banner6

Gözler faiz kararında

banner37

TC Merkez Bankası, yılın onuncu Para Politikası Kurulu(PPK) toplantısını yarın yapıyor. Piyasalar, ‘olası faiz indirimini’ fiyatlamaya başlarken, uzmanlar,  politika faizlerinde indirimin süreceği düşüncesinde

Gözler faiz kararında
banner8

Ali ÇATAL

Piyasaların gözü kulağı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yarınki faiz kararında.

Başkan yardımcısı ve Para Politikası Kurulu (PPK) üyesinin atamalarının yapılmasının ardından açıklanacak ilk faiz kararı için geri sayım sürerken, TCMB’nin PPK toplantı takviminde yer alan bilgilere göre, Ekim 2021 dönemi PPK toplantısı yarın yapılacak ve politika faizi olarak kullanılan ‘bir hafta vadeli repo ihale faizi’ne yönelik karar, Kıbrıs saati ile (KSİ) 14.00 itibarıyla açıklanacak.

AA Finans’ın, yarın gerçekleştirilecek PPK toplantısına yönelik piyasa beklenti anketi de 26 ekonomistin katılımıyla sonuçlandı.

Buna göre, altı ekonomist, politika faizinin yüzde 18'de sabit bırakılmasını beklerken; sekiz ekonomist 50 baz puan (bp), bir ekonomist 75 bp ve 11 ekonomist de politika faizinin 100 bp düşürüleceğini tahmin ediyor.

Ekonomistlerin politika faizindeki değişikliğe ilişkin beklentileri 50 bp indirim yönünde gerçekleşti. 

Ekonomistlerin yıl sonu politika faiz oranına ilişkin beklentilerinin medyanı ise bir önceki anket dönemine göre 100 bp azalarak yüzde 17 oldu.

Hatırlanacağı üzere, Ocak-Şubat 2021 dönemlerinde faiz yüzde 17’lerde sabit tutulmuş; Mart 2021 periyodunda ise 200 bp artırılarak yüzde 19’a çıkarılmıştı.

Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos 2021 toplantılarında ise yeni bir karar alınmadı ve faizler yüzde 19’da sabit tutuldu.

Eylül 2021 PPK toplantısında ise faizler, 100 bp’lik bir indirimle yüzde 19’dan yüzde 18’e çekildi.

Bilindiği gibi Eylül 2021’den önceki son faiz indirimi, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Murat Çetinkaya’nın yerine atanan Murat Uysal’ın başkanlık ettiği 22 Mayıs 2020'deki PPK'de alınmış ve politika faizi, yüzde 8,75'ten 8,25'e indirilmişti.

banner134

Sonraki süreçte faiz artırımına yönelik ilk hamle ise 25 Eylül 2020'de gelmiş ve politika faizi yüzde 10,25'e yükseltilmişti.

Politika faizi, Kasım 2020'de yüzde 15'e, Aralık 2020'de ise yüzde 17'ye çıkarılmış; Mart 2021 periyodunda alınan 200 bp’lik artırım kararı ile faizin yüzde 19'a yükseltilmesi sonrası da yine Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Uysal’ın yerine atanan dönemin TCMB Başkanı Naci Ağbal görevden alınmıştı.

Ağbal'ın yerine göreve getirilen Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu, geçmişte, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iktisatçılar tarafından eleştirilen “Faiz neden, enflasyon sonuçtur” görüşüne paralel bir şekilde, faiz artışının enflasyonda da artışa yol açacağını makalelerinde savunmuş bir isim olarak göze çarptığı halde, göreve gelmesinin akabinde “Politika faizini, güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturmaya devam edeceğiz” demişti.

Kavcıoğlu'nun, geçen ay yıllık enflasyonun yüzde 19,25'e yükselerek politika faizini aşması sonrası “Çekirdek enflasyonu esas alacağız” ifadelerini kullanması, Türkiye'de bazı ekonomistler tarafından ‘faiz indirimi hazırlığının sinyali’ olarak yorumlanmış ve para politikasının belirlenmesinde çekirdek tüketici fiyat endeksi (çekirdek TÜFE) verilerinin kullanılacağı açıklamasıyla TL’deki negatif ayrışma da hızlanmıştı.

Öte yandan, atamaları geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen TCMB Başkan Yardımcısı Taha Çakmak ile PPK Üyesi Yusuf Tuna da toplantılarda yerini alacak.

TCMB’nin yarınki PPK toplantı özeti 28 Ekim itibarıyla yayımlanacak; yılın son iki PPK toplantısı ise 18 Kasım ve 16 Aralık 2021’de gerçekleştirilecek.

Karavelioğlu: Faiz aşağı, kur yukarı gidecek

Albank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ahmet Melih Karavelioğlu, yarın yapılacak PPK toplantısı öncesi yapılan görevden alma ve atamaların, piyasada ‘bu toplantıda da faiz indirimi olacağı’ beklentisini pekiştirdiğini söyledi.

Piyasadaki beklentinin de TCMB’nin 0,50 ile 1 bp indirim yapması yönünde olduğunu da aktaran Karavelioğlu, yıl sonuna kadar ise 1.5 bp’lik bir indirim beklentisi olduğunu kaydetti.

Gelişmiş ülkelerde, her ne kadar ‘geçici olacağı varsayılsa da’ enflasyonun arttığı ve buna bağlı olmak üzere, gelişmekte olan ülke merkez bankalarının faiz artışına başladığı bir dönemde Türkiye’deki faiz indirimi beklentisinin bile kurları yukarı ittiğinin gözlemlendiğine işaret eden Karavelioğu, geçen hafta ortalama 9,00 TL olan dolar kurunun, dünün ilk saatlerinde 9,35 TL düzeyinde olduğuna dikkat çekti.

Karavelioğlu, dolar/TL paritesinin yarın ise ‘büyük ihtimalle’ 9,50 TL’yi de geçebileceğini belirtti.

Enflasyon ile TL için ödenen faiz arasındaki makas ‘TL faizi lehine’ açıldıkça, kurların daha da yukarı gitmesinin beklendiğine vurgu yapan Karavelioğlu, petrol fiyatlarında yaşanan yükselişe ek olarak, yukarı giden kurun maliyetleri artırırken; bu maliyet artışının da halkın satın aldığı ürün ve hizmetlere zam olarak yansıyacağı uyarısında bulundu.

Karavelioğlu, “Faiz düşüşü, bize kur artışı ve yüksek enflasyon artışı olarak yansıyacak. Faiz aşağı, kur da yukarı gidecek ve maalesef daha da fakirleşeceğiz” ifadelerini kullandı.

Şafaklı: TCMB’ye yönelik ‘güven krizi’ derinleşti

Ekonomist ve Akademisyen Prof. Dr. Okan Veli Şafaklı, dövizde son yaşanan dalgalanmanın, Türkiye içinde ve dışında artan ‘TCMB’ye yönelik güven krizinden’ kaynaklandığını söylerken; sık sık siyasi müdahalelerle yapılan görev değişikliklerinin, TCMB’ye güven duymak için gerekli bağımsızlığa ve kurumum kredibilitesine darbe vurduğu gerçeğine parmak bastı.

“Güçlü finans altyapısına sahip ülkelerde, finans piyasasındaki aktörler, fiyat istikrarını sağlayanın bağımsızlık ve kredibiliteden kaynaklanan güven olduğuna işaret eder ve yatırım kararlarına da o çerçevede yön verir” diyen Şafaklı, bu bağlamda, TCMB’nin bağımsızlığına darbe olarak algılanan son görev değişikliklerinin de yatırımcının TL’den çıkışını tetiklediği bilgisini verdi.

Şafaklı, söz konusu bu darbe neticesinde Türkiye’ye ait kredi risk priminin (CDS) de 454 bp ile altı ayın zirvesine yerleştiğine işaret ederken; bunun yanında, Türkiye’nin artan enflasyonunun yanı sıra faizlerin indirileceği ve hatta değiştirmeyeceği algısının dahi döviz kurlarındaki yükselişi tetiklediğini söyledi.

Şahap Kavcıoğlu’nun, yarınki PPK toplantısı için “Tüm gelişmeleri analiz ederek en doğru kararı vereceğimizden kimsenin şüphesi olmasın” açıklamasını ‘dövizi dizginlemek için faiz artışına gidilebileceği’ şeklinde okumanın da mümkün olduğunu belirten Şafaklı, bu açıklama ile ‘bıçağa yumruk vururcasına’ faiz indirimine gitmenin pek olası olmadığının anlaşılabileceğini belirtti.

Şafaklı, TL’nin değer kaybına neden olan olguların, faiz hareketlerinden ziyade ‘çok vahim yapısal sorunlar olduğu’ gerçeğinden hareketle, bu yadsınamaz sorunlara neşter vurmadan ‘TL’nin namusunun kurtarılamayacağını’ açıkladı.

Güngör: Faiz indirimi olasılığı yüksek

Ekonomist ve Akademisyen Prof. Dr. Hasan Güngör ise yarınki PPK toplantısında faiz indirimi gelme olasılığının oldukça yüksek olduğunu, fakat böylesi bir karar çıkmasa dahi piyasaların bu olasılığı halihazırda zaten fiyatladığını kaydetti.

Kurlarda artan volatilitenin yani oynaklığın ve TL’de son dönemde yaşanan ciddi değer kaybının da büyük ölçüde bu nedenle gerçekleştiğini söyleyen Güngör, yılın en önemli PPK toplantılarından birinin arifesinde olduğumuzu da vurguladı.

Güngör, olası faiz indiriminin kaç bp olacağına yönelik ise herhangi bir öngörüde bulunmanın sağlıklı olmayacağını belirtti.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner104