Güneydeki adaletsiz uygulamalar son bulsun

banner37

KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil, bugünkü liderler görüşmesinde “Türkiye ve üçüncü dünya ülkesi vatandaşları ile evlenen Kıbrıslı Türklerin çocuklarının büyük bir bölümünün Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı alamaması” ve “Güney Kıbrıs’ta çalışan Kıbrıslı Türklerin, güneyde sağlık hizmetlerinden yararlanamaması” sorunlarının da gündeme gelmesini istedi

Güneydeki adaletsiz  uygulamalar son bulsun
banner87

17 BİN KARMA EVLİLİK… Türkiye Cumhuriyeti ve üçüncü dünya ülkesi vatandaşları ile evlenen yaklaşık 17 bin Kıbrıslı Türk olduğu bilinirken, bu evliliklerden doğan çocukların büyük bir bölümüne Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmiyor. Yani 17 bin karma evliliğin her birinden 2 çocuk olduğu düşünüldüğünde 34 bin kişiye, ebeveynlerinden birinin Türkiye ya da üçüncü dünya ülkelerinden birinin vatandaşı olması nedeniyle Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmiyor, ya da “başvurun kayboldu”, “eksik belgen var” gibi bahanelerle süreç ötelendikçe öteleniyor

“VATANDAŞLIK MAFYALARI OLUŞTU… Bu konuda mafyalar da oluştuğunu söyleyen Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın Genel Sekreteri Şener Elcil, “Aracıya para verilir, memura rüşvet verilir ve Rum hükümetinin iddia ettiği kriterleri gerçekleştirmeseniz bile size vatandaşlık verilir” dedi. Şener Elcil, Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı vermek için Rum ve Türklerin işbirliği içinde olduğu mafyalar oluştuğunu savundu ve birçok konuda ortak çalışılamazken, ne yazık ki bu gibi olaylarda ortak çalışma yapılabildiğini belirtti.

Ceren ÖZBİL

   Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Şener Elcil, bugünkü liderler zirvesinde bir araya gelecek olan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Lider Nikos Anastasiadis’e mesaj göndererek; “Türkiye ve üçüncü dünya ülkesi vatandaşları ile evlenen Kıbrıslı Türklerin çocuklarının büyük bir bölümünün Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı alamaması” ve “Güney Kıbrıs’ta çalışan Kıbrıslı Türklerin, güneyde sağlık hizmetlerinden yararlanamaması” sorunlarının da gündeme gelmesini istedi...

    Elcil, ayrıca “güneyde sosyal sigortadan maaş alanlar vefat ettiğinde eşinin kuzeyde yaşaması nedeniyle bu aylığı alamadığını” da anımsatarak, Kıbrıslı Türkleri dışlayan bu uygulamaların liderler tarafından konuşulması ve “güven artırıcı önlem olarak” düzeltilmesi gerektiğini vurguladı.

“Vatandaşlık verilmemesi durumu aşılaması”

   Türkiye Cumhuriyeti ve üçüncü dünya ülkesi vatandaşları ile evlenen Kıbrıslı Türklerin çocuklarına Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmemesi ya da sürekli çeşitli bahanelerle vatandaşlık vermenin ötelenmesi sorunu bir türlü aşılamadı.
   Türkiye Cumhuriyeti ve üçüncü dünya ülkesi vatandaşları ile evlenen yaklaşık 17 bin kişi olduğu biliniyor.

   Yani 17 bin karma evliliğin her birinden 2 çocuk olduğu düşünüldüğünde, 34 bin kişiye, ebeveynlerinden birinin Türkiye ya da üçüncü dünya ülkelerinden birinin vatandaşı olması nedeniyle Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmiyor ya da “başvurun kayboldu”, “eksik belgen var” gibi bahanelerle süreç ötelendikçe öteleniyor.
   KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil, konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne açıklama yaptı.
   Elcil, Kıbrıs Cumhuriyeti makamlarının bu kişilere vatandaşlık vermemesi nedeniyle özellikle ebeveynlerinden biri Türkiye uyruklu olan kişilere, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak dışında başka bir şans bırakılmadığını söyledi.
   Elcil, bu konuda artık iyi niyeti bırakıp, gerekli hukuksal mücadeleyi başlatacaklarını vurguladı.

“17 bin karma evlilik”
   Elcil, Kıbrıs sorununun siyasi gelişmelerinden sosyal yaşamın da etkilendiğini söyledi ve şöyle konuştu:
   “Ülkede 1974’te bir savaş yaşandı, ada ikiye bölündü, insanlar birbirinden bölündü ama süreç de devam etti.
   Bu süreç içerisinde bir takım evlilikler oldu. Sadece 1974 sonrası değil, 1974 öncesi olan evlilikler de vardı.

   Bunlar bir taraf Kıbrıslı Türk veya Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı Kıbrıslı Türk, diğer taraf ise ya Türkiye, ya da başka bir ülkeden yabancı uyruklular oldu. Bu mesele zaman içinde ciddi bir soruna dönüştü. Çünkü önceki Rum İçişleri Bakanı’nın bize verdiği verilere baktığımızda 17 bin karma evlilik oldu. Bu evliliklerin tümünden iki çocuk doğduğunu düşünürsek, yaklaşık 34 bin kişinin bu konuda karma evlilikten doğan çocuklar olduğunu görebiliriz. Tabii ki birinci, ikinci nesil de olabilir. Çünkü aradan 40 yılı aşkın bir süre geçti.

   Bu olaya baktığımız zaman gerçekten ciddi bir sıkıntı olduğu görülüyor. Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti 2003 yılından sonra ve 2004’deki gelişmelerin ardından Avrupa Birliği’ne tam üye oldu. Avrupa Birliği’nin getirdiği çok büyük avantajlar var. Bunlardan biri seyahat özgürlüğüdür. Vizesiz Avrupa Birliği ülkelerine gidip oturabilirsiniz.

   İkinci büyük avantajı ise okuma, ya da üniversite tahsili ile ilgili destektir. Bu açıdan çok önemli bir avantajdır.

   Bu nedenle 2003’te kapılar açılınca, vatandaşlık başvurularında ciddi bir yoğunluk oldu. Burada bizim de üyelerimizin karma evliliklerden doğan çocukları olduğunda sorunu fark ettik ama rakamların 17 bin civarında olduğunun bize söylenmesine rağmen o günlerde rakamların bu kadar büyük olduğunu görmedik.”

“6 bin 300 kişi müracaat etti”
   Karma evliliklerden doğan çocukların Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı alması ile ilgili süreç ilerlediğinde hep sorunlarla karşı karşıya kalındığında söz eden Elcil, bu sorunlardan kimisinin aşıldığını, kimisinin ise aşılamadığını belirtti.
   Elcil, güneyde yaptıkları temaslarda bir takım siyasi engeller olduğunu gördüklerini ifade etti ve “2018 Şubat’ta ilk toplantımızı yaptık. Kitlesel bir çağrı yaptık ve insanları Atatürk Kültür Merkezi’ne topladık. Binin üzerinde katılım oldu. Mağdur olan insanların yakınları, kendileri bizzat orada oldular. Ardından da KTOEÖS ile birlikte KTÖS olarak biz ortak bir ofis açık. Bu insanların başvurmasını istedik. 6 bin 300 civarında müracaat oldu. Bu rakam bence çok düşüktür. Mağdur olan insan sayısı 20 binin üzerindedir” dedi.

“Mağdurlarla ilgili çalışma yaptık”
   Şener Elcil, başvurular içerisinde kimlerin mağdur olduğu ile ilgili bir takım ayrımlara gitmek zorunda kaldıkları söyledi ve şöyle devam etti:

   “Bir grup 1974’ten önce evlenenlerdi. Hatta Kıbrıs’a yasal yoldan gelmişlerdi. Kıbrıs’a gelip, burada oturan ve buradan ayrılmayan insanlar vardı. 1962’de evlenip de vatandaşlık almayan insanlar da vardı. 1940’lı 1950’li yıllarda Filistin’e satılan kızların çocukları geldi buraya, onlarla ilgili sıkıntılar olduğunu gördük.

  Yine 1974 öncesi Kıbrıslı Rumlarla evlenen ama dışlanan bir kesim olduğunu gördük. Onların çocukları da vatandaşlık almadı. Evlatlık alınıp da vatandaşlık almayanlar vardı.

   Bir de 1974 sonrası var ki orada da ülkeye tarım işgücü olarak getirilen 40 bin insan ve bu insanların çocukları da sorun yaşadı. Bunun dışında yurt dışında evlenenler var. Çünkü Kıbrıs Türk toplumu olarak göç veriyoruz. Bu sadece İngiltere değil, Türkiye’ye de ciddi oranda göç eden var.

   Bunların dışında yine aynı şekilde üçüncü ülkelerden vatandaşlarla evlenenler var. Örneğin Rus vatandaşı, Moldovyalı, Beyaz Rusya vatandaşı, Bulgar vatandaşı, Romanyalı ile evlenenler vardı. Biz baktığımızda bunların çocuklarının da mağdur olduğunu gördük. Ayrıca eşler de bu konuda mağdurdu.”

“Güneyde de birim oluşturuldu”
   Şener Elcil, yaptıkları çalışmalarda, geçtiğimiz yıl 22 Ağustos tarihinde, Rum İçişleri Bakanı ile görüşmeleri olduğunu belirtti ve bakanın olaya sıcak baktığını söyledi.
   Rum Dışişleri Bakanı’nın kendilerine yardımcı olmaya çalışacağının sözünü verdiğini belirten Elcil, ardından da Rum İçişleri Bakanlığı’nda bir birim oluşturulduğunu ifade etti.
   Elcil, “Onlarla bizim ofisi temasa geçirdiler. Bizdeki kayıtları onlara aktardık, sorunlu olan vakaları onlara aktardık ve çözümüyle ilgili çaba istedik. Bu süre içerisinde Rum toplumunun ciddi bir engeli, önyargısı ile karşı karşıya kaldık” ifadesini kullandı.

   Şener Elcil, şunları kaydetti:
   “Bu önyargı, beraberinde ciddi bir sıkıntı getirdi ve ‘Güneyde Türklere vatandaşlık veriyorsunuz’ diye bir genel kanı oldu. Kıbrıslı Türklerle, Türkiye’den gelenleri ayırt edecek bir mekanizma yok. Ayrıca Kıbrıs Rum toplumunda herkesin ‘Türk’ olduğuna dair bir önyargı var. O noktada toplumsal bir tepki vardı. Rum siyasilerin bundan çekindiğini gördük.

   Bu süre içerisinde Rum Dışişleri Bakanı ile görüşmemiz oldu. O da bu konuda Bakanlar Kurulu’nda gerekli desteği vereceğini söyledi. Ayrıca güneydeki ombudsman ile görüştük. Konuyu aktardık. Çok büyük bir yardımını görmedik. Çok soğuk yaklaştı. Daha önceki ombudsman yardımcı olmaya çalışırken, şimdiki ombudsmanın yardımcı olmadığını gördük. Tamamen siyasi davrandığını ve görevlerinin dışında hareket ettiğini gördük.”

 “İlk başta başvuru sayısı 92’ydi”

   Şener Elcil, geçen süre içerisinde Rum bakanlarla yaptıkları temaslarda, yurt dışında evlilik yapanlara ve burada doğan çocuklara vatandaşlık verilebileceği konusunda yeşil ışık yakıldığını, hatta başvuru sayısının az olduğunun söylendiğini belirtti.
    Bu konuda 92 kişinin başvuru yaptığını öğrendiklerini ifade eden Elcil, kendilerinin de geçtiğimiz şubat ayı itibari ile başvuru yapılması konusunda çağrı yaptıklarını söyledi.
   Bunun ardından rakamların arttığını kaydeden Şener Elcil, “Gidip başvuranlar oldu biliyoruz. Bu konuda bilgiler bize de geliyor. Ancak Rum Bakanlar Kurulu’ndan bugüne kadar bir karar çıktığını görmedik. Yani tamamen lafta kaldı. Rum Bakanlar Kurulu oturup, bu konuyla ilgili ciddi bir çalışma yapmıyor. Kamuoyu baskısından çekiniyorlar. İnsanları mağdur ediyorlar” dedi.

“Kimse anne ve babasını seçemiyor”
   Kimsenin anne ve babasını kendisinin seçemediğini kaydeden Elcil, şöyle devam etti:

   “Devletin, bireyin kiminle evleneceği ile ilgili bir taahhüdü olmaz. Yani yatak odasına Yunan bayrağı ya da Türk bayrağı dikemezsiniz... Herkes istediği ile evlenir, istediği ile hayatı paylaşır. Maalesef bu konu ciddi anlamda bir ayrımcılık içeriyor.

   Uluslararası hukuka göre ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Anayasası’na göre bu kişilere vatandaşlık verilmesi gerekir. Anne- baba ile ilgili sorunun cevabı açıktır ve o da ‘Bir eşin vatandaşlık alabilmesi için yasal limandan giriş yapması, 3 yıl Kıbrıs’ta yaşaması ve en az 2 yıl da evli kalması gerekir’dir. Bu anlaşılabilen bir şeydir. Bütün dünyada geçerli olan bir şeydir.

   Ancak çocuklarla ilgili ileriye sürülen gerekçenin herhangi bir tutar tarafı yoktur. ‘Anne ve babanız yasal limandan gelmedi’ diyerek vatandaşlık vermemek, yapılamaz. Evliliğini yurt dışında yapan ve yurt dışında doğan çocuklara anında vatandaşlık veriliyor.

   Örneğin Türkiye’ye gittiniz, orada evlendiniz, orada çocuğunuz dünyaya geldi, çocuğunuzla ilgili gelip anında başvurup vatandaşlık alabilirsiniz. Normal doğumla gelen otomatik vatandaş oluyor onlar… Oysa burada doğanlarla ilgili sorun yaratılıyor ve gerekçe olarak da ‘yasal limandan girmediniz’ gösteriliyor. Bu kabul edilebilecek bir anlayış değildir.

   Bu insanlar gerek eğitim, gerek serbest dolaşım hakkı olarak, gerekse de Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki haklardan yararlanmak olarak mağdur ediliyor ama bunun yanında bu bireyler önyargıya yöneliyor. ‘Kıbrıslı Rumlar bizi istemiyor’ veya ‘Kıbrıslı Rumlar bizim düşmanımızdır’ düşüncesine, önyargısına kapılıyor. Bu da Kıbrıs’ta çözüm çabalarına katkı yapmak bir yana dursun, engel oluyor diye düşünüyorum.”

“Rum tarafının izlediği siyaset çok yanlış”
   Şener Elcil,  önemli noktalardan birinin de KKTC vatandaşlığının hiçbir uluslararası geçerliliği olmayıp, Kıbrıs Cumhuriyeti hakkı da verilmeyince, bu insanların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaya itilmesi olduğunu kaydetti.
    Bunun da Kıbrıslı Türk toplumuna destek ve yardımcı olan bir anlayış olmayacağını ifade eden Elcil, aksine, Türkiye vatandaşlarının Kıbrıs’ta çoğalması anlamı taşıdığını belirtti.
   Elcil, kendilerine göre; Kıbrıs Rum tarafının izlediği bu siyasetin aslında gerçek anlamda Kıbrıs Türk toplumunun yok olmasına dönük katkı koymak dışında hiçbir işe yaramayacağını kaydetti.

   Şener Elcil, “Çünkü burada evlenen ve bu evliliklerden doğan çocukların büyük bölümü, bu ülkenin kültürünü almıştır. Bu ülkenin vatandaşıdır. Barış mücadelesinde bizimle beraber yürüyen insanlardır. Kıbrıs Rum tarafı bunları sürekli Türkiye’nin yanına doğru itiyor. Adada bölünmüşlüğü kalıcılaştıran bir anlayış geliştiriyor. Tehlike budur” dedi.

“Rumlar, cezayı karma evlilikten doğanlara kesiyor”

   Rumların nüfusla ilgili Türkiye’ye dava açmaktan kaçtığını ve cezayı karma evliliklerden doğan çocuklara kestiğini söyleyen Elcil, sözlerini şöyle sürdürdü:

   “Biliyorsunuz Türkiye 1949 Cenevre Sözleşmesi’nde yer alan ‘bir yere güçle giren oraya nüfus taşıyamaz’ yönündeki maddeye aykırı olarak önce tarım işgücü adı altında, daha sonra da 100 binlerce insanı Türkiye’den buraya taşıdı.

   Biliyorsunuz Türkiye, garantörlük hakkının arkasına saklanarak buraya askeri güçle girdi. Bu bir savaş suçudur. Bunu da uluslararası yargıya götürecek olan Kıbrıs Cumhuriyeti makamlarıdır.

   Kıbrıslı Rumlar bu yolu kullanmıyorlar. Mülkiyet, kişisel haklarla ilgili meseleleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyorlar. Kıbrıs Cumhuriyeti devleti başvuru yapıyor, destek veriyor ama bu konuda 1949 Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı olarak Türkiye’nin adaya nüfus taşıması ile ilgili konuyu uluslar arası yargıya taşımıyor. Türkiye’nin buraya nüfus taşıma meselesi önlenmiş olsa, adanın kuzeyinde yaşanan kaos önlenecek.

   Şu an kimine göre 500 bin, kimine göre 600 bin, Serdar Denktaş’a göre 800 bin ve birçok kişiye göre bir milyon insan yaşıyor adanın kuzeyinde…

   Okullarımızda okuyan öğrencilerin yüzde 56’sı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Yüzde 5’i üçüncü ülke vatandaşıdır. Geriye kalan yüzde 39 KKTC vatandaşıdır.

   Böyle bir nüfus yapısı içinde biz sorun çözmeye çalışıyoruz. Bu mümkün değildir. Kıbrıslı Rumlar, devlet olduklarını ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ni temsil ettiklerini söylüyor ama bu konuyu Lahey’e taşımıyorlar. Bekliyorlar ki Kıbrıs Türk toplumu tamamen yok olsun adanın kuzeyinde…

   O zaman Kıbrıs sorunu diye bir şey kalmaz. Kıbrıs Türk toplumu yok olduğu anda Kıbrıs Cumhuriyeti’nin siyasi eşit ortağı olan Kıbrıs Türk toplumu olmayacak. Olmadığı içinde Rumlaşmış bir Kıbrıs Cumhuriyeti resmi siyaset olarak daha belirgin duruyor. O açıdan bu konuyu Lahey’e taşımıyorlar.

    Bu konular Dimitris Hristofyas ve Nikos Anastasiadis ile görüşüldü. Maalesef bundan kaçıyorlar. Bu konuyu uluslararası alana, mahkemelere taşımıyorlar. Sadece sözel olarak şikayet ediyorlar.

   Bu konuda Avrupa Konseyi Parlamenteri Alfons Cuco’nun nüfus yapısıyla ilgili, demografik yapının değiştirilmesiyle ilgili raporu vardır. En güçlü argüman buradadır. Bunları yapmıyorlar. Demek ki Kıbrıs Rum tarafının da vatandaşlık vermeme ile siyaseti, adanın kuzeyindeki, Kıbrıs Türk sayısının düşürülmesine yönelik siyasettir. Güneydeki sol ya da sağ siyasilerin hepsi aynı düşünüyor, insanlara yardımcı olmuyorlar. İnsanları bırakıyorlar, başka yöntemlere başvuruyorlar.”

“Mafyalar oluştu”
   Vatandaşlık konusunda Türklerin ve Rumların birlikte çalıştığı mafyalar oluştuğunu söyleyen Elcil, “Para verilir, memura rüşvet verilir ve Rum hükümetinin iddia ettiği kriterleri gerçekleştirmeseniz bile size vatandaşlık verilir” dedi.
   Elcil, birçok konuda ortak çalışmadığını söylenen Rum ve Türk’ün bu konuda ortak çalışabildiğini belirtti.
   Şener Elcil, bazı siyasilerin bütün gün Rumlara sövdüğünü ancak Kıbrıs Cumhuriyeti kimliği de almayı ihmal etmediğini ifade etti.

   Elcil, “Birçok kişi siyasi yakınlık vasıtası ile vatandaşlık aldı. Gariban vatandaşa engel oluyorlar ancak siyasiler araya konularak ya da rüşvet vererek vatandaşlık alınabiliyor. Bu da işin çok garip yanıdır.

   Ne yazık ki bu bir gerçektir. Bazı siyasiler her gün Kıbrıs Cumhuriyeti’ne sövüyor, Kıbrıslı Rumlara sövüyor, ‘Rumlarla yaşanmaz’ diye beyanat veriyor. Ancak diğer yandan da Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı almak için Rum siyasilerle işbirliği yapıyor. Bu da bir başka ikilemdir.”

“Konunun AİHM’e taşınmasına izin vermiyorlar”

   Bunlar dışında ilginç olan bir konu daha olduğundan söz eden Elcil, onun da mağdur olan bazı insanların mahkemeye başvurup, mahkeme belli bir aşamaya geldiğinde de güneydeki yönetimin kaybedeceğini anladığında, bu kişilere vatandaşlık vermesi olduğunu anlattı.
   Böylece konunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşınmadığından söz eden Elcil sürecin önce alt mahkeme, sonra yüksek idare mahkemesi ve ardından da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi şeklinde ilerlediğini ifade etti.
   Elcil, konunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınmaması için Yüksek İdare Mahkemesi’ne gittiğinde bir süre sonra vatandaşlık verildiğini belirtti, bu nedenle de bugüne kadar emsal teşkil edecek bir davanın yaşanmadığını söyledi.
   Şener Elcil, konuyu AİHM’e taşımayanların aslında bir nevi bencillik yapmış olduğunu ifade etti ve eğer tek bir dava bile taşınmış olsa, diğerlerinin de vatandaşlık almasının önünün açılabileceğini kaydetti.

“1999’da vatandaşlık kriterleri değiştirildi”
   Elcil, 1999 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin vatandaşlık kriterlerinin değiştirildiğini söyledi ve şöyle dedi:

   “1999 yılında Vatandaşlık Yasası’nda bir değişiklik yaptılar ve Kıbrıslı Türklerin karma evliliklerinden doğan çocuklara vatandaşlık verilmemesi ile ilgili düzenlemeler yapıldı. Ayrıca 7 tane de istisna eklendi.

   Bunlar aşk evliliği yapanlar, yani örneğin üniversiteye gittiniz, orada tanıştınız, eğer ispat ederseniz, bu evlilik aşk evliliğidir ve eşiniz buraya yerleşim için gelmesi halinde o zaman onların çocuklarına vatandaşlık veriliyor.

   Bunun dışında yurt dışında tanıştığınızı ispat edebilirseniz yine vatandaşlık verebiliyorlar. Bunun gibi 7 madde var. Ancak bunlara da uyulmuyor.

   Şu anda Güney’e gidip başvuran kişilerin, başvuruları zaman zaman kabul edilmiyor. İnsanlar geriye gönderiliyor. Kabul edilse bile “dosyanızı aldık” diyorlar, alındı belgesi vermiyorlar. “Dosyanız kayboldu” diyorlar. Böyle bir ikilemle de karşı karşıya kalıyorlar. İnsanların birçoğu bu durumda mağdur oluyor.”

“Hukuksal yola başvuracağız”
   Karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık hakları ile ilgili artık iyi niyeti bir kenara bırakıp, hukuksal yola başvuracaklarını söyleyen Elcil, şöyle devam etti:

   “İki öğretmen sendikası, açtığımız ofis vasıtası ile bu başvuruları kabul ettik. Güneyden siyasi temasları da sağladık. Rum İçişleri Bakanı, Rum Dışişleri Bakanı ve hükümet yetkilileri ile bir araya geldik. Büro oluşturuldu ancak adım atılmadı.

   Bizim bu aşamadan sonra iyi niyeti bir kenara koyup, hukuksal yolu kullanıcı bir yola başvurmamız lazım. Bunun içinde avukatlarımız var. Güney’de de belli avukatlarla çalışıyoruz. İnsanlarımızı avukatlara yönlendirip, konuları artık mahkemeye taşıma ile ilgili bir süreç başlatacağız.

   Ayrıca bunu bir eylemlilik sürecine taşımak istiyoruz. Gerçekten Güney’de duyarsızlık devam ediliyor.

   Türkiye ile yaşanan siyasi sorun, uluslararası alana taşınmıyor ve bunun intikamı karma evlilik yapan bireylerin çocuklarından alınıyor. Bu, devlet ciddiyetine yakışmayan bir anlayıştır. Kıbrıs Cumhuriyeti makamlarına yakışmayan bir anlayıştır.

   Eğer Türkiye ile bir sorunun varsa, bunu uluslararası alanda AİHM’de paylaşırsın. İnsanların karma evlilikten doğan çocuklarının vatandaşlık vermeme suretiyle cezalandırılması ve Kıbrıslı Türk toplumun yok olmasıyla ilgili bir taraftan Türkiye’nin yaptığı baskılar, diğer taraftan da Kıbrıs Rum toplumunun yaptığı baskılar kabul edilemez.

   Biz, Kıbrıslı Türkler olarak bir sandviç içine sıkışmış bir et parçası gibi iki taraftan sürekli sıkıştırılıyoruz.

   Bu vatandaşlık konusundaki politikalar bizi bir yere taşımaz. Bu adada ırkçılığı tetikler, Kıbrıs Türk toplumunun ayrışmasını ve yok olmasını teşvik eder ve ayrılığı teşvik eder.

   Yani siz Kıbrıs Cumhuriyeti makamlarında oturan kişiler olarak, Kıbrıslı Türkleri kazanma yerine kaybediyorsunuz.”

“Rumlar ayrılığı teşvik ediyor”
   Bir diğer önemli konunun da Kıbrıs Cumhuriyeti makamlarında oturan kişilerin ayrılığı teşvik etmesi olduğunu belirten Elcil, bunun da sadece ve sadece vatandaşlık meselesi ile ilgili olmadığını kaydetti.
   Elcil, 1.5 yıl önce bir yasa geçirilip, güneyde çalışan ve Kıbrıslı Rum gibi sosyal sigortası yatırılan bir Türk’ün, eşi ve çocuklarının adanın kuzeyinde yaşaması nedeniyle sosyal sigortaların kendisine sunduğu sağlık hizmetlerinden yararlanmasının engellendiğini söyledi.
    Elcil, bu yasanın 1.5 yıl önce geçen bir yasa olduğunu ve ciddi bir ayrımcılık içerdiğini belirtti ve “adanın kuzeyinde yaşayan biri, hiç göçmen olmamış olabilir. Kıbrıs Türk köylerinden göç etmemiş olabilir. Bu benim Kıbrıs Cumhuriyeti’nde çalışma hakkımı engellemez. Bana çalışma hakkı veriyorsun. Bir Kıbrıslı Rum gibi sosyal sigortamı yatırıyorum ancak ailem kuzeyde yaşadığı için ben güneydeki doktor ve hastaneden yararlanamıyorum. Bu bir ikilemdir. Bir ayrımdır ve dışlamacılıktır” dedi.

“Ölürseniz aylığınızı eşiniz alamıyor”
   Benzer bir yasa değişikliği daha yapıldığından söz eden Elcil, bunun da  “güneyde sosyal sigortadan maaş alanlar vefat ettiğinde eşinin kuzeyde yaşaması nedeniyle bu aylığı alamaması yönünde olduğunu belirtti.
   Bunun da ciddi bir ayrım olduğunu söyleyen Elcil, bunun Kıbrıslı Türkleri dışlamak anlamına geldiğini ifade etti.
   Elcil, bir taraftan “çözüm istiyoruz”, “çözüm için masadayız” , “Kıbrıs Türk toplumuna Cumhuriyet’teki haklarını vereceğiz” dendiğini, ancak dışlamacılık yapıldığını söyledi.

“Karma evlilikler konusu liderler tarafından masaya yatırılmalı”

   Elcil, şunları kaydetti:
   “9 Ağustos’ta (bugün) iki lider bir araya geliyor. Ben merak ediyorum, bu konuları masaya yatıracaklar mı?

   Çözüm istiyorsak bu gibi basit meselelerle de ilgili adım atılması gerekiyor. Sadece ‘telefonları birleştirdik’ demekle güven artıcı önlem alınmış olmaz. Toplumları yakınlaştıracak meselelerin de masaya yatırılması lazım.

   Kıbrıs sorunu ortaya çıktığında sosyal sigortalarla ilgili bir konu yoktu, karma evliliklerden doğan çocukların durumları ile ilgili bir sorun yoktu…

   Mustafa Akıncı’nın bu konuyu masaya taşıması lazım. Güven yaratıcı önlem bunlardır. İnsanlar arası ilişkinin normalleştirilmesi sağlanmalı.

   Kıbrıs Cumhuriyeti makamları Kıbrıslı Türkleri dışlayamaz. Böyle bir hakkı yoktur. Biz o Cumhuriyet’in ortağıyız. Her ne kadar adanın kuzeyi Türkiye tarafından yönetilirse de, bu bizi Kıbrıs Cumhuriyeti’nden uzaklaştırmaz.

   Bizim kazanılmış haklarımız oradadır ve Türkiye de bu anlaşmalara bağlı olarak Kıbrıs’ta bulunuyor. Hiç kimse uluslar arası hukuku, uluslar arası anlaşmaları geçersiz sayamaz.

   Türkiye’nin yaptığı yanlışların sorumlusu Kıbrıslı Türkler değildir. Kıbrıs Rum tarafının bunu anlaması gerekir. Yoksa adanın kalıcı bölünmesine doğru gideceğiz.”

“Geçmişte karma evlilikten doğan çocuklar için sorun yoktu”
   Şener Elcil, 2004’te yani Annan Planı zamanında karma evlilik olayının bu kadar önemsenmediğini belirtti ve 2006’ya kadar bu kişilere vatandaşlık verildiğini söyledi.
    2006’dan sonra sorun çıkarılmaya başlandığını belirten Elcil, bu açıdan konunun masada görüşülmesi gerektiğine vurgu yaptı.
   Elcil, “Bizim gidecek başka ülkemiz yoktur. Karma evlilikten doğan çocukların da başka ülkesi yoktur. Kültürel olarak, sosyal olarak hayatları buradadır… Plana göre Türkiye’den gelen 42 bin kişiyi kabul ediyor, ancak burada karma evlilikten doğanlarla ilgili sorun çıkarmaya devam ediyor. Bu mantıksız, anlamsız, ayrılığı kökleştiren bir anlayıştır” dedi.

“Emlak almamıza da bankada hesap açmamıza da izin verilmiyor”
   Elcil, bir Kıbrıslı Türk’ün güneyde emlak satın almasının bile mümkün olmadığını ancak bir Rus’un alabildiğini söyledi.
   Bu konuda yasal bir düzenleme olmadığını belirten Elcil, ancak Tapu Dairesi’nin devir yapmadığını ifade etti. Elcil, Kıbrıslı bir Türk’ün güneyde emlak alabilmesi için Bakanlar Kurulu’ndan özel izin çıkması gerektiğini belirtti ve ayrıca Kıbrıslı Türklerin güneyde bir bankada da hesap açamadığını anlattı.
   Bu konuda da engel çıkarıldığını kaydeden Elcil, sözlerini şöyle tamamladı:
   “Derin devlet anlayışı var. Bunların içinde bir grup medya patronu, yargı mensubu, avukat, işadamı ve siyasetçiler var.

   Bunların oluşturduğu bir derin devlet anlayışı var güneyde ve bunlarla dostluk kurduğunuz zaman açamayacağınız kapı yoktur.

   O yüzdendir ki kuzeyde kahramanlık yapıp, Rumlara söven bazı siyasetçilerimiz, bunlarla belli bir anlayış birliğine vardıklarından dolayı güneyde her kapıyı açabiliyor.”
  

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER