Güneş enerjisine büyük talep var

banner37

Coğrafi özelliklerinden dolayı güneş verimi açısından çok avantajlı bir durumda olan ülkemizde güneş enerjisi sistemlerini kullanan kişi ve hane sayısı gün geçtikçe artıyor. İlk kez 2014’te uygulamaya giren sistemden yararlanan konut sayısı 157 iken, bu sayı günümüzde 6 bine çıktı; kişi sayısı da yaklaşık 12 bin…

Güneş enerjisine büyük talep var
banner90
banner99

Ahmet UÇAR

7 YILDA 12 BİN KİŞİ… Ülkemizin yenilenebilir enerji alanında dünya standartlarının üzerinde güneşli bir iklime sahip olmasına paralel, güneş enerjisi sistemleri büyük talep görüyor. Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Müdürü Gürcan Erdoğan, güneş enerji sistemlerini şu an yaklaşık 12 bin kişi tarafından kullanıldığını söyledi. Yenilenebilir Enerji Kurulu Eski Kurucu Üyesi ve Ortak Enerji Grubu Üyesi Prof. Dr. Serkan Abbasoğlu da güneş enerjisi uygulamalarının başladığı 2014’te güneş enerji sistemini kullanan konut sayısı 157 iken, bu sayının şu anda 6 bin konuta yükseldiğini vurguladı

ŞEBEKEDE SORUN YAŞANIYOR… Abbasoğlu ve Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Ali Murat Cellatoğlu, güneş enerji sistemlerinde üretimin çok, tüketimin az olmasından dolayı şebekede sorunlar yaşandığını ifade etti. KIB- TEK Müdürü Erdoğan ise ülkemizde fazla üretim yapılmadığını, üretimin çok, tüketimin az olduğu tatil günlerinde bile yüksek oranda enerji kullanıldığını, asıl sorunun, teknik açıdan yetersiz olan kişilerin voltajı yükseltmek suretiyle şebekeye yüklenmesi olduğunu bildirdi.

Coğrafi özelliklerinden dolayı güneş verimi açısından avantajlı bir durumda olan ülkemizde güneş enerjisi sistemlerini kullanan kişi sayısı da her geçen gün artıyor.

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB- TEK) Müdürü Gürcan Erdoğan’dan elde edilen bilgilere göre, ülkemizde 7 yılda toplam yaklaşık 12 bin kişi güneş enerjisi kullanmaya başladı.

Yenilenebilir Enerji Kurumu Eski Kurucu Üyesi ve Ortak Enerji Grubu Üyesi Prof. Dr. Serkan Abbasoğlu da güneş enerjisi uygulamalarının başladığı 2014’te güneş enerji sistemini kullanan konut sayısı 157 iken, bu sayının şu anda 6 bin konuta yükseldiğini vurguladı. 

Abbasoğlu ve Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Ali Murat Cellatoğlu, güneş enerjisi üretiminin fazla olmasının şebekeye zarar verdiğini anlatırken, KIB-TEK Müdürü Erdoğan, böyle bir şeyin söz konusu olmadığını, asıl sorunun, teknik yeterliliği bulunmayan kişilerden kaynaklandığını savundu.

Erdoğan, ülkemizde fazla üretim yapılmadığını, üretimin çok, tüketimin az olduğu tatil günlerinde bile yüksek oranda enerji kullanıldığını, asıl sorunun, teknik açıdan yetersiz olan kişilerin voltajı yükseltmek suretiyle şebekeye yüklenmesi olduğunu bildirdi.

Erdoğan: Yaklaşık 12 bin kişi  güneş enerjisi kullanıyor

KIBRIS’a konuşan KIB-TEK Müdürü Gürcan Erdoğan, güneş enerjisi üretiminin şu anda 84 MW’a ulaştığını belirterek, genel yüklerin ortalama, akşamları 180 MW (Megawatt), gündüzleri ise saat 12.00’de 80 MW’lara düştüğü yönünde olduğunu kaydetti.

84 MW’ın 26 MW’ının büyük yatırımlara yönelik olarak orta gerilim şebekesine bağlandığını dile getiren Erdoğan, geriye kalan 58 MW’ın ise konutlardan ve küçük işletmelere ait alçak gerilim seviyesindeki yatırımlardan oluştuğunu söyledi.

Erdoğan, yaklaşık 12 bin kişinin de güneş enerjisi sistemine dahil olduğunu vurguladı.

Bu işe başlandığı dönemlerde bazı kesimlerin güneş enerjisinin 30 MW’la sınırlandırılması için telkinlerde bulunduğunu anımsatan Erdoğan, KIB-TEK olarak şebeke analizlerini yaparak, PV (çatıların üzerindeki güneş panelleri) yatırımlarının önünü açıp, şu an güneş üretiminin 84 MW’a ulaştırıldığını ve sistemin de sorunsuz ve iyi çalıştığını söyledi.

Erdoğan, güneş enerji sistemi kurmak isteyenler için izlenen prosedür hakkında da konuşarak, şunları kaydetti:

“Güneş enerjisi müracaatları Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’na bağlı YEK’e (Yenilenebilir Enerji Kurulu) yapılır.

Onlar gerekli yasal incelemeleri yaptıktan sonra şebekeye uygunluklarıyla ilgili bu başvuru Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nun görüşüne sunulur.

İlgili müracaatçının kuracağı güce ve yere göre şebekenin analizini yaparız.

Uygunluğunu ve kapasitesini YEK’e bildiririz ve en son kararı YEK kurulu verir” .

Yılda 10 bin TL kar yapılabiliyor

Güneş enerji sistemlerinden elde edilen kâr hakkında da bilgi veren Erdoğan, 5 KW’lık (kilowatt) kaliteli bir sistemin yaklaşık 40 bin TL olduğunu, bu sistemin yılda 10 bin TL’lik elektrik ürettiğini, böylece 4 yılda 40 bin TL’lik yatırımın geri alındığını dile getirdi.

Erdoğan, ülkedeki güneşin, iklime de bağlı olarak verimin dünya ülkelerine göre standartların çok üzerinde olduğunu ifade ederek, şu anda yapılan yatırımların maliyetinin 4 – 4.5 yılda geri kazanıldığını anlattı.

Güneş enerjisi üretim kapasitesinin dünyada her bir KWp kurulum için bin 600 KWs’ken (kilowattsaat), ülkemizde bu üretimin 2 bin KWs’a kadar çıktığına işaret eden Erdoğan, 1 KWp panel için yılda 2 bin Kilowattsaat elektrik üretilmesinin dünya standartlarının üzerinde olduğunu söyledi.

Erdoğan, güneş enerjisi üretimiyle Teknecik Santrali’ndeki üretimin en aza düştüğünü ve Teknecik’teki santrallerin daha az çalıştığını, daha az yakıt tükettiğini ve daha az bakım gerektiğini dile getirdi.

Erdoğan, söz konusu santralin günün birçok saati çalışmadığını ve bu saatlerde sadece AKSA’dan enerji alındığını ifade etti.

Bağımsız bir şebeke çalıştırılması, ada ülkesi olunması ve büyük şebekelere bağlı olunmaması nedeniyle kısıtlanmış bir yatırım modeliyle çalışıldığına işaret eden Erdoğan, bu nedenle toplu üretim merkezleri yerine ada geneline küçük güneş santralleri şeklinde bir sistem belirlediklerini, o şekilde ilerlediklerini ve başarılı olduklarını anlattı.

“Şebekedeki sorun teknik yetersizlikten kaynaklanıyor”

Erdoğan, şebekelerdeki sıkıntıların ana sebeplerinden birisinin bu işi yapan firmaların teknik bilgi yetersizliğinden kaynaklandığı üzerinde durarak, şöyle devam etti:

“Kurumun voltajının trafoya yakın yerlerde daha yüksek olması sebebiyle inventerlerini (dönüştürücülerini) çok yüksek voltaj aralığına çıkararak, şebekenin üzerinde bir gerilim uygulamak kaydıyla, şebekeye elektrik basmaya çalışıyorlar. Bu da şebekeye ciddi şekilde zarar vermektedir.

Bununla ilgili de çalışmalarımız devam etmektedir.

Bunu yapan firmalara kesinlikle göz yummayacağız. Yasa gereği onların bütün bu yaptıklarını sistemden çıkarma hakkına sahibiz.

Bunların tespit çalışmaları devam ediyor. Bunları yapanlara gereken yaptırımlar uygulanacaktır”.

70’e yakın firma var

Yenilenebilir Enerji Yasası’nın çıkarıldığı 2013’te bu işi yapacak firmaların eğitimden geçirilmesi ve bu işi yapacak kişilerin teknik donanıma sahip personel istihdam etmeleri noktasında tüzük hazırladıklarını hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Ancak daha sonra hükümet değişikliği oldu YEK Kurulu değişti, Bakanlıkta bu işi yapan kişiler değişti ve bu düzenlemeyi ortadan kaldırdılar, bu işi herkese açtılar.

Dolayısıyla şu anda piyasada 70’e yakın firma, güneş enerjisi kurmakta ve bazıları, meslekleri bu olmamasından dolayı yeterli bilgi donanımına sahip değillerdir.

Dolayısıyla teknik bilgi yetersizliği nedeniyle zaman zaman şebekeye enerji basabilmeleri için inventerlerin voltajlarını bilinçsiz bir şekilde yükseltiyorlar ve şebekede sorunlara yol açıyorlar” .

Erdoğan, “AMR” sayaç otomasyon sistemi adı verilen uzaktan izleme sistemleriyle sayaçların voltajlarını anlık olarak izleyebildiklerini belirterek, bu yolla bölgesel olarak gereken çalışmaları başlattıklarını, en kısa sürede şebekeye zarar veren güneş enerjisi sistemlerini tespit ederek gerekli ikazları yapacaklarını, düzeltmeyenler hakkında yasal işlem başlatacaklarını ve gerekirse devreden çıkarttıracaklarını kaydetti.

Erdoğan, bu yatırımın şu anda şebekenin bağımsız olmasının bir sınırlama getirmesine rağmen bir miktar hala yenilenebilir enerji kapasitesinin bulunduğunu, bilinçli bir şekilde izinlendirildiği sürece bu sistemlerin şebekeye bir zararının olmayacağını bildirdi.

Erdoğan, “Biz her türlü sistemin kontrolünü yapıyoruz ve kapasite ölçümü yaparken çok hassas davranıyoruz.Şebekeyi etkilemeyecek ve şebekeye zarar vermeyecek şekilde şebekenin takibini yapıyoruz” diye konuştu.

“Güneş enerjisi üretildiği anda tüketiliyor”

Güneş enerjisi üretimin fazla, tüketiminin az olduğu ve şebekeye aktarılan güneş enerjisinin şebekeye zarar verdiği söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını savunan Erdoğan, şu an şebekede fazla enerjinin bulunmadığını açıkladı.

Erdoğan, iş yerlerinin, otellerin, devlet dairelerinin çalışmaması nedeniyle en az elektriğin tüketildiği pazar günleri güneşin en iyi olduğu saatlerde bile tüketimin 80 MW’ların üzerinde olduğunu belirterek, bunun da üretilen güneş enerjisinin tümünün şebekede tüketildiğini ve teorik olarak halen kapasite olduğu anlamına geldiğini ve şebekede fazla bir enerjinin söz konusu olmadığını kaydetti.

Depolamalı kurulumların henüz KKTC şebekesi için gereksiz olduğunu dile getiren Erdoğan, depolama sistemlerinin üretim fazlası olan ülkeler için gerekli olduğunu ifade etti.

Erdoğan, “Depolamada kullanılan pil ömürlerinin 4-5 yıl, pil teknolojisinin gelişme aşamasında olması ve ayrıca geri dönüşüm sistemimiz olmadığından, bir ada ülkesi olmamız nedeniyle ciddi bir çevre kirliliği olasılığı da bulunuyor” diye konuşarak, depolamanın şu anda çok gerekli olmadığını düşündüğünü anlattı.

Cellatoğlu: Güneş enerjisi tüketilemiyor, şebekede sorun yaşanıyor

banner134
Kıbrıs Türk Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Ali Murat Cellatoğlu, KKTC’nin toplam kurulu gücünün (elektrik santralinin, sistemin taşıyabileceği en fazla kapasite) 400 MW olduğunu belirterek, bunların 150 MW’ının AKSA firmasından, 250 MW’ının ise Teknecik Elektrik Santrali’nden oluştuğunu anımsattı.

Yenilenebilir enerji kaynağı olan güneş enerjisi sistemlerinin kurulmasında, toplam santral gücümüzün yüzde 20’sini aşmaması gerektiğini dile getiren Cellatoğlu, bu oran aşıldığında enerji üretimlerinin sorun yarattığını ifade etti.

Cellatoğlu, üretilen güneş enerjisinin tüketilememesi sonucunda sıkıntıların yaşandığına işaret ederek, böyle bölgelerde şebekedeki gerilimin yükseldiğine dikkat çekti.

Şebekedeki gerilimin standart olarak 240 volt olduğunu bildiren Cellatoğlu, ülkemize giren elektrikli cihazların en fazla 253 volt gerilime dayanabileceğini belirtirken, güneş enerjisi sistemlerinin kurulmasıyla birlikte elektrik enerjisi üretildiğini, fakat tüketilemediği durumlarda şebekedeki gerilimin yükseldiğine dikkat çekerek, şebekede 270 volt gerilimlerin ölçüldüğü yerler olduğunu açıkladı.

Cellatoğlu, güneş sistemleriyle elde edilen enerjinin tüketilmesi gerektiğine vurgu yaparak, en çok verimin elde edileceği öğle saatlerinde sistemlerin de devre dışı kalabildiğini, bu enerjinin şebekeye verilemediğini kaydetti.

Güneş enerjisinin KKTC’nin 400 MW’lık kurulu gücünün yüzde 20’sini oluşturması gerektiğini dile getiren Cellatoğlu, bu yüzde 20’lik oranın 80 MW’a denk düştüğünü ve şu an üretilen güneş enerjisinin bu kapasiteyi doldurduğunu ifade etti.

Enerji verimliliğinin uygulanmadığına işaret eden Cellatoğlu, ortalama bir evin ihtiyaç duyduğu enerjinin 3 kilowatt olmasına rağmen birçok yerde gereğinden fazla güçte kurulum yapıldığını ve bunun sonucunda ise elde edilen enerjinin israf edildiğini anlattı.

Cellatoğlu, güneş enerjisi sistemleri sonucunda devletin kâr elde etmediğine dikkat çekerek, “Bu sistemleri kurduran kişiler kâr elde ediyor. Sıradan bir ev için 5 kWsa’lık sistemin maliyeti 5 bin Euro, bu sistem normal şartlarda 5 yıl içerisinde bu maliyeti gideriyor. Bu sistemlere 30 yıllık ömür biçiliyor” şeklinde konuştu.

Güneş enerji sistemlerinin hazırlanması noktasında yürütülen prosedür üzerine de bilgi veren Cellatoğlu, “Öncelikle elektrik mühendisi tarafından proje hazırlanır, daha sonra bu projeyle Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’na başvuruda bulunulur. Proje, güneş enerjisinin hazırlanacağı yer hangi bölgedeyse o bölgedeki KIB- TEK şubesine gönderilir. Yetkili kişiler söz konusu yerdeki şebekeye bakıp bu sistemin takılıp takılamayacağına karar verir” dedi.

Cellatoğlu, güneş enerjisiyle günde toplam 480 Megawatt/s enerji elde edildiğinin de altını çizdi.

Abbasoğlu: 7 yılda 6 bin konut güneş enerjisi ile elektrik üretmeye başladı

Yenilenebilir Enerji Kaynakları Kurulu eski üyesi, Ortak Enerji Çalışma Grubu üyesi ve Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serkan Abbasoğlu, güneş enerji sistemlerinin ilk başladığı yıl olan 2014 yılında 157 kişiye izin verildiğini belirterek, şu an ise 6 bin konutun güneş enerjisi kullanarak elektrik ihtiyacını karşıladığını kaydetti.

Bu rakamın konut dışı sistemler dikkate alındığında çok ciddi bir rakama ulaştığını söyleyen Abbasoğlu, bu sürede gelinen noktanın bir başarı hikayesi olduğuna vurgu yaptı.

Abbasoğlu, yaklaşık 85 MW’a yakın toplam enerji kapasitesinin bulunduğunu dile getirerek, 2019’daki elektrik tüketiminin yüzde 7’sinin güneş enerjisinden karşılandığını, 2020’de ise oranın yüzde 9’un üzerine çıktığını, yani elektrik üretiminin neredeyse yüzde 10’nun 2020 yılında güneşten elde edildiğini anlattı.

Gelen toplam başvurusunda 130MW’ı aştığını belirten Abbasoğlu, bu rakamların devreye girmesi ile elektrik ihtiyacının neredeyse yüzde 15’inin güneş enerjisinden üretilir duruma geleceğini kaydetti.

“5 yıl sonra elektriği ücretsiz kullanabiliyorlar”

Abbasoğlu, bugünkü güneş enerji sistemleri uygulamalarının maliyeti ve teknik detayları ile ilgili de bilgi vererek, enerji sistemlerinin kurulma maliyetinin normal bir konut için 5 kilowatt karşılığında yaklaşık 5 bin Euro olduğunu, bu paranın 5 yıl içerisinde güneş enerjisiyle geri kazanıldığını, beşinci yıldan sonra artık elektriğin ücretsiz tüketildiğini açıkladı.

Bu rakamların daha büyük yatırımlarda daha kısa sürelere düştüğünü ve geri ödeme sürelerinin 4 yıl civarlarına yaklaştığına işaret eden Abbasoğlu,  güneş enerji sistemlerinin 25 - 30 yıl gibi uzun bir ömrününolduğunu, sistemlerin üretimleri sırasında çevreye çok az miktarda bir zararları olsa da işletim sırasında tamamen çevre dostu olduğunu söyledi.

“Güneş sürekli bir enerji kaynağı”

Güneş enerji sistemlerinin kurulumunda iki farklı uygulama olduğuna dikkat çeken Abbasoğlu, normal konutlara ve bu konutların arsalarına kurulan nispeten küçük sistemler ve sanayi, üniversite, oteller gibi daha büyük ve ticari tüketim noktalarına, orta gerilim hattına bağlanacak şekilde kurulan büyük sistemler olduğunu kaydetti.

Güneş enerji sistemleri çalışmalarına 2014 yılında başlandığını dile getiren Abbasoğlu, şöyle devam etti:

“Enerji sistemi kurmak isteyen kişiler gerekli şartları yerine getirdikten sonra Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’na başvuruda bulunup ön izin alıyor, daha sonra kurulum yapılıyor.

KIB- TEK, kurulum sistemiyle ilgili kontrol yapıyor ve devreye alma işlemi gerçekleştiriliyor, bunun sonrasında bakanlık tarafından yenilenebilir enerji kaynağı olduğuna dair bir yenilenebilir enerji belgesi veriliyor”.

Abbasoğlu, yenilenebilir enerjinin içerisinde rüzgar, su, jeotermal (kuru kayalar), biyogaz gibi kaynakların bulunduğunu ancak bunların içerisinden sadece güneş enerjisinin ülkemiz için sürekli ve güçlü bir kaynak olduğunu ifade ederek, güneş ışığının çok yüksek olmasının, bulutsuz günlerin çok olmasının, güneşlenme süresinin uzun olmasının ve güneş enerjisinin öngörülebilir olmasının güneş enerjisini elektrik üretiminde birincil enerji kaynağı yaptığını açıkladı.

Abbasoğlu, şunları anlattı:

“2014 yılında yeni başladığımız zamanlarda ticari işletmelerin ürettiği fazla enerjiyi KIB-TEK’in şebekesine aktarıyordu ama bunun karşılığında ödeme almıyordu. Yani “Öztüketim” prensibi uygulanıyordu.

Konutlar ise ürettiği fazla enerjiyi şebekeye aktardığında, gece olunca bu şebekedeki enerjiden kullanıyordu.  Ay sonu geldiğinde ise bu konutların ne kadar kendi ürettiği enerjiden, ne kadar KIB- TEK’in şebekesindeki elektrikten faydalandığı hesaplanıyor ve konut sahipleri KIB- TEK’ten aldıkları elektrik kadar fatura ödüyorlardı.

Yani siz ürettiğiniz kadarını kullanıyordunuz, geri kalanını şebekeden alıyordunuz, şebekeden aldığınız elektriğin parasını ödüyordunuz. Buna da ‘Mahsuplaşma’ prensibi denir.

2014’te durum böyleyken yapılan tüzük değişiklikleriyle bu durum değişti ve ticari işletmeler de “Mahsuplaşma”’dan yararlanmaya başladı”.

Mahsuplaşma yönteminde, KIB- TEK’in şebekesinin şu an depo olarak kullanıldığını, üretilen fazla enerjinin bu şebekeye aktarıldığını ve diğer ay bu aktarılan enerjinin kullanıldığını belirten Abbasoğlu, bununda bir teşvik sistemi olduğunu kaydetti.

“Güneş enerjisindeki gelişmeler, planlama sorunlarının gölgesinde kaldı”

Abbasoğlu, artan güneş enerjisi kullanımının çok önemli bir başarı olduğunu ve dünya gerçeklerinin de bu yolu işaret ettiğini dile getirerek, bu başarının kontrolsüz şekilde ve planlama olmadan hızlı büyümenin yarattığı sorunların gölgesinde kaldığını ifade etti.

Güneş enerjisi ile elektrik üretimi noktasında yaşanması beklenen sıkıntının öncelikle yedek güç yetersizliği olacağının öngörüldüğüne işaret eden Abbasoğlu, artan güneş enerjisi sistemleri ve buna paralel artan tüketimin kış döneminde yükselen bir anlık talep getirmesinin beklendiğini anlattı.

Abbasoğlu, yaptıkları bilimsel çalışmalarda da güneş enerjisi kullanmaya başlayan konutlarda enerji tüketiminin ortalama yüzde 30 oranında arttığını tespit ettikleri üzerinde durarak, şöyle konuştu:

“Enerji verimliliği planlaması olmadan artan yenilenebilir enerji miktarı, hedef doğru olmasına rağmen uygulamanın eksik olmasından dolayı bizi doğru noktaya götürmüyor.

Ancak bugünkü sorunumuzun bu iki noktadan farklı olarak özellikle güneş enerjisi ile elektrik üretiminin fazla olduğu ve tüketiminde düşük olduğu bahar aylarında üretilen “anlık” güneş enerjisinin, toplam enerji kapasitesinin yüzde 80’inini aşması ve şebeke üzerinde risk oluşturmasıdır.

Hatta belli bölgelerde anlık güneş enerjisi ile elektrik üretiminin, tüketimin üzerine çıktığı anlar bile olabilir. Bu, iyi bir şey gibi görünsede şebekeye zarar veriyor”.

Abbasoğlu, “Elektrik iletim ve dağıtımı, hassas ve sürekli kontrol gerektiren bir sistemdir. Şöyle ki şebekenin bir noktasında bir sorun olduğunda ivedi müdahale etmek gerekiyor. Aksi durumda ciddi hasarlar ve genel elektrik kesintileri karşımıza gelebilir” dedi.

Abbasoğlu, güneş enerjisinin anlık tüketimi olmadığı ve üretiminin fazla olduğu durumlarda sistemin içerisindeki voltaj düzeyini artırabileceğini veya başka sorunlar yaratabileceğine dikkat çekerek, üretilen enerjinin tüketilemediği veya depolama yapılmadığı zaman güneş enerjisinin belli bir oranda tutulması gerektiğini bildirdi.

“Güneş enerjisini durdurmak, dünya gerçeklerine aykırıdır”

Abbasoğlu, bu problemin çözümü için atılması gereken adımların net olduğunu savunarak,şöyle devam etti:

“Güneş enerjisi uygulamalarını durdurmak, şu anki dünya gerçeklerine aykırıdır.

Bütün dünya 2050’de çevre dostu bir dünya hedefi ile emisyonları azaltmaya çalışıp yenilenebilir enerjiye yatırım yaparken, bu kadar yüksek güneş ışığının ve uzun güneşlenme sürelerinin olduğu adamızda bu süreci durdurma yerine sorunu ivedi çözmek gerekir” .

Özellikle ticari kurumların öz tüketim politikasına geri dönmesi gerektiğine vurgu yapan Abbasoğlu, fiyatı artan ve sürekli gelişen depolama uygulamalarına da geçilmesi gerektiğini belirtti.

Abbasoğlu, bu tedbirlerle birlikte kurulumların hemen başlaması ve sürecin önünün açılmasının gerekliliğini anlatarak, “Öztüketim”in, tüketime göre üretim yapma prensibine dayandığını, güneşin olduğu zamanlarda üretilen enerjinin , güneşin olmadığı zamanlarda ise şebekedeki elektriğin kullanıldığını, böylece şebekeye enerji aktarılmadığı için öztüketim prensibi ile üretilen enerjinin günlük kullanılarak şebekeye yük getirmediğini aktardı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75