banner6

Havada çok yoğun azot dioksit var

banner37

Avrupa Uzay Ajansı’nın Copernicus programı dahilinde hava kirliliği ölçümleri yapan Sentinel 5P uydusunun verilerine göre, KKTC’nin üzerinde oldukça yoğun bir şekilde azot dioksit bulunuyor. Prof. Dr. Mete Tayanç’a göre de, bu kirliliğin sebebi, Teknecik ve Kalecik elektrik santralleri ile motorlu taşıtların fazlalığı:

Havada çok yoğun azot dioksit var
banner8

Doğan SAMER

Avrupa Uzay Ajansı’nın Copernicus programı çerçevesinde hava kirliliği ölçümleri yapan Sentinel 5P uydusunun verilerine göre, ülkemizin havasında azot ve dioksit yoğunluğu oldukça fazla. Uzmanlara göre ise KKTC’deki hava kirliliği Güney Kıbrıs’a oranla daha fazla ve bunun da sebebi, Teknecik ve Kalecik elektrik santrallerinde kullanılan yakıt ile ülke genelinde çok yoğun şekilde kullanılan motorlu araçlar.

Bilimsel araştırmalara göre; elektrik santrallerinden yayılan azot dioksit emisyonunun (her türlü katı, sıvı ve gaz atıkların) yanı sıra ülkemizdeki motorlu araçların fazlalığı da bu emisyonları kat ve kat artırıyor.

Adanın birçok bölgesinde görülen azot ile kükürt dioksit gazı her geçen gün insan sağlığını etkilemeye devam ediyor.

Fuel-oil yakıtlarının yanması sonucunda ortaya çıkan azot dioksit gazının solunumu sonucunda insanlarda baş ağrısı ve baş dönmesi gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor.

Atina Üniversitesi’nden Evangelia Samoli yönetiminde çalışan bir ekip, üç yılı aşkın bir süre azot dioksit gazı hakkında araştırmalar yapıyor. Araştırmaya göre bir metreküplük havada bulunan on mikrogramlık azot dioksit gazının ölüm riskini % 0,3 oranında yükselttiği tespit edildi.

Kükürt dioksitin ise akciğer ödemi, kalp yetmezliği, dolaşım çöküşü ayrıca yaşlılarda ve bebeklerde astım, kronik bronşit, morbidite ve mortalite artışı gibi birçok sağlık sorununa neden oluyor.

Tayanç: İnsan talebi emisyonları çoğaltıyor

İklim değişikliği, çevre ve atmosfer bilimleri alanlarında önemli çalışmaları bulunan Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mete Tayanç, KIBRIS’a konuşarak, adadaki hava kirliğine neden olan olguları, hava kirliliğine karşı neler yapılabileceği ve santrallerin ne kadar tehlike arz ettiği gibi birçok konuda bilgi verdi.

Tayanç, Teknecik ve Kalecik elektrik santrallerinde fuel-oil yakıt kullanıldığını ancak, azot dioksit emisyonunun fuel-oil’de bulunmadığını, emisyonun yakıtın yüksek sıcakta yakılmasından dolayı ortaya çıktığını söyledi.

Tayanç, zehirli bir gaz olan azot dioksitin insan sağlığı gibi hayvan ve bitkileri de etkilediğini vurguladı.

Prof. Dr. Mete Tayanç, uydu görüntülerindeki gaz bulutlarının sadece elektrik santrallerinden kaynaklanan emisyonlar olmadığını, trafik kaynaklı azot gazının da yoğun olduğuna işaret etti.

Ülkemizdeki elektriğin yüzde 90’ının bu iki santralden karşılandığını belirten Tayanç, “İnsan talebi olduğu gibi emisyonlar da çoğalıyor” dedi.

“Bu durumdan herkes sorumludur”

Ülke genelinde azot dioksit emisyonunun yoğun olmasından herkesin sorumlu olduğunu söyleyen Mete Tayanç, “Evet devlet eski tip santralleri çalıştırıyor, fuel-oil kullanıyor ve bu emisyonlar çıkıyor doğrudur ama bizde elektriği har vurup harman savurur gibi daha fazla talep ediyoruz ve asla enerji tasarrufuna gitmiyoruz” dedi.

Teknecik Elektrik Santrali’nin Esentepe taraflarını yoğunlukla kirlettiğinin altını çizen Tayanç, Lefkoşa üzerindeki azot yoğunluğunun ise araçlardan kaynaklandığını düşündüğünü aktardı.

Tayanç, bu emisyonların insanlarda solunum sisteminde etki gösterebileceğini ifade etti.

“Enerji tasarrufu önemli”

Hava kirliliği konusunda devlete düşen konular olduğunu, aynı zamanda bireylere de düşen sorumluluklar olduğunu vurgulayan Tayanç enerji tasarrufuna gidilmesine yönelik çağrıda bulunarak, “Enerjiyi fazla kullanmak hem cebimize zarar hem de sağlığımıza zarardır” şeklinde konuştu.

Kendisine göre trafikteki emisyon salımının santrallerden fazla olduğunu söyleyen Tayanç, “Şimdi baktığınızda her evde 2-3 araba var. Çok miktarda taşıt kullanıyoruz. Araçların durup kalkması hava kirliliğine en büyük sebeptir” ifadelerini kullandı.

Tayanç, Avrupa’da Koronavirüs pandemisi nedeniyle yaşanan karantina zamanlarının ardından azot emisyonunun yüzde 50-60’lara varan azalmalar yaşandığını belirtti.

Rum tarafında da elektrik santrali olduğunu söyleyen Tayanç, ancak Rum tarafındakinin daha gelişmiş ve modern olduğunu bu sebeple azot emisyonun seviyesinin düşük olduğunu söyledi.

Mete Tayanç, ülkemizde 7-8 adet hava kirliliği ölçen istasyonun olduğunu belirtti.

“Emisyon seviyesi düşürülebilir”

Santrallerdeki emisyon seviyesinin katalizör uygulamasıyla düşürülebileceğini söyleyen Mete Tayanç, bunun yanı sıra yenilenebilir enerjinin de değerlendirilebileceğini ifade etti.

banner134

Katalizör uygulamasının pahalı olduğunu, devletin böyle bir uygulamayı hayata geçirmesi için ciddi bir yatırım yapması gerekeceğini anlatan Tayanç, “Yenilenebilir enerjide güneş bizim için büyük bir avantajdır. Rüzgarı güneş kadar değerlendiremeyiz. Ama adamız yılda 300 günden fazla güneş görüyor. Büyük bir potansiyel” şeklinde konuştu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88