Gece kulüplerindeki insanlık dramı sürüyor

banner37

İçişleri Bakanlığı, 2018 yılı nisan ayında, gece kulüplerinde yaşanan sıkıntıları ve bunların çözüm önerilerini içeren bir rapor hazırladı. Ancak raporun ardından gerekli adımlar atılmadı ve kadınların, yine gece kulüplerinde köle gibi çalıştırılmasına devam edildi

banner87
Gece kulüplerindeki insanlık dramı sürüyor
banner8

KADINLAR YİNE GECE KULÜPLERİNDE DÖVÜLÜYOR… İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanlığı, 2018 yılının nisan ayında, gece kulüplerinde yaşanan sorunları ve bunların çözümlerini ortaya koyan bir rapor hazırladı. Ancak bu raporun ardından tespit edilen sıkıntıları gidermek için tek bir adım bile atılmadı. Bu da beraberinde, kadınların gece kulüplerinde “seks kölesi” olarak çalıştırılmasının devam etmesini getirdi. Hatta geçtiğimiz günlerde Alayköy’de bulunan bir gece kulübünde çalışan bir kadının müşteri tarafından ciddi şekilde darp edilmesi mahkemeye ve basına da yansıdı

RAPORDA CİDDİ TESPİTLER VAR… İçişleri Bakanlığı’nın 2018 yılının Nisan ayında hazırladığı raporda, Gece Kulüpleri ve Benzeri Eğlence Yerleri Yasası kapsamında ülkemize getirilen kadınların, yasada belirtilen konsomatris tanımı dışında, kulübe gelen müşterilerle para karşılığı cinsel ilişkiye girdiği yer alıyor. Ayrıca yine aynı raporda, çalışma ve barınma yerlerinin aynı olduğu, her hafta devlet hastanesinde zorunlu muayene oldukları, kısacası seks işçiliği yaptıkları ortaya konuldu

“YÜZ KARASI”… Bağımsızlık Yolu Lefkoşa Örgütlenme Sorumlusu ve PM Üyesi Cansu N. Nazlı, geçtiğimiz hafta sonu bir gece kulübünde çalışan kadının bir müşteri tarafından darp edilmesi olayının, bu adanın üzerinde olan “yüz karasını” tekrar gündeme getirdiğini söyledi. Nazlı, gece kulüplerinde çalıştırılan kadınların yalnızca çalışma hakları değil, can güvenliği, beden bütünlüğü gibi temel haklarının da ihlal edildiğini belirtti

“KADINA ŞİDDET HER YERDE”… Baraka Kültür Merkezi aktivisti Zekiye Şentürkler, gece kulüplerinde kadınların gayri insani koşullarda yaşamını sürdürme mücadelesi verdiğini söyledi ve özellikle Alayköy’de son yaşanan vahim olayla da bu durumun bir kez daha gözler önüne serildiğini ifade etti. Şentürkler ayrıca, kadına karşı şiddetin sadece gece kulüplerinde değil, her yerde karşımıza çıktığını ve devletin bu konuda sessiz kaldığını belirtti

“KADINLAR KÖLE GİBİ ÇALIŞTIRILIYOR”… Kadın Eğitimi Kolektifi adına açıklama yapan Didem Koçak, ülkemizde faaliyet gösteren gece kulüplerinde “konsomatris” sıfatıyla çalıştırılan kadınların, çalışma ve yaşam koşullarına bakıldığında “konsomatris” ya da “seks işçisi” olarak tanımlanamadığını söyledi. “Borçlandırılan, kilit altında tutulan, pasaportuna polis tarafından el konularak seyahat özgürlüğü elinden alınan bu kadınlara ancak ‘seks kölesi’ denilebilir” diyen Koçak “pasaporta el koymayı, borçlandırılmayı, köle gibi yaşamayı ve çalışmayı gerektiren bir iş daha var mıdır acaba ülkemizde?” diye sordu

Ceren ÖZBİL

Ülkedeki gece kulüplerinde “konsomatris” olarak çalışan kadınların, insan haklarına ve yasallara aykırı bir şekilde çalıştırıldığı İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanlığı tarafından 2018 yılının nisan ayında hazırlanan raporunda geniş bir şekilde yer aldı.


Ancak bu raporun ardından tespit edilen sıkıntıları gidermek için tek bir adım bile atılmadı. Bu da beraberinde kadınların gece kulüplerinde “seks kölesi” olarak çalıştırılmasının devamını getirdi.


