banner6

Hayatı ucuzlatmaya yönelik adımlar atılmalı

banner37

Hayatı ucuzlatmaya yönelik adımlar atılmalı
banner151 banner143

Eniz ORAKCIOĞLU

   Hükümetin kısa süre önce açıkladığı “Ekonomik Destek Paketi’ne” eleştiriler sürüyor.

   Paket kapsamında işletmelere yönelik kredi paketi için 100 milyon liralık kaynak ayrıldığı söylemlerine, “borcu borçla kapatmak” için kredi veriyorsunuz yorumları yağıyor.

   Ekonomik Destek Paketi ve alınabilecek önlemlerle ilgili KIBRIS’a konuşan ekonomist Göksel Saydam, paketin sorunların ilacı olmadığını vurguladı.

   Saydam, kredi vermek yerine hayatı ucuzlatacak önlemler alınması gerektiğinin altını önemle çizdi.

“Ekonomik Destek Paketi bu hastalığın ilacı değil”

   Ekonomist Göksel Saydam, yaşanan ekonomik sıkıntıların aşılması amacıyla hükümetin hazırladığı “Ekonomik Destek Paketi”ni eleştirerek, bir hastalığın tedavisi için teşhisin doğru konulması gerektiğini, aksi halde hastanın sağlığının kötüye gideceğini kaydetti.

   Saydam, mini ekonomik paket olarak adlandırılan Ekonomik Destek Paketi’nin ekonomik sorunların ilacı olmadığını yineleyerek, bu ülkedeki normal bir vatandaşın bile ülkenin sıkıntısına teşhisi çok kolay koyabileceğini, ama hükümetin yanlış teşhis koyduğunu vurguladı.

   Kredi vererek sorunların çözülemeyeceğine dikkat çeken Saydam, vatandaşların da kendi aklı ile bankaya gidip borç alabileceklerini belirtti.

“Kredi vermek yerine hayatı ucuzlatmalılar”

   Saydam, bu ülkeye en başta fiyat istikrarının gelmesi gerektiğine işaret ederek, kredi yerine hayatın ucuzlatılmasına yönelik bir çalışma yapılması gerektiği üzerinde durdu.

   Saydam, en başta zaruri tüketim mallarını, yani yiyecek, içecekten oluşan ekmek, su gibi temel gıda ürünlerini, temizlik için kullanılan hijyen mallarını, sağlık için olmazsa olmaz ilaç fiyatlarını ucuzlatmak, ya da fiyat artışlarını yavaşlatarak vatandaşın bunlara ulaşımını kolaylaştırmak gerektiğini vurguladı.

   Ekonomik pakette yer alması gereken ama olmayan önlemler arasında mal ve hizmet fiyatlarını ucuzlatmak veya artışlarını yavaşlatmak için de maddeler olması gerektiğinin altını çizen Saydam, akaryakıt, elektrik gibi zaruri ihtiyaçların fiyatlarını düşürmek gerektiğine işaret etti.

   Saydam, akaryakıta göstermelik bir indirim yapıldığını, zaten öncesinde birçok kez yapılan zamla, sermayeden yememiş olduklarını belirtti.

“Paket, ‘borcu borçla kapatın’ anlamında ”

  

   Saydam, Merkez Bankası’nın mart ayı raporuna dikkat çekerek, raporda kredilerin 3 ayda yüzde 7,5 arttığını, tahsili gecikmiş borç, yani alınan kredinin ödenemeyen taksitlerinde ise yüzde 9,11’lik artış olduğunu kaydetti.

   Kredilerini ödeyemeyen insanlara kredi vermeye çalışıldığını söyleyen Saydam, Merkez Bankası verilerinin, vatandaşların kredilerini ödeyecek gücü kalmadığını açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.

   Bu paketin karşılığının “borcu borçla kapatmak” anlamına geldiğini belirten Saydam, borcunu ödeyemeyenlere “gel seni yeniden borçlandıralım” dendiğini ifade etti.

   Saydam, pakete göre vatandaşın aldığı borcun faizini ödeyeceğini ve o faiz içerisinden yüzde 3’ünü de devlet Banka ve Sigorta İşlemleri Vergisi olarak aldığına dikkat çekerek, bu yüzde 3’den fedakarlık edebileceğini ama etmediğini belirtti.

   “Devlet kendi alacağından bir kuruş bile fedakarlık etmiyor” diyen Saydam, devletin bütçe gelirlerinden hiçbir zaman fedakarlık etmemesini eleştirdi.

   Saydam, pakette diğer dikkat çeken maddenin ise pul vergisinden vazgeçilmesi olduğunu kaydederek, “binde beş olarak ödenen pul vergisinin Mart 2020’de zaten Pul Yasası ile alınmayacağı düzenlendi” şeklinde konuştu.

“Asgari ücret artışı da tek başına yetmez”

   Saydam, devletin esas olarak yapması gerekenin pahalılığı önlemek olduğunu söyleyerek, “En başta temel gıda ve temel malzemelerde KDV sıfıra düşürülmeli, çünkü dünyadaki konjonktürden dolayı zaten ürünler pahalı oluyor, hiç değilse KDV ile dengelenmeli. Aksi halde asgari ücreti 9 bin TL yapsanız da bir ay sonra vatandaşın alım gücü ve hayat pahalılığı aynı seviyeye çıkacak ve bir şey fark etmeyecek” dedi.

   Asgari ücret yükselse de bu hastalığa çare olamayacağına dikkat çeken Saydam, pahalılığın yavaşlatılmadığı takdirde işletmelerin cirosunun azalacağını, sene sonunda verecekleri verginin de bir önceki yıla göre daha az olacağını kaydetti.

   Saydam, ekonomik çarkların durmak üzere olduğunu ifade ederek, asgari ücretin 10 bin TL olması durumunda bile bir şeyin değişmeyeceğini, 1.5 ay sonra artışın pahalılıktan dolayı eriyeceğini söyledi.

  

“İthal mallarda KDV ve stopaj düşürülmeli,

fonlar gereken yerlere kullanılmalı”

   Ülkemizde tükettiğimiz malların yüzde 95’inin ithal olduğunun altını çizen Saydam, “İthal edilen malın KDV’sini daha konteynerin üzerindeyken alıyorlar. Bu noktada, ya KDV’yi düşürecekler, ya da KDV’yi ithalatçıdan, sattıktan sonra alacaklar. Diğer yapılması gereken de devletin aldığı yüzde 4’lük stopajın yüzde 2’ye düşürülmesi olmalıdır” şeklinde konuştu.

   Saydam, Fiyat İstikrar Fonu’nun da yasal kuruluş amacında kullanılması gerektiğine işaret ederek, fonun kuruluş amacının akaryakıt, elektrik ve temel gıdada beklenmedik artışlar karşısında halkın bu temel maddeleri daha ucuza alması için kullanılması olduğunu söyledi.

   Maliyede bir havuz oluşturulduğunu ve tüm fonlardan toplanan paranın aynı havuza aktarıldığını kaydeden Saydam, toplanan para ile de önce kamu çalışanlarının ödendiğini, daha sonra resmi hizmet araçlarının benzin, sigorta, bakım onarımlarının yapıldığını ifade etti.

“Tasarruf tedbirleri alınmalı”

   Tüm bu tedbirlerin yanında tasarruf tedbirlerinin de şart olduğuna vurgu yapan Saydam, şöyle devam etti:

   “3 bin 500 tane resmi hizmet aracına gerek yok. Bu araçların sigorta, benzin ve diğer masrafları, devlete ciddi maliyet oluşturuyor ve bu araç sayısı minimuma indirilmeli.

   Öte yandan siyasi partilere yapılan maddi yardım düşürülmeli. Partilere bu kadar para ayrılmasına gerek yok, kendi üyelerinden de para alabilirler.

   Bir diğer tasarruf önlemi ise Euro ödenen yurtdışında görev yapan temsilcilerin sayısının azaltılması olmalı. Yurt dışı temsilciliklerin kullandıkları BMW, Mercedes gibi araçların elden çıkarılması, adını bile bilmediğimiz ülkelerdeki temsilciliklerin kapatılması ciddi tasarruf yaratacaktır.

   Son olarak da ciddi paralar harcanan, izaz ikramların da azaltılması gereklidir.”

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104