Hasipoğlu: Maraş TMK aracılığı ile açılabilir

banner37

banner87
Hasipoğlu: Maraş TMK aracılığı ile açılabilir
banner99
banner90

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Gazimağusa Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, “Maraş Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK) aracılığı ile açılabilir” dedi.

UBP Basın Bürosu’ndan yapılan açıklama şöyle:

“Katıldığı bir programda Kapalı Maraş ile ilgili soruları yanıtlayan UBP Gazimağusa Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, Kapalı Maraş’ın 1974 öncesi en gözde turizm bölgesi olduğunu ve ada turizminin Maraş üzerinden döndüğünü kaydetti.

Hasipoğlu, 1974 sonrasında kapanan Maraş’ın Rum tarafı ile yapılan görüşmelerde kapsamlı bir çözüm olması halinde Türk tarafının bir tavizi olarak telaki edildiğine vurgu yaparak, geçmişte Denktaş ve Kipriyanu arasında imzalanan Doruk anlaşmasında ve keza BM Güvenlik Konseyi kararlarında da ‘’Kıbrıslı Türkler ve Rumlar, kapsamlı çözümü beklemeyin,  oturup anlaşın ve Kapalı Maraş’ı açın’’ denmiştir. Belki de hiçbir zaman kapsamlı çözümün olamayacağı daha o zamandan öngörüldüğü için zamanın yöneticileri ve Birleşmiş Milletler, Kapalı Maraş”ı kapsamlı çözüme ulaşma koşulunun dışında tutarak açılması yönünde kararlar üretilmişti.

1980-90”Lİ YILLARDA MARAŞ AÇILIMLARI

Hasipoğlu, Maraş ile ilgili yorumlamasına şöyle devam etti; ‘’Geçmişte imzalanan 1979 Doruk Anlaşması, BM Güvenlik Konseyi kararları, 2003 yılında Denktaş’ın Papadopulos’a yaptığı öneri içerisinde ‘’Kapsamlı çözümü beklemeyin ve Kapalı Maraş’ı açın’ önerisi yapılmasına veya bu şekilde kararlar üretilmesine rağmen, Kıbrıs Rum tarafı bunun karşılığında Kıbrıs Türk”ü üzerinde izolasyonların kalkmasına tahammül edemedi. Halbuki Kabul edilseydi, bugün Maraş açılmış olacak, Kıbrıs Türkü de ambargolardan kurtulmuş, diğer bir deyişle her iki taraf için de“Kazan Kazan” olacaktı. Lakin maalesef komşumuz bize hayat hakkı tanımak istemedi, bizi müzakere masasına hapsederek yıllarca oyaladılar. Gerek güven yaratıcı önlem bağlamında, gerekse kapsamlı çözüm planlarında, Gali Fikirler dizisi ve Annan planında olduğu gibi tüm planlara hayır diyen Rum tarafı aslında Kapalı Maraş’ın kapalı kalmasına sebebiyet veren taraftır. Bu yüzden 1974 öncesi Kapalı Maraş’ta hakkı iddia eden yerli ve yabancı kişilere bir izahat borçludur.

KIBRIS RUM TARAFININ KEYFİNİ BEKLEYEMEYİZ

Peki biz bir çözüm olması, örneğin ada etrafındaki doğalgaz hakkından yararlanmak veya Maraş’ı Mağusa’yla bütünleştirmek için Rum tarafının keyfini mi bekleyeceğiz. Tabi ki hayır. Zaten bu yüzden UBP olarak yeni bir dış politika vizyonu içerisinde alternatif çözüm metot ve modellerini uygulamaya koymak iradesindeyiz. Tespitimiz de gayet nettir. Kıbrıs Rum tarafı bu adanın yönetimini, adanın zenginliğini yani doğal gaz petrolü ve keza Kapalı Maraş’ı bizimle paylaşmak istemiyor. Madem ki siyasal eşitliğe dayalı federal bir yönetim anlayışı Rum tarafında yoktur, biz de tek yanlı adımlara başlamak durumundayız. Hayat devam ediyor ve kapalı Maraş’ı daha fazla farelere ve yılanlara terk etme lüksümüz yoktur. 

AB HUKUKU KAPALI MARAŞ’A UYGULANMAZ

banner9
Hasipoğlu şöyle devam etti: ‘’Elimizdeki verilere bakmamız lazım. Kapalı Maraş’a Avrupa Birliği mevzuatı uygulanıyor mu? 2004 yılında Annan Planı sonucunda Avrupa Birliği 10 numaralı bir protokol hazırladı.  Buna göre Rum tarafının etkin ve fiili olmadığı yerlerde AB mevzuatı uygulanamaz. Burası bizim kontrolümüzdedir. Yorum yapacak olursam, demek ki Kapalı Maraş’a AB mevzuatı uygulanamaz.

Uygulanmaması da yerinde olur, zira geçen yıl AB parlamenterlerinden oluşan bir heyet Kapalı Maraş”ta inceleme yapmak için adamıza gelmişti, lakin hiçbir Kıbrıs Türk makamı ile görüşmemişti. Ben de onlara Kapalı Maraş gerçeklerini izah eden bir protesto mektubunu Palm Beach sahilinde eylem sırasındayken vermiştim .AB her konuda olduğu gibi bu konuda da önyargılı.

HUKUKİ OLARAK MARAŞ’IN KIBRIS TÜRK YÖNETİMİNDE AÇILMASI MÜMKÜN MÜ?

Madem ki AB hukuku da uygulanmaz, Kapalı Maraş’a KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu’na uygulanan 67/2005 sayılı yasa uygulanabilir. 1974 öncesi mallarını kaybettiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişilerin başvurduğu bir komisyondur. Bu komisyonu AİHM etkin ve fili bir İç hukuk olarak Kabul etmekte. Daha önceleri Kıbrıslı Rumlar direk AIHM’e gidebilir iken şimdi bizim yasalarımızın tabi olduğu TMK’ya başvurmak zorundalar. 300’e yakın etkilenen kişi var gerek tazminat gerekse iade talebiyle davalarını açtılar. Ama henüz sonuçlanan dosya yok. Vakıfların da iddiaları dikkate alınarak bir uzlaşı yoluyla Taşınmaz Mal Komisyonu’nda üreteceğiniz bir karar, AIHM kararı gibi etkisi doğuracaktır. Diğer bir ifadeyle BM Güvenlik konseyi veya AB veya Rum yönetimi bu kararı ihtilaf konusu edemeyecektir. Sonuçta yargı kararı sair kararların üstündedir. Bu karar tahtında 1974 öncesi eski sakinleri, kimisi parasını alıp malını KKTC lehine feragat edebilir, kimisi de iade alıp ayni zamanda KKTC yönetiminde ben otelimi işletmeye hazırım taahhütünü de veriyorum diyorsa buna kimse karşı çıkamaz.  Böyle bir de uluslararası mahkeme kararı var. Hukuki zeminde buna kimse karşı çıkamaz. Tek karşı çıkacak olan siyaseten Anastasiadis olur, lakin onun itirazı da bir sonuç vermeyecektir. Zira yapılacak ikili ve üçlü anlaşmayla (vakıfları da katarsak) alan memnun satan memnun olacaktır. Kapalı Maraş’ta İngiliz kraliyet ailesinin, sair Avrupa ülkelerinden vatandaşların otelleri var. Bizim yönetimimizde otelini işletmek istiyorsa buyursun gelsin. İnşaatları bizim müteahhitlerimiz yapacak, piyasaya ciddi bir para akışı sağlanacaktır.

Vakıflar İdaresi, buradaki toprakların vakıf malı olduğunu konusunda ne düşünüyorsunuz sorusuna ise cevap veren Hasipoğlu, 2012 yılında Rahmetli Denktaş Eroğlu’na bir not gönderdiğini ve yapılan bu müzakerelerde vakıf mallarını korumak için ne yapılıp, yapılmadığını sorduğunu hatırlattı. Taşınmaz Mal Komisyonu’nu faaliyete geçirip, gönüllü olarak Avukatlıklarını üstlendiklerini söyleyen Hasipoğlu, vakıflar idaresi bünyesinde tarihçilerden ve uzmanlardan oluşan bir ekip kurularak araştırma yaptıklarını söyledi. Ankara’dan tarih uzmanı olan bir ekibin geldiğini ve araştırma yapıldığını söyleyen Hasipoğlu, bir otelin içerisinde koçanlar bulunduğunu ve bu koçanların üzerinden Vakıf isimlerinin isimlerin çizildiğini gördüklerini söyledi. 1910 - 1920’li yıllara ait olan bu koçanların üzerilerinin çizili olduğu ve bu malların vakıfların adından hiçbirşey ödeme yapılamadan çıkarıldığını vurguladı. Vakfın kaç paraya burayı aldığının miktar olarak koçanların üzerinde hiçbir ibare yazılmadığını belirten Hasipoğlu,  bu koçanların İngiliz dönemi yönetiminde kırılarak, oraları kiralayan Rum icarcılara geçirildiğini savundu. Taşınmaz Mal Komisyonuna önünde tek tek bulduğumuz vakıf koçanlarını sunduk, dönemin Yüksek Mahkemesi de uygun buldu, Vakıflar taraf oldu ve Vakıfların da uluslararası hukuk mücadelesi de böylelikle başlamış oldu. Vakıflar eğer Taşınmaz Mal Komisyonu önünde devam eden davalara taraf olmasaydı, bu envanter çalışmasının da hiçbir anlamı olmayacaktı. Şu an Kıbrıslı Rumların açmış olduğu 274 adet davanın hepsinde taraftır. Bu davalarda Rumların talepleri milyar Euro”yu bulmaktadır. Eğer Vakıflar taraf olmasa idi, devletimiz hem malları iade edecek hem de tazminat (kullanım kaybı) ödemek zorunda kalacaktı. Şimdi en azından üzerindeki bina olmasa dahi, toprak için ciddi bir pazarlık yapma imkanı doğmuştur.

İSVİÇRE GÖRÜŞMELERİNDE KAPALI MARAŞ

Güney Kıbrıs Yönetimi Sözcüsü Prodromos Prodromou, Crans Montana görüşmelerinde Cumhurbaşkanı Akıncı tarafından Kıbrıs Türk tarafınca verilen haritanın içerisinde Kapalı Maraş”ın Kıbrıs Rum yönetimine bırakıldığını iddia ederek, KKTC hükümetin Kapalı Maraş ile ilgili aldığı veya alacağı kararların verilen harita taahhüdü ve Guterres çerçeve belgesi anlayışına ters olacağını iddia etmiştir.   Böyle bir durum sözkonusu ise bizim Kapalı Maraş açılımını ilerletebilmemiz için Sayın Akıncı’nın haritayı ve Guterres çerçeve belgesi desteğini geri çekmesi gerekir. Guterres belgesine göre Kıbrıs Türk tarafı federasyon anlaşması istiyorsa daha fazla toprak tavizi vermelidir.

Hasipoğlu son olarak şu tespiti yaparak sorulması gereken soruları da sordu; Bir gün Kıbrıs Rum tarafı bizimle federal bir çözüm konusunda anlaşacağını ümit ederek, Kapalı Maraş’ı kapsamlı çözümün bir parçası olarak kapalı tutmaya devam mı edelim, yoksa mevcut hukuki ve siyasi konjonktürü kullanarak burasını açma girişimini zorlayalım mı? AIHM hala daha etkin ve fiili bir iç hukuk kabul ettiği TMK kararı tahtında Kapalı Maraş”a KKTC yönetiminde gelme iradesini ortaya koyacak 1974 yasal sakinin iradesine kim karşı çıkabilir?

BM Güvenlik Konseyi mi? Bir mahkeme kararına siyasi iradenin gücü ne kadar etkili olur!

Güney Kıbrıs yönetimi mi? Kendi vatandaşı gelmek istedikten sonra yönetimin feryadını kim dikkate alır!

 Yoksa Birleşmiş Milletler mi? Zaten bütün BM kararları kapsamlı çözümü beklemeden kapalı Maraş”ı açın demiyor mu?”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96