Geç olmadan önlem alın!

banner37

Halk, her ne kadar “bizim ülkemizde kolay kolay deprem olmaz” diye düşünse de geçmişte, adada çok ciddi depremler yaşandı; ciddi sayıda can ve mal kaybı oldu. Uzmanlar, Kıbrıs’ın, dünyada en çok depremin meydana geldiği kuşaklardan birinde yer aldığını vurgulayarak uyardı

banner87
Geç olmadan önlem alın!
banner90
banner8

Ceren ÖZBİL

   Dünyada, en çok depremin meydana geldiği kuşaklardan birinde yer alan Kıbrıs Adası’nda, bugüne kadar can ve mal kayıplarına yol açan 16 şiddetli deprem yaşanmasına rağmen gerekli tedbirlerin alınmaması, çok büyük bir ihmal olarak değerlendiriliyor.

   Her ne kadar Kıbrıs’ta şiddetli bir deprem olacağı düşünülmeyip, gerekli tedbirler alınmasa da, adamız, aslında, dünyadaki depremlerin yaklaşık yüzde 15’inin meydana geldiği Alp – Himalaya deprem kuşağında yer alıyor.

   Kıbrıs’taki depremlerin oluşturduğu tehlikenin en büyük örneği ise geçmişte yaşanan ve onlarca can kaybına, birçok köyün yıkılmasına ve çok ciddi mal kayıplarına neden olan depremler var…

   Kıbrıs’ta kayıtların başladığı 1894 yılından sonra ülkede 16 şiddetli deprem yaşandığı biliniyor.

   Bu depremler arasında özellikle 1941, 1953, 1995, 1996 ve 1999’da yaşananların ciddi kayıplara neden olduğu kayıtlarda yerini aldı.

   Ayrıca bazı kayıtlara göre, 1953 yılında yaşanan ve “Çifte Baf Depremi” olarak bilinen depremde 64 kişi hayatını kaybetti, 9 köy tamamen yıkıldı, 4 bin kişi de yaralandı. Ancak bazı kayıtlarda bu depremde yaşamını yitirenlerin sayısı 40 olarak geçiyor.

   KIBRIS Gazetesi’ne konuşan ve kısa süre önce Yakın Doğu Üniversitesi’nde “Deprem ve Zemin Konferansı” veren Yakın Doğu Üniversitesi Deprem ve Zemin Araştırma ve Değerlendirme Merkezi Başkanı Prof. Dr. Cavit Atalar, Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği Derneği Başkanı ve Özyeğin Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Feyza Çinicioğlu ve Dokuz Eylül Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akgün, depreme karşı alınması gereken önlemler ve bir deprem durumunda yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.

Atalar: 1941’den bugüne 16 yıkıcı deprem yaşandı

   Yakın Doğu Üniversitesi Deprem ve Zemin Araştırma ve Değerlendirme Merkezi Başkanı Prof. Dr. Cavit Atalar, Kıbrıs’ın birinci derece deprem ülkesi olduğunu söyledi ve son zamanlarda her ne kadar ölümcül ve yıkıcı depremler olmasa da geçmişte çok büyük depremler yaşandığını hatırlattı.

   Atalar, kayıtlara başlandığı tarihten, yani 1894 yılından itibaren ülkede 16 yıkıcı deprem yaşandığını belirtti.

   Bunların özellikle 5’inin, ülkeye çok ciddi zarar verdiğini ifade eden Atalar, bu depremlerin ise 1941, 1953, 1995, 1996 ve 1999’da yaşandığını belirtti.

   Cavit Atalar bu depremler içerisinde ülkeye en çok zarar veren depremin ise 1953 yılında yaşanan ve “Çifte Baf Depremi” denilen deprem olduğunu belirtti ve şöyle konuştu:

   “Bu dönemde 8 saniye ara ile 6.1 ve 6.0 büyüklüğünde deprem olmuştur. Bir tanesi denizde, bir tanesi karada olmuştur. Karada olan deprem 7 kilometre derinliğinde oldu. Bu depremde bazı iddialara göre 40, bazı iddialara göre ise 64 kişi ölmüştür. Yine aynı depremde 200 kişi yaralanmış ve 4 bin kişi evsiz kalmıştır. Tüm Baf köyleri hasar görmüştür, 9 köy tamamen yıkılmış, Baf kasabası da büyük oranda zarar görmüştür.

“Kıbrıs’ta asla deprem olmaz diye bakıyoruz”

   Atalar, Kıbrıs’ın deprem ülkesi olduğunu ancak halkın kabul etmediğini belirtti. Bir süre deprem olmaması nedeniyle halkın deprem olabileceğini unuttuğunu kaydeden Atalar, ancak tedbiri hiçbir zaman elden bırakmayıp her an deprem olacakmış gibi hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi.

   Atalar, depremin ne zaman ve hangi büyüklükte olacağının bilinmediğini belirtti.

“1996 depremi Güney Kıbrıs’ta 3 milyon Kıbrıs Lirası zarara neden oldu”

   1996 depreminin 6.9 büyüklüğünde olduğunu hatırlatan Atalar, ancak bu depremin kara değil, denizde olduğunu ifade etti. Bu depremin denizde 70 kilometre içeride olduğunu söyleyen Cavit Atalar, bu depremde Kuzey Kıbrıs’ta hasar olmasa da güneyde hasar olduğunun altını çizdi.

   Atalar, bu depremde Güney Kıbrıs’ta o zamanın parası ile 3 milyon Kıbrıs Lirası üzerinde hasar olduğunun altını çizdi.

“Deprem konusunda çocuklara eğitim verilmeli”

   Atalar, zemin ve deprem konusunda sürekli tedbir alınması gerektiğini ve böyle bir tehlikenin olduğunun akıllardan çıkmaması gerektiğini belirtti.

   Okullarda çocuklara bu konuda eğitim verilmesi gerektiğini söyleyen Atalar, deprem olduğu zaman nasıl korunacaklarının da anlatılması gerektiğini kaydetti.

Çinicioğlu: Halk güvenliği için bu konunun üzerinde durulmalı

    Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği Derneği Başkanı ve Özyeğin Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Feyza Çinicioğlu, güvenlik, göçme ve performans hakkında bilgi vererek, bir doğal afet sırasında bütün bunların halkın güvenliği açısından olan önemini anlattı.

   Çinicioğlu, bu konuların herkesin sağlığını ve yaşamını ilgilendirdiğine dikkati çekti ve hayatımızın, inşa edilmiş çevre ile sıkı sıkıya bağlantılı olduğunun altını çizdi.

   Bu konuların çok uzun çalışmalar ve üzerinde detaylı durulması gereken konular olduğuna vurgu yapan Çinicioğlu, “Halkın güvenliği için bu konular üzerinde durulması gereken konulardır” dedi.

“Zemin ve bina yakınlığı önemli”

   Çinicioğlu, bir bina yapılırken mümkün olduğu kadar bodrum kazılmasının avantajlı olduğunu söyledi ve şunları kaydetti:

   “Yüksek binalar genellikle derin kazı ile birlikte uygulanır. Bunlar aynı zamanda kullanım bakımından da avantajlıdır. Depo ya da otopark olarak da kullanılıyor. En büyük avantajı güvenlikli olması… Ancak binalar bakımından en önemli mesele mühendislik hizmeti görmesidir. Doğru ve uygun mühendislik hizmeti görmesi gerekir. Doğru ve uygun mühendislik hizmeti denilen şey de zemin ve yapının birbirine bağlı olmasıdır. Hiçbir yapı zemine bağlantısız değil. Bu sadece bina için değil, ister havaalanı, ister köprü yapın zeminle olan ilişkisi önemlidir. Özellikle deprem riski olan ülkelerde çalışmalar iki boyutludur. Bunlardan bir tanesi mevcut yapı stokunun depreme karşı güvenlik sisteminin değerlendirilmesidir. Bunun için de yapının hem zemine yakınlığına, hem de yapıya bakmak gerekiyor.”

“Her şey düşünülmeli”

   Çinicioğlu, deprem riski olan yerlerde bir de afet yönü olduğunu hatırlattı ve “Hangi yollardan hastanelere ulaşılacak bunların hesaplanması gerekir. Elektrik sistemleri, doğal gaz boruları bu olaydan nasıl etkilenecek hesaplanması gerekir” şeklinde konuştu.

   Feyza Çinicioğlu, bu olaylar hesaplanırken, mühendislik dalları, tıp ve daha birçok alanın birlikte hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi.

Akgün: Son teknoloji ile depreme dayanıklılığı artırmak daha kolay

   Dokuz Eylül Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akgün, amacın günümüzün teknolojik olanaklarının kullanılarak akıllı evlerden akıllı şehirlere kadar uzanan perspektifte kamuoyunu bilgilendirmek ve halka ne yapması gerektiğini anlatmak olması gerektiğini söyledi.

   Akgün, herkesin evinin depreme dayanıklılığını kontrol ettirmesi gerektiğini ifade etti ve bunun şu anda günümüz teknolojisi ile düşük bir maliyetle yapılabildiğini kaydetti.

   Mustafa Akgün, şöyle devam etti:

   “Zeminden örnekler alınacak, örnekler incelenecek, bina ile zemin ilişkisine bakılacak, gerekirse betondan numune alınacak. Bunun benzeri şu anda Türkiye’de yapılıyor. Bunlar yapıldığında halkın sorusu ortadan kalkacak. Gerçekle karşılaşmış olunacak.”

“Evsiz kalan insanlar var”

   Akgün, mal kaybının da önemli olduğuna dikkati çekti ve deprem nedeniyle evsiz kalan insanların da ciddi sıkıntılar yaşadıklarını belirtti.

   Mustafa Akgün, bu nedenle vatandaşların evleri için de doğal afet sigortası çıkarması ve devletin de buna öncülük etmesi gerektiğini söyledi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner75