Güneş enerjisi, dışa bağımlılığı azaltabilir

banner37

UKÜ Rektör Yardımcısı ve Sürdürülebilir Enerji Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Serkan Abbasoğlu, ülkemizde elektrik üretiminde ihtiyaç duyulan fosil kaynakların ithal edildiğini, bu nedenle dışa bağımlı olduğumuzu bildirdi; alternatif önerdi:

Güneş enerjisi, dışa bağımlılığı azaltabilir
banner90
banner99

GÜNEŞ’TEN ELEKTRİK SAĞLAYAN 4 BİN KONUT VAR…

Ülkemizde elektrik enerjisinin yüzde 75- 80’i fosil yakıtlardan sağlanırken, elektriğin sadece yüzde 25’i güneş enerjisinden elde ediliyor. Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Rektör Yardımcısı ve Sürdürülebilir Enerji Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Serkan Abbasoğlu’ndan alınan bilgilere göre, son 5- 6 yıl içerisinde güneş enerjisinden 70 megawattlık elektrik üretildi. Vatandaşlar da son 3 yılda güneş enerjisine rağbet gösterdi. Ülkemizde şu anda 4 bin konut, enerjisini Güneş’ten elde ediyor

ENERJİ POLİTİKASI ŞART…

Abbasoğlu, Kuzey Kıbrıs’ın dışa bağımlığının azalması ve güneş enerjisinin doğru değerlendirilmesi için enerji politikasının önemine vurgu yaptı. Abbasoğlu, öncelikle dışa bağımlılığı azaltmak için enerjinin verimli kullanılması, üretim kaynaklarının artırılması, diğer ülkelerle kablo yoluyla elektrik alışverişi yapılan interkonnekter yönteminin izlenmesi ve enerji planlamaları ile sistemleri denetleyecek bir birimin yaratılması gerektiğine dikkat çekti

Ahmet UÇAR
   Ülkemizde elektrik üretiminin yüzde 75 – 80’i, petrol, doğal gaz ve kömür gibi fosil yakıtlardan elde ediliyor ancak ülkemiz fosil yakıtları ithal ediyor. Enerji üretiminin fosil yakıtlara bağlı olması, Kuzey Kıbrıs’ın da dışa bağımlı olmasına yol açıyor. 
   Güneş enerjisi ve enerji politikaları gibi konularda görüşlerine başvurduğumuz Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Rektör Yardımcısı ve Sürdürülebilir Enerji Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Serkan Abbasoğlu, ülkemizde, güneş enerjisine bağlı elektrik üretimin yüzde 25 oranında olduğunu, güneş enerjisine bağlı sistemlerin geliştirilmesi durumunda ülkemizin dışa bağımlılığının azalacağını söyledi.
   Abbasoğlu, şu anda ülkemizdeki elektrik kapasitesinin 400 megawatt, güneş enerjisiyle elde edilen elektriğin ise 70 megawatt oranında olduğuna işaret ederek, güneş enerjisine dayalı üretimin ileriki aylarda daha da artacağı öngörüsünde bulundu.
   Serkan Abbasoğlu, ülkemizdeki enerji politikasında eksiklikler olduğunu, dışa bağımlılığı azaltmak için girişimlerde bulunulması gerektiğine dikkat çekti.

Güneş enerjisi sistemleri geliştirilmeli
   UKÜ Rektör Yardımcısı ve Sürdürülebilir Enerji Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Serkan Abbasoğlu, elektrik enerjisinin iki şekilde üretildiğini belirterek, bu enerjilerin güneş enerjisinin de yer aldığı yenilenebilir enerji ve fosil yakıtlardan elde edildiğini bildirdi.
   Fosil yakıtlar olan kömür, petrol ve doğal gazın yakıldığını, böylece enerji elde edildiğini dile getiren Abbasoğlu, “Şöyle düşünün, bir molotof kokteylini aklınıza getirin. Mazot veya alkol dolu şişenin içerisine ıslanmış bir bez konur ve bez yakılır. Aslında orada yanan kumaş değildir, üzerindeki alkoldür. Elektrik santralleri de aynı şekilde çalışır. Siz orada kömürü, doğal gazı yakarsınız, onun enerjisiyle de sistem çalışır ve elektrik üretilir” şeklinde konuştu.
   Abbasoğlu, şu an dünyada elektriğin yüzde 75 - 80’inin fosil yakıtlardan üretildiğine işaret ederek, bu fosil kaynakların ise belli bölgelerde bulunduğunu, örneğin Arabistan’da, Nijerya’da, yani belli akiferlerde yer aldığını söyledi.  
   Bu fosil kaynakların ülkemizde bulunmadığına dikkati çeken Abbasoğlu, bu nedenle fosil kaynakların dünya ülkelerinde ithal edildiğini ve böylece bu kaynaklardan enerji üretildiğini belirtti.
   Abbasoğlu, “Bizim ithal yakıta bağımlılığımız şu an yüzde 95’in üzerindedir. 10 sene önce yüzde 100’dü. Güneş enerjisine yaptığımız yatırımlarla bu bağımlılık biraz azaldı. Dolayısıyla biz dışa bağımlı bir ülkeyiz. Bir ada ülkesi olduğumuz için bu konuda alternatif yaratmamız lazım” dedi.
   Fosil yakıtların dışında yüzde 25 oranında yenilenebilir enerjinin kullanıldığına işaret eden Abbasoğlu, bu enerjilerin en büyüğünün ise barajlardan elektrik üretme yöntemi olan hidro-elektrik santralleri olduğunu ancak ülkemizde böyle bir olanağın da bulunmadığını dile getirdi.
   Abbasoğlu, yenilenebilir enerji açısından ikinci kaynağın ise rüzgâr enerjisi olduğunu ifade ederek, rüzgâr imkanının az ve bölgesel olduğunu, süreklilik taşımadığını, rüzgârın kesildiği durumda elektriksiz kalma riskinin bulunduğunu anlattı.
   Üçüncü yenilenebilir enerji kaynağının ise Güneş olduğunun altını çizen Abbasoğlu, şöyle devam etti:
   “Güneş, bizim için ideal enerji kaynağıdır. Hem süreklidir, hem sürdürülebilirdir, hem de coğrafi konum açısından elverişlidir. 
   Bu yüzden güneş enerjisine gereken önem verilirse, güneş enerjisine dayalı elektrik üretimi geliştirilirse, ülke olarak dışa bağımlılığımız da azalacaktır. Bu aşikardır”.

Elektrikli arabalar için mevcut enerji kaynağı yetersiz

   Abbasoğlu, ülkemizin mevcut enerji kaynağının elektrikli arabalar için yetersiz olduğunu dile getirerek, mevcut elektriğin otellere, evlere ancak yettiğini, bu nedenle elektrikli araçların yaygınlık göstermesi ve elektriğe yüklenilmesi durumunda tüm adanın elektriksiz kalabileceğini kaydetti.
   Bu nedenle elektrikli araçlar için de kaynak üretilmesi gerektiğinin büyük önem taşıdığını belirten Abbasoğlu, elektrik santrali alınması yerine güneş enerji sistemli şarj istasyonlarının zorunlu tutulması gerektiğini bildirdi.
   Abbasoğlu, güneş enerji sistemine dayalı şarj istasyonlarının yaygınlaşmasıyla elektriğin Güneş’le sağlanması durumunda dışa bağımlılığın yine azalacağını anlatarak, “Çünkü araçlar da şu anda petrolle gidiyor. Ya dizel, ya da benzin kullanıyoruz. Onun da enerjisini Güneş’ten ürettiğiniz zaman, arabanın enerjisini Güneş’ten almış olacaksınız. Gidip arabanız için tankerler veya gemiyle petrol almanıza gerek kalmayacak. Yine dışa bağımlılığınız azalacak” ifadelerini kullandı.

Enerji politikasına ihtiyaç var
   Ülkemizde bir enerji politikasına ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Abbasoğlu, bu politika kapsamında ilk olarak dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğine dikkat çekti.
   Abbasoğlu, dışa bağımlılığı azaltma noktasında enerji verimliliğinin her şeyden önemli olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu:
   “Enerji verimliliği dediğimiz şey şudur: Öncelikle kullanılmayan, ihtiyaç duyulmayan enerjilerin korunması lazım. 
   Örneğin ben bu odadan çıkıyorsam ve odada kimse yoksa, odanın ışığını kapatmalıyım. Bu enerji tasarrufudur. 
   Diğer yandan, benim odamı aydınlatmam için 10 ayrı lamba ile 500 luxe (aydınlatma şiddeti) ihtiyacım var. Ben bu 500 luxu 10 lamba ile değil de 5 lamba ile sağlayabiliyorsam bu enerji verimliliğidir”.
   Sıcaklığı oda içerisinde tutarak da daha az enerji harcanacağını, böylelikle enerjinin verimli kullanacağını söyleyen Abbasoğlu, bunun hem devlete, hem de topluma daha az maliyet yaratacağını ifade etti.
   Abbasoğlu, enerji politikası konusunda ikinci önemli unsurun enerji üretim kaynaklarının artırılması olduğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti:
   “Eskiden bağımlıydık, sadece petrol ile enerji üretiyorduk, şimdi Güneş’ten de enerji üretiyoruz. Belki ilerleyen zamanlarda bunun yanına bir şey daha koymamız, Güneş’in kullanım alanlarını artırmamız gerekecek. 
   Daha önce sadece su ısıtıyorduk, şimdi elektrik de üretiyoruz. Belki ilerideki zamanlarda mimari tasarımlarımızı öyle bir yapacağız ki, Güneş ışığını evimize daha çok alacağız. Güneş ışığının eve girmesi, insanlara daha az ısıtma ve soğutma gerektirecek”.
   Enerji politikasının üçüncü adımının ise enterkonnekte denilen, başka ülkelere kablolar vasıtasıyla ulaşarak, onlardan enerji alma veya onlara enerji satma uygulaması olduğuna işaret eden Abbasoğlu, Güney Kıbrıs’la da enerji alışverişi yapıldığını ancak büyük bir ülke olması nedeniyle bu uygulama için en önemli ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.
   Abbasoğlu, enerji politikasının dördüncü adımının ise bu planlamaları denetleyecek bir enerji komitesi ve kurulunun oluşturulması gerektiğini anlatarak, ülkenin enerji planlamalarını yapacak, bakanlıklarda danışmanlık olarak yer alacak bir kurula ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi.
   Üst kurulla ilgili çalışmaların söz konusu olduğunu ve bir taslak yasanın bulunduğunu ancak henüz meclise gitmediğini dile getiren Abbasoğlu, bu kurulda enerji uzmanlarının, ekonomistlerin, hukukçuların ve uluslar arası ilişkilerden mezun olan kişilerin yer alması gerektiğini söyledi.
   Abbasoğlu, böylece enerji planlamaları noktasında finansal ve hukuksal boyutların göz önünde bulundurulabileceğini anlatarak, uluslar arası ülkelerle iletişim de kurulabileceğini belirtti.            

banner134
 
“Ülkemizde güneş enerjisi sistemleri çok öncelerden başladı”
   Abbasoğlu, ülkedeki ilk enerji profesörü olduğunu belirterek, 2000 yılından beri enerji üzerine çalışmalar yürüttüğünü kaydetti.
   Serkan Abbasoğlu, 2009 yılından bu yana yenilenebilir enerji ve güneş enerjisiyle ilgili çalışmalar yaptığını dile getirerek, son 11 yıldır güneş enerjisi konusunda uğraş verdiğini ifade etti.
   2011’de Sürdürülebilir Enerji Araştırma Merkezi’ni kurduklarını ve böylece çok daha yoğun araştırma çalışmalarına başladıklarına işaret eden Abbasoğlu, şöyle konuştu:
   “O dönemde, aynı zamanda Yenilenebilir Enerji Yasası da gündeme gelmişti. Ben de bakanlık tarafından danışman olarak, gönüllük çerçevesinde o çalışmalarda yer aldım. 2011’in sonlarına doğru ise yasa geçti. Bununla birlikte güneş enerjisi bizde yenilenebilir bir enerji olduğu için o konuda ağırlıklı çalıştık. 
   2014’e kadar ne yazık ki Güneş’le ilgili uygulama yapılamadı. Biz bu arada 2010’dan itibaren üniversitede 5 yıl boyunca yoğun bir güneş enerjisi çalışmaları yaptık”.
   Kuzey Kıbrıs’ın güneş enerjisini verimli kullanmasının yeni başlamadığını, bunun çok daha geçmiş dönemlere dayandığını söyleyen Abbasoğlu, Kıbrıs’ta güneşe bakan yönde camekân odalar tasarlandığını, böylece başka araca gerek duymadan güneş enerjisinden yararlanıldığını anımsattı.
   Abbasoğlu, 1960’larda ise binaların üzerine konulan güneş kollektörleriyle su ısıtılmaya başlandığını anlattı.
   Güneş enerjisiyle su ısıtma olayının o dönemlerde büyük bir rağbet gördüğüne dikkat çeken Abbasoğlu, Kuzey Kıbrıs’ın belli bir süre sonra güneş enerjisiyle su ısıtan kişi sayısı bakımında Avrupa ülkeleri arasında birinci sırada yer aldığını bildirdi.
   Abbasoğlu, son dönemlerde güneş enerjisi kullanımında düşüş olduğunu belirterek, bu düşüşün ise mimari tasarımlarda güneş enerji sistemlerinin estetik açıdan uygun görülmemesinden kaynaklandığını anlattı.
   Abbasoğlu, “Dolayısıyla bizim güneş enerjisiyle tanışmamız 1960’lardan, hatta 1960’lardan öncelere dayanıyor. 2011’de güneş enerjisinden elektrik üretme gündeme geldikten sonra çok hızlı bir adaptasyon oldu. Sadece yasal prosedürler uzadı, örneğin 3 yıl tüzük çıkmadığı için zaman kaybettik” dedi.
   İlk Yenilenebilir Enerji Kurulu’nda da 2012 yılından itibaren 6 yıl boyunca görev alma şansı bulduğunu kaydeden Abbasoğlu, ilk iki yıl tüzükle ilgili çalışmalar yaprak tüzüğü hayata geçirdiklerini, başvuru prosedürlerini değerlendirdiklerini ifade etti.
   Abbasoğlu, tüzükteki eksikliklerin giderilmesi adına çalışmalar yapıldığını belirterek, böylece tüzüğün yenilendiğini anımsattı.

5 – 6 yıl içerisinde Güneş’ten 70 Megawatt elektrik üretildi
   Güneş enerjisinden elektrik elde etme uygulamalarını üniversitede ilk yaptıkları dönemde “öz tüketim” gibi bir teşvikin bulunduğunu hatırlatan Abbasoğlu, “Öz tüketim teşvikine göre sadece kendi ürettiğiniz enerjiyi tüketebiliyordunuz. Fazla elektrik üretip bunu devlete verirseniz, devlet size ödeme yapmıyordu. İlerleyen dönemlerde bu değişti, fazla enerjinizi devlete verdiğiniz zaman onun size ödenmesi, daha doğrusu takas edilmesi söz konusu oldu” dedi.
   Abbasoğlu, gündüzleri Güneş’ten enerji elde ettiklerini ve fazla enerjiyi devlete verdiklerini, geceleri Güneş olmadığından dolayı da devletten elektrik aldıklarını, aradaki farkı ise ödediklerini anlattı.
   Bunun dünyada da bir teşvik yöntemi olduğunu ve buna “mahsuplaşma” denildiğini belirten Abbasoğlu, Güneş’ten elde edilen ve tüketilemeyen enerjinin sisteme verilerek KIB-TEK’in hattına gittiğini, elektrik ihtiyacı olduğunda aynı şekilde KIB- TEK’ten enerji alındığını, ay sonu ise aradaki farkın ödendiğini vurguladı.
   Abbasoğlu, gündüz üretilen güneş enerjisinin depolanması durumunun da mümkün olabileceğini dile getirerek, ancak bunun hem maliyetli, hem de çevre dostu olmadığını söyledi.
   Abbasoğlu, ülkemizde şu an güneş enerjisinden elektrik elde eden yaklaşık 4 bin konutun bulunduğunu kaydederek, insanların güneş enerjisinin faydasını ve güneş panellerinin fiyatlarının düştüğünü gördükçe, bu konuda yatırımlarını artırdığını anlattı.
   Güneş enerjisinde son 4 yılda büyük bir patlama olduğuna işaret eden Abbasoğlu, 4 bin konutun ciddi bir rakam olduğuna dikkati çekti.
   Abbasoğlu, güneş enerji sistemleri konusunda büyük yatırımların da yapıldığının altını çizerek, bu yatırımların liderliğini Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nin yaptığını, ardından Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin büyük yatırımlar yaptığını, daha sonra ise ticari işletmeler olan bankalar ve otellerin böyle yatırımlarda bulunduğunu ifade etti.
   Abbasoğlu, şu an  ülkemizdeki elektrik kapasitesinin rakamsal olarak 400 megawatt (MW) olduğunu bildirerek, “405 MW olarak geçer ancak bakımlardan dolayı bu elektriğin tümü kullanılamıyor. Dolayısıyla emre amade güç dedikleri bir güç vardır, bunun 50 MW’ı her zaman yedekte tutulur. Teknecik’te ve Kaleiçi’nde santrallerimiz var. Bu santrallerin toplam ürettiği elektriğin kapasitesi 400 MW’tır” diyerek, güneş enerjisinden  5 – 6 yıl içerisinde 70 MW elektrik üretildiğini bildirdi.
   İzinlendirilen rakamın 120 MW olduğu üzerinde duran Abbasoğlu, 6 – 8 ay içerisinde bunun 100 MW’ı geçeceği düşüncesinde olduğunu anlattı.
   Abbasoğlu, güneş enerji sistemlerinin kullanımının artmasında birtakım sorunların da söz konusu olduğuna dikkat çekerek, bu sistemlerin şebekeye yapacağı etki açısından doğru kurulup kurulmadığının önemli olduğunu vurguladı, ancak kontrolsüz bir gelişimin söz konusu olduğunu kaydetti.
   Denetleme noktasında da sıkıntı yaşandığını ifade eden Abbasoğlu, “Bu sistemi sizin binanıza kurabilirler ama sistem doğru kuruldu mu diye denetleme yapılmıyor. Bu büyük bir risktir. Bu yüzden bu sistemlerin şebekeye yaptığı etki oldukça önemlidir. İkincisi ise yapılan bu yatırımların sağlam olması gerekmektedir” şeklinde konuştu.


   
Serkan:
Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Rektör Yardımcısı ve Sürdürülebilir Enerji Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Serkan Abbasoğlu


Güneş…:
Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Rektör Yardımcısı ve Sürdürülebilir Enerji Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Serkan Abbasoğlu, elektrik üretiminde ihtiyaç duyulan fosil kaynakların ithal edilmesi nedeniyle dışarıya bağımlı olduğumuzu bu nedenle güneş enerjisinin gelişmesiyle dışa bağımlılığın azalacağını söyledi.
 

Güncelleme Tarihi: 03 Ocak 2021, 12:21
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75