Hatta geçtiğimiz günlerde Alayköy’de bulunan bir gece kulübünde çalışan kadının müşteri tarafından ciddi şekilde darp edilmesi mahkemeye ve basına da yansıdı.


Bağımsızlık Yolu Lefkoşa Örgütlenme Sorumlusu ve PM Üyesi Cansu N. Nazlı, Baraka Kültür Merkezi aktivisti Zekiye Şentürkler ve Kadın Eğitimi Kolektifi adına açıklama yapan Didem Koçak, gece kulüpleri konusunda ülkede atılması gereken adımlar hakkında bilgi verdi.

Nazlı: Hem insan haklarına aykırı, hem de gayri yasal


Bağımsızlık Yolu Lefkoşa Örgütlenme Sorumlusu ve PM Üyesi Cansu N. Nazlı, geçtiğimiz hafta sonu bir gece kulübünde çalışan bir kadının, bir müşteri tarafından darp edilmesi olayının, bu adanın üzerinde olan “yüz karasını” tekrar gündeme getirdiğini söyledi.


Gece kulüplerinde çalıştırılan kadınların yalnızca çalışma hakları değil, can güvenliği, beden bütünlüğü gibi temel haklarının da ihlal edildiğini söyleyen Nazlı, şöyle konuştu:


“Kadınların dışarıyla bağlantısının hiç yok denecek kadar az olduğu ve kulüplerin de ekseriyetle şehir dışında konuşlandırılması sebebiyle burada çalıştırılan kadınların izole bir yaşama hapsedilmesi, yaşadıkları mağduriyetten kurtulmalarının, dışarıdan destek alabilmelerinin önünde büyük bir engel teşkil ediyor.

  Çünkü bilindiği gibi gece kulüplerinde konsomatris sıfatıyla çalıştırılan kadınlar kilit altında ve seyahat özgürlüğünden yoksun çalıştırılmakta, çalışmadıkları anlarda yaşadıkları yer de kulübün içerisinde yer almaktadır.


Bu durum yalnızca gayri insani değil; aynı zamanda gayri yasaldır da…


Zira, 7/2000 Sayılı Gece Kulüpleri ve Benzeri Eğlence Yerleri Yasası’na göre gece kulübü sahibi ve/veya işletmecisi tarafından sağlanacak konsomatrislerin ikamet yerleri, gece kulübü ile bağlantısı olmayan ayrı ve bağımsız yerde olmalıdır.”

“Diğer belediyeler de LTB’nin yaptığını yapsın”


Nazlı, Lefkoşa Belediyesi'nin sınırları içerisinde bulunan gece kulüplerinin bu kuralı ihlali dolayısıyla izinlerini yenilememe işleminin Yüksek İdare Mahkemesi tarafından da tespit edilerek haklı bulunduğunu kaydetti.


Benzer bir mantıkla, diğer belediyelerin de kendi sınırları içerisindeki gece kulüplerinin iznini yenilememe yoluna gitmesi gerektiğini belirten Nazlı, “Ancak söz konusu belediyelere baktığımız zaman, tıpkı devlet gibi, kulüplerden aldıkları vergi, resim, harçlar, dolayısıyla gelir elde ettiklerinden, bu yasa dışılığa göz yummaktadırlar” dedi.


Cansu Nazlı, hem devletin, hem de ilgili belediyelerin, gece kulüplerinde çalıştırılan kadınların esaretinden elde edilen, üzerinde gece kulüplerinde öldürülen, yaralanan kadınların “kanı” olan bu parayı kamu alacağı olarak tahsil etmek için kadınlara insanlık onuruna yakışmayacak muamele edilmesine ortak olduklarını belirtti.


Nazlı, “Dahası, yukarıda anılan yasaya dayanarak kadınların pasaportuna polis tarafından bizzat el konulması da, kadınların tabiri caizse ellerini kollarını bağlamaktadır” şeklinde konuştu.

“Derhal kapatılmalı”


Nazlı, fuhuş yaptırılmasına aracı olmanın suç olmasına ve gece kulüplerinde çalıştırılan kadınların yaşam hakları ve çalışma haklarının ihlal edilmesine karşın hükümetlerin ve yerel yönetimlerin bununla ilgili hiçbir şey yapmadığını belirtti.


Cansu Nazlı, “Bağımsızlık Yolu olarak gece kulüplerinde kölelik koşullarında çalıştırılan kadınların özgürleşebilmeleri için gece kulüplerinin kapatılmasının zaruri olduğunu ve bu olana kadar da mevcut gayri-insani ve gayrı yasal duruma, yasaların verdiği her türlü yetkiyi kullanarak engel olunması gerektiğini savunuyoruz” dedi.

Şentürkler: Devlet sadece göz boyamaya çalışıyor


Baraka Kültür Merkezi aktivisti Zekiye Şentürkler gece kulüplerinde kadınların gayri insani koşullarda yaşamını sürdürme mücadelesi verdiğini söyledi ve özellikle Alayköy’de son yaşanan vahim olayla da bu durumun bir kez daha gözler önüne serildiğini ifade etti. Şentürkler şu şekilde konuştu:


Ne yazık ki kadına yönelik fiziksel/ psikolojik şiddet yalnız gece kulüplerinde değil, her yerde, her saniye devam etmektedir.


Önümüzde gece kulüplerinde yaşanan kadın cinayeti ve kadına yönelik şiddete pek çok örnek olsa da, devletimiz bunları göz ardı ederek seks işçisi kadınların can güvenliğini sağlamayı umursamamaktadır. Göz boyamak için söylenen birkaç laf, yazılıp çizilen ve kesinlikle uygulanmayacak yasalar artık canımıza tak etmiştir.

  Gece kulüplerinin derhal kapatılması artık geciktirilecek bir mevzu değildir. Devlet, bu ülkede yaşamını sürdürmeye çalışan her bir bireyin sorumluluğunu alarak, seks kölesi kadınların insanca yaşama haklarını temin etmek için kolları sıvamalıdır.”

Koçak: Kadınlar, seks kölesi olarak çalıştırılıyor


Kadın Eğitimi Kolektifi adına açıklama yapan Didem Koçak, ülkemizde faaliyet gösteren gece kulüplerinde “konsomatris” sıfatıyla çalıştırılan kadınların, çalışma ve yaşam koşullarına bakıldığında “konsomatris” ya da “seks işçisi” olarak tanımlanamadığını söyledi.


“Borçlandırılan, kilit altında tutulan, pasaportuna polis tarafından el konularak seyahat özgürlüğü elinden alınan bu kadınlara ancak ‘seks kölesi’ denilebilir” diyen Koçak “pasaporta el koymayı, borçlandırılmayı, köle gibi yaşamayı ve çalışmayı gerektiren bir iş daha var mıdır acaba ülkemizde?” diye sordu.

  Koçak, şöyle devam etti:


“Tabii ki yok. Böyle bir işin olmaması, gece kulüplerinde köle gibi çalıştırılan kadınların koşulları ile ilgili gerçeği apaçık önümüze sermekte. Geçen haftalarda bir gece kulübünde çalışan bir kadının müşteri tarafından darp edilmesi, bu tür mekanlarda çalıştırılan kadınların can güvenliğinin olmadığının kanıtıdır.


Seks kölesi kadınların çalışma koşullarını iyileştirmek adına yapılacak olan “seks işçiliğinin“ tanımlanmasına yönelik yasal girişimlerin, kadınların maruz kaldığı şiddet, baskı, taciz, tecavüz gibi olaylara çözümü olacağına inanmıyoruz.


Çünkü bu ülkede gece kulüpleri çalıştayı yapılmış ve bu çalıştaya paydaş olarak gece kulüplerinin patronları çağırılmıştı. Kulüplerde çalıştırılan kadınları doğrudan temsil edecek biri ise çağrılmamıştı. Bu sebeple Kadın Eğitimi Kolektifi olarak gece kulüplerinde çalıştırılan kadınların bu gayri insani durumunun sona ermesi ve özgürleşebilmeleri için gece kulüplerinin kapatılması gerektiğini savunuyoruz.”

İçişleri Bakanlığı’nın 2018 yılının Nisan ayında yayınladığı raporun sonuç ve hedefler bölümü şu şekildeydi:


Konuyla doğrudan ilgili neredeyse tüm paydaşların etkin bir biçimde katıldığı Çalıştay’da, gerek yasal gerekse uygulamaya dair birçok önemli tespitler yapıldı ve bunların çözümüne dair kısa ve uzun vadeli öneriler sunuldu. Gece Kulüpleri ve Benzeri Eğlence Yerleri Yasası kapsamında ülkemize getirilen kadınların, yasada belirtilen konsomatris tanımı dışında, kulübüne gelen müşterilerle para karşılığı cinsel ilişkiye girdiği, çalışma ve barınma yerlerinin aynı olduğu, her hafta devlet hastanesinde zorunlu muayene oldukları, kısacası seks işçiliği yaptıkları ortaya konulmuştur. Ülkemizde seks işçiliğinin sadece gece kulüplerinde değil, ülkenin birçok yerinde var olduğu, mevcut yasal düzenlemelerin ve denetimlerin yetersizliği sebebi ile ihlal ve hukuksuzlukların ülkenin genelinde var olduğu ortaya çıkmıştır. Bu durumun insan hakları ihlalleri ile insan ticaretine zemin hazırlayabileceği tespit edildiğinden kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerle sonuç odaklı çalışma yapılması planlanmaktadır.

Kısa vadeli hedefler (ivedi) insan ticareti


Çalıştay’dan çıkan raporlar ışığında yasal düzenleme açısından KKTC’nde en büyük eksikliğin insan ticareti ile ilgili bir yasal düzenleme bulunmaması olduğu saptanmıştır. “Sınır aşan Organize Suçlarla Mücadele Sözleşmesi’’ ve bu sözleşmenin eki olan “İnsan Ticaretinin, Özellikle Kadınların ve Çocukların Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına ilişkin Protokol’’ meclisten 2018 yılının ilk yarısında geçmiş, iç hukukun bir parçası olmuştur. İnsan ticareti ile ilgili kısa vadede atılacak ilk adım, bu protokolde de belirtilen doğrultuda, ceza yasasında insan ticareti ve insan kaçakçılığı ile ilgili tanımların yapılmasıdır. Bu bağlamda bir yasa önerisi geçtiğimiz hafta meclise sunulmuştur.


İnsan ticareti ile ilgili bilgi ve yönlendirme içeren broşürlerin farklı dillerde hazırlanması, hazırlanan broşürde insan hakları ihlalinden ve insan ticaretinde mağdur kişilere destek olabilecek ilgili Dernek ve Sivil Toplum Örgütleri’nin iletişim adreslerinin yer alması, bu broşürlerin limanlarda, havalimanında ve kara gümrük kapılarında KKTC’ne farklı vize türleriyle giriş yapan kişilere verilmesi, insan ticareti ile ilgili broşür içeriğinin KKTC ile ilgili internet bilgilerinin bulunduğu sayfalara da eklenmesi planlanmaktadır.

Alo 157 acil


Yardım Telefon Hattı’nın hayata geçirilmesi için çalışmalar başlayacak ve bu hattın, mesajla iletişim kurma kısmı da oluşturulacaktır. Oluşturulacak afiş ve broşürlerde Alo 157 hattı ile ilgili bilgi de bulundurulacaktır.

Konsomatrisler


Gece kulüplerinde ‘konsomatris’ adı altında çalışan kadınların aslında seks işçisi olarak çalıştığı bu çalıştayda birçok farklı veri ile ortaya koyulmuştur. Kadınların ilk olarak muayene için hastaneye götürüldükleri bilindiğinden, hastanede psikolog veya sosyal hizmetler uzmanı gibi bir yetkilinin istihdamı yapılarak çalışmaya gelen kadınlara çalışma koşulları, sağlık koşulları ve yasal hakları ile ilgili yazılı ve sözlü bilgi verilmesi ve herhangi bir insan hakları ihlali veya çalışma koşulları ile ilgili ters bir durumla karşılaştıklarında ulaşabilecekleri iletişim adresleri konusunda bu yetkilinin bilgi vermesinin sağlanması hedeflenmektedir.


Çalışan kadınlara Barolar Birliği ile işbirliği içerisinde ücretsiz avukat erişimi sağlanması da hedeflenmektedir. Çalışma Dairesi tarafından, ülkemize çalışmaya gelen kadınlarla yapılacak iş sözleşmeleri kendilerini koruyucu nitelikte ve kendi dillerinde olması için çalışma da başlatılmıştır.

Denetim


Kadınların sorunlarını daha rahat paylaşabilmeleri ve daha etkin denetim yapılabilmesi açısından, denetimlerin Gece Kulüpleri Komisyonu ile birlikte multi-disipliner bir ekip olarak yapılması ve devlet kurumlarını temsil eden kişilere ek olarak özellikle bir Sivil Toplum Örgütü elemanının ve bir de tercümanın denetim ekibine dahil olması hedeflenmektedir ve bu bağlamda yasal çalışma yapılmaktadır.

Eğitim


Yeraltında olan fuhuşun bir bacağını da ülkeye öğrenci olarak gelen kişilerin oluşturduğu Çalıştay’da raporlanmıştır. Ülkeye son yıllarda giren öğrenciler kayıt altına alınmamıştır. KKTC’ye okuma amaçlı gelen, çoğunlukla yabancı uyruklu öğrencilerin kayıt dışı seks isçiliği yaptığı ve/veya yapmaya zorlandığı anlaşılmış, ancak koruyucu tedbirlerin ve sağlık kontrollerinin yapılmamasından ötürü gençler arasında cinsel yolla bulaşan

hastalıklarda ciddi artış olduğu anlaşılmıştır. Bu sorunun önlenmesi için sağlık kontrollerinin ve tedavi takibinin yapılmasını zorunlu kılacak düzenlemeler hazırlanmaya başlanmıştır.


Bununla birlikte, İçişleri Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı eylül ayında başlayacak bir düzenlemeyi hayata geçirecektir. Bu düzenleme ile öğrencilerin statüleri netleşecek ve ülkede kalmaları, çalışmak istemeleri halinde koşulları, kayıt yenileme ve dondurma keza okula devam edip etmediklerinin denetimi tüm bakanlıkların ortak veri tabanı ile ulaşılabilir ve denetlenebilir olacaktır. Öğrencilerin doğru bilgilendirilmesi açısından Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde zorunlu olan oryantasyon eğitimi, KKTC’ndeki tüm üniversitelerde de zorunlu hale getirilmesi için çalışmalar yapılacaktır.

Orta vadeli hedefler


Ülkemizde mevcut durumda üniversite öğrencileri, seks işçileri, şiddete uğramış kadınlar, insan ticareti ve benzeri konularda mağdur olmuş kişiler için destek mekanizmaları yetersizdir. Buna yasalardaki boşluklar da eklenince mağdur olan kişileri koruyucu bir mekanizmadan bahsetmek mümkün değildir. Bu bağlamda gerek devlet kanadında gerekse üniversitelerde sosyal hizmetler uzmanı, psikolog ve/veya sağlıkçı istihdamının da zorunlu kılınacağı bir insan hakları birimi kurulması hedeflenmektedir.


Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi tahtında ‘gender focal point’ (cinsiyet odak noktası)’in de işlevsel hale getirilmesi de bu çalışmalarda önemli bir katkı sağlayacaktır. Yasal olarak atılacak en öncelikli adım ise İnsan Ticareti ile Mücadele Yasası’nı hayata geçirmek olacaktır. İnsan Hakları ve cinsel sağlık gibi konularda toplumsal bilincin yükseltilmesi açısından önceliğin eğitim sistemi olması kaçınılmazdır, bu bağlamda bu konuların eğitim müfredatında daha etkin bir yeri olması konusunda çalışmalar yapılacaktır.

Uzun vadeli hedefler


Uzun vadede seks işçiliğinin ülkemizde yasaklanması veya yasallaştırılması tartışmasının geliştirilerek bir karara varılması gerekmektedir. Eğer insan ticareti ile mücadele yasası geçtikten sonra diğer ülke modelleri de dikkate alınarak seks işçiliğinin yasallaşması yönünde bir karar alınırsa, seks işçilerinin çalıştığı gece kulüpleri ile genelevlerin ayrılması ve/veya bir ‘safe zone’ modeline geçilmesi hedeflenebilir. Bu konularla ilgili uzun soluklu bir vizyon ortaya konulması için hedefimiz sivil toplumdan paydaşların ve bilirkişilerin de dahil

olduğu bir çalışma grubu oluşturarak Çalıştay’dan çıkan rapor ışığında ülke için bu konuda bir çalışma yapılmasıdır.


Bu çalışma grubu bilimsel veriler ve dünya modelleri ışığında çalışacak, yer altındaki fuhuşu önleme ile ilgili de planlama yapabilecek ve gerekirse hedeflerini ihtiyaç doğrultusunda geliştirecektir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner108