“Gelecek kaygısı tahammül etmeyi zayıflatıyor”

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Çevik, KKTC’de son zamanlarda şiddet olaylarının artış gösterdiğini ve bunun da birçok sebebi olduğunu açıkladı.

“Gelecek kaygısı tahammül etmeyi zayıflatıyor”
  • 09 Eylül 2018, Pazar 12:22

Ahmet KARAGÖZLÜ

Türk Lirası’nın döviz karşısında değer kaybetmesiyle birlikte zaten endişe içinde yaşayan vatandaşlar, üstüne üstlük son zamanlarda artan şiddet olayları nedeniyle de artık korku içinde yaşar oldu.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Çevik KIBRIS’a açıklamada bulunarak, ülkemizde son yıllarda şiddete karşı dozajın artış gösterdiğini ve buna da birçok etkenin sebep olduğunu dile getirdi.

Çevik, Türkiye’de olduğu gibi KKTC’de ekonomik yönden bazı zorlukların yaşandığını belirterek, özellikle son zamanlarda yaşanan döviz krizi sıkıntısının da ülkeyi olumsuz etkilediğini kaydetti.

KKTC’de alışverişin büyük bir bölümünün ithalata bağlı olması ve ithalatın da dövize endeksli olmasından dolayı fiyatların yüksek olduğunu belirten Çevik, “Dövize bağlı olarak fiyatlar yükseliyor ama insanların aldığı maaş dövize endeksli olarak artmıyor. Bu da insanların gelecekle ilgili ‘ben ne yapacağım?’ sorusuyla kaygı içinde olmalarına yol açıyor” ifadelerini kullandı.

 

“Gelecek kaygısı tedirginliğe yol açıyor”

Çevik, gelecek kaygısının insanlar içerisinde ciddi bir biçimde tedirginliğe yol açtığına vurgu yaparak, gelecekle ilgili endişesi olan ve insanların da engellenmeye karşı tahammülünün zayıfladığına dikkat çekti.

“Bir toplumda mutluluk varsa kolay kolay tahammülsüzlük olmaz” diye konuşan Çevik, mutlu olmayan insanlarda tahammülsüzlüğün olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Abdülkadir Çevik, “Trafik sıkıştığında eğer mutsuzsan çok sinirlenebilirsin. Ama eğer mutluysan nasılsa yavaş yavaş giderim diye düşünüp sinirlenmeyebilirsin” şeklinde konuşarak, toplumun da kendine göre duygusal bir yanı olduğunu söyledi.

Bazı toplumların gelenek, görenek, töre ve alışkanlıklarında kız kaçırma çok doğal karşılanabilirken bazı toplumlarda ise bunun cinayet sebebi dahi olabileceğini kaydeden Çevik, “Stres noktası kimliğin erozyonuna karşı gösterilen tepkinin daha şiddetli olmasına neden olabilir” dedi.

 

“Tepki, insanın içinde bunduğu ruh haline göre farklılık gösterebilir”      

Prof. Dr. Abdülkadir Çevik, “Örneğin fanatik bir Galatasaray taraftarı, önemli bir maç kazanıldığında sokakta kutlamalara katıldı diye düşünelim. Kutlamalar sırasında da herhangi bir aracın kendi aracına çarptığını varsayalım. Bu durumda o fanatik taraftar takımı kazandığı için çok mutlu olduğundan arabasına çarpan kişiye aşırı tepki göstermez. Ama eğer tuttuğu takım maçı kaybetse ve eve dönüş yolunda ona biri çarpsa mutsuz olduğu için aşırı tepki gösterebilir” ifadelerini kullanarak, tepkinin insanın içinde bulunduğu ruh haline göre farklılık gösterebileceğini kaydetti.

Çevik, engellenen kişinin kendini engellenmiş hissetmesi sonunda ortaya çıkan kızgınlık ve öfke durumu olan agresyonun, hepimizin içinde doğduğumuz andan itibaren olduğunu belirterek, agresyonun doğal bir şey olduğunu ve insanların doğduğu andan itibaren agresyonunu ehlileştirmeye başladığını ifade etti.

 

“İnsan olmak, agresyonun ehlileşmesiyle mümkün olabilir”

İnsan olmanın ancak agresyonun ehlileşmesiyle mümkün olabileceğini belirten Çevik, “Yeni doğan bir bebek aç olduğunda ağlar. Yani o bebek ortamda eğer rahatsız edici bir şey varsa kendini ağlayarak belli eder. Bebeğin dişleri yavaş yavaş çıkmaya başladığı zaman ise annesi onu emzirdiğinde, bebek ister istemez annenin meme ucunu ısırır. Meme ucu acıyan anne de buna ürkerek tepki verir ve bebek kendine ilk olarak o andan itibaren engel olmaya başlar. İnsanlarda ilk sosyalleşme o andan itibaren başlar. Çünkü bebek ‘ısırarak emersem beslenemem’ diye düşünür ve ısırmadan beslenmeyi öğrenmek zorunda kalır. Yani bebekler ilk kez agresyonunu karşı tarafı rahatsız etmeden ortaya koymak zorunda kalıyor. Bu da insanlarda psikolojik bir gelişim aşamasıdır” ifadelerini kullandı.

 

“Şiddet, insanın içinde bulunduğu ruh haline göre değişiklik gösterebilir”

Çevik, yetişkinlerin agresyonunu ehlileştirmesi durumunda başkalarına karşı öfkelendiğinde tepkisinde ‘aşırılık’ olmayacağını belirterek, şiddetin insanın içinde bulunduğu ruh haline göre değişiklik gösterdiğini dile getirdi.

Prof. Dr. Abdülkadir Çevik şöyle devam etti:

“İnsan bazen yalnızken kendisine hakaret edildiğinde tahammül gösterebilir. Ama bir başkasının yanında ona hakaret edildiği zaman o tahammülü kabullenmesi daha zor olur ve öfkelenmeye başlar. Birine söylenen bir şeyin nerde ve nasıl üslupla söylendiği çok önemlidir. Aynı kelimeyi yalnız olduğunda söylemek ile yanında biri olduğunda söylemek çok başkadır. Ya da aynı şeyi yanında biri dahi olsa şakavari söylemek başkadır. Her bireyde etkilenme çok farklı oranlarda olabilir. Kimileri kendisine edilen hakaretten daha az etkilenirken, kimileri de çok fazla etkilenebilir.

Ekonomik sıkıntı, barınma, hava koşulları bile insanların rahatsızlık hissetmesine yol açar. Her şeyin fazlası bir stres kaynağıdır. Her stersin de bir ürünü vardır ve o ürün de kişiye bağlı olarak değişebilir. Her kişinin tepkisi ise çok farklıdır.”

 

“Öfkeyi içine atmak doğru değil”

Bazı insanların öfkesini kendi kendine küfrederek, bazılarınınsa bir başkasıyla paylaşarak boşalttığını dile getiren Çevik, her bireyin kendine has sinir boşaltma yöntemi olduğunu söyledi.

Çevik, kimi ailenin öfkesini dışarıya hiç belli etmeden içine attığını kaydederek, bunun sonucunda da Psikosomatik ve Somatoform bozukluklar denilen bir takım bedensel rahatsızlıklar veya tansiyon, şeker hastası, mide rahatsızlıkları gibi hastalıkların meydana gelebileceğini, bu nedenle de öfkeyi içine atmanın doğru olmadığını belirtti.

Ayrıca birbirini dinlemeyen ailelerin bağıra bağıra ve sinirli bir biçimde konuştuğuna da değinen Çevik, “Bir çocuk ne tür bir ailede yetişirse karakteri de o yönde şekillenir” dedi.

 

“Bir insanın katlanma gücü anne babasının zorluklara karşı katlanma gücüne paraleldir”

Çevik, öfkesini kontrol edemeyen ailelerde yetişen çocukların karakterlerinin farklı olabileceğini belirterek, “Olgunlaşma, eleştiriye tahammül edebilmektir. Bir insanın katlanma gücü ise çocukluktan itibaren anne babasının zorluklara karşı katlanma gücüne paraleldir” şeklinde konuştu.

Anne ve baba adaylarının kendi ailesinden gördükleri gibi çocuklarını yetiştirdiğini belirten Çevik, anne ve baba adaylarının bebekleri doğmadan önce uzman kişilerden eğitim alması gerektiğini ifade etti.

Çevik, hiçbir çocuğun durup dururken katil veya terörist olarak doğmadığını sözlerine ekleyerek, çocukların içinde bulunduğu yapıya ve yetiştiği topluma göre şekillendiğine vurgu yaptı.

Beğendim 0 Muhteşem 1 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık