Gerginlik tırmanıyor

banner37

Türkiye ile Güney Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’de eş zamanlı yürüttüğü doğal gaz arama çalışmalarıyla ilgili gerilim, Rum Yönetimi’nin Fatih sondaj gemisinin personeli ve işbirliği yapan şirketlerin yetkilileri hakkında toplu “tutuklama emri” çıkarması iddiasıyla hat safhaya ulaştı

Gerginlik tırmanıyor

   Türkiye ile Güney Kıbrıs’ın eş zamanlı olarak Doğu Akdeniz’de gerçekleştirdiği doğal gaz arama çalışmalarıyla ilgili aylardır süren gerginlik giderek tırmanıyor.

   Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, Fatih sondaj gemisi çalışanları ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ile işbirliği yapan şirketlerin yetkilileri hakkında tutuklama emri çıkardığı iddiası, hem Türkiye’deki hem de Kuzey Kıbrıs’taki siyasilerin büyük tepkisine neden oldu.

   TC Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin tutuklama emri çıkardığı yönündeki haberlere ilişkin, "Kıbrıs Türklerini yok sayarak ve haklarını gasp ederek hareket eden GKRY'nin bu haddini aşan karar şayet doğru ise bizim açımızdan hiçbir hükmü ve geçerliliği olmayacaktır. Bu cürette bulunduğu takdirde gereken cevabı vereceğimizden de kimsenin şüphesi bulunmamalıdır" dedi.

   Başbakan ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Ersin Tatar da, hiç kimsenin Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklarını yok sayamayacağını, kendilerini ve Türkiye’yi haklarından geri adım atmaya zorlayamayacağını belirterek 25 kişi hakkında tutuklama kararı aldıran Rum Yönetimi’ni bir kez daha böylesi sonuç alınamayacağı kesin olan adımlardan geri durmaya ve uzlaşmaya davet etti.

   Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay ise, Rum tarafını “gerginliğe çanak tutmakla” suçlayarak konunun daha da ileriye taşınması halinde tedbir alınacağını açıkladı.

‘25 tutuklama emri çıkartıldı’ iddiası var

   Rum basını önceki gün Türkiye’nin, Baf açıklarında bulunan Fatih’ten sonra Yavuz isimli sondaj gemisini, Temmuz’da Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemisini birçok sismik araştırma yaptığı bölgeye göndereceği, bir sonraki hedefinin de Ağustos’ta Meis bölgesi olacağı bilgilerini paylaştı.

   Rum Yönetimi’nin Fatih’in bütün personeli ve işbirliği yapan şirketlerin yetkilileri hakkında toplu “tutuklama emri” çıkardığını yazan gazeteler ABD Enerji Bakanlığı tarafından hazırlanan, Doğu Akdeniz’deki doğal gaz yataklarını ve doğal gazın ihraç güzergâhlarının gösterildiği bir de haritaya yer verdi.

   Fileleftheros “Adresler ve İsimler” başlığıyla manşete çektiği haberinde Rum Yönetimi’nin, Mayıs ayından beridir Baf’ın 36,50 deniz mili açığında bulunan Fatih sondaj gemisinde çalışanların bütün verilerini elde ettiği, Fatih çalışanları ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile işbirliği yapan şirketlerin yetkilileri hakkında tutuklama emri çıkardığını yazdı.

   Haberde Rum Yönetimi’nin Fatih personeli ve TPAO ile işbirliği yapan şirket yetkililerinin verilerini (isim ve adresler) üçüncü tarafların işbirliğiyle topladığı ve şu anda tahmini 25 tutuklama emri çıkardığı öne sürüldü.

Fatih’te İngiltere gibi çeşitli ülkelerden ve Türkiye’den personel bulunduğu ve Türkiye’nin bu aşamada, ikisi Amerikan biri Hırvat olmak üzere, sondaj konularında uzman üç şirketle işbirliği yaptığı bilgisi aktarıldı.

   Gazete edindiği bilgilere dayanarak Türkiye’nin ikinci sondaj gemisi olan Yavuz’u da Temmuz ayında Karpaz körfezine göndereceğini, Yavuz’un demirleyeceği noktada, Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemisinin geçmişte birçok sismik araştırma yaptığına işaret etti.

Aksoy: Bu cürette bulunduğu takdirde gereken cevabı vereceğiz

   TC Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Güney Kıbrıs Yönetimi'nin (GKRY) Fatih sondaj gemisi çalışanları ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile işbirliği yapan şirketlerin yetkilileri hakkında tutuklama emri çıkardığı yönündeki haberlere ilişkin, "Kıbrıs Türklerini yok sayarak ve haklarını gasp ederek hareket eden GKRY'nin bu haddini aşan karar şayet doğru ise bizim açımızdan hiçbir hükmü ve geçerliliği olmayacaktır. Bu cürette bulunduğu takdirde gereken cevabı vereceğimizden de kimsenin şüphesi bulunmamalıdır" dedi.
   GKRY'nin kendisine ait olduğunu iddia ettiği ve uluslararası hukuka uygun olarak sınırlandırılmamış bir deniz alanı için sözde ulusal bir tasarrufla bu şekilde bir karar almasının uluslararası hukukla da bağdaşmadığına dikkati çeken Aksoy, şöyle devam etti:
   "Bu nedenle biz de ilgili kurumlarımızla gerekli karşı hukuki süreçleri başlatacağız. GKRY'nin bu tür beyhude yöntemlerle kendi kıta sahanlığımızda yaptığımız çalışmaları durdurma çabaları hiçbir sonuç vermeyecektir. Türkiye hem kendi kıta sahanlığındaki haklarını korumak hem de adanın eşit ortağı olan Kıbrıs Türklerinin haklarını korumak için petrol ve doğal gaz arama/sondaj çalışmalarını, planlandığı şekilde kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.”

Dönmez: Hiçbir tehdide boyun eğmeyiz

   TC Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, Türkiye’nin Akdeniz’de uluslararası hukuka uygun sondaj faaliyetlerine karşı hiçbir hukuki mesnedi olmayan tutum ve davranışlarının devam ettiğini belirtti. Dönmez, "Rum tarafından yapılan açıklamalar ve Fatih gemimizde çalışan personelimize karşı çıkarıldığı iddia edilen tutuklama tehdidi karşısında faaliyetlerimiz hiçbir aksamaya mahal vermeden devam etmektedir. Türkiye hiçbir tehdide boyun eğmemiştir ve bundan sonra da eğmeyecektir" ifadesini kullandı.

   Dönmez, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin uluslararası egemenliğini yok sayacak girişimlerin önlenmesi için ilgili bakanlıklarla beraber hukuki ve siyasi tedbirleri aldıklarını ve almaya devam edeceklerini vurguladı.

   Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıslı Türklerin haklarının gasbedilmesine müsaade edilmeyeceğinin altını çizen Dönmez, "Kıbrıs’ın ve Akdeniz’in zenginliklerinin hakkaniyet ilkesi içerisinde adil şekilde bölüşülerek bölgesel barışın sağlanması için gayretlerimizi sürdüreceğiz. Ruhsat sahalarımız üzerindeki meşru haklarımızdan taviz vermeden bölgedeki kapsamlı ve uzun soluklu arama ve sondaj faaliyetlerimiz planlandığı çerçevede devam edecektir. Yavuz sondaj gemisi de hazırlık çalışmaları tamamlanınca bölgedeki operasyonlarına başlayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Çelik: Hakları gasbetmesine müsaade etmeyeceğiz

   AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin, Kıbrıs Türklerinin haklarını gasbetmesine müsaade etmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

   Çelik, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Fatih sondaj gemisi çalışanları ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile iş birliği yapan şirketlerin yetkilileri hakkında tutuklama emri çıkardığı yönündeki haberlere ilişkin paylaşımda bulundu. Çelik, paylaşımında şunları kaydetti:

   "Güney Kıbrıs Rum Yönetimi provokasyondan uzak durmalıdır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Fatih sondaj gemimizin çalışanları ve TPAO ile iş birliği yapan yabancı şirketlerin yöneticileri hakkında tutuklama kararı çıkardığı yolundaki haberler açık provokasyondur. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Kıbrıs Türklerinin haklarını gasbetmesine müsaade etmeyeceğiz. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi böyle eylemlere girişirse gereken cevapla karşı karşıya kalacaktır. Çıkan haberler umarız doğru değildir. Aksi takdirde, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi gereken cevabı kendisi davet etmiş olacaktır. Kıbrıs Türklerinin yok sayılması ya da haklarının gasp edilmeye çalışılması beyhude bir siyasettir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, bu hayali siyasetten vazgeçip gerçeklerin dünyasına dönmelidir."

Tatar: Hiç kimse Doğu Akdeniz’deki haklarımızı yok sayamaz

   Başbakan ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Ersin Tatar, “Hiç kimsenin Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklarını yok sayamayacağını, kendilerini ve Türkiye’yi haklarından geri adım atmaya zorlayamayacağını” belirtti.
   Başbakanlık’tan yapılan açıklamaya göre Başbakan Tatar, “Bir yasa dışılık, haksızlık, hukuksuzluk yapan varsa o da bizim önerilerimizi ve haklarımızı yok sayarak anlaşmalar ve araştırmalar yapan Rum tarafıdır” dedi.
   Ersin Tatar, açıklamasında şunları kaydetti:
   “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve onunla işbirliği yapanlar kendi çıkarları için Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni Doğu Akdeniz’den dışlamaya, haklarımızı arzu ettikleri gibi gasp etmeye çalışıyorlar. Bütün oyun, her türlü yola başvurarak Türkiye’nin güçlenmesini engelleme ve Kıbrıs Türk halkını değerlerinden, ait olduğu milletten kopararak güdük hale getirme oyunudur. Ancak bilinmelidir ki, hiç kimse Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklarını yok sayamaz, bizi ve Türkiye’yi haklarımızdan geri adım atmaya zorlayamaz.
   Doğu Akdeniz’de bir yasa dışılık, haksızlık, hukuksuzluk yapan varsa, o da bizim önerilerimizi ve haklarımızı yok sayarak anlaşmalar ve araştırmalar yapan Rum tarafıdır. Dolayısıyla Fatih sondaj gemisinin çalışmaları ile ilgili olarak 25 kişi hakkında tutumla kararı aldıran Rum Yönetimi’ni bir kez daha böylesi sonuç alınamayacağı kesin olan adımlardan geri durmaya ve bizimle uzlaşmaya davet ediyorum.
   Ya hakkaniyet ve adalet ölçüleri çerçevesinde uzlaşacağız ya da onlar ne yapıyorsa, mütekabiliyet esası çerçevesinde biz de yapacağız.”
   Başbakan Tatar, Kıbrıs konusunun çözüm çabaları dışında hidrokarbonlar konusunun Rum yetkililerle ele alınıp çözülmesinden yana olduklarını, böyle bir adımın meselenin halline önemli katkı sağlayacağını düşündüklerini kaydetti.
   Başbakan Tatar, “Birleşmiş Milletler ve üçüncü tarafları uyarıyoruz; Rum tarafının bu önerimizi sürekli reddetmesinden ve gerginliği artırıcı kararlar almasından doğacak sonuçların sorumlusu biz olmayacağız” ifadelerini kullandı.

Özersay: İleriye taşınırsa tedbir alınacak

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Güney Kıbrıs’ın Fatih Gemisi personelinin tutuklanmasıyla ilgili girişimine işaret ederek, “Rum tarafının gerginliğe çanak tutan bu yaklaşımını doğru bulmuyoruz. Tartışmalı bölgelerde tarafların iddiası olur, bunun barışçı yöntemlerle çözülmesi gerekir. Bu konu, daha da ileriye taşınırsa tedbir alınacak. Yakından takip ediyoruz. Türkiye ile de istişare içindeyiz” dedi.
   Özersay, “Hükümet olarak dış politika ve Kıbrıs konusunda yapacağımız izahatlar var, bunu peyder pey yapacağız. ‘Cumhurbaşkanı yoktur, biz varız’ diye bir tavır ortaya koymadık. Görev yetki ve sorumluklara karşı bir tavrımız olmadı” şeklinde konuştu.

Denktaş: Meclis olarak ses çıkarmalıyız

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş da Güney’deki kararla ilgili Meclis olarak ses çıkarılması gerektiğini söyledi. Meclis’te konuşan Denktaş, şöyle devam etti:
   “Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölge açısından Türkiye’nin atması gereken adımlar vardı. Bu adımları atmamasının sonuçlarını yaşıyoruz. 2003’te hidrokarbon konusunu gündeme getirdiğimizde yalanlanmıştık.

   O gün söylediklerimin doğruluğu ortaya çıktı. Biz de tavır koyalım, söz söyleyelim ama esas ses çıkarması gereken Türkiye’dir. 16 sene geçti. Hukuki, diplomatik ve siyasi adım var mı? Buna bakılması lazım. Türkiye’nin de bakması lazım. Bizim cumhurbaşkanının, hele de birçok konuda köşeye çektirilmiş, ‘sizin bu konuda yetkiniz yok, siz fazla konuşmayın’ diye bir algı yaratılmış durumu varsa, uluslararası arenada söyleyeceklerimizin, atacağımız adımların pek faydası olmaz. Bizim kendimizi uluslararası alanda daha kabul edilebilir noktaya taşıma durumuz vardır ancak o zaman söylenecek şey karşı tarafı etkileyecek.”

Arıklı: KKTC olarak adım atmalıyız
   Meclis’te konuşan YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı, Güney Kıbrıs’ın Fatih Gemisi personelinin tutuklanmasıyla ilgili girişimine işaret ederek, “Ne olacak deyip geçiştirmek doğru değil. KKTC olarak adım atmalıyız. Bu adımı Cumhurbaşkanı atmalı” dedi.
   Arıklı, “Sayın Cumhurbaşkanı ciddi bir açıklama yapmadı. Bayram mesajında Türkiye’ye ve hükümete ‘AB çatısı altında iki devletli çözüm ilkesine şiddetle karşı çıktığı, görevde olduğu sürece de buna karşı çıkacağı mesajını verdi” şeklinde konuştu.

   Cumhurbaşkanı Akıncı’nın hükümeti ve Meclis’i yok sayamayacağını belirten Arıklı, “Yetki Meclis’te, Meclis’in içinden çıkan hükümettir. Sayın Cumhurbaşkanı’na bir daha hatırlatıyorum. 2003’teki olayı yeniden yaşamak istemiyoruz. İki devletli çözümün tartışılmasına şans verilmeli. Bu şansı peşinen berhava etmek, Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken bunun manipülasyon aracı olarak kullanmak doğru değil” ifadelerini kullandı.
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER