Greatstone-2 depremi

banner37

Greatstone-2 Sitesi’ni satın alan Bülent Yüksekbaş’ın tarafı “kendi malını tekrar satın aldı. Evler satılacak” savunması yaparken, mağdur olan İngilizlerin avukatı “insanlar travma yaşıyor” dedi. Emlakçı ve müteahhitler, yaşananların ilk olmadığını, önlem alınmaması halinde benzer olayların tekrar yaşanacağı uyarısında bulundu, hukukçular ise “yargıya gitmeliler” çağrısı yaptı

Greatstone-2 depremi
banner90

“EVLER SATIŞA ÇIKARILACAK”… Bülent Yüksekbaş’ın kendi parasını ve kendi evlerini kurtarmak için, kendi malını tekrar satın aldığını savunan Yüksekbaş Gıda Şirketi yetkilileri, arsanın 3 milyon 444 bin 25 TL’den açık artırmaya çıkarılarak satın alındığına dikkat çekerek, maddi zararı karşılamak için evlerin satışa çıkarılacağını belirtti. İlk hak sahibinin İngilizler olduğuna işaret eden yetkililer, “Dileyen ödemesini yapıp evini alabilir. Onlar ‘almıyorum’ diyene kadar evler başkasına satılmayacak. Ancak bir ömür de beklenilmeyecek” şeklinde konuştu.

“İNSANLAR TRAVMA YAŞIYOR”… Evlerinden olan İngilizlerin avukatı Güneş Menteş, süreçle ilgili evrakların henüz tamamlanmadığını belirterek, “İki tane villa fiyatına bütün arazi gitti. Daha önce bu arazinin satışı bakanlık kararı ile durdurulmuştu. Nasıl oldu da tekrar satışa sunuldu bunu araştıracağız” dedi. İngilizlerin perişan olduğuna işaret eden Menteş, “Esaslı bir değerlendirme yapılacak. Vekiller ne isterse o şekilde davranılacak. İnsanlar travma yaşıyor kolay değil” ifadelerini kullandı. Menteş, kamuoyuna gerekli açıklamanın daha sonra yapılacağını kaydetti.

“EMLAKÇILAR BİRLİĞİ YASASI ŞART”… Emlakçılar Birliği Başkanı Hasan Sungur, Emlakçılar Birliği Yasası’nın ülkede şart olduğuna işaret ederek, evleri satın alan İngilizlerin, Tapu Dairesi’ne kayıt yaptırmaları ve satın alma sürecinde emlakçı kullanmaları durumunda mağduriyet yaşamayacaklarının altını çizerek “Nedense bu işlerde hep masum olan alıcılardır. Alıcılar neden dikkat etmiyor? Alıcı görevlerini yerine getirmezse, devletin teminat kurallarını yerine getirmezse, Tapu Dairesi’nde kayıt yaptırmazsa ve emlakçı kullanmazsa dolandırılmaları muhtemeldir. Bunun suçlusu dikkatsiz ve umursuz alıcı ile dolandırıcı müteahhittir” dedi.

“HÜKÜMET, BU YARANIN FARKINA VARSIN”… Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, önceki gün yaşanan Greatstones-2 Sitesi ile ilgili olayın geçmişten günümüze kalan enkazın sallantısı olduğuna işaret ederek, olayın 10 yıl geriye giden bir olay olduğunu, o zamandan bu zamana 6-7 hükümetin değiştiğine dikkati çekti. Daha önce de benzer olayların yaşandığının altını çizen Gürcafer, “Hükümet bu yaranın farkına varsın, bu sorunla yüzleşip çözüm üretilsin. Bundan sonra bunların yaşanmaması için yapılması gereken, devlet olmanın ağırlığını ortaya koyarak, çözüm modeli geliştirilerek, yasalar değiştirilmeli” diyerek, benzer olayların tekrar yaşanabileceği uyarısında bulundu.

“İNGİLİZ YARGISI ÖRNEK OLMALI”… GAÜ Öğretim Üyesi Dr. Sadık Akyar, KKTC’nin dünya çapında tanınmamış bir siyasi yapı olmasının uluslararası hukuk nezdinde geçerliliği olmadığını söylerken;“İşin içerisine hukuk girerse, konuya yaklaşım da değişir. İngiliz yargısının, İngiltere’de suç işleyen bir Kıbrıslı Türkün iadesi için başvuran KKTC makamlarına ‘KKTC’nin varlığına yönelik tavrımız değişmese de uluslararası hukuku da çiğneyemeyiz’ denilerek olumlu yanıt verilmesi hadisesi, konuya yaklaşımımızda da belirleyici olmalıdır” ifadelerini kullandı.

“PANKART DEĞİL; DAVA AÇSINLAR”… Avukat Öykü Akcan ve avukat Mehmet Kaptan Bensen, Greatsone-2 mağduru kişilerin, ilgili şirkete alacaklarını ve aynı zamanda zarar ziyan tazminini talep ettikleri bir hukuk davası açmaları gerektiğini belirterek, “Pankart açmak yerine, firmaya toplu bir şekilde dava açmaları gerekir” dedi. Avukatlar, olayın Kuzey Kıbrıs’taki gayrimenkul sektörü başta olmak üzere bir güven bunalımına neden olabileceği uyarısında bulundu.

Serap ŞAHİN - Funda GÖLER ÖZSAKINÇ – Ali ÇATAL

Greatstone Ltd’nin Lapta’da ipotekli arazi üzerine yaptığı ve içerisinde 13 evin bulunduğu Greatstone 2 Sitesi’nin, 3 milyon 445 bin TL’ye Bülent Yüksekbaş’a satılmasının ardından evsiz kalan İngilizlerin akıbetinin ne olacağı kadar, bunun inşaat ve emlak sektörüne yansımaları, uluslararası arenada da ülke imajı ve turizmini nasıl etkileyeceği soruları gündeme bomba gibi düştü.

Arsayı açık arttırma ile satın alan Bülent Yüksekbaş tarafından yetkili kişilerden gelen açıklamaya göre, maddi zarar karşılanmak için söz konusu evler satışa çıkarılacak. Öncelik hakkının İngilizlere ait olduğuna işaret eden yetkililer “Onlar ‘almıyorum’ diyene kadar evler başkasına satılmayacak. Ancak bir ömür de beklenilmeyecek” ifadelerini kullandı.

Konuyla ilgili KIBRIS’a bilgi veren Kıbrıs Türk Müteahhitler Birliği ve Emlakçılar Birliği, yasadaki boşluklara işaret ederek Emlakçılar Birliği Yasası’nın ve gerekli tüm yasaların onaylanması gerektiğine vurgu yaptı. Bu olayın ilk olmadığının altını çizen emlakçı ve müteahhitler, gerekli tedbirlerin alınmaması halinde benzer olayların tekrar yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Meydana gelen olayda mağdur olan İngilizlerin avukatı Güneş Menteş, insanların yaşadıkları travmadan dolayı perişan olduklarına işaret ederek, olayın araştırılacağını ve gerekli tüm açıklamanın kamuoyuna yapılacağını kaydetti.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Sadık Akyar, KKTC’nin uluslar arası tanınmamış bir yapı olduğunu ancak uluslar arası hukuk nezdinde geçerliliği olmadığı anlamına gelmeyeceğini söylerken, hukukçular ise, olayda mağdur olan kişilerin biran önce konuyu yargıya taşımaları gerektiğini, bunda geç bile kaldıklarını vurguladı.

“Dileyen ödemesini yapıp evini alabilir”

Açık arttırmayla arsayı alan Bülent Yüksekbaş’ın sahibi olduğu Yüksekbaş Gıda Şirketi’nin yetkililerinden edinilen bilgiye göre, 2006 yılında söz konusu evlerin bulunduğu arsa Bülent Yüksekbaş’ın Greatstone İnşaat Şirketi ile anlaşma yapmasından dolayı ipotekliydi ve ipotekten 2 yıl sonra Greatstone İnşaat Şirketi’nin İngilizlerle sözleşme yaptığı iddia edildi.

Yüksekbaş adına konuşan yetkililer, Bülent Yüksekbaş’a ait arsada Greatstone İnşaat Şirketi’nin 19 villa yapıp, 6’sını arsa sahibine vereceğini ancak vaatler yerine getirilmediği için olayın mahkemeye yansıdığını belirtti.

Mahkemenin 14 yıl sürdüğünü ve söz konusu 6 villanın da inşaat olarak kaldığını öne süren yetkililer KIBRIS Gazetesi’ne yaptıkları açıklamayı şöyle sürdürdü:

“Söz konusu 6 villa yapılmadı ve Bülent Yüksekbaş parasını alamadı. Yüksekbaş, kendi parasını ve kendi evlerini kurtarmak için kendi malını tekrar satın aldı. Şu an olayın ticari boyutunda değil. Arsa, 3 milyon 444 bin 25 TL’den açık artırmaya çıkarıldı ve kendisi tarafından satın alındı. Maddi zararı karşılamak için evler satışa çıkarılacak. İlk hak sahibi İngilizlerdir. Dileyen ödemesini yapıp evini alabilir. Onlar ‘almıyorum’ diyene kadar evler başkasına satılmayacak. Ancak bir ömür de beklenilmeyecek.”

“Emlakçılar Birliği Yasası geçmeli”

Emlakçılar Birliği Başkanı Hasan Sungur, Emlakçılar Birliği Yasası’nın ülkede şart olduğuna işaret ederek, “Yıllardan beridir çabamız bunun için aslında” dedi.

Yaşanan olayın ülkeye hiçbir etkisi olmayacağını vurgulayan Sungur, evleri satın alan İngilizlerin, Tapu Dairesi’ne kayıt yaptırmaları ve satın alma sürecinde emlakçı kullanmaları durumunda mağduriyet yaşamayacaklarının altını çizerek “Nedense bu işlerde hep masum olan alıcılardır. Alıcılar neden dikkat etmiyor? Alıcı görevlerini yerine getirmezse, devletin teminat kurallarını yerine getirmezse, Tapu Dairesi’nde kayıt yaptırmazsa ve emlakçı kullanmazsa, dolandırılması muhtemeldir. Bunun tek suçlusu dikkatsiz ve umursuz alıcı ile dolandırıcı müteahhittir” şeklinde konuştu.

Bahse konu olayda mal sahibi ve devletin masum olduğuna işaret eden Hasan Sungur, konuşmasında şunları kaydetti:

“Baro neden hareketlenmiyor? Müteahhitler Birliği neden hareketlenmiyor? Şikâyet etmek ve bir sektörü lekelemek çok kolay. Avukat sözleşmeyi kayıt yaptırmadıysa, müteahhit bir yerde haklı olmayan bir malı sattı ve parayı tam aldıysa, mal sahibinin yatırımını kullanmak için atağa geçmesi normal değil mi? Devlet ‘kayıt yaptırın sizi koruyalım’ diyor. Neden kayıt yaptırmadılar? Bu ülkede Emlakçılar Birliği Yasası geçmeli. Avukatlar da sözleşme imzalıyorlarsa onlar da müşterilerini korumak için sigorta yapacaklar. Müteahhitler de inşaatları bitireceğine dair sigorta yapmalı. Hepsi garanti altındaysa dünya üzerindeki en garantili satışların yapıldığı ülkeye dönüşür.”

“İnşaat sektörü bir anda büyüdü”

Kıbrıs Türk Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, 2003 yılına kadar yap-sat firmalarının sayılı olduğunu, o dönemlerde kontrollü gittiğini ancak 2003 yılında Annan Planı ile bu işe çok sayıda kontrolsüz giriş olduğunu kaydetti.

İnşaat sektörünün kimsenin öngöremeden, bir anda büyüdüğünü, ne devlet ne de ilgili kurumların kontrol edebildiğini söyleyen Gürcafer, “Müteahhit sayısı 30-40 iken bini buldu. 2007’de Oram’s davası ile çok dik bir iniş yaşandı ve binlerce konut yarım kaldı. Bununla birlikte davalar oldu. O dönemde yaşanan travma ile günümüze değin gelmiş bulunuyoruz” dedi.
   Gürcafer, sorunlarla ilgili çözüm önerisi de geliştirdiklerini fakat bu güne kadar hep yeni bir kabine ile karşı karşıya kaldıklarını, tam dosyaları yürürlüğe girecekken hükümetin değiştiğini ve yaşananların kendilerini derinden üzdüğünü, çözüm üretmelerinin engellemesinin yanı sıra sürekli demoralize olduklarını aktardı.
   Önceki gün yaşanan Greatstones-2 Sitesi ile ilgili olayın geçmişten günümüze kalan enkazın sallantısı olduğuna işaret ederek, olayın 10 yıl geriye giden bir olay olduğunu, o zamandan bu zamana 6-7 hükümetin değiştiğine dikkati çekti.

Birliğin, her iki tarafın da avukatlarıyla ve komiteleriyle temasa geçtiğini kaydeden Gürcafer, her iki taraf için de çözüm bulabilmek adına toplantı yapıldığını, mağdur bırakmamak için ellerinden geleni yapacaklarını ifade etti.

Cafer Gürcafer konuşmasına şöyle devam etti:

“Hükümet bu yaranın farkına varsın, bu sorunla yüzleşip çözüm üretilsin. Bizler de çok üzülüyoruz ama üzülmek yetmez. Çözüm üretmek ve harekete geçmek gerek. Bundan sonra bunların yaşanmaması için yapılması gereken, devlet olmanın ağırlığını ortaya koyarak, çözüm modeli geliştirilerek yasalar değiştirilmeli.”

“İnsanlar perişan”

Evlerinden olan İngilizlerin avukatı Güneş Menteş, süreçle ilgili evrakların henüz tamamlanmadığını belirterek, “İki tane villa fiyatına bütün arazi gitti. Daha önce bu arazinin satışı bakanlık kararı ile durdurulmuştu. Nasıl oldu da tekrar satışa sunuldu bunu araştıracağız” dedi.

İngilizlerin perişan olduğuna işaret eden Menteş, “Esaslı bir değerlendirme yapılacak. Vekiller ne isterse o şekilde davranılacak. İnsanlar travma yaşıyor, kolay değil” ifadelerini kullandı.

Avukat Güneş Menteş, daha sonra kamuoyuna gerekli açıklamanın yapılacağını kaydetti.

Akyar: Hukuk ‘de facto yapı’ tanımaz

Uluslararası ilişkiler uzmanı Sadık Akyar, KKTC’nin dünya çapında tanınmamış bir siyasi yapı olmasının ‘bazı iddiaların aksine’ uluslararası hukuk nezdinde herhangi bir geçerliliği olmadığını söyleyerek, “İşin içerisine hukuk girerse, konuya yaklaşım da değişir” dedi.

Akyar, İngiliz yargısının, İngiltere’de suç işleyen bir Kıbrıslı Türkün iadesi için başvuran KKTC makamlarına ‘KKTC’nin varlığına yönelik tavrımız değişmese de uluslararası hukuku da çiğneyemeyiz’ denilerek olumlu yanıt verilmesini hatırlatarak, KKTC’nin özgün yapısının, uluslararası yasaların delinebileceği anlamına gelmeyeceği gerçeğine dikkat çekti.

Akyar, böylesi yaşanmışlıkların, sadece emlak piyasasına değil; ülkenin devletine, yasalarına ve insanlarına duyulan güveni de sarsabileceğini aktarırken; bu tarz problemleri ‘bu kadar büyümeden’ çözmenin önemine de vurgu yaptı ve hükümetlere düşen görevlere dikkat çekti.

Akyar, “Her ne kadar tanınmasa da burada bir devlet var ve bu devlette insanlar yaşıyor. Yasal ve yasa dışı işler de insanın olduğu her yerde yaşanır. Bu bağlamda, ya böylesi olaylar ‘anında’ çözülür ya da ‘kamu diplomasisi’ ile söz konusu problemin nedenleri kamuoyuna duyurulur ve ‘sorunlardan beslenen’ kişi ve grupların istismarlarının önüne ‘en başından’ geçilir. Devlet olmak, aynı zamanda bunu da gerektirir” diyerek, hükümetin şu ana kadarki eylemlerinin de yetersiz ve amatörce kaldığını açıkladı.

Akcan: Ortada ‘ağır bir dolandırıcılık’ var

“Anladığım kadarıyla firma sözleşme yapmadı veya yaptı ama bunu tapuya yatırmadı. Çünkü sözleşmeler tapuya verilseydi, arazide evlerin satılması kesinlikle mümkün olmazdı. Ortada ağır bir dolandırıcılık var” diyen Avukat Öykü Akcan, sıkıntının birincil kaynağının firma olduğunu söyledi.

Akcan, yasal sürecin bununla sınırlı kaldığını sanmadığını da söylerken, “Mağdur duruma düşen ev sahiplerinin, bu durumla ilgili hukuksal bir mücadele başlattıklarını tahmin ediyorum” sözleriyle, olayın ayrıntılarının ‘görünenden farklı’ olabileceğinin de ihtimal dahilinde olduğunu kaydetti.

Mağdur kişilerin, ilgili şirkete, alacaklarını ve aynı zamanda zarar ziyan tazminini talep ettikleri bir hukuk davası açmak durumunda olduklarını da belirten Akcan,“Kabul edilebilir bir durumdan bahsetmiyoruz ne yazık ki. Bildiğim kadarıyla, ilgili borç için sadece arazinin satışı hususunda bir hukuksal mücadele verilmeliydi. Tapu Dairesi nezdinde evlere ilişkin sözleşmelerin yatırılmasının zaten satış yapılırken engel teşkil etmesi gerekirdi. Süreç bana göre çok farklı ve talihsiz işledi” ifadelerini kullandı.

“Pankart açmak yerine, firmaya toplu bir şekilde dava açmaları gerekir” diyen Akcan, bahse konu mağduriyetin giderilmesinin ‘ancak olayı yargıya taşıyarak’ sağlanabileceği gerçeğine parmak bastı.

Akcan, yorum ve önerilerini şu ifadelerle sona erdirdi:

“Tabii şimdi Bülent Bey ‘evden çıkın’ demiyorsa kendilerine ve ev onlarda kalacaksa, evin ücretini talep etmeleri haksız olur, ancak tazminat davası üzerinden hukuksal mücadele başlatmalarında bir sakınca olmaz.”

Bensen: Ara emri aldırılmalıydı

Avukat Mehmet Kaptan Bensen de olayın Kuzey Kıbrıs’taki gayrimenkul sektörü başta olmak üzere bir güven bunalımına neden olabileceğini söylerken, tepkilerini dile getiren İngiltere menşeli kişilerin şu ana kadar izledikleri yolu da eleştirdi.

Bensen, “Bundan sonrası için de yapılabilecek bir şeyler illaki vardır ama şunu belirtmeliyim ki, eylem yapan kişiler önce mutlaka avukat tutmalı; ardından da ara emri kararı aldırmalıydı” ifadelerini kullandı ve olayı yargıya taşımak için ‘büyük ölçüde’ geç kalındığını belirtti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner108