Haksız bulan da var, hak veren de

banner37

Ülkedeki siyasi partiler, BM Genel Sekreteri Guterres’in taslak raporunu KIBRIS’a değerlendirdi

banner87
Haksız bulan da var, hak veren de
banner99

Emine DAVUT YİTMEN

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in taslak Kıbrıs raporu, ülkedeki siyasi partiler tarafından farklı şekillerde değerlendirerek, raporla ilgili çeşitli görüşler ortaya koydu.

DP, CTP, TDP, BKP, YKP, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’la ilgili taslak raporunu KIBRIS’a değerlendirdi. DP Genel Sekreteri Afet Özcafer, müzakerelere kapıların kapatılamayacağını ancak iç siyaset ve özellikle ekonomiye daha çok önem verilmesi gerektiğini söylerken, CTP Genel Sekreteri Erdoğan Sorakın, CTP’nin önümüzdeki süreçte BM parametreleri temelinde federal çözümü sağlamak için yoğun çaba harcayacağını açıkladı.

TDP, BKP ve YKP temsilcileri,   Kıbrıs müzakerelerinde yeni bir girişimin, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından Crans Monta’da ortaya konulan Guterres çerçevesi zemininde başlayabileceği görüşünü paylaştı. Temsilciler, tarafların Guterres çerçevesinde ortaya konulan maddeler üzerinde çalışıp, pozisyonları netleştirmelerinin önemini vurguladı. Taslak raporda, Güven Yaratıcı Önlemler ve teknik komitelerin çalışmasının devamı yönündeki görüşüne katılan temsilciler, Güven Yaratıcı Önlemler’de arzulanan hedefin yakalanamadığı, teknik komitelerin çalışmalarının durduğu, oysa bunun devam etmesi gerektiği noktasında birleşti.

Taslak rapor meclisin gündemindeydi

Guterres raporu ve Kıbrıs konusu dün meclisin gündemine de taşındı. UBP Milletvekili Zorlu Töre, görüşmeler sona erdikten sonra iki bölgeli, iki toplumlu federal Kıbrıs’tan söz etmemek gerektiğini vurgulayarak, bu görüşmelerin öldüğünü, ölüyü diriltmemek gerektiğini kaydetti.

CTP Milletvekili Asım Akansoy, uluslararası alanda Kıbrıslı Türklerin sesini dile getirmenin önemine değinerek, “Hassas bir süreçten geçiyoruz. Crans Montana sürecini biliyoruz, ancak Guterres raporu yayınlandı, aslına bakarsanız her iki taraf da güçlü bir irade ortaya koydu, dolayısıyla bundan sonraki süreçte yeni bir virajla dünyadan kopmak uluslararası hukukun dışına çıkmak gibi bir tavrımız olamaz” dedi.

Bir anda federasyon bitti demenin doğru olmadığını ifade eden Akansoy,  temel olanın Kıbrıslı Türklerin hakları olduğunu söyledi. Akansoy, federasyon bağlamında ortaya konan çalışmaların destekçisi olduklarını da vurgulayarak, Guterres raporunda da yer alan 11 Şubat belgesine atıfta bulundu.

Akıncı, müzakere heyetiyle Guterres raporunu değerlendirdi

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakere heyetiyle, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in raporunu değerlendirdiği bildirildi.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, ABD’den ülkeye geçtiğimiz gün dönen Cumhurbaşkanı Akıncı, ilk toplantısını dün müzakere heyetiyle yaptı. Toplantıda 9 Ekim’de kesinleşmesi beklenen BM Genel Sekreteri Guterres’in iyi niyet misyonu raporu ve diğer gelişmelerle ilgili değerlendirmeler yapıldı.

Cumhurbaşkanı Akıncı bugün saat 15.00’te BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar’i kabul edecek.

Özcafer: Bu ülkenin en büyük sorunu, iki halkın birbirine karşı ne kadar güven duyabildiğidir

DP Genel Sekreteri Afet Özcafer, BM Genel Sekreteri’nden farklı bir açıklama beklemediğini, diplomasi gereği bir tarafı suçlayıcı veya diğer tarafın elinden geleni yaptığını söylemek gibi bir durumda olmadığını bildiklerini söyledi. Guterres’in, her iki tarafın yeterli siyasi irade göstermediği söylemini kabul etmediğini belirten Özcafer, “Tüm siyasi partilerimizin genel başkanlarını, cumhurbaşkanımızı ve ekibini, Türkiye’nin dışişleri ekibinin bir çözüm için tüm uğraşı verdiklerini gördük. Bize göre bu ülkenin en büyük sorunu iki halkın birbirine karşı ne kadar güven duyabildiğidir. Bu noktada güvenlik ve garantiler konusunu onlar gündeme getirdiğinde bizim itirazlarımız var. Biz ise farklı olarak gündeme getiriyoruz. Zaman geçtik sonra çözümden uzaklaştığımızı görüyoruz. Sorunlar daha erken çözülmeliydi” dedi.

Müzakerelerin eşitlik ve güven üzerine kurulduğunu ifade eden Özcafer, “Rum tarafı siyasi olarak eşit görmüyorsa, dönüşümlü başkanlığı kabul etmiyorsa üst düzey liderlerin ve garantörlerin olduğu bir toplantıda bunlar konuşulup tartışılırken, altta Güven Yaratıcı Önlemlerle ilgili komitelerin çalışması bana göre komik olur; verimsiz olduğunuzu hissedersiniz. Yetkililerin yukarda sorunları aşamadığını gördüğünüz zaman, altta komitelerin çalıp çalışmaması ne kadar önemlidir?  Bunlar moral bozukluğuna neden olur” diye konuştu.

Müzakerelere kapıların kapatılamayacağını anlatan Özcafer, ortada bir sorun olduğunu ve bunun görmezden gelinemeyeceğini, fakat iç siyaset ve özellikle ekonomiye daha çok dikkat edip, ülkenin önünü açabilecek çalışmalar içinde olunması gerektiğini kaydetti.

Sorakın: Müzakere süresince sağlanan gelişmelerin raporlanması gerekiyor

CTP Genel Sekreteri Erdoğan Sorakın, BM Genel Sekreteri Gutteres’in taslak raporunda öne çıkan hususların Crans Montana Zirvesi sonrasında söylenenlerle örtüştüğünü gördüklerini ve Genel Sekreterin taslak raporunda dengeli ve yapıcı ifadeler kullanmaya özen gösterdiğini belirtti.

Sorakın, Gutteres’in  Crans Montana Zirvesi’nin başarısızlığının temel  nedenini güven eksikliği ve siyasi irade eksikliğine bağlamakla birlikte,  toplumların güvenini artırmada etkisi olacağı düşünülen telefon ve elektrik gibi önemli konularda atılması gereken adımların atılmadığına da vurgu yaptığını aktardı.

Taslak raporda, iki yılı aşkın bir süre sürdürülen müzakere süreci ile Cenevre ve Crans Montana Zirvelerinde güvenlik ve garantiler de dahil olmak üzere önemli açılımlar, gelişmeler sağlandığını ancak bu tarihi fırsatın anlaşma ile sonuçlandırılamadığının da altının çizildiğini ifade eden Sorakın,  “BM Genel Sekreterinin bu düşüncesine katılmakla birlikte geleceğe ışık tutması ve yeni süreçte katkı sağlaması adına müzakere süresince sağlanan gelişmelerin raporlanması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

Sorakın, Gutteres’in Crans Montana’da ortaya çıkan “stratejik anlaşmanın” tamamlanması için tarafların müzakere etmeye karar vermeleri halinde, BM’nin yardımcı olmaya hazır olduğunu ve “Teknik Komitelerin” çalışmalarının devam etmesinin önemine de işaret ettiğini söyledi.

banner9
CTP’nin mevcut siyasi konjonktürde BMGK kararları ve BM parametrelerinde tanımlandığı şekilde “Federasyon” dışında herhangi bir çözüm şeklinin mümkün olmadığını yönündeki düşüncesini anımsatan Sorakın, “Önümüzdeki yıl şubat ayında Güney Kıbrıs’ta yapılacak seçimlere kadar herhangi bir ilerlemenin sağlanması da mümkün görülmüyor. Seçim sürecini bir ara dönem olarak değerlendiren CTP, bu ara dönemin de iyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünmektedir” diye konuştu.

Sorakın,  CTP’nin bazı siyasi partilerin ifade ettiği gibi farklı çözüm alternatiflerinin gündeme getirilip sonuç alıcı çalışmaların yapılabileceğine imkan vermediğini anlatarak, “BMGK kararları ve BM parametreleri durduğu sürece “federal çözüm” dışında herhangi bir çözüm şeklinin görüşülmesi mümkün değildir. 49 yıldır devam eden müzakere süreci hep bu temelde görüşülmüştür. Bu nedenle CTP, önümüzdeki süreçte BM parametreleri temelinde “federal çözümü” sağlamak için yoğun çaba harcayacaktır. Bu bağlamda uluslararası camia ile “diplomatik temaslar” artırılacak, Güney Kıbrıs’taki çözüm yanlısı partilerle görüşmelerini yoğunlaştırıp uzlaşılamayan hususlarda ortak görüşlerin oluşmasına çaba gösterecektir” ifadesini kullandı.

Çözüm gerçekleşene kadar, kapsamlı çözüm hedefinden sapmadan Güven Yaratıcı Önlemler konusunda da adımlar atılmasının önemine dikkat çeken Sorakın, şöyle devam etti:

“Gutteres’in vurguladığı gibi oluşturulan komitelerin iyi niyetle çalıştırılması gerekmektedir. Elektrik, telefon, araç sigortaları gibi insani konular yanısıra çözüme ulaşmada çok önemli olduğuna inandığımız “barış eğitiminin” her iki toplumda da müfredat kapsamına alınması, sosyal, kültürel, sportif ve eğitim etkinliklerine önem verilmesi, nefret söyleminden vazgeçilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”

Özyiğit: Genel Sekreter imza metni sunabilirdi

TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit, tarihi bir fırsatın kaçırıldığı değerlendirmesine katıldığını söyledi. Crans Montana’daki sürece değinen Özyiğit, “BM Genel Sekreteri 30 Haziran’da Crans Montana’daydı ve Guterres çerçevesi denilen başlıkları bırakarak, taraflara karşıdakilerinin de beklentileri doğrultusunda konuyla ilgili düşüncelerini netleştirmelerini ve mümkün olduğunca birbirlerine doğru adım atmalarını istedi. Bunlara ilgili taraflardan yazılı öneri istedi. Rum tarafı, sadece dönüşümlü başkanlıkla ilgili çerçeveye yaklaştığını gösterdi. Dönüşümlü başkanlığı Türk ve Rum adayın yer aldığı tek oy pusulası şeklinde olması şartını öne sürdü. Türk tarafı çerçeve içinde kaldı ancak net ifadeler kullanamadı. Bu nedenle Genel Sekreterin gelmesi yönünde çağrıda bulunduk. BM Genel Sekreteri geldi ve bir dizi görüşme yaptı. Burada ayrı ayrı yapılan görüşmelerde taraflar pozisyonları Genel Sekretere iletti” dedi.

Özyiğit, özellikle Rum tarafınca siyasi iradenin net şekilde ortaya konmadığını, Türk tarafının ise garantilerin kaldırılabileceği ve askerlerin çekileceği ile ilgili bir şeyler koyduğunu, bazı kesimlerin bunun blöf olduğunu söylediğini fakat karşı tarafın bu blöfü görmediğini kaydetti. Özyiğit, BM Genel Sekreterinin tarafların görüşlerini içeren bir imza metnini ortaya koyabileceğini fakat bunu yapmadığını söyledi.

BM Genel Sekterinin arabuluculuk çalışmalarını sürdürmesi gerektiğini belirten Özyiğit, “Tarafların da her ne koşulda olursa olsun kendi içlerinde Guterres çerçevesini tartışması ve pozisyonlarını netleştirmesi gerekir ki olası bir müzakere masasında daha kısa sürede sonuç alınabilsin” diye konuştu.

Özyiğit, Güven Yaratıcı Önlemler konusunda geçmişte konuşulan bazı konularda beklenen adımların atılamadığını ve Genel Sekreterin de taslak raporunda bunu vurguladığını anlattı.

İzcan: Taraflar kararlı adım atamadı

BKP Genel Başkanı İzzet İzcan Guterres’in, tarafların siyasi irade eksikliği bulunduğu yönündeki değerlendirmesinin, doğru ve yerinde olduğunu söyledi.

Tarafların belli noktalarda kararlı adım atamadığını belirten İzcan,  “Örneğin Rum tarafı sıfır garanti, sıfır asker, sıfır müdahale hakkı gibi sıfırdan başlayarak en üst kırmızıçizgilerini koydu ve ondan da geri adım atmadı. Yani pazarlığa girecek bir pozisyon ortaya koymadı. Zaten kendi muhalefeti tarafından da dengesiz, tutuk ve kararsız davrandığı için eleştirilmektedir. Türk tarafı ise sözlü bazı açılımlar yapar gibi oldu ama iş yazılıya geldiği zaman o da kırmızıçizgilerinde direndi” dedi.

Şu anda hiçbir teknik komitenin çalışmadığına işaret eden İzcan, teknik komitelerin çalışmalarının ve iki toplum arasındaki yumuşamanın devam etmesi gerektiğini fakat yumuşama yerine tam tersi bir durum yaşandığını vurguladı. Dini vecibelerin yerine gelmesi konusundaki yasaklamalar, Güney’den Kuzey’e gelecek turistleri engelleme çalışmalarını örnek gösteren İzcan, “İki toplumu yakınlaştırma adına yapılan çalışmalar durmuş durumdadır. Çözüm isteyenler, bu çalışmalarını sürdürmek durumundadır. Öyle görülüyor ki her şey Şubat ayına kadar buzluğa konmuştur” diye konuştu.

İzcan, parti olarak Guterres Belgesi çerçevesinde görüşmelerin en erken zamanda başlamasını istediklerini belirterek, “Doğru olan budur ve Güven Yaratıcı Önlemler de devam etmelidir. Ancak yaşananlar bunun tersidir” dedi.

Tarihi fırsatın kaçırıldığı görüşüne katılan İzcan, buna rağmen siyasetin süregelen, devamlı yapılan bir iş olduğuna dikkat çekerek, yeni fırsatların mutlaka masaya geleceğini söyledi.  İzcan, belli bir süre sonra, süreçlerin yeniden başlayacağı yönündeki inancından söz ederek, bunun için tarafların şimdiden ortamı berhava edecek davranışlardan, söylemlerden kaçınması gerektiğinin altını çizdi.

Kanatlı: İki taraf ev ödevini yapmıyor

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, tarafların genellikle birbirilerini masadan atmak için uğraştıklarını, Genel Sekreterin de açıklamalarına irade, yaratıcılık ve cesaret kelimelerini koyup anlatmaya çalıştığını ve bununla ilgili zafiyet bulunduğunu söyledi.

Genel Sekreterin tarafların yeteri kadar cesur olmadıkları ve siyasi iradelerinin bulunmadığı yönündeki görüşünü sürdürdüğünü belirten Kanatlı, “Şu aşamada yaratıcı şekilde sorunu çözecek bir şeyi masaya koymuyorlar. Akıncı ve ekibi sürekli olarak kamuoyunu yanıltacak bilgiler veriyor. Bilgileri toplumla ham şekilde paylaşıp, toplumun kendi kararını vermesine engel oluyor” dedi.

Tarafların, Genel Sekreterin çağrısına cevap verme konusunun da olduğunu anımsatan Kanatlı, iki tarafın da ev ödevini yapmamaya devam ettiğini, siyasi iradelerini halen ortaya koymadıklarını ifade etti. Kanatlı,  Guterres’in özellikle 6 maddelik çerçevesinde çalışmaların yoğunlaştırılması ve oradaki önemli zeminin kullanılması gerektiğini kaydetti.

Teknik komiteler konusunda bir tek Kültürel Miras Komitesi’nin çok iyi çalıştığını, diğer komitelerin bir anlamda kadük olduklarını, komitelerin Cumhurbaşkanlığı uhdesinde toplanarak etkinliğinin azaldığını,  bu aşamada komitelerin ilk haline geri dönerek, yani toplumun geniş kesimine açılarak çalışması gerektiği yönündeki düşüncesini paylaştı.

Her çöken sürecin sonrasında “bitti” dendiğini ancak gerçekte durumun böyle olmadığını anlatan Kanatlı şöyle devam etti:

“De Cuellar belgesindeki uzlaşıların Gali Fikirler Dizisi’ne yansıdığını gördük. Gali bitti, gömüldü dediğimizde baktık ki Gali’nin ruhu, Annan Planı’nda yaşıyor. Annan Planı yıkıldı dediler ancak halen masada durur. Genel Sekreter kapıyı açık tutmaya çalışır ancak biz, Türk tarafının tavrından endişe duyuyoruz. Hükümet kötü polis, Akıncı iyi polis rolünde. Böyle bir şey olamaz. Annan Planı sonrası dönemde çok gri bir alan kalmıştı; ne yapılacağı belli değildi. Guterres’in ortaya koyduğu altı madde, yeni bina inşası için zemin sağlıyor.”

Güncelleme Tarihi: 04 Ekim 2017, 08:56
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner96