banner6

Faiz Yasası unutuldu!

banner37

Faiz Yasası unutuldu!
banner150 banner151 banner143

Ceren ÖZBİL

   Euro, sterlin ve dolar, son 3 yılda Türk Lirası karşısında yüzde 150 civarında değer kazanırken, döviz borcu olanların da borç mükellefiyeti katlandıkça katlandı.

   Borçluların bir bölümü evini, arabasını satarak bu borçları kapatmaya çalışırken, bazıları da borcunu ödeyemediği için mazbatalarla karşı karşıya kaldı. Hatta borçlar nedeniyle canına kıyanlar bile olduğu söyleniyor.

   Bu konuda borç- faiz dengesinin oluşmasını sağlayacak Faiz Yasası ise gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin verdiği sözlere rağmen bir türlü yapılmadı.

   Konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne Döviz Mağdurları Derneği adına konuşan Hasan Avlık, halk yararı gözetilerek yapılacak bir Faiz Yasası’nın şart olduğunu söyledi.

   Avlık, “Bir faiz yasasının halk yararı gözetilerek oluşturulması elbette önem arz etmektedir. Aksi takdirde mevcut borçlular ve yeni borçlanmayı planlayan kişileri güvence ve koruma altına alabilecek herhangi bir güç yoktur” dedi.

“TL borçlanmak imkânsız”

   Döviz Mağdurları Derneği adına konuşan Hasan Avlık, mevcut faiz sistemi nedeniyle bankalardan TL cinsinden borçlanmanın imkânsız hale geldiğini belirterek, şöyle konuştu:

   “Konuya bir döviz borçlusu olarak yorum getirmek gerekirse, bankalardaki faiz oranlarının absürtlüğü, su götürmez bir gerçektir.

   Bankalar, döviz bazında mevduat hesaplarına en fazla yüzde 2-2,5 gibi faiz verirken, borçlanma aşamasında yüzde 18 döviz bazda faizlere çıkabilecek seviyeye gelmiş durumdadır.

   Türk Lirası cinsinden borçlanma ise imkânsız hale gelmiştir. Bu yüksek faizler karşısında ne herhangi bir işletme borçlanarak işini büyütebilir, ne de bizler gibi döviz mağdurları olarak döviz borçlarını Türk Lirası’na döndürebiliriz.

   Serbest piyasa ekonomisi içerisinde yaşadığımızın bizler de bilincindeyiz tabii ki, ancak konu halk olunca serbest piyasa hükümleri uygulanırken yine bizlerin vergileri ile bir takım zümrelere faiz destekli krediler verilmesini biz Döviz Mağdurları Derneği (DÖMAD) üyelerini birleşmeye ve birlikte mücadele etmeye itmiştir.

Geçtiğimiz aylarda tam da bu konu ile ilgili çözüm talebimizi hükümet yetkilileri, merkez bankası başkanı ve Bankalar Birliği ile gerçekleştirdiğimiz toplantıda sunduk ancak üzülerek gördük ki bizlere destek olmak isteyen bir zihniyet karşımızda değildi.”

“Halk yararı gözetilerek yapılacak bir faiz yasası şarttır”
   Avlık, her geçen gün artan enflasyon ve artan döviz kurları karşında aç kalmama ve çocuklarına bakabilme derdine düştüklerini ifade ederek, “Bu borçlar ödenemeyip mallarımıza icra geldikten sonra başımızdaki yetkililerin varlığının bir ehemmiyeti var mıdır?” diye sordu.

   Faiz Yasası’nın halk yararı gözetilerek oluşturulmasının büyük önem arz ettiğini kaydeden Avlık, şöyle devam etti:

   “Bir faiz yasasının halk yararı gözetilerek oluşturulması elbette önem arz etmektedir. Aksi takdirde mevcut borçlular ve yeni borçlanmayı planlayan kişileri güvence ve koruma altına alabilecek herhangi bir güç yoktur.

   Meclis, yasama yetkisini halk adına kullanarak halk için çalışmak ve halkın refahını arttırmak zorundadır. Bu Anayasal olarak belirlenmiş bir kriterdir.

   KKTC Anayasası, madde 58 uyarınca, devletin, sosyal ve ekonomik bakımdan güçsüz olanların esenlendirilmesi, kendilerine, ailelerine ve topluma yararlı duruma getirilmeleri için gerekli sosyal, ekonomik, mali ve diğer önlemleri alması zorunlu kılınmaktadır. Bizler tarafından seçilen ve anayasaya bağlılık yemini eden tüm milletvekillerimizi göreve davet ediyoruz.”

“Hayatlarımız ipotek altında”
    Döviz mağdurlarının yani kendilerinin Türk Lirası’nın değer kaybıyla birlikte hayatlarının tabiri caizse tam bir enkaza döndüğünü anlatan Avlık, “Yıllardır ödediğimiz paraların buhar olmasına mı yanalım, yoksa kalan borçlarımızın yıllardır ödemenize rağmen anaparalarının ilk günkü çektiğimiz tutardan fazlasına tekabül etmesine mi?” diyerek isyan etti.

   En temel anayasal haklar olan barınma, eğitim, sağlık ve benzeri konular için bile çektikleri kredilerin hayatlarını ipotek altına aldığından söz eden Avlık, “Bizler bir çıkmaz içerisinde kaldık. Bu kapsamda bizleri koruyacak herhangi bir yasanın da olmayışı, bizleri örgütlü mücadele etmeye itmiştir. Tam da geldiğimiz bu noktada Döviz Mağdurları Derneği’nin (DÖMAD) kurulması ve örgütlü mücadele vermemiz, yaşayabilmemiz için elzem hale gelmiştir” dedi.

“Çözüm önerilerimizi de sunduk”

   DÖMAD olarak geçmişte hükümet yetkilileri, merkez bankası başkanı ve bankalar birliği yetkilerine de sundukları çözüm önerileri olduğunu kaydeden Avlık, bu önerileri şöyle sıraladı:

   “Döviz mağdurları çözüm talepleri;

   Türk Lirası’nın değer kaybı ile birlikte döviz kredisi olan kişilerin borçlarını ödeme noktasında ciddi sıkıntılar yaşanmaya başlanmış, hem halkımız borçlarının taksitlerini ödeyemez hâlâ gelmiş hem de bankalarımız borçlarını tahsil edemez noktaya geldiği için ciddi bir toplumsal kriz yaşanmaya başlanmıştır.

   KKTC Anayasası madde 58 uyarınca devletin, sosyal ve ekonomik bakımdan güçsüz olanların esenlendirilmesi, kendilerine, ailelerine ve topluma yararlı duruma getirilmeleri için gerekli sosyal, ekonomik, mali ve diğer önlemleri alması zorunlu kılınmaktadır.

   Bu çerçevede döviz borcu olanların, borçlarını ödeyebilmelerine yönelik yasal bir düzenleme yapılması hükümetin Anayasal bir görevidir.

   Bu sorunu çözmek adına hükümet kanadından, Bankalar Birliği’nden ve KKTC Merkez Bankası’ndan taleplerimiz aşağıda sıralanmıştır;

   1- Geliri döviz olmayıp da döviz borcu olan bizleri gerek kamu bankaları aracılığıyla gerekse de özel bankalar ile işbirliği yaparak faiz destekli, uzun vadeli, gelirlerimize oranla ödenebilir bir TL borcuna çevrilmesini istiyoruz. Nasıl ki işletmeler için faiz desteği sunulabiliyorsa biz vatandaşlar olarak benzer uygulamanın hakkımız olduğunu düşünmekteyiz. Konu faiz desteği, hem biz borçluların ödeme kabiliyetini güçlendirecek hem de bankaların gelirlerinden feragat etmesinin önüne geçecektir. Ayrıca döviz dalgalanmalarından kaynaklanan ödeme yetimizin kaybının da önüne set çekmiş olacaktır. KKTC Merkez Bankası sitesinde yer alan veriler incelendiği zaman bireysel döviz kredilerini karşılayacak kadar TL tutar yine bankalarımız mevduat hesaplarında var olduğu görülmektedir. Borçlarımızın TL’ye çevrilmesi finansal sisteme herhangi bir zarar vermeyecek aksine borçlarımız ödenebilir seviyeye indiğinden bireysel döviz borçlar ile çıkmaza giren sistemin önünü açacaktır.

   2- Döviz bazda borçlandığımız kredilerimizin faiz oranları ile bankalarımızın döviz mevduat hesaplarına verdiği faiz oranı karşılaştırıldığında arada astronomik düzeyde farklar olduğu görülmektedir. Bankalar mevduat hesaplarına %0,25 ile %2 arasında faiz uygularken, borçlandırma faiz oranları ise topladığımız verilerde görmekteyiz ki %7 ile %18 arasında değişkenlik göstermektedir. Bu faiz oranları da borçlarımızı ödeyebilmemiz hususunda bizleri çıkmaza sokmaktadır. Bizler, yukarıda talep ettiğimiz TL’ye dönme talebimizi, döviz borcunun ilk alındığı tarih ile bugün arasında toplam bakiyeyi belirleyecek bir katsayı belirlemeye yönelik yasa yapılması ve bu yasa hükümleri uygulandıktan sonra kalan anapara borcumuzun belirlenerek TL bazda yapılandırılmasını talep ediyoruz. Benzer yasa 05.12.2013 tarihinde “Borç ilişkilerinden kaynaklanıp tahsili geciken ve/veya tahsil edilemez hale gelen borçların yapılandırılması yasası” (RG 196) adı ile mahkemelik olmuş borçlar için yapılmıştı. Borçlarımız yargımızı meşgul etmeden, bugün ki şartlarda bizler için de benzer bir yasa/yasa gücünde kararname çıkarılmasını talep ediyoruz.

Yukarıda sıraladığımız taleplerimiz çok çeşitli çevrelerle günlerce tartışılarak oluşturulmuş taleplerdir. Bizler borçlarımızı ödemek istiyoruz ve gerek KKTC Merkez Bankası’ndan, gerek Bankalar Birliği’nden ve gerekse de Hükümet kanadından bizlere yardımcı olmasını ve taşın altına elini koymasını bekliyoruz.”

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110