banner6

Halkımız duyarlı olsun; hükümet çözüm üretsin

banner37

Trafik kazalarında evlatlarını yitirmiş olan Türker Demirkıran ve Nazif Mağusalı’nın trafik konusunda hem yetkililere çözüm üretme, topluma da duyarlı olma çağrısı yaptı.

Halkımız duyarlı olsun; hükümet çözüm üretsin
banner150 banner150 banner151 banner143

Girne dağ yolundaki kazada yaşamını yitiren Sude Demirkıran’ın babası Türker Demirkıran ve motosiklet kazasında 9 ay önce hayatını kaybeden Cuma Mağusalı’nın annesi Nazif Mağusalı hem yetkililere hem de topluma trafikte daha duyarlı olunması ve çözüm üretilmesi çağrısında bulundu.

Demirkıran ve Mağusalı, acılarının tarifsiz olduğunu söyleyerek, “Bundan sonrası yok; bizim için bitmiştir” diyorlar. Acılı baba ve anne trafikte her ölüm olayı yaşandığında bir süre tepkiler verildiğine ancak 2-3 ay sonra bunların unutulduğuna dikkat çekti.

Yetkililere de seslenen aileler, hükümetin, sivil toplum örgütlerinin ve sendikaların bir araya gelip sorunları çözmeleri gerektiğini vurgulayarak toplumun da başka bir ölümlü kaza olana kadar sessiz kalmamasını istedi.

Mağusalı, trafiğe çıkıldığında daha duyarlı olunmasının ve caydırıcı cezaların önemini vurgularken özellikle ölümlü kazalarda tutuklunun yargılanma sürecinin en kısa zamanda sonuçlandırılması talebinde bulundu.

“Başka aileler bizim yaşadığımızı yaşamasın” diyen Mağusalı, yabancı uyrukluların ülkemizde araç kullanmamaları gerektiğini, araç kullanacakların yeniden şoför okuluna yazılarak ülke sistemine göre ehliyet almasının hayati olduğu yönündeki düşüncesini aktardı.

Demirkıran ise sesini duyurmak amacıyla KIBRIS TV’de “Onlar Anlatıyor”a katılmayı kabul ettiğini ifade ederek, çok sevdiği biricik kızı Sude’sine seslendi, “Sude’mi çok sevdiğimi söylemek isterim. O, beni buradan duyuyor”.. Demirkıran, “Bir kaos ortamı yaratmadan, yetkili kimselerin bir an önce uzlaşıya varıp, bu sorunları bir an önce çözmelerini diliyorum” dedi.

Demirkıran, İlayda, Sude ve Denktaş’ın vefat ettikleri yola, yol düzeltildikten sonra isimlerinin verilmesini istediklerini de kaydetti.

SORU: Sude nasıl bir kızdı? Neler yapardı? Cuma nasıl biriydi?

DEMİRKIRAN: Kızım 2004 doğumlu, 13 yaşında. Eşimden ayrı olduğum için annesi Karaağaç’ta kalmaktaydı. Oradan okula gidip geliyordu. Yolların güvensizliğinden dolayı, son yıl bende kalmasını kararlaştırdık. Ancak bu da yeterli olmadı. 2-3 hafta sınavları vardı. Annesini özlediğinden dolayı gitmek istedi. Hafta içi sınavların bittiği gün, annesine gitti. Ertesi gün tekrar okuluna gelecekti. Kara gün oldu. Kızımı orada kaybettim. Buraya gelirken çok düşündüm. Acımız çok taze; söyleyecek çok söz var. Herkes derdimizi, üzüntümüzü paylaşıyor. Bir taraftan da farklı yerlere çekiliyor. Buraya gelmemi bile farklı taraflara çekebilirler. Ben giden kızımın arkasından, çocuğumun boş yere gitmediğimi, boş yere canının yanmadığını ispatlamak, onun arkasında olduğumu kanıtlamak için bu çok acı günümde bile gelip sizlerle trafik canavarının neler yaptığını, canlar aldığını konuşmak istedim.

MAĞUSALI: Cuma, 1989 doğumludur. 9 aylık evliydi. Ben şehit kızıyım. Cuma’ya adını, babamın adını yaşatabilmek için koyduk ama maalesef kendini bilmez biri alıp gitti elimizden. Zanlının halen yargılanmaması bizim çok zorumuza gidiyor, ateşimizin üstüne bir o kadar daha ateş düşüyor.  Davanın tekrar görülmesi için gün bekliyoruz. Olay günü, Cuma’nın büyükannesi hastanede yatıyordu ve büyükanneye bakıyorduk. Çocuğum her yere koşuşturuyordu. Eşim MS hastası ve epilepsi durumu var. O sabah Cuma, motoruyla geldi.. 2-3 gün hastanede kalmıştım. Bana “Anne sen eve git. Nenemin yanına ben geldim. Sen biraz dinlen. Biri geldiğinde ben de gideceğim” dedi. Ben de öğle saatlerinde çıktım. Ardımdan da oğlum çıktı. Gelinimin anneannesi de 15 gün önce rahmete kavuşmuştu. Dedesine bakmaya giderdi. Cuma, düz yolda giderken bu şahıs önünü kesti. Bize haberi hemen vermediler akşam iğne yapıp, haberi öyle verdiler.

SORU: Çocuklarınızın ne gibi hayalleri vardı? Neler yapmak isterlerdi?

MAĞUSALI: Cuma, Çalışma Dairesi’nde çalışıyordu. Herkese yardım eden, çok sevilen bir çocuktu. Bazı engelli bireyler vardı. Onlara yardım ederdi.

DEMİRKIRAN: Sude’nin birçok hayali vardı. Gerçek hayata atılmadan birçok hayaller kuruyordu. En son hayali, psikolog olmaktı. Belki bu değişecekti; bilmiyorum. Nasip olmadı.

SORU: İnsan hiç kendi ocağına ateşin düşeceğini tahmin etmiyor…

DEMİRKIRAN: İşin acısı da o zaten. Canlılar içinde öleceğini bilerek yaşayan tek canlı, biz insanlarız. Ancak hiçbir tedbirimizi almadan yaşıyoruz.

“Her ölümlü kazadan sonra tepki oluyor ancak bunlar yetmiyor”

SORU: “Yolun güvensiz olduğunu gördük ve o nedenle kızım bende kalıyordu” dediniz. Yolda gözlemlediğiniz aksaklıklar nelerdi? Hiç şikayet ettiniz mi?

DEMİRKIRAN: Şikayet mercii yok. Kime şikayet edeceksiniz? Karayollarına mı? Devlete mi? Belediyeye mi? Bu yol gerçekten tehlikeli, bariyer eksik, ışıklandırma eksik. Bunu yetkililerin görüp yapması lazımdı; yapılmadı. Her ölümlü kazada bir tepki oluyor, bir şeyleri düzeltmeye çalışıyorlar. Şimdi de sağda solda faaliyetler başladı ama yetmiyor. Ben bu tehlikeyi gördüğüm için kızımı otobüsle değil, kendi aracımla getirip götürüyordum. Ancak ne kadar kaçacaksınız? Bu yol daha önceki yıllardaki 7 ölümlü kazadan sonra yapılmış olsaydı, bu kez bu kazayla ilgili kader diyebilirdik. Oysa şimdi, kader diyemiyoruz. İhmaller, eksikler, yanlışlar var. Çocuğum bunlardan dolayı gitmiştir.

SORU: Nazif Hanım, oğlunuzu geçtiğimiz şubat ayında kaybettiniz ve o zamandan bugüne yasını tutmaya devam ediyorsunuz…

MAĞUSALI: Kaza tamamen dikkatsizlik sonucu oldu. Oğlum tali yoldan geliyordu ve yavaştı. Keşke diyorum süratli olsaydı. Belki de öyle olsaydı kurtulabilirdi. Bizim için hiç kolay olmadı. Her gün sabahtan akşama dek mezarlıktayım. Hayat bizim için bitti. Çocuğum orada olduktan sonra hiçbir şeyin anlamı yok. Beni ayakta tutmaya çalışan küçük oğlumdur. 20 yaşındadır. Abisi ile çok güzel bağları vardı; hem abisini hem arkadaşını hem de sırdaşını kaybetti.

SORU: Türker Bey sizin acınız daha taze. Nasıl hissediyorsunuz? Öfkeli misiniz, üzgün müsünüz, şokta mısınız?

DEMİRKIRAN: Yaşanacak gibi değil. Tarifi imkansızdır; hem çok üzüntülüyüz, hem perişanız, hepsi bir arada. Dostlarımız açıp başsağlığı dileklerinde bulunuyorlar, “sözün bittiği noktadayız” diyorlar. Gerçekten de sözün bittiği noktadayız. Ancak sözün bittiği yerde kalmayıp, bir şeyler yapmak istiyoruz ki sesimizi duyuralım ve trafikle ilgili bir şeyler yapılsın. Benim şu anda trafikte kaybedeceğim bir şey yok. Yola çıktığımda arkamda çocuğum kalacak diye bir korkum da yok. Ebeveynlere, annelere, babalara seslenmek istiyorum. Sizin halen kaybedecek bir canınız, bir evladınız vardır. Lütfen biraz duyarlı olun. Yetkililer de devlet de sivil toplum örgütleri de sendikalar da bir araya gelip sorunu çözsünler. Yüzde 100 çözemeyecekler ama indirgesinler. Toplum olarak biz de bir şeyler yapalım ama 3- 5 gün bunun mücadelesini verip, sonra herkes başka bir ölümlü kaza olana kadar kendi tarafına çekilmesin.

“Kapıyı kapadığınızda acı gerçekle defalarca karşılaşırsınız”

SORU: Öğrencilerin arkadaşları için yaptıkları eylemleri nasıl görüyorsunuz?

DEMİRKIRAN: Onları alınlarından öperim. Bugün bir de mesaj yayınlayarak, onlara sendikaları, sivil toplum örgütlerini, devleti eylemlerine karıştırmasınlar dedim. Eylemlerini, protestolarını yapsınlar çünkü onlar ileride bizim yöneticilerimizdir. Öğrencilerimizin bilinçlenmiş olmaları çok güzel bir şey. Bunun yanında pek çok spekülasyon yapılıyor. Başka yerlere çekilmeye çalışılıyor. Böyle yapılarak kim kazanacak? Yolları TC yapıyor. Bunun idamesini biz yapamıyorsak, devlet olmamızın ne anlamı var? Şoförler olarak yanlışlarımız yok mu? Evet var. Toplum olarak da bir şey yapmıyoruz. Sivil Toplum Örgütleri “şu yolu yapın, yapana kadar eylemlerimiz devam edecek” demiyor. Devletimizde kontrol mekanizması yok. Denetim yok. Birbirimizi trafikte uyarmıyoruz. Çözüm üretsinler. Herkes sorunları, bunların nedenlerini biliyor. Ancak çözecek olan hiçbir merci yok, herkes topu birbirine atıyor.

MAĞUSALI: Oğlumun ölümünden sonra motorcular eylem yaptı. Ancak gördüğünüz gibi hiçbir sonuç alınamadı. Geçenlerde, aynı yerde, aynı şekilde bir araba kazası oldu. Cuma’nın ismi yeniden sosyal medyada gündeme geldi. Hiç düzenleme yok. Hep bizim çocuklarımızın yanına kalır. Çocuğunuzu toprağa verirsiniz. Sağda solda olan şahıslar 1-2 gün üzülür, sonra herkes dağılır. Kapıyı kapadığınızda acı gerçekle defalarca karşılaşırsınız. Aile kuracaktı, çocukları olacaktı. Çok hayalleri vardı. Her şey bir anda yok oldu.

SORU: Cuma motor kullanıyordu. Hiç oğlunuzun başına bir şey gelecek diye korkar mıydınız?

MAĞUSALI: Cuma, ilk motorunu satın aldığında motor çevresinden çok sevdiği İsmail diye bir dostumuz vardı. Onu devreye koydum. O zaman daha küçüktü. Başına bir şey gelmesin demiştim ve motoru sattırmıştık. Çocuğun doğuştan motor sevdası var. Motorunu o kadar severdi ki evin içine koymuştu. Yabancı uyrukluların ülkemizde araba kullanmamaları gerekir. Eğer ille de araba kullanacaklarsa buranın yasalarına göre, tekrar şoför okuluna yazılacaklar ve buranın sistemi nasılsa ona göre ehliyetlerini alacaklar. TIR sürücülerine de belli bir yaş sınırlaması getirilmeli. Bu davanın bu kadar uzaması, MS hastası olan eşimi çok yıprattı. Bu kişinin tutuksuz yargılanması, tüm ailemi derinden üzdü. Özellikle ölümü kazalarda erken yargılama olmalı. Bu hem aile açsından hem karşı tarafın güvenliği için önemli. Böyle kazalarda cezalar caydırıcı olmalı. Motorluya, bisikletliye, yayaya saygı yok. İnsanlarda bir bencillik hakim. Trafikte herkes birbirine saygılı olmalı.

“Bilirkişi raporu hazırlanması aylar, haftalar sürüyor”

SORU: Türker Bey, sizin yargıdan beklentiniz nedir?

DEMİRKIRAN: Şoförün payına düşen ceza neyse almasını isterim. Ancak hata sadece şoförde mi? Onu öğrenmek isterim. Bir bilirkişi raporu hazırlanması aylar, haftalar sürüyor. Bu işle ilgili uzmanlar var. 1-2 günde raporu çıkarsınlar ve desinler ki “yolda hata var, şoförde hata var, zamanda hata var”. Bu belirlensin, ben de rahat edeyim. Şu ana kadar bir şey söylenmedi.

SORU: Bilirkişi raporunda bu hatalar ortaya çıkarsa ayrı bir dava açmayı düşünür müsünüz? Diğer ailelerle bu konuyu konuştunuz mu?

DEMİRKIRAN: Evet dava açmayı düşünüyorum. Diğer ailelerle de konuştum; yapabileceğimizi yapacağız. Ancak netice ne olacak? Hiçbir şey.

“Bundan sonrası bizim için bitmiştir”

SORU: Bundan sonrası için nasıl hissedersiniz?

DEMİRKIRAN: Bundan sonrası bizim için bitmiştir. En azından toplumda duyarlılık artırılsın ve Sudeler İlaydalar boş yere gitmiş olmasın. Benim istediğim budur. Ben baba olarak çağrıda bulunuyorum. Siyasiler ve diğerleri hepsi bir adım geriye gitsin. Oturup anlaşsınlar. Bu sorunlar ortada duruyor. Vatandaş da üzerine düşeni yapsın. Cezalar artırılsın. Denetleme mekanizması kurulsun. Benim kafamda soru işaretleri var. Suç yolda mı? Ben yanlışlıkla mı gönderdim diye kendi kendimi suçluyorum. Bütün suç şoförün mü? O kötü yola kızımı ben yolladım ama o kötü yolu yapan da devletim. Kazadan sonra o bölgeye gidemedim.

“Vefat ettikleri yola, yol düzeltildikten sonra İlayda, Sude ve Denktaş’ın adının verilmesini istiyoruz”

SORU: Nazif Hanım, siz oğlunuzu kaybettiğiniz yere gidiyor musunuz?

MAĞUSALI: Hiç gidemem. Gelinim annesiyle o bölgede oturur ancak o yoldan gidemem. Yoldan da geçemiyorum. Zaten evden mezarlığa, mezarlıktan eve gidip geliyorum. Çok sosyal insandım, çok çevrem vardı. Şimdi kimseye gitmiyorum. 4-5 ay kardeşim benimle kaldı, evine hiç gitmedi. Yine de o yoldan geçemem. Mezarda konuşur, ağlarım, anlatırım. Mezarın başına resmini bile koymadım. Sanki bir yerden gelecek. Motor sesi duyamam.

DEMİRKIRAN: Arkadaşlarım, dostlarım, ailem çok büyük destek çıktı. Bu şekilde durmam onların sayesinde. Buraya gelirken bayağı düşündüm. 3 ay sonra bu konu gündemden çıkacak. Benim, 2-3 ay sonra buraya gelip de bunları ifade etmemin pek anlamı olmayacak. Bu nedenle gelip programa katıldım. Sustukça başkalarının başına gelecek. Konuşmalıyız. Bir trafik kazasının geleceğini bile bile yaşıyoruz ve önlem almıyoruz. Annesinin bir isteği var. Vefat ettikleri yola, yol düzeltildikten sonra İlayda, Sude ve Denktaş’ın adının verilmesini istiyor. İsimlerinin yaşatılmasını istiyoruz.

SORU: Son olarak neler söylemek istersiniz?

MAĞUSALI: İnsanlar trafiğe çıktıklarında biraz daha duyarlı olsun. Caydırıcı cezalar olmalı. Özellikle ölümlü kazalarda tutuklu yargılanma ve davaların, en kısa sürede sonuçlanmasını istiyorum. Başka aileler bizim yaşadığımızı yaşamasın. Biz ailece öldük. Bunun geri dönüşü yok. Beni bundan sonra hiçbir şey mutlu edemez.

DEMİRKIRAN: Buraya sesimizi duyurmak için geldik. Sudemi çok sevdiğimi söylemek isterim. O beni buradan duyuyor. Bir kaos ortamı yaratmadan, yetkili kimselerin bir an önce uzlaşıya varıp, bu sorunları bir an önce çözmelerini diliyorum. Başka canların gitmemesi için ellerinden geleni yapmalarını diliyorum.

 

Güncelleme Tarihi: 11 Aralık 2016, 10:04
banner343
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110