banner6

Gençler, uyuşturucu belasının sarmalında

banner37

KIBRIS’a konuşan Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu Başkanı Hatipoğlu, ülkemizde çok sayıda uyuşturucu taciri olduğunu vurgulayarak tehlikenin sanıldığından daha büyük ve yanımızda olduğunu söyledi. Hatipoğlu, uyuşturucuda en yaygın kullanım yaşının 25 yaş altı olduğunun altını çizdi

Gençler, uyuşturucu  belasının sarmalında
banner150 banner150 banner151 banner143

Eniz ORAKCIOĞLU

Ülke gençliği her geçen gün uyuşturucu bataklığına saplanıyor.

KKTC’nin en önemli sorunları arasında olan uyuşturucuya geçiş maddeleri sigara ve alkol ile uyuşturucu madde kullanım oranları günden güne artıyor.

Ülkemiz mahkemelerinin uyuşturucu madde davaları ile dolup taştığı günümüzde, gerek uyuşturucu madde ticareti, gerekse kullanımı da aldı başını gidiyor.

Konuyla ilgili KIBRIS’a konuşan KKTC Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu Başkanı Teyfide Tecel Hatipoğlu, ülkemizde uyuşturucu madde kullanımının her geçen gün arttığını, bu belanın, en çok da 25 yaş altındaki gençleri sarmalına aldığını söyledi.

Hatipoğlu, bağımlılık geliştirmiş bireylere ve yakınlarına yönelik destek sağlayan psiko-sosyal destek programlarından bahsederek, son bir yılda programa 400’e yakın başvuru aldıklarını vurguladı.

KKTC genelinde psikoaktif (uçucu ya da uyuşturucu madde) ve yasa dışı madde kullanımında ortaokul ve lise düzeyinde son 3 yılda yatay bir seyir izlediğini gördüklerini belirten Hatipoğlu, buna karşın üniversite öğrencileri arasında üçüncü ülkelerden gelen bazı kesimlerin uyuşturucu ticareti içerisinde yer almaları nedeniyle ciddi bir artış olduğu gözlemlendiğine dikkat çekti.

Hatipoğlu, gençler arasında özellikle de üniversite öğrencileri arasında yeşil reçeteli ilaçların suistimali ve kötüye kullanımının önemli boyutta olduğuna vurgu yaparak, uyuşturucuya geçiş maddesi olan sigara kullanımında Avrupa ve dünya ortalamasından yüksek olduğunu, alkol kullanma oranımızın ise Avustralya ve Amerika gibi alkol kullanımında yüksek yaygınlık oranı olan ülkelerle benzerlik gösterdiğini söyledi.

Hatipoğlu, uyuşturucu ile mücadelede personel ve kaynak eksikliğinin, çağdaş cezaevi eksikliğinin, tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinin ve programlarının eksikliğinin halen devam ettiğine işaret ederek, ilgili kamu kurumlarında uyuşturucu kullanımı ve bağımlılıklar hakkında bilgi ve eğitim eksiklikleri, eğitim sisteminde ve müfredatlarda var olan eksikliklerin bulunduğunu, İlaç Eczacılık Dairesi bünyesinde, yeşil reçeteler uygulamasında eczanelerin ve doktorların kapsamlı bir otomasyon sistemi ile kontrol edilmelerinin sağlanamadığını belirtti.

“Destek programına bir yılda 400 başvuru”

KKTC Uyuşturucu İle Mücadele Komisyonu Başkanı Teyfide Tecel Hatipoğlu, geçtiğimiz hafta 22 yaşında, daha yaşamının baharında bir gencin, sokak ortasında madde kullanımı ile ilişkili şekilde ölümünden söze başlayarak, “Bu ve benzeri olayların toplumumuz ve ülkemiz adına çok acı bir durum” dedi.

Hatipoğlu, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı ile ilişkili olarak hayatını kaybeden gençler için çok üzgün olduklarını dile getirerek, komisyonun uyuşturucu kullanan, bağımlılık geliştirmiş bireylere ve yakınlarına yönelik destek sağlayan psiko-sosyal destek programları olduğunu hatırlattı.

Psiko-sosyal destek programının, kişinin ülkedeki statüsünün ne olduğu fark etmeksizin son bir yılda 400’e yakın başvuru aldığını belirten Hatipoğlu, programın, birinci basamak hizmeti ve ileri tedavi imkanı sunan, bağımlılık konusunda mustarip bireylerin güvenle başvurabilecekleri ve önerdikleri bir program olduğunu söyledi.

Hatipoğlu, destek programında son yaşanan olaydaki gibi hayatını yitiren bir gencimizin yaşadığı sona benzer yaşaması muhtemel olayların yaşanmaması için bireyler veya onların yakınlarıyla görüşüldüğünü ve müdahalelerde bulunulduğunu anlattı.

Dünya genelinde yapılan araştırmalarda da psikoaktif madde kullanmanın insan sağlığını tehdit etmesi nedeniyle hem kendisine, hem de çevresine zarar verici ve tehlikeli olduğu bilinciyle hareket edildiğini belirten  Hatipoğlu, psiko-sosyal destek programlarında danışan bireyleri, sadece psikolojik ve sosyal yönden güçlendirme hedefiyle çalışmadıklarını, çoğu zaman da onları yaşatmak, yaşamda tutmak ve kendi ölümlerine neden olunabilecek durumların önüne geçebilmek için de mücadele ettiklerini kaydetti.

Hatipoğlu, komisyonun talepleri ve destekleri ile Lefkoşa Psikiyatri Merkezi tarafından belli periyotlar arasında çeşitli örneklemlerde yaygınlık çalışmaları yapıldığını ifade ederek, bu raporların güncel şekilde komisyonun web sitesinde şeffaf bir şekilde yayınlandığını vurguladı.

“Kullanım, 25 yaş altı bireylerde daha yaygın”

KKTC genelinde psikoaktif madde ve yasadışı madde kullanımında ortaokul ve lise düzeyinde son 3 yılda yatay bir seyir izlendiğini gördüklerini belirten Hatipoğlu, buna karşın üniversite öğrencileri arasında üçüncü ülkelerden gelen bazı kesimlerin uyuşturucu ticareti içerisinde yer almaları nedeniyle ciddi bir artış olduğunun gözlemlendiğine dikkat çekti.

Hatipoğlu, uyuşturucu madde deneme yaşının, dünyada ve Türkiye’de olduğu gibi KKTC’de de düştüğüne vurgu yaparak, “UMK olarak belli aralıklarla özellikle ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve ülke genelini kapsayan yaygınlık çalışmalarımız mevcuttur. Yapılan bilimsel çalışmaların çıkan raporlarında çocuklarımızın ve gençliğimizin çok büyük tehlike ve risk altında olduğunu görebiliyoruz” dedi.

KKTC’deki psikoaktif madde kullanım yaygınlığını araştıran son bilimsel çalışmada, 25 yaş altı bireylerde daha yaygın bir oran olduğunun tespit edildiğini kaydeden Hatipoğlu, KKTC ilkokul örneklemi ile yapılan son bilimsel çalışmada ise hayatları boyunca en az 1 kez psikoaktif madde, yani uçucu ya da uyuşturucu madde deneme oranının yüzde 2,7 olduğunu, hatta bu oranın dezavantajlı bölgelerde ikamet eden örneklemde ise yüzde 8,6 gibi ciddi bir yüzdelikte olduğunun tespit edildiğini belirtti.

Hatipoğlu, bu bulguların geçmiş çalışmalar ile karşılaştırıldığında psikoaktif madde deneme yaşının ilkokul çağlarından yani çocuk yaştan itibaren başlayıp giderek yükselen bir eğride olduğunun görüldüğünü söyledi.

“Yeşil reçete ilaçların suiistimali önemli boyutta”

Hatipoğlu, KKTC’deki psikoaktif madde kullanımının yaygınlığının araştırıldığı en güncel bilimsel çalışmalarda, KKTC’de yetişkinler arasında esrar, sentetik cannabinoid, extacy, kokain gibi maddelerin daha yaygın olarak kullanıldığının belirlendiğini vurgulayarak, çalışmaların sentetik cannabinoid kullanımının son yıllarda KKTC’de en popüler, kolayca bulunan ve hızlıca yayılmış madde olduğu bulgusunu paylaştı.

Ayrıca ülkede uçucu maddeler, eroin, amfetamin, steroid ve LSD kullanım yaygınlık oranlarının da azımsanamayacak oranlarda olduğunu belirten Hatipoğlu, son iki yılı göz önünde bulundurduklarında sorunumuzun sadece yasadışı maddeler ile de sınırlı kalmadığını kaydetti.

Hatipoğlu, gençler arasında özellikle de üniversite öğrencileri arasında yeşil reçeteli ilaçların suiistimali ve kötüye kullanımının önemli boyutta olduğuna vurgu yaparak, şöyle konuştu:

“Bu durum çok ciddi bir tehlike olarak karşımızdadır.

Son zamanlarda merkezimize başvuranların önemli bir kısmının çoklu madde kullanımı ve ilaç kötüye kullanımı vakası olduğunu belirtmeliyim.

Komisyonumuz bu sorunun önüne geçmek adına ilgili devlet kurumları, sivil toplum örgütleri ve üniversitelerle yoğun bir çalışma içerisinde bulunmaktadır.

Özellikle kontrole tabi ilaçlar konusunda otomasyona geçmeyle ilgili çalışmamızın ileri bir aşamaya geldiğini söyleyebiliriz”.

“Uyuşturucu maddenin yüzde 80-90’ı güneyden geliyor”

“Ülkemize uyuşturucu maddelerin girişi çeşitli yollardan olabilmektedir” diyen Hatipoğlu, havaalanları, deniz limanları ve özellikle kara sınır kapıları ve yine farklı sınır noktalarından uyuşturucunun ülkeye girişinin tespit edildiğini anlattı.

Hatipoğlu, ülkeye gelen uyuşturucu maddenin yüzde 80-90 gibi çok önemli bir oranının Güney Kıbrıs’tan gelmekte olduğunun PGM Narkotik Şube tarafından verilen güncel açıklamalarda da yer aldığını söyleyerek,

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin isminin son yıllarda madde trafiği rotası üzerinde bulunması nedeniyle sıklıkla gündemde olduğunu vurguladı.

Hatipoğlu, KKTC’nin, Afganistan, Pakistan ve İran’dan Avrupa’ya, yani doğudan batıya doğru giden, ayrıca yine Avrupa’dan Balkanlar ve Ortadoğu’ya, yani batıdan doğuya giden eroin ve sentetik uyuşturucu gibi maddelerin taşımacılığı rotası üzerinde olduğuna işaret ederek, Balkan yolu adı verilen ve Türkiye’den başlayıp Balkan ülkeleri üzerinden geçen bu yolun Güney ayağının Kıbrıs’a kadar uzandığını kaydetti.

“Bu işle uğraşanlar bu yolu kullanıyorlar” diyen Hatipoğlu, ayrıca savaşın ve siyasi istikrarsızlığın önemli bir etken olduğu KKTC’nin komşusu Suriye ve Lübnan gibi ülkelerin de Akdeniz’deki uyuşturucu sevkiyatında karaya çıkacak noktalar olarak bulunduğunu ifade etti.

Hatipoğlu, KKTC’nin bu rotalar üzerinde bulunan bir ada ve turizm ülkesi olması, transit taşımacılık açısından uygun bir yer olması nedeni ile ülke insanının özellikle de ülke gençliğinin uyuşturucu konusunda büyük tehlike altında olduğuna dikkat çekti.

“Kullanım oranlarımız Amerika oranlarına yakın”

UMK’nin bilimsel araştırma raporlarındaki sonuçlara göre, KKTC’yi Dünya Bankası verileriyle kıyasladıklarında, ülkedeki uyuşturucu madde kullanım oranının Uzak Doğu ülkelerindeki oranlardan yüksek olduğunun altını çizen Hatipoğlu, kıyasta, KKTC’deki kullanımın Amerika’daki oranlara yakın olduğu tespitinin yapıldığını bildirdi.

Hatipoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

 “KKTC’de esrar kullanımı Avrupa ortalamasıyla benzerlik gösterirken, Okyanusya, Amerika ve Afrika’dan düşük, ancak Asya ülkelerinden yüksek olduğu görülmektedir.

Yine Dünya Bankası verileriyle kıyaslandığında, KKTC’de amfetamin, kokain, eroin ve LSD gibi maddelerin dünyanın pek çok yerinden daha düşük yaygınlığa sahip olduğu, uçucu maddelerin kullanımlarında da artış olduğu görülse de Türkiye, Amerika, Kanada ve Mısır ülkelerinin araştırma sonuçlarından elde edilen verilere göre uçucu kullanımı daha düşük olduğu görülmektedir.

 Bunlarla birlikte KKTC’deki sigara kullanma yaygınlığının hem bulunduğumuz bölge itibarı ile Avrupa ortalamasından, hem de dünya ortalamasından yüksek olduğu, ayrıca KKTC’de alkol kullanma yaygınlık oranı Avustralya ve Amerika gibi alkol kullanımında yüksek yaygınlık oranı olan ülkelerle benzerlik göstermektedir.

Şu açıdan önemlidir ki sigara ve alkol, uyuşturucuya geçiş maddeleridir.”

“Cezaevi, merkez, otomasyon sistemi eksiklikleri var”

Hatipoğlu, uyuşturucu sorunuyla ilk günden bu yana mücadelelerinde üç ilkeyle hareket ettiklerini söyleyerek, bunlar yüzleşme, kabule geçme ve çözüm üretme olduğunu belirtti.

Komisyonun kurulması sonrası 2015 yılında ‘Bağımlılığa İnat Bağımsız Hayat’ başlığı ile devlet resmi kurum temsilcileri, alanında uzman bireyler, ilgili sivil toplum örgütü ve üniversite temsilcilerinin olduğu geniş katılımlı bir çalıştay düzenlendiğini hatırlatan Hatipoğlu, “Bu çalıştay süresince ülkemizdeki uyuşturucu ile mücadeledeki arz, talep, tedavi ve rehabilitasyon, yasa çalışmaları, basın-medya ve iletişim, sivil toplum örgütlerinin rolleri konularında yapılan tartışmalar sonucu ortaya konan sorunlar ve çözüm önerileri ortaya konmuş ve bunlar raporlanmıştı.

O günkü çalıştayda kendimize yol haritası çizmiştik.

Çalıştay raporu düşünüldüğünde bugüne kadar çok yol aldığımızı, fakat daha çok alınacak yolumuzun da olduğu görülmektedir”.

Hatipoğlu, uyuşturucu ile mücadelede personel ve kaynak eksikliğinin, çağdaş cezaevi noksanlığının, tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinin ve programlarının eksikliğinin halen devam ettiğine işaret ederek, bunlarla birlikte resmi kurumlar arası işbirliği ve koordinasyonun yeterli düzeylere ulaşamadığını kaydetti.

Toplum genelinde ve ilgili kamu kurumlarında uyuşturucu kullanımı ve bağımlılıklar hakkında da bilgi ve eğitim eksiklikleri, eğitim sisteminde ve müfredatlarda var olan eksikliklerin bulunduğunu vurgulayan Hatipoğlu, bağımlılıklar konusunda aile ve bireysel farkındalık düzeyleri ülkemizde halen yeterli düzeyde olmadığını ifade etti.

“Koruyucu ruh sağlığı hizmetleri yetersiz” diyen Hatipoğlu, İlaç Eczacılık Dairesi bünyesinde, yeşil reçete uygulamasında, eczanelerin ve doktorların kapsamlı bir otomasyon sistemi ile kontrol edilmelerinin sağlanamadığını belirtti.

  Hatipoğlu, UMK olarak tüm bu eksikliklerin ve yetersizliklerin giderilmesi, geliştirilmesi için yılmadan çok büyük efor sarf ettiklerini ve önemli çalışmalar ile mücadeleler verdiklerini söyledi.

“Tedavi merkezinin temeli atıldı, ihale çalışmaları sürüyor”

Hatipoğlu, Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi’nden (AMATEM) bahsederek, Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu’nun önemli uğraşları ve katkılarıyla binanın karkasının tamamlanmasını içeren inşaatın birinci etabı için Sağlık Bakanlığı tarafından ihaleye çıkıldığını, Lefkoşa Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin güney kısmında 26 Haziran 2020 tarihinde merkezin temelinin atıldığını hatırlattı.

Yakın geçmişte AMATEM binasının tamamlanıp hizmete girmesi için temasları olduğuna dikkat çeken Hatipoğlu, binanın karkasının tamamlanmış olduğu ve binanın hizmete girebilmesi için inşaatın geriye kalan etaplarının ihale etme çalışmaları yapıldığı bilgisini edindiklerini vuruladı.

Hatipoğlu, şunları anlattı:

 “Tedavi ve desteğe ihtiyacı olanların sahip olduklar, sıkıntı düzeylerine göre ayaktan tedavi veya yatılı tedavi olmaları için Barış Sinir ve Ruh Hastalıkları Hastanesi’ne (BRSHH) ve Pembe Köşk Psikiyatri Hastanesi’ne yönlendiriliyor.

KKTC Sağlık Bakanlığı, kalıcı iyileştirme hedefiyle bağımlılık tedavisi ve rehabilitasyonu uygulayan  Pembe Köşk Psikiyatri Hastanesi arasında imzalanmış işbirliği protokolü vardır.

Uzun süre yatılı tedavi ve rehabilitasyon programında desteklenmesi gereken ülke vatandaşları BRSHH kurul onayı ile devlet tarafından Pembe Köşk Psikiyatri Hastanesi’ne sevkleri yapılıyor, tedavi masraflarının yüzde 80’ni devlet, yüzde 20’si ise birey tarafından karşılanıyor.

UMK olarak bize başvuran bireylere tedavi ve iyileşme olanağı sunuyoruz.

Sadece uyuşturucu bağımlılığı değil, tüm bağımlılıklarla mücadele eden, ayaktan tedavi imkanı sağlayan bir psiko-sosyal destek programımız bulunmaktadır.

Bu programımızda daimi olarak görev alan bağımlılık alanında eğitimli dört klinik psikolog bulunmaktadır. Ayrıca ihtiyaç duyulduğu zamanlarda komisyonumuza gönüllü destek veren psikiyatrist ve psikolog ruh sağlığı çalışanları da bulunmaktadır.”

“Alo 1191 Hattı’na toplam bin 492 çağrı geldi”

26 Haziran 2019 tarihinde Dünya Uyuşturucu ile Mücadele Günü’nde hizmete açılan Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu’nun “Alo 1191” Bağımlılık Danışma ve Destek Hattı’nın ikinci yılını tamamlamış bulunduklarını vurgulayan Hatipoğlu, hattın, 7/24 bilfiil kesintisiz hizmet veren, bireylerin güvenle arayabilecekleri bir danışma hattı olduğunu kaydetti.

Hatipoğlu, 26/06/2019 - 25/10/2021 tarihleri arasında Alo 1191 Hattı’na bin 492 çağrı gediğine dikkat çekerek, hatta gelen çağrılarda sağlanan destek oranlarına bakıldığında en fazla oran yüzde 48 ile ‘Görüşme ve İhtiyaç Saptama Danışmanlığı ve Desteği’ konusunda olduğunu vurguladı.

Hatipoğlu, bu oranı izleyen oranları ise şu şekilde sıraladı:

“Bağımlılık (%16), Maddeler (%11), Tedavi (%6) konularında olmuştur. Bunlarla birlikte geriye kalan oranı Önemli Numaralar, Aşerme şüphe ve yaklaşım, Acil durum, Önleme, Kayma,  Denetimli serbestlik, Teknoloji bağımlılığı, Kumar, Alkol ve Madde bağımlılığı ile ilgili bilgi, Genel bilgi, Sigara ve tütün bağımlılığı ile ilgili bilgi (%6) konularında danışmanlık hizmeti sunulmuştur.”

Ayrıca hatta gelen bu çağrılar çerçevesinde bağımlı bireyler ve aileleri olmak üzere yaklaşık 200 kişi UMK bünyesindeki psiko-sosyal destek programına alındığını belirten Hatipoğlu, bu oran toplam başvuru oranının yüzde 20.49’u gibi önemli bir orana tekabül ettiğinin altını çizdi.

“Ülkemizde çok fazla uyuşturucu taciri var”

Hatipoğlu, şöyle konuştu:

 “Ülke gençliğini zehirleyen tacirlere yönelik Polis Genel Müdürlüğüne bağlı Narkotik Şubesi, özellikle son bir yıl içinde düzenlemiş oldukları önemli operasyonlarla, satışa hazır ciddi miktarlarda uyuşturucu madde ele geçirmiştir.

Ülkemizde çok fazla uyuşturucu taciri var ve ülkemizde uyuşturucunun kolay ulaşılabilirlik durumu halen mevcut.

Neredeyse toplumdaki her bireyin çevresinde bağımlılıklar ile ilgili sorun yaşayan tanıdık birileri vardır.

Tehlike sanıldığından çok daha yakınımızdadır ve yanımızdadır.

Bu sebeple toplum olarak birlikte hareket etmeye ihtiyaç duymaktayız.

KKTC’de her geçen gün giderek artan bu sosyal tehlikeye karşı ilgili tüm kurumların, toplumdaki tüm kesimlerin işbirliği çerçevesinde, multidisipliner bir yaklaşımla çalışmaların yapılması ve mücadelenin sürdürülmesi gereklidir.”

banner343
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110