Gerçek sevgi arayışını ve sevginin iyileştirici gücünü anlatıyor

banner37

Koreli yönetmen Bora Kim, topluma, aileye ve insan ilişkilerine 14’lük Eun-hee’nin gözünden bakıyor

Gerçek sevgi arayışını ve sevginin  iyileştirici gücünü anlatıyor
banner90

Murat OBENLER
   Bu yılki Berlinale’de Generation 14Plus bölümünde Jüri Büyük Ödülü’nü kazandıktan sonra dünyadaki festivallerde geniş bir yolculuğa çıkan “House of Hummingbird” filminin Koreli yönetmeni Bora Kim ile Kıbrıs’ta bulunduğu Kıbrıs Film Günleri Uluslararası Festivali vesilesiyle sohbet ettik.

   Şu anda Tribeca Film Festivali’nde yer alan ve dünyaca ünlü sinema dergilerinin dikkatini çeken filmin genç yönetmeni Kim ile hem sinemaya bakışını hem de filmin içeriğini konuştuk. Kim’in minimalist ve sağlam bir kadınsı bakış açısıyla yazdığı ve çektiği film 14 yaşındaki genç kızın bir sinekkuşu misali sevgiyi ve hayata sağlam bir şekilde tutunacak insani ve manevi desteği arayışını beyazperdeye yansıtıyor.


 

SORU: Daha önceki kısa filmler ve bu filmde de yönetmenliğin yanı sıra yapımcılık, senaryo yazarlığı da yapıyorsunuz. Bu birden fazla iş, görev sizin için bir dezavantaj ve/veya avantaj yaratıyor mu?
KİM:
Her ikisi de. Tabi ki herşeyi yapmak istemezdim ama film yapmak zor bir süreç olduğu için ortak-yapımcılık da yaptım. Biliyorsunuz işte düşük bütçeler, ekibi oluşturma, ön-yapım gibi konular. Benim ortak yapımcım ile işbirliği içinde bunları çözdük.


SORU: Genelde yönetmenler ilk filmlerinde kendi yaşanmışlıklarından hikayeleri veya çevresinden tanıdık bir hikayeyi anlatır. Senin de böyle mi oldu? Bu hikaye senin çocukluk/gençlik yıllarınla benzerlik taşıyor mu?
KİM:
Tam olarak kendi biyografik hikayem olduğunu söyleyemem ama tabi ki bu hikayenin kalbimde özel bir yeri olduğunu söyleyebilirim.  Birçok elementi birleştirerek ve birçok bölümü kurgulayarak bir senaryo yarattım. Bu senaryoda birçok kişisel yaşanmışlığımın etkisi olduğunu söyleyebileceğim gibi birçok bölümün de kurgusal olduğunu söyleyebilirim. Yani cevabım hem evet hem de hayır.
 

“Film çöküş karşısında durmamak gerektiğini gösteriyor”
 

SORU: Filmin Seul’daki Seongsu Köprüsü’nün bir bölümünün yıkıldığı 1994’te geçmesinin özel bir durumu var mı? Bazen çöküş bir sonun göstergesi olduğu gibi bazen de yeni yükselişlerin/ başarıların/ doğuşların da başlangıcı olur. Sizin filmde hangisi oluyor?
KİM:
Evet aslında köprünün çöküşü Kore’de birçok şeyin tekrardan yapılmasına/inşa edilmesine ve toplumda bir yeniden yaratım -gelişme dönemine girilmesini de sağladı. Bu olay toplumdaki dönüşmün hızlanması için en büyük etkiyi yarattı. Çöküş karşısında durmamak gerektiğini gösterdi ve toplum kendini ekonomik olarak, altyapı olarak tekrardan inşa etme sürecine girdi. İnsanlar bundan sonra sevgi, dürüstlük, güvenme gibi duyguları yaşamak için daha fazla gayret gösterir oldu. Temel insan bakış açısı gelişmişliği bu değerlerle değil de para, güç, mevki gibi şeylerle ölçüyordu ve bu bir nevi çarpışma/ kırılma yaşanmasına sebebiyet verdi. Hayatın gerçek anlamı üzerine daha fazla düşünmemizi sağladı.
  Tabi filmde öğretmenin de öldüğü bir olayı yansıtıyor.
 

SORU: Bu çöküş olayında sizin herhangi bir akrabanız veya arkadaşınız hayatını kaybetti mi?
KİM:
Hayır ama sınıf arkadaşlarımın arkadaşları ve kız kardeşimin arkadaşları hayatını kaybetti. Bu fiziksel çoküş toplumdaki kişilerin birbirinden psikolojik olarak ayrılışı dönemine de denk geliyordu. Aslında bu anlamında da köprünün çöküşü ile toplumdaki çöküntü dönemine denk gelmesi bazı paralellikler gösteriyordu.
 

“Gerçek sevgiyi arayış sürecini aktarmaya çalıştım”
 

SORU: Eun-hee’nin gerek ev yaşamı ve okul hayatı gerekse toplumsal yaşam ve özel hayatında bir sevgi eksikliği görülüyor ve bunun arayışına giriyor. Kore’de gerçekten bir sevgisizlik ortamı mı var?
KİM:
Aile içi sevgisizlik, toplum içindeki bireylerin hayatlarındaki sevgi yoksunluğu aslında dünyanın genelinde olan bir durum. 1990’lara ülkenin gelişmesi adına birçok aile bireyi çok çalışıyordu ve evde çocuklarına zaman ayıramıyordu. İnsanların hayatı para kazanmak adına çalışmakla geçiyordu. Herkes iyi bir iş bulmaya, para kazanmaya ve gelişmeye odaklanmıştı. Ama ben tüm bu ataerkil düzen ve eziyetlere değil de sevgiyi arayışa odaklanmak istedim. Gerçek sevgiyi arayış sürecini aktarmaya çalıştım.
 

SORU: Genç Eun-hee’nin yeni öğretmen Youngji ile tanışması onun hayatına bakışında, sevgiye bakışında büyük bir dönüşüme neden olduğunu görüyoruz. Young-ji’nin spritüel açıdan güçlü biri olması onu toplumdan ayırıyor. Neden filmde ruhani bir dokunuşa ihtiyaç duydunuz?

banner9
KİM: Genç karakterimiz sorunları aşma yolunda büyük zorluklarla, engellerle, karşılaşıyordu, yanlış yolları deniyordu ve Youngji ile tanışması daha önce hiç yaşamadığı gerçek aşkı bulması yolunda ciddi bir kapı açtı. Young-ji hayatını kaybediyor ama genç Eun-hee’ye sevginin gücünü, sevginin iyileştirici gücünü öğretiyor. Sonunda da seyirciler bu bağlantı, umut, sevginin gücü ile Eun-hee’nin geleceğiyle ilgili iyi bir bağlantı kuruyorlar.
 

SORU: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği meselesine de bayağı kafa yormuşşunuz...
KİM:
Tabi bu tüm dünyanın konuştuğu, tartıştığı bir mesele. ABD olsun Avrupa Birliği ülkeleri olsun bu konu gündemlerinde. Benim filmimde ise 1990’ların Koresi’ndeki durumu da yansıtmak istedim. Örneğin filmdeki sert erkek öğretmen profili ülkedeki genel öğretmenleri yansıtıyor.
  

“Zorlama ve şiddet gençlerin eğitimini etkiliyor”
 

SORU: Filmde tüm ilişkilerde bir belirsizlik gözlemledim. Gençler geleceklerini seçme konusunda çok bağımsız değil gibi geldi bana?
KİM:
Benim tutucu bir ailem vardı ve ben sanat okudum. Ülkedeki gençler istedikleri bölümleri seçebiliyorlar tabi ki ama ailelerden “iyi dereceler alma” ve “iş bulabilecek iyi bir bölüm” seçme konusunda gençlere baskı var. Filmde şiddetin, zorlamanın eğitim üzerindeki etkilerini de göstermek istedim.
 

SORU: Film Kore’den çok evrensel bir bakış açısıyla çekildi. Sevgi arayışı, zorbalık, baskı vs. gibi konular hep gündemdeki konular. Eunhee’nin geleceğiyle ilgili kaygılar tüm gençlerin kaygısı. Gerçek sevgiyi bulmak ile ilgili bazı ipuçları serpiştiriyorsunuz senaryoya...
KİM:
Filmdeki diğer gençler sevmek/sevilmekle ilgili kendi yollarına gidiyor. Diğer karakterler ise acı çekerek yollarına devam ediyorlar ama ben ana karakter Eun-hee’nin yolculuğuna yoğunlaştım. 
 

SORU: Bu filmin sonunda açık bir kapı bırakıyorsun. Eun-hee’nin bu umut dolu, ışık dolu gelişim yolculuğu diğer filmlerinize de sıçrayacak mı?
KİM:
Benim 10 yıl önceki The Recorder Exam adlı kısa filmimde Eun-hee adlı 9 yaşında bir çocuk vardı. Şimdi ise14 yaşında bir Eun-hee var. Onla ilgili daha fazla film yapmak ilginç olabilir. Belki 20’li yaşlarını, belki öncesi veya sonrası.
 

SORU: Filmin, Berlinale’de Generation +14’da Jüri Büyük Ödülü’nü aldı. Daha yolun başında olan bir yönetmen üzerinde bunun nasıl etkileri oluyor?
KİM:
Kendimi filmin dünyadaki yolculuğuna bıraktım. Biraz yorgun hissediyorum çünkü İstanbul’dan geldim, New York’a uçacam, sonra LA’e, oradan da başka bir ülkeye ve sonra eve döneceğim. Yorgunluk var ama birçok yer görmenin, birçok kişiyle tanışmanın, birçok kültürle buluşmanın mutluluğu da var. Hem benim hem filmimin insanlarla buluşması çok güzel. Ancak çok fazla yer dolaşınca gerçekten enerjin düşüyor. Ben bunun çok olmasını istemiyorum.
Filmimle ilgili güzel, olumlu dönüşler, yorumlar almak benim bir sonraki filmini yapmamda büyük motivasyon sağlıyor. Manevi olarak devam etmemi sağlıyor.
 

SORU: İstanbul Film Festivali nasıl geçti?
KİM:
İstanbul’da Uluslararası Yarışma’da En İyi film ödülünü kazandım. Çok arkadaşça sinemaseverler vardı.  Filmi çok beğendiler ve soru-cevap bölümünde de hem bunları dile getirdiler hem de birçok soru sordular. Festival ekibi de çok cana yakındı. Şehir de çok etkileyiciydi, güzeldi. Türkiye bana biraz çelişkiler barındıran bir ülke gibi geldi.
 

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2019, 10:33
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner108

banner88

banner96

banner107