel ilkeleri çerçevesinde düzenlenmiştir.

Güncelleme Tarihi: 01 Mart 2017, 10:02
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER