banner6

Hayat pahalılığı yaktı, kavurdu!

banner37

Dövizdeki büyük yükselişle birlikte tavan yapan fiyatların piyasada yarattığı yakıcı pahalılık, dün açıklanan resmi enflasyon rakamlarıyla tescillendi. İstatistik Kurumu’na göre, ülkedeki 1 yıllık enflasyon, yüzde 46.09 gibi çok yüksek bir rakam oldu. Ocak sonu, kamu maaşları ve emeklileri ile sigorta emeklilerine yansıtılacak 6 aylık HP ise yüzde 37.26’ya denk geliyor. Devletin kanatları altındaki çalışan ve emeklileri, maaşlarına gelecek HP artışı ile bir nebze de olsa nefes alabilecek ancak, akıbeti belirlenemeyen asgari ücrete talim eden binlerce özel sektör çalışanının ise böyle bir hakkı yok. Aynı pahalılık altında ezilen özel sektör çalışanlarının yarasına neyin merhem olacağı ise bilinmiyor…

Hayat pahalılığı  yaktı, kavurdu!
banner151

Ceren ÖZBİL

Ülkemizi yangın yerine çeviren pahalılığın ne kadar yüksek olduğu, devletin resmi kurumu olan İstatistik Kurumu tarafından da teyit edildi.

İstatistik Kurumu 2021 enflasyon oranını yüzde 46,09 olarak açıkladı. Kurum ayrıca, Aralık 2021 HP oranını da 15.16 olarak belirledi.

Yüzde 46,09’luk bu rakam, ülkedeki bir yıllık pahalılık oranı anlamına geliyor.

İlk 6 aylık hayat pahalılığının (HP) kamu çalışanları ve emeklileri ile sigorta emeklilerine yansıtıldığı düşünülecek olursa, geriye kalan 6 aylık hayat pahalılığı oranı yüzde 37.26 yapıyor. İşte bu Temmuz-Aralık 2021’i kapsayan 6 aylık döneme ilişkin 37.26’lık HP, ay sonu hak sahibi çalışanlarının maaşlarına zam olarak yansıması gerekiyor.

Ancak aynı pahalılık altında yanıp kavrulan binlerce özel sektör çalışanının böyle bir lüksü(!) yok. Pandemi sürecinde işinden olan ya da talim ettikleri asgari ücretle, karnını dahi doyurmakta zorluk yaşayan binlerce özel sektör çalışanını, zamlar ve pahalılıktan koruyacak bir mekanizma ne yazık ki yok.

Üstelik yeni asgari ücretin akıbetinin dahi bilinmediği şu günlerde, “üvey evlat” durumundaki binlerce özel sektör çalışanının yarasına neyin merhem olacağı da bilinmiyor.

Bilindiği üzere asgari ücrete geçtiğimiz günlerde yüzde 40 civarında artış yapılması kararı alınmıştı. Ancak bu karara işveren ve bazı sendikalar itiraz etmiş, yeni asgari ücret “kördüğüme” dönüşmüştü.

HP’nin bu denli yüksek çıkmasıyla zaten zor durumunda olan hazinenin maaşları ödeme gücü olup olmadığı yönündeki endişeyi Maliye Bakanlığı Müsteşarı Cengiz Çoli’ye sorduk.

Konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne konuşan Maliye Bakanlığı Müsteşarı Cengiz Çoli, bu oranın ocak ayı maaşlarına yansıtılacağını, ancak devlete ciddi bir yük getireceğini ifade etti.

Ekonomist Göksel Saydam ise önemli olanın maaş artırmak değil, hayatı ucuzlatmak olduğunu söyledi ve bunun için ülkeye ithal olarak gelen ürünlerden alınan vergilerden vazgeçilmesi, düşürülmesi, ya da bu ürünler döviz olarak getirildiği için kurda sabitlemeye gidilmesi gerektiğini vurguladı.

KAMU-SEN Başkanı Metin Atan ise yıllık hayat pahalılığı oranının yüzde 46.09 olarak açıklandığını, bunun bir bölümünün daha önce maaşlara yansıtıldığını hatırlattı ve ocak sonu ödenecek maaşlara yansıtılacak oranın yüzde 37,26 olacağını söyledi.

Çoli: Bütçeye 1 milyar 900 milyon TL’lik ek bir yük

Maliye Bakanlığı Müsteşarı Cengiz Çoli, hayat pahalılığının ocak maaşlarına yansıtılacağını, ancak bunun bütçeye ciddi bir külfet getireceğini kaydetti.

Çoli, bütçenin zaten 2 milyar 680 milyon TL açıkla yapıldığını hatırlatarak, hayat pahalılığının maaşlara yansıtılması ve asgari ücret artışının bütçeye 1 milyar 900 milyon TL’lik ek bir yük getireceğini kaydetti.

Cengiz Çoli, şöyle konuştu:

“Diğer yandan da asgari ücret artışı söz konusudur ve bu da bizim bütçede öngördüğümüz oranının üzerindedir. Onun getireceği yükler de vardır.

Maaşlardaki vergi hesaplaması yılın başında geçerli olan asgari ücret üzerinden yapılıyor. Bu nedenle bu asgari ücretin 1 Ocak mı, yoksa şubattan itibaren mi geçerli olacağı önemlidir.

Bu açığı kapatmak için ek bütçe yapmak gerekecektir. Ancak bunu yapmak da kolay olmayacaktır. Bunun gelir bacağı kolay değildir.

Bu borçlanılabilecek bir rakam da değildir. Bu, yeni hükümete kalacaktır”. 

Saydam: Hayat Pahalılığı bu oranın üzerinde

Ekonomist Göksel Saydam, aylık hayat pahalılığının yüzde 15,16 ve yıllık olarak da yüzde 46,09 olarak açıklandığını söyledi.

Bunun da İstatistik Kurumu’nun verilerinin gerçeği yansıtmadığını gösterdiğini kaydeden Saydam “Halk, her gün pahalılıktan şikâyet ediyor ancak bunu düzeltecek bir adım hâlâ atılmadı. Hane Halkı İş Gücü Anketi, halkın gerçek tercihleri değildir. Bu oranların yansımasına gelince de devlet, muhtemelen, yüzde 15,16 ocak ayı içinde maaşlara ilave edecektir. Ancak ülkedeki hayat pahalılığı 15,16’nın üstündedir. Hatta 3 katına çıkmıştır” dedi.

“Önemli olan hayatı ucuzlatmak”

Saydam, hayat pahalılığının maaşlara yansımasının ardından sadece devlet memurlarının satın alma gücünün az da olsa artacağını belirtti ancak özel sektörün de sadece marketlerle sınırlı olmadığını ifade etti.

Yani buradaki yüzde 15 artışın piyasayı rahatlatmayacağını belirten Saydam, şöyle devam etti:

“Bu artış ekonominin çarklarının dönmesini sağlamayacaktır.

Atılması gereken başka adımlar da var.

Bunlardan biri gümrükteki ithalat vergilerinin düşürülmesi, ya da burada uygulanan döviz kurunun sabitlenmesidir.

Bilindiği gibi ülkeye birçok ürün ithal ve döviz üzerinden geliyor. Tabi ki fırsatçılar da vardır.

Zamanında bir malı çok ucuza almış ve fiyatları aşağıya indirmeyenler de vardır”.

“Gıda, hijyen ve sağlık ürünlerinin fiyatları düşürülmeli”

Göksel Saydam, özellikle gıda, sağlık ve hijyen ürünlerinin fiyatlarının düşürülmesi gerektiğini söyledi ve şunları kaydetti:

“Bu şekilde devam edersek, her iki ayda bir, hatta ayda bir, sendikalar ve halk, gelirinin azaldığı ve sabit giderinin de arttığı için isyan edecek ve yine sokaklarda eylem yapacak.

Dolayısıyla, sadece asgari ücret artışı ya da hayat pahalılığı artışı ile bu işin önüne geçilemez.

Bir noktada fiyat artışını yavaşlatmak için vergi fedakarlığı yapmak gerekecek”.

“Sigortalar bu durumdan etkilenir”

Göksel Saydam, asgari ücretin 7 bin TL brüt olması durumunda devlette işçi statüsünde çalışanın, ya da kamuya yeni başlayanın maaşının bundan düşük kalacağına da işaret ederek, şöyle dedi:

“Devlet mecburen bu maaşları da yükseltecek.

Ancak ocak ayında verilecek hayat pahalılığı ile bu oran geçilecek. Önemli olan baremdir.

Sosyal sigortalarda emekli olanların en düşük maaşları, yani sigortalı süresinde tüm yatırımlarını yapanların en düşük alacakları maaş asgari ücrettir.

Asgari ücret 4 bin civarıydı. Şimdi geri kalacak.

O yasaya göre Sosyal Sigortalar Dairesi ekstra 3 bin TL verecek mi?”

Atan: Ocak sonu alınacak maaşlara yüzde 37.26 yansıtılması gerekiyor”

KAMU-SEN Başkanı Metin Atan, yıllık hayat pahalılığı oranının yüzde 46.09 olarak açıklandığını ve bunun bir bölümünün daha önce maaşlara yansıtıldığını belirtti.

Yani bunun 37.26’sının ocak ayı maaşlarına yansıtılması gerektiğini kaydeden Atan, şunları söyledi:

“Bilindiği gibi emeklilerden vergi alınmadığı için onların maaşlarına direkt olarak yüzde 37.26 yansıtılacak.  Ancak diğer kamu çalışanlarının maaşlarına yüzde 30, ya da yüzde 31 civarı hayat pahalılığı yansıyacak.

Maliye, bu konuda, bütçesine, hayat pahalılığı için yüzde 20, yüzde 25 civarında bir para koymuştu. Ancak şimdi 1.5 katı oranında arttı.

Hayat pahalılığının gerçek rakamı da buydu.

Bunu yerine getirme görevi de hükümetindir.

Hükümet bunu ödemek zorundadır”.

“Biz 7 bin TL’de ısrarcıyız”

Metin Atan, şu anda asgari ücret konusundaki tartışmaların da devam ettiğine dikkat çekerek, şunları anlattı:

“Şu anda brüt 7 bin, net 6 bin 90 TL konuşuluyor.

Bilindiği gibi hiçbir maaşın da asgari ücretin altında olmaması gerekiyor.

 Kamuya yeni giren birinin 5 bin 500 TL civarı maaşı var. Tabi bu da asgari ücretin altında kalacak. Bu da bir külfet getirecek.

Ancak sermayenin bu konuda itiraz hakkı yoktur. Çünkü verilecek olan doğru bir asgari ücrettir.

Şimdi top, hükümet ve işverendedir.

Biz bu 7 bin TL’de ısrarcıyız. Mahkemeye gitse bile değişeceğini düşünmüyoruz.

Tabi ki herkes mahkeme kararına saygılıdır.

Bize gelen duyumlar, tekrar komisyonun toplanıp 6 bin 500 TL’de karar alınmasıdır.

Ancak biz başında 6 bin 500 TL’yi kabul etmiştik.

Çünkü o dönem hayat pahalılığı yüzde 30 civarıydı. Onu bile çok gören işverenler masadan kalktı ve 6 bin 100 TL’yle pazarlık açmaya çalıştı”.

YORUM EKLE
YORUMLAR
ALİ karakuş
ALİ karakuş - 9 ay Önce

Tüm vatandaş olarak hayat pahalılığı denen illetin ağzında ufalandik verilen bu artışları devletin yapdıgı zamlarlada kıyaslaması diye düşünüyorum

banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner75

banner88

banner110