banner6

Harram olsun!

banner37

Teknecik’e dün 12 bin ton yakıt getirildi; yakıtı getiren ‘İçkale’ adlı firmanın, 12 Eylül’de açılan ihalede taşınması için 45 dolar teklif verdiği yakıt için 75 dolar alacağı öğrenildi.

Harram olsun!
banner151

İhalede 45 dolar attı, dün 75 dolara getirdi… Teknecik’e, dün İçkale adlı firma tarafından getirilen 12 bin tonluk yakıt için adı geçen firmanın metrik ton başına 75 dolar alacağı öğrenildi. İlgili firmanın, KIB-TEK’e akaryakıt temini için MİK tarafından 12 Eylül’de açılan ihaleye attığı son fiyatın, metrik ton başına 45,9376 dolar olduğu dikkate alındığında, Kıbrıs Türk halkının cebinden ‘sadece dün’ 350 bin doların ‘ekstradan’ çıktığı anlaşılıyor.

Toplam zarar tüyler ürpertiyor… KIB-TEK Yönetim Kurulu eski Üyesi Yusuf Avcıoğlu, doğrudan yakıt alımlarıyla oluşan 139 milyon 567 bin 017 TL'lik zarar ve Güney’den alınan enerjiye ödenen 83 milyon 353 bin 575 TL fark göz önünde bulundurulduğunda, sürecin KKTC’ye toplam zararının 222 milyon 920 bin 592 TL’ye ulaştığını vurguladı. Avcıoğlu, “Bu rakama, yüzde 30’lara varan faizlerle bankalardan alınan borç ve dün 12 bin tonu getirilen yakıt nedeniyle devletin uğratıldığı 350 bin Amerikan Doları ise dahil değil” dedi.

Teknecik Elektrik Santrali’ne, dün 12 bin ton yakıt getirildi.

‘İçkale Sosyal Hizmetler ve Taşımacılık’adlı Türkiye merkezli firmanın, dün gelen yakıt için metrik ton başına 75 Amerikan Doları alacağı öğrenildi.

İçkale’nin,, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’na (KIB-TEK) akaryakıt temini için Merkezi İhale Komisyonu (MİK) tarafından 12 Eylül’de açılan ihaleye attığı son fiyatın,metrik ton başına 45,9376 Amerikan Doları olduğu dikkate alındığında, Kıbrıs Türk halkının cebinden ‘sadece dün’ 350 bin Amerikan Dolarının ‘ekstradan’ çıktığı anlaşılıyor.

KIB-TEK Yönetim Kurulu eski Üyesi ve Halkın Partisi (HP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Üyesi Yusuf Avcıoğlu ise KIB-TEK’te ‘yeni bir vurgunun’ gerçekleştiğini savundu.

“Buram buram şaibe, buram buram rant paylaşımı kokuyor” diyen Avcıoğlu, KIB-TEK’in geçtiğimiz günlerde sonuçlanan Akaryakıt Temin ve Taşıma İhalesi’ne yedi firmanın teklif attığını, bu firmalardan üçünün teklifinin geçersiz sayıldığını, iki firmanın teklifinin“Aşırı düşük teklif” denilerek elendiğini, ihaleyi kazanan firmanın metrik ton başına 45,9376 Amerikan doları teklif sunduğunu, aşırı düşük teklif limitinin ise metrik ton başına 45,9375 Amerikan Doları olduğunu hatırlattı.

Bu bağlamda, ihaleyi kazanan firmanın, aşırı düşük teklif limitini ‘kuruşu kuruşuna ayarlayarak’ teklif attığını savunan Avcıoğlu, keşif bedeli şayet daha düşük tutulsa daha düşük teklif atılacağını veya aşırı düşük teklif adı altında elenen firmaların elenmeyeceğini de iddia etti.

“Atanmış Başbakan” olarak tanımladığı Ünal Üstel’e bir dizi soru da yönelten Avcıoğlu, 11 Ağustos 2022 tarih ve 209/2022 sayılı ihalede metrik ton başına 34 Amerikan Doları olan keşif bedelinin, 15 Eylül 2022’de yani ‘sadece 1 ay sonra’metrik ton başına 61,25 Amerikan Dolarına yani ‘iki katına’ nasıl ve neden çıktığının izahını istedi.

İhalede, metrik ton başına 45,9376 Amerikan Doları teklif atan firmaya, hangi hak ile önce metrik ton başına 149 Amerikan Doları, sonra da yine metrik ton başına 75 Amerikan Doları fiyata yakıt taşıtıldığı konusunun da ‘izaha muhtaç’ olduğunu söyleyen Avcıoğlu, Bakanlar Kurulu’nun, yaptığı ‘adrese teslim’ ihalesiz doğrudan alımlar sonucu ödediği ‘milyonlarca dolar fazla’ taşımacılık ücretini tazmin edip etmeyeceğini de merak ettiğini belirtti.

İhale teklifi ile doğrudan alım fiyatı arasında fazladan ödenen milyon dolarların hesabını kimin vereceğini de soran Avcıoğlu, ayrıca, “İhalenin keşif bedeli ve Kamu İhale Yasası’nın aşırı düşük teklif limitine göre, kuruşuna kadar taban fiyatı atan firmanın, keşif bedeli daha düşük olsaydı bu fiyatın çok daha altında teklif atabileceğinin, dolayısıyla keşif bedelinin çok yüksek olduğunun farkında mısınız? Keşif bedelindeki bu fahiş fiyat farkının hesabını kim verecek?” şeklinde konuştu.

“Sayıştay, Mali Polis ve Başsavcılığı göreve davet ediyorum”

Yusuf Avcıoğlu, 7 Temmuz 2021 'de, “KIB-TEK’in akaryakıt taşımacılığında metrik ton başına 27,30 Amerikan Doları artık tavan fiyattır. Bu fiyatı veren başka şirketler varsa, onlarla çalışırız. Herkes bilsin, halkın daha fazla soyulmasına izin vermem” diyen fakat metrik ton başına 28 Amerikan Doları keşif bedeli belirleyip, defalarca ihale iptal ettirdikten sonra “Metrik ton başına 27,30 Amerikan Doları, tavan fiyattır” diyen Erhan Arıklı’nın ise önce metrik ton başına 149 Amerikan Doları, sonra metrik ton başına 75 Amerikan Doları ve şimdi de metrik ton başına 46 Amerikan Doları fiyat ile yakıt taşımacılığı yapılmasına ‘gıkının çıkmadığını’ kaydetti.

İhalesiz, doğrudan yakıt alımlarıyla oluşan 139 milyon 567 bin 017 TL'lik zarara ilave olarak, Güney’den alınan enerjiye ödenen 83 milyon 353 bin 575 TL fark da göz önünde bulundurulduğunda, sürecin KKTC’ye toplam zararının 222 milyon 920 bin 592 TL’ye ulaştığını da vurgulayan Avcıoğlu, “Bu rakama, iki veya üç sefer ‘yüzde 30’lara varan faizlerle bankalardan alınan borç ve bu borcun faizi ve dün itibarıyla 12 bin tonu getirilen yakıt nedeniyle devletin uğratıldığı 350 bin Amerikan Doları ise dahil değil” şeklinde konuştu.

KKTC’de 2016-2022 yılları dahilinde gerçekleştirilen altı ihalenin de 30-35 Amerikan Doları keşif bedeliyle gerçekleştiğine işaret eden Avcıoğlu, en yüksek keşif bedelinin ancak 38 Amerikan Dolarını bulduğunu; buna göre, 45 Amerikan Dolarlık keşif bedelinin ‘fahiş’ kaldığını belirtti.

İhalelerin sürüncemede kalmasının nedenlerine de değinen Avcıoğlu, yetkilileri ‘yakıtın biteceği’ konusunda defalarca uyardıklarını ancak ‘ihale süreçlerini baypas ederek direkt alımın önünü açabilmek için’ bu uyarılarının ilgili makamlar tarafından duymazdan gelindiğini savundu.

“Kimse suçu birbirine atmasın çünkü bu durumdan,‘kararlarında oy birliği şartı aranan’ Bakanlar Kurulu’nun tamamı sorumlu” şeklinde konuşan Avcıoğlu, direkt alım kararlarında imzası olan herkesi ‘hesap vermeye’ davet etti.

Bu ülkede Sayıştay Başkanlığı, Mali Polis ve Başsavcılık adı altında kurumlar ‘gerçekten varsa’ bu kurumları sorumluları tespit edip cezalandırmak üzere göreve davet eden Avcıoğlu, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı:

“Hırsız var! Ünal Üstel, basına verdiği demeçte, ‘fahiş fiyattan, ihalesiz ve adrese teslim doğrudan alımının’ Sunat Atun tarafından ‘kucağına bırakıldığını’ söyledi.

Atun ise yaptığı açıklamada, tüm sürecin Ünal Üstel'in de ‘bilgisi ve onayı dahilinde’ yaşandığını ifade etti.

Erhan Arıklı ise KIB-TEK ve halk soyulurken, ‘dut yemiş bülbül gibi’ sessizliğini koruyor.

Üçünün de inkar etmediği ortak nokta, fahiş fiyattan yapılan, ihalesiz, adrese teslim doğrudan alımlar ile KIB-TEK ve vatandaşın soyulduğu gerçeğidir.

Bu ülkede, gerçekten Savcılık, Sayıştay ve polis varsa, derhal bu kurumlar gereğini yapmalı, sorumluları yargı önüne çıkarmalıdır zira bu sözde ihale, özde buram buram şaibe, buram buram rant paylaşımı kokuyor.”

Arıklı: ‘Mafya’ KIB-TEK’in kanını emiyor

Öte yandan, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı ve Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Genel Başkanı Erhan Arıklı da dün yaptığı açıklamada, ‘KIB-TEK’in basit bir kurum olmadığını’ belirtti.

Arıklı, açıklamasında özetle şu ifadeleri kullandı:

“Son zamanlarda KIB-TEK ile yatıp kalkar olduk. KIB-TEK basit bir kurum değil. En son Bakanlar Kurulu’ndan geçen bütçesi 8 milyarın üzerinde. Yani devletin bütçesinin yarısı. Benim ‘Mafya’ dediğim bir grup, yıllardır oranın kanını emiyor.

Önceki gün KIB-TEK yakıt ihalesi yapıldı. Sonuçta MİK, ikinci en yüksek teklifi veren İçkale isimli firmanın kazandığını ilan etti.

Tartışmalar da ondan sonra başladı çünkü İçkale’den daha düşük teklif veren 2 firma vardı. İhalenin açıklandığı gün, Başbakan’ın da olduğu bir toplantıda, MİK Başkanı’na en düşük teklif veren firmalara ihalenin niçin verilmediğini sorduk. MİK Başkanı, bir firmanın evraklarının eksik, diğer firmanın ise bu fiyata bu yakıtı getiremeyeceğine kani oldukları için ittifakla o firmaya ihaleyi vermediklerini söyledi. Ayrıca yasa, kendilerine keşif bedelinin yüzde 25 altına fiyat vereni eleme hakkı veriyormuş.

Meseleye iki açıdan bakmak mümkün.

Birincisi, yakıtı 75 dolara getiren firma ‘Şimdi 45 dolara getireceğim’ diyor. İhale kesinleşir ise taşımaya 30 dolar daha az para ödeyeceğiz. İyi de aynı firmaya yaptığımız yüksek ödemeleri nasıl izah edeceğiz?

İkincisi, ki bana göre çok daha önemli; MİK, kendine göre haklı ve yasalara uygun bir karar vermiş olabilir ama bana göre, komisyondaki arkadaşlar dünyayı iyi okuyamadıkları için yanlış bilgi ile bu kararı verdiler.”

“Bu yakıt 10 dolara bile getirilebilir”

“Ben iddia ediyorum. Bu yakıt, bırakın 19-20 doları, 10 dolara bile getirilebilir çünkü biz gelen yakıtı Plass değeri üzerinden ödeyeceğimizi söylüyoruz” diyen Erhan Arıklı, Plass değerle kast edilenin de yakıtın İtalyan borsa fiyatı olduğu bilgisini verdi.

Fuel oilin borsa fiyatının an itibarıyla yaklaşık 600 Amerikan doları olduğuna dikkat çeken Arıklı, “Oysa mesela Rusya gibi ambargolu bazı petrol üreticisi ülkelerden bu yakıtı çok daha ucuza almak mümkün. Spot piyasada ise yarı yarıya ucuza almak mümkün” dedi.

Buna göre, ihaleye giren ve alan firmalar için taşıma bedelinin değil; ‘yakıt bedelinin’ önemli olduğunu söyleyen Arıklı, “Yani 300-400 dolara aldıkları yakıtı kuruma 600 dolara satacaklar. Ayda 24 bin ton fuil oil alındığını düşünün. Asıl para orada” ifadelerini kullandı.

MİK’in “Bu paraya getiremeyeceklerine kani olduk” yönündeki açıklamasını da eleştiren Arıklı, “Üste para istesen verecekler. Adamlar 3-5 doların değil milyonlarca doların peşinde” dedi.

Arıklı, açıklamasını şu ifadelerle noktaladı:

“Gelelim asıl meseleye; ihaleye çıkılacağı zaman, Bakanlar Kurulu’nda şartnameyi hazırlayan KIB-TEK yetkililerine, adrese teslim anlamına gelen bazı şartların şartnameden çıkarılmasını ve ihalenin CİF Teknecik olarak hazırlanması yönünde talepte bulunmuştuk.

Sayın Başbakan ve bizler bu talebi üzerine basa basa söylediğimiz halde, KIB-TEK’teki yetkililer, birilerinin baskısı ile şartnameyi yine eskisi gibi adrese teslim hazırladılar.

Adrese teslim şartlar içeren bu şartnameye göre, MİK bu ihaleyi böyle sonuçlandırmak zorunda kaldı.

Soru şu: Aynı soruyu Bakanlar Kurulu’nda KIB-TEK yetkililerine de sordum. Bakanlar Kurulu’nda ihale şartnamesine şu maddeleri koymayın dediğimiz halde, şartnameyi yine adrese teslim hazırlayanlar kim?

Bunlar bu cesareti kimden aldılar da Bakanlar Kurulu’nu ve Başbakan’ı bile dinlemeden bu şartnameyi hazırladılar?”

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner75

banner88

banner110