banner6

Geldiğimiz nokta bu!

banner37

Geldiğimiz nokta bu!
banner150 banner151 banner143

   Ekonomik olarak yaşanan çöküntüyle birlikte mahkemelere yansıyan hırsızlık olayları da farklı bir boyut kazandı.

   Başkent Lefkoşa’da bir eve hırsızlık amacıyla giren kişi, evdeki hiçbir değerli eşya ve elektronik eşyalara dokunmadı ve sadece buzdolabının dondurucu bölümündeki etleri çaldı. Aynı gün yine başkentte bir kişi süpermarketlerden birinden “kuzu kol” çaldı.

   Yaşanan bu hırsızlık olayı, “Bu ne çaresizlik? Ülkemizde ne hale geldik? Neler oluyor?” dedirtti. Hiç alışkın olmadığımız şekilde çöpten yiyecek arayan insanlar gazetecilerin fotoğraf karesine yansıyor. Ev ve market açma olaylarında hızlı bir artış kaydedildi.

   Çöpte yiyecek arayan, marketten ve evden et çalınması gibi toplumun hiç de alışkın olmadığı olayların yaşanması üzüntü yarattı.

Marketlerden çalınan gıda

ve ürünler dikkat çekiyor

   Son haftalarda marketlerden temel ihtiyaca dönük olan veya olmayan pek çok hırsızlık olayı dikkat çekiyor.

   7 çocuklu bir babanın market arabasını doldurup, 3 bin TL’yi aşan hırsızlıkla suçüstü yakalanması daha yeni hafızalarımıza kazınmışken, Lefkoşa Kaza Mahkemesi’ne çıkarılan bir genç kadın ise “bıçak” çaldığı için yargılanmak üzere teminata bağlandı.

   Yine başkentte bir başka hırsızlık olayında iki kadın, iki hafta önce 250 TL değerinde “saç boyası” çaldığı tespit edilerek, tutuklandı.

   Mağusa’da daha birkaç gün önce A.D. isimli kişi, bir içki üreticisine ait dağıtım aracından içki çaldığı sırada polis tarafından suçüstü yakalandı. Zanlının 2 farklı tarihte, 7 bin 560 TL değerinde 7 kasa rakı çaldığı ortaya çıktı.

Başel: Alım gücü çok ciddi etkilendi

   KIBRIS’a konuşan Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, alım gücünün çok ciddi etkilendiğine ve halkın asgari yaşam standartlarını korumakta zorlandığına vurgu yaptı.

   Başel, “Mevsimine göre ısınma, soğutma, barınma, giyinme ve en başta gelen beslenme giderlerine baktığımızda insanların eline geçenle giderler arasında uçurum oluştu” dedi.

   Hükümetin maaşları ödemek için her ay borçlandığına değinen Başel, sistemin borçlanarak ayakta tutulmaya çalışıldığına dikkat çekti.

   Başel, “Sayın Başbakan’a şunu sormak isterim. Ülkeyi borçlanarak yönetiyoruz. Protokol gereği 400 bin - 500 bin dolar borçlanılıyor. Anne karnındaki bir çocuk, 500 bin dolar borçla dünyaya gelecek. Bu nasıl bir sistemdir?

Borçlanarak sistem ayakta tutuluyor. Ülkeye bir hesap verilmesi lazım” ifadelerini kullandı.

“6 ay sonra sosyal patlama yaşanabilir”

   Barış Başel, asgari yaşam standardı ve sosyal refahın çağdaş hukuk devletinin garantisi altında olduğuna vurgu yaptı.

   Başel, “İnsanlar mesela sendikal bir eylem gibi örgütlendi. 6 ay içinde bir sosyal patlama yaşanacak gibi düşünüyorum. İnsanlar marketin kasasına gittiğinde cebinde 100 TL’yle temel ihtiyaçlarını alabilirken, şu an ekmek, makarnanın yanına sütü koyup, alamaz” dedi.

   Başel, şöyle devam etti:

   “Ülkemizde boşanma oranı çok yüksektir. Çocuğunu tek başına büyüten, şiddete maruz kalan anneler var. Önceliğimiz kadının güçlendirilerek yaşamını çocuğuyla idame ettirmesidir. 6 bin TL veya altında bir maaşla kira, elektrik, temel ihtiyaçlarını gidermesi mümkün değil. Üç - beş ay içinde insanların kira bedellerini, barınma ihtiyaçlarını karşılayacak maddi güçleri olmadığı için eşyalarıyla kent meydanlarında sokakta kalmak zorunda kalan aileler göreceğiz. Sosyal yardım maaşı alan bir kişi, elektrikle ısınamaz, tüp gazla ısınamaz. Kirada oturuyorsa ne yiyecek? Ne giyecek? Eşit gelir dağılımı ve sosyal adalet dediğimiz yani sosyo-ekonomik gücü düşük olan kesimin sırtındaki bu ağır yükü hafifletecek, yeni ekonomik tedbirler ve yapılanma gerekmektedir. Yani geliri yüksek olandan daha yüksek vergi, geliri düşük olandan hiç ya da daha düşük gelir vergisi talep edilmeli. Eğer elzem bir şekilde bu yapılmazsa, hızla artan işsizlik rakamlarını da önümüze alırsak, önümüzdeki süreçte ev içi şiddet, dolandırıcılık, fuhuş, hırsızlık ve yaşam hakkı ihlali, cinayetlerde ciddi bir patlama bekleyeceğiz.”

“Yargının yükü artacak, yasadışı

çıkar grupları piyasaya dahil olacak”

   Barış Başel, yargının üzerinde çok ciddi bir baskı yaratacak şekilde dosyalar artacağına ve sabıkalı insan sayısının artacağına vurgu yaptı.

   Yasadışı çıkar gruplarının piyasaya dahil olacağını belirten Başel, pek çok ülkede sahte para, madde kullanımı, çocuk istismarı, ev içi şiddet olaylarında patlama olduğunu ve benzer bir durumu göreceğimizi dile getirdi.

“İnsan ve kadın ticaretinde

ciddi bir yükseliş var”

   Barış Başel, insan ve kadın ticareti suçlarında ciddi bir yükseliş olduğunu ancak değişen yeni dünya koşullarında sadece polisin mücadele etmesini beklemenin, yapılmaması gereken bir yaklaşım olduğuna işaret etti.

   Başel, suçlarla mücadele edecek polis teşkilatının teknik altyapı sorunlarının giderilmesi, yeni yasal düzenlemelerin yapılmasının yanı sıra, toplum destekli polisliğin, suçun önlenmesini merkez alan kapsamlı bir politikaya ihtiyaç olduğuna vurgu yaptı.

   Başel, şöyle devam etti:

   “Örneğin yıllardır ifade ediyoruz ki; bağımlılık ve uyuşturucuyla mücadele ve rehabilitasyon konusunda devlet kurumları sorumluluklarını yerine getirmemekte ve kapsamlı bir uyuşturucuyla mücadele konusunda elini taşın altına koymamaktadır. Yükümlülüklerini yerine getirmemektedir. Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü’nün az sayıda personelle gösterdiği insanüstü bir çabayla çok önemli bir mücadeleye imza atıyor. Ama bu kurum tek başına çalışıyor. Devletin diğer sorumlu kurumları bu mücadeleye, eğitim ve rehabilitasyon gibi yükümlülüklerini yerine getirmemektedir. Bir tek mücadele eden Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü’dür. Kimse uyuşturucuyla gerçek anlamda mücadeleye katkı koymuyor. Narkotik zaten bu görevi fazlasıyla yerine getiriyor. Tek bacakta onlar görev yapıyor. Elle tutulur bir şey göremiyoruz maalesef.”

İzveren: Gelir ve gider arasındaki denge bozuldu

   Lefkoşa Mahalli Baro Başkanı Arzu İzveren, dövizin artışı ile Türk Lirası’ndaki değer kaybı ile yükselen fiyatların özellikle temel tüketim malzemelerine gelen zamlar alım gücünü çok ciddi anlamda etkilediğini kaydetti.

   İzveren, “Gelir ile gider arasındaki denge bozuldu. Toplumun geçim seviyesi iyi bir yöne doğru gitmiyor.

Sosyal devlet olmanın gereklerini yerine getirmek devletin tüm yurttaşlarına karşı birincil ve anayasal sorumluluğudur. Ancak bugün temel ihtiyaçlarımızı dahi karşılamakta zorlandığımız günlerden geçmekteyiz. Ne sağlık, ne eğitim ne de ulaşım yönünden ihtiyaçlar karşılanamamakta ve geleceğe bakmakta zorlanmaktayız” ifadelerini kullandı.

   İzveren, şunları kaydetti:

   “Devletin temel tüketim maddelerinde fiyat denetimi yapma yetkisini kullanması, halkı fiyat artışlarına karşı koruması ve gerekirse bu yöndeki yetkilerini arttırması ve hatta temel tüketim maddelerinde fiyat sabitlemesi yapması gerekmektedir. Borcunu ödeyemeyecek duruma gelen borçlular, evlerinin temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak duruma gelmişlerdir. Gerekli önlemler bir an önce alınmazsa sosyal adalet daha da bozulacak, kamu düzeni olumsuz yönde etkilenecek ve bu durum kısa zamanda gerek hukuk davaları açısından gerekse ceza davaları açısından artışlara neden olacak ve mahkemelerin yükünü de artıracaktır.”

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110