banner6

Hastalığı onu yaşamla barıştırdı

banner37

Tesadüfen lösemi olduğunu öğrendi... Tedavi olmayı kabul etmedi... Hastalığıyla barışık bir şekilde yaşıyor

Hastalığı onu yaşamla barıştırdı
banner99

"ACIYARAK BAKMAYIN"... Namıkkemaloğlu, hastalıktan çok insanların ona acıyarak bakışlardan rahatsız olduğunu ifade etti ve bu gibi davranışların hastaya kendini kötü hissettirdiğini anlattı. Hastalığıyla dost olduğunu kaydeden Namıkkemaloğlu, ölümden korkmuyor.

Ceren ÖZBİL

   Oğlunun tedavisi için hastaneye gittiğinde, lösemi hastası olduğu ortaya çıkan Ertan Namıkkemal olduğu, hastalığını öğrendiği ilk günlerde ölüm korkusu yaşadı.

   Ancak daha sonra "Ben kanser oluş olabilirim, tıpa göre benim ölmem gerekebilir ama ölmedim. Tıp derse bu adam kanserdir ve ölecek, ölümü mü bekleyeceğim. Hayır dedim. Ben yaşayacağım" diyen Namıkkemaloğlu, bu korkusunu yenip, kansere savaş açtı.

banner134

   Türkiye'ye tedavi için gidip, tedavi görmekten de vazgeçen Ertan Namıkkemaloğlu, Kıbrıs'a geri döndüğünde hayatını değiştirdi. Kendisine yeni bir araba aldı, mutlu olduğu şeylerle ilgili ve sağlıklı beslenip, daha sağlıklı yaşamaya başladı 

 

KIBRIS PAZAR: KENDİNİZİ TANITIR MISINIZ?

Namıkkemaloğlu: Türkmenköy'de yaşıyorum. 1961 yılında doğdum. Limasol'da doğdum. Köyüm şu anda güneyde kalan Çamlıca'dır. Elektrik Kurumu'nda çalışıyorum. Birçok sosyal etkinlikte görevalıyorum. Birçok dernekte yer alıyorum. İnsan hayrına, çevre hayrına olan etkinliklere katılmayı seviyorum. Siyasette de varım.  TKP'nin kurucu üyelerindenim. Daha önce belediye başkanlığı için milletvekilli için aday oldum.

Evliyim. İki tane çocuğum var. Hiç bir zaman paraya önem vermem, paylaşmayı severim. Yeter ki bir günümü geçirecek kadar param olsun yeter.

 

Hastalığını tesadüf eseri öğrendi

 

KIBRIS PAZAR: KANSER HASTALIĞINA YAKALANDIĞINIZI NE ZAMAN ÖĞRENDİNİZ?

Namıkkemaloğlu:Tesadüfen hasta olduğumu öğrendim. 1999 yılıydı. Benim bir oğlum var. Rahatsızlığı vardı ve doktora götürdük. Böbreklere giden damarlarda darlık olduğu görüldü.

Kıbrıs genelinde ilk çocuk anjiyosu benim oğluma yapıldı. Oğluma anjiyo yapıldığında bana 2 ünite de kan isteyeceklerini söylediler.

   Bende kendim vermek istedim. Bende varken başkasından almak istemedim. Kanımı verdim. Yattım koltukta kan alsınlar, baktılar tansiyonuma düşük olduğunu gördüler.

Kanımı alıp, tahlil yapmak istediler ve bana başkasını getirmemi söylediler. Tahlil için kan verdim ve oradan ayrıldım.

   O zaman elektrik Kurumu'nda çalışıyordum. Daha önce Cypfrufex'de çalışıyordum ve ardından bizi diğer kurumlara dağıtmışlardı bu nedenle sosyal sigortalıydım. Para ödemedim hastaneye.

iki, üç ay sonra aradılar beni hastaneden, biraz bana ulaşmaları da zor oldu. En sonunda sekretere not bıraktılar ve dönüp aradım. 'Gel hastaneye' dediler. Gittim, bana 'kanında bir şeyler görüldü' dediler. Ben ilk başta AİDS'ten şüphelendim. Beni başka bir doktora gönderdiler.

   Hastaneye gittiğim dönemde boğazımın altında şişlikler oluştuydu ama dişim diye düşüyordum. Gittim doktorla görüştüm, kan tahlili ve film çekmek istedi.

   Tahlil yaptırdım, film çektirdim. Filmde bir şey görülmedi. Tahlilde lösemi belirtileri çıktı ve ilerlemiş bir safhadaydı. Bir parça ve ilik alıp, tahlil yapmak istediler. Ben ilik vermek istemedim.   

Bende "mademki böyle bir şeyden şüpheleniyorsunuz, beni kurula koyup Türkiye'ye gönderin" dedim. Ben bizim hastanemize güvenmem.

 

"İlk başlarda ölüm korkusu yaşadım"

 

KIBRIS PAZAR: KANSER OLDUĞUNUZU ÖĞRENİNCE NE HİSSETTİNİZ?

Namıkkemaloğlu: Gittim Türkiye'ye. Eşim evhamlandı, bana bir şey olacak.   O dönemde kanserin hiç bir çaresi yoktu. İnsanın içine bir ölüm korkusu düşer. Gittim doktora yazdı bana tahlilleri, hepsini yaptım. "İlikte alacağım" dedi. Mecburi kabul ettim.   İliği aldılar, götürüp, tahlil için verdim.

dua ederim kötü bir şey çıkmasın. "15 gün sonra sonuç çıkacak" dediler. Eşimi gönderdim geri, ben kaldım Türkiye'de. 

   Bende bir akrabamın evinde kaldım. Çünkü param yoktu. O da 25 katlı apartmanda kalıyordu. Her balkona çıktığımda akrabama "tahliller gösterirse ki kanserim atlayacağım buradan aşağıya" derdim. O da bana "aşağısı 1 metre kar, buradan atlasan ölmen. Bekle kar kurusunda sonra atlayasın" derdi.

   Sonuçları aldığımda çok hızlı gelişen kanser türü olduğu ortaya çıktı.  Doktor bana "çok ciddi bir rahatsızlığın vardır. Eğer tedavi almazsan bu iş seni 2 senede götürür. Ama tedavi alırsan 5 sene içinde belli olacak bu işin sonucu. Ancak 5 sene de ilik nakli olmazsa hasta kaybedilir" dedi.

   Bende hazır olmadığımı, Kıbrıs'a dönmek istediğimi ve yarım kalan işlerimi tamamlamak istediğini anlattım. O da gitmeme izin verdi ve 3 ay sonra geri gelmemi istedi.

 

" İnsanların bir hastaya bakışı çok kötü bir şeydir"

 

KIBRIS PAZAR: HASTALIĞINIZI ÖĞRENEN YAKINLARINIZ VE ARKADAŞLARINIZ NASIL TEPKİ VERDİ?

Namıkkemaloğlu: Herkes duydu hastalığımı ziyarete geldi. Herkes bana ölecekmiş gibi, acıma hissiyle bakıyordu. Farklı bakarlar ve bu seni yaşayacaksan bile öldürür. İnsanların bir hastaya bakışı çok kötü bir şeydir. Bu insan hastadır ama hasta gibi bakma bu adama, iyidir gibi bak.  Eşime dedim "hiç birini eve koyma, benim moralimi bozuyorlar" dedi.

 

KIBRIS PAZAR: TEKRAR TÜRKİYE'YE GİTTİNİZ Mİ?

Namıkkemaloğlu:  3 ay sonra gittim hastaneye. Çünkü zayıflamaya başladım. Bana buradaki doktorum Dilek Hanım, "önce sen kendi doktorun olacaksın. Lösemide yaşayan hastalar da var, kaybettiklerimizde. Ama sen güçlü bir insansın. Senin sağlığına kavuşacağına inanırım" dedi.

   Gittim yatayım hastaneye, doktor dedi bana  on ikinci kata çık.  hem odaları da göreceksin o şu kanser hastaları yatır.

   Gittim oturdum kapı girişine, görürüm hastaları ellerinde şişelerle dışarı çıkarlar. Bende onları acırdım. Ama onlara acırmış gibi davranmadım.  Hep güler yüzle davrandım ve sorardım nedir durumları.

   Durumları benim gibiydi. Moral vermeye çalışırdım.

   Hemşireleri görürüm alır hastaları geçer . Sorarım nedir. "Ölürler" dediler bana. Bana söylediler ki tedavideki ilaçlar kanser hücreleri yanında iyi hücreleri de öldürür. Bunun üzerine bende tedaviden vazgeçtim. Doktora söyledim doktor da bana "sen yine de her ayda bir gel görelim seni" dedi. Bende her 6 ayda gittim.

   Daha sonra doktor değişti. Ben gittim yine. Doktor beni gördü, "durumun iç açıcı değil, sen neden tedavi almadın" dedi. Aradan 5 sene geçtiğini ve durumumun ciddi olduğunu söyledi.

 

"Hastalığımla mutluyum"

 

KIBRIS PAZAR: TEDAVİDEN VAZGEÇTİKTEN SONRA NE YAPTINIZ?

Namıkkemaloğlu:Hasta olduğumu öğrendikten sonra hayatımda bazı değişiklikler yaptım. Örneğin yiyip içtiğim gıdaları değiştirdim.  

   Sebze az pişmiş yemekler yemeye başladım, ayrelli yemeye başladım, şalgam içmeye başladım. Zencefil ve zerdeçal kullanmaya başladım. Bundan da büyük fayda gördüğüme inanırım.

   Beyin yapımı değiştirdim. Beni mutlu eden şeylerle uğraşmaya başladım. Sonra bir karar verdim. "Ben kanser oluş olabilirim, tıpa göre benim ölmem gerekebilir ama ölmedim. Tıp derse bu adam kanserdir de ölecek, bekleyeceğim öleceğim günü. Hayır dedim. Ben yaşayacağım.

   Çünkü beyin her şeyi çözer.  Madem ki benim beyim bu hastalığı yarattı, benim beynim bu hastalığı çözecek."

Uzun uzun düşündüm ve hastalığımla dost oldum. Hastalığımla mutluyum. 

   Bazen öyle acılar yaşadım ki kanserin bir insana vereceği zarardan daha büyük acı yaşadım. Bir yerde bir ateş yanar, sen orada bir ateş çıkarırsan bu ateş etkilemez. Ben de bunun gibi bazı acıları aştım. 10 sene içinde 2 tane kardeşimi kaybettim. 

 

 

KIBRIS PAZAR: DAHA SONRA HİÇ ÖLÜM KORKUSU YAŞADINIZ MI?

Namıkkemaloğlu:Ben yaşadığım zaman hayatta ölmeyeceğim. Öldüğüm zamanda neden öldüğümü bilmeyeceğim. Zaten bence ölüm ve yaşam arasında bir fark yoktur. Öldüğün zaman sadece senin yaşamadığın ortamda ne olup bittiğini bilmiyorsun. Zaten kendini bilmeyeceğin bir ortamda bunları da bilmeye gerek kalmaz.

Ölüm kötü bir şey değil, ama neden durup dururken de öleyim. Ben madem yaşarım ben ölemem. Ama öleceksem de ne yapayım. Oturup da ölümü bekleyecek değilim.

Güncelleme Tarihi: 15 Ocak 2017, 13:32
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner104