banner6

Gelecekte susuz kalabiliriz

banner37

Gelecekte susuz kalabiliriz
banner150 banner151 banner143

Eniz ORAKCIOĞLU

   İklim değişiklikleri ile değişen yağış miktarları ve ısı bu kış ülkemizi zorladı. Uzmanlar yaz aylarının da sert geçeceğini her seferde dillendiriyor.

   Bu durum gelecek adına aşırı sıcaklar sebebi ile su problemi yaşanabilir mi şeklinde düşünceleri doğuruyor.   

   Bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti’nden boru hattı ile getirilen sudan önce ülkemizde yer altı kaynaklarının yetersizliği ve tesis eksiklikleri sebebi ile su sorunları ve büyük sıkıntılar yaşanmaktaydı.

   Öte yandan geçmiş yıllarda boru hattında meydana gelen bir sorundan kaynaklı da ülkemiz uzun bir süre su sorunu yaşamıştı.

   Su ile ilgili akıldaki soru işaretlerini cevaplayan Yerbilim Mühendisleri Odası Başkanı Oğuz Vadili, gerek iklim değişikliği nedeniyle ilerde Türkiye’de de yaşanması olası su sıkıntısı sebebiyle ülkemize su gelişinin durması, gerek yeraltı sularının beslenememesi, gerekse atık su tesisleri ve deniz suyu arıtma tesislerinin hayata geçirilmemesi gibi sebeplerle gelecekte sıkıntılar yaşanabileceğine dikkat çekti.

   Vadili, bir gün Türkiye Cumhuriyeti’nden suyun gelmesinde de sorunlar yaşanabileceğine dikkat çekerek, “Adanın tüm ölçeğinde projeler üretmek, yardımlaşmak ve kendi kendimize yeter hale gelmek zorundayız. Bunun için de uzlaşı, barış ve doğa ile barışık yaşama alışkanlıklarımızı geliştirmek zorundayız, daha bilinçli bir toplum yaratmalıyız. Eğitime ilkokuldan başlamak gerekmektedir. Böylelikle belki gelecekte daha duyarlı bir toplum yaratabiliriz. Son olarak özetle şunu söylemek gerek; ülkemizde su tüketimini azaltmak zorundayız” dedi.

“Su sorunu 1950’lerde hissedilmeye başlandı”

   Yerbilim Mühendisleri Odası Başkanı Oğuz Vadili, küresel iklim değişikliği konusunda bilgi vererek, ülkemizdeki su sıkıntısının tarihini ve şu anki durumunu anlattı.

   Vadili, iklim değişikliğinin küresel ölçekte değerlendirilmesi gereken bir konu olduğunu ifade ederek, “küresel iklim değişikliğinin ana nedeni sera gazı emisyonlarında insan faaliyetleri sonucunda gözlenen artıştır. Atmosferdeki sera gazlarının oranı, 1950’li yıllarda başlayan sanayi devrimi sonrasında artmaya başlamıştır” dedi.

   Vadili, adamız için su sorununun 1950’li yılların başlarında çok hissedilir olmaya başladığını söyleyerek, geleceği planlama gerekliliğinin o dönemde bile hissedilir olduğuna ve bugün hayata geçirilen su boru hattı projesinin Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde bile gündeme getirildiğine dikkat çekti.

   İklim değişikliğine bağlı kuraklığın ülkemiz akiferlerini her geçen yıl daha kötü etkilediğine vurgu yapan Vadili, kışlarda yaşanan kısa süreli ve yüksek miktarlı yağışların ve onların yarattığı sel felaketlerinin toplumun algısını yanılttığını, yeraltı sularının daha çok beslendiğini düşünmelerini sağladığını kaydetti.

   “Oysaki durum öyle değildir” diyen Vadili, istisnasız her yıl akiferlerin beslenme miktarlarından daha çok çekim yapıldığını, akiferlerdeki su miktarının her yıl azaldığını vurguladı.

“İçme suyunda boru hattına bağımlı olduk”

   Vadili, Türkiye’den boru hattı ile getirilen suya da yıllardır destek olabilecek alternatif geliştirilmediğine işaret ederek, atık suların değerlendirilmesi için atık su tesisleri, deniz suyu arıtma tesisleri gibi tesisleri hayata geçiremediğimize dikkat çekti.

   Yeşilırmak deresinden yaz ve kış mevsimleri boyunca, toplamda yaklaşık 10 milyon m3 suyun herkesin gözü önünde denize aktığını belirten Vadili, “bu suyun ülke ihtiyaçları için kullanılması kimsenin mi aklına gelmiyor? Neden oradaki üreticiyi de mağdur etmeyecek şekilde bir proje hazırlanmıyor?” diye sordu.

   Vadili, kendi su kaynaklarımızın geliştirilmesinden ve idamesinden sorumlu dairelerimiz olduğuna dikkat çekerek, gelmiş geçmiş hükümetlerce dairelerin düşürüldükleri pozisyonların içler acısı olduğunu kaydetti.

   “Olası bir boru kopmasında bu daireler vasıtasıyla bizler hayatımızı idame etmeye çalışacağız. Umarım herkes bunun farkındadır” diyen Vadili, Jeoloji ve Maden Dairesi bütçesinin yetersizliği nedeniyle sondaj yapamayacak durumda olduğunu vurguladı.

   Vadili, dairenin siyasiler tarafından özellikle son yıllarda, kuyu ruhsatlarında partizanlık yapacakları bir araç olarak algılandığının altını çizerek, Su Dairesi’nin ise bütçe ve personel yetersizliği nedeniyle hareket kabiliyetinin oldukça zayıfladığına vurgu yaptı.

   Vadili, sözlerine şu şekilde devam etti:

   “Bu gerçekler ışığında, borunun koptuğu yılda ne yaşandıysa aynısını, hatta borunun tamirinin uzaması durumunda, daha da kötü bir senaryoyu yaşayacağımızdan herkes emin olabilir. Ülke olarak içme suyunda boru hattına bağımlı olduk.”

“Bir gün Türkiye’den bu suyun

gelmesinde sorunlar yaşanabilir”

   Vadili, Türkiye Cumhuriyeti’nden ülkemize 75 milyon m3 kapasiteli su boru hattı vasıtasıyla, yılda yaklaşık 30 milyon m3 civarında su geldiğine işaret ederek, suyun tam kapasite ile gelmemesinin nedeninin suyu 2015’ten beridir sulamada kullanamayışımız olduğuna dikkat çekti.

   Güzelyurt’a su taşıyacak olan tünelin geçen yılsonu bittiğini söyleyen Vadili, halen bu tünele sulama suyunun verilemediğini belirtti.

   “Bunun için iletim hatlarının tamamlanması gerekmektedir” diyen Vadili, diğer taraftan Mesarya için olan projeye ise su geldikten 7 sene sonra daha yeni başladığını ifade etti.

   Vadili, sözlerine şu şekilde devam etti:

   “Proje amacına uygun olarak kullanılsın. Projeye göre TC’den gelen suyun kullanıldığı yerlerde yerel kaynaklardan su çekimi durdurulacak ve akiferlerde iyileşme sağlanacaktı. Ne yazık ki bundan an itibarıyla çok uzağız. Örneğin Girne Sıradağları Kireç Taşı Akiferleri’nden su çeken tüm belediyeler (Dikmen hariç) boru hattından gelen suya kavuştu. Buna rağmen akiferden su çekimleri durdurulmadı. Hatta azalmadı bile. Her geçen yıl yapılan kuyu ölçümlerinde bir önceki yıla göre akiferdeki suyun miktarları daha düşük seviyelerde çıkmaktadır.”

   Küresel iklim krizinin yakın gelecekte daha da fazla etkisini göstermeye başlayacağını vurgulayan Vadili, bundan şuan ki su kaynağımız olan Türkiye Cumhuriyeti’nin de özellikle iç Anadolu ve Akdeniz bölgeleriyle oldukça fazla etkileneceğini kaydetti.

   Vadili, bir gün Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen bu suyun gelmesinde de sorunlar yaşanabileceğine dikkat çekerek, “Adanın tüm ölçeğinde projeler üretmek, yardımlaşmak ve kendi kendimize yeter hale gelmek zorundayız. Bunun için de uzlaşı, barış ve doğa ile barışık yaşama alışkanlıklarımızı geliştirmek zorundayız.

   Bunun için de daha bilinçli bir toplum yaratmalıyız. Eğitime ilkokuldan başlamak gerekmektedir. Böylelikle belki gelecekte daha duyarlı bir toplum yaratabiliriz. Son olarak özetle şunu söylemek gerek ülkemizde su tüketimini azaltmak zorundayız” dedi.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